@Ahmet54_fb1907@sevilencivciv@tunay_1072 Genç erkeklerde sizin bu TR inceli misyonerliğinizi taş çatlasın 1-2 sene yerler. Türkler sandığınız gibi aptal değiller. Duygusal zekası yüksek bir milletiz. Ayrıca toplum olarakta kopuk değiliz. Burada yemez yani senin incel bot propogandan.
@Ahmet54_fb1907@sevilencivciv@tunay_1072 Bu şekilde düşünen insanların varlığına inanmıyorum bomboş etkileşim toplamak için atılmış bir tweet. bu tarz düşünceyi çok yaşlı cahil okumamış bir jenerasyon düşünebilir. Onlarında ömürleri bitecek yakında zaten. Boş yere muhabbet herkes birbirine carlıyor.
Mersin Akdeniz’de PKK’nın 15 Ağustos 1984’te TSK’ya karşı ilk silahlı saldırısını gerçekleştirdiği Şemdinli ve Eruh baskınları kutlandı.
Kutlamalara çocukların da dahil edildiği görülüyor.
Görüntüleri DEM Parti Milletvekili Ali Bozan paylaştı.
Saldırılarda Jandarma Onbaşı Komando Er Süleyman Aydın ve Jandarma Astsubay Çavuş Memiş Arıbaş şehit düşmüştü.
Baskında, terörist grubun garnizonun içine sızmasında yol gösteren Seferi Yılmaz olmuştu.
Seferi Yılmaz, ilerleyen yıllarda Şemdinli Belediye Başkanı olmuş ve birinci çözüm sürecinde komisyonda dinlenmişti.
Helal olsun. Bir kız babası olarak örnek aldım. Ne güzel yüceltti kızını.
1 Mayıs'ta kızım akşama kadar telefon, tablet izlemiş. Ben de 22:30 da artık uyumasını söyledim. Sonra baba gelir misin sana sürprizim var gözünü kapat dedi. Baktım tabağa meyve koymuş, kanepeyi bataniye ve yastıklarla dizayn etmiş. Tvyi açmış kumandayı koymuş. Ben de ben sana uyu dedim sen TV mi ayarladın dedim. Ağlayarak odasına gitti. Sonra ne oldu anlat dedim önce anlatmadi sonra da sen izle diye sana hazırlamıştım dedi. Çok utandım özür diledim, beraber "try not to laugh challenge" izledik biraz, gönlünü aldım. Sonra bana dedi ki, bana hep dersini yaptın mı, dişini fırçaladin mi, hadi artık uyu diyorsun. Benimle hiç konuşmuyorsun...
O kadar utandım ki. Bu videoyu izleyince de çok büyük ders aldım. Hayat koşturmaca ile geçerken insan en yakinindakini ihmal edebiliyormuş. Kobra Murat ne kadar harika bir insan ya. Ne kadar kibar. Babaligina bayıldım. ☺️
Sodyum nitrat içerek intihar ettiği iddia edilen Roketsan mühendisi Yusuf Serdar Yücel'in emekli polis babası:
"Oğlum intihar etmedi, infaz edildi.
Sağlık veya psikolojik bir sorunu yoktu. İşine çok bağlı ve başarılı bir insandı.
Ankara’ya gelirken karakol ekiplerinin bakacağı söylendi, sonra cinayet büroya devredildi. Eve ulaştığımızda stresli bir ortam vardı. Polislik mesleğimden dolayı olay yerinde bir karışıklık olduğunu hemen anladım.
Oğlumun odasında sodyum nitrat maddesi bulunduğu söylendi. Araştırdım, bu madde çiftçilerin gübre olarak kullandığı bir tür. Bu maddeyle ölüm çok nadir.
Oğlumun cansız bedenini eski meslek arkadaşlarım ile gasilhanede inceledik. Gördüğümüz izlerden, oğlumun diz çöktürülerek ensesine silah dayanıp etkisiz hale getirildiğini, ardından poşetle havasız bırakılarak bir maddeden zehirlendiğini düşünüyoruz.
Yüzünde benekler, omuzlarında baskı izleri vardı. Vücudunun geri kalanı tertemizdi. Sağ ayağı ve sağ eli olayın gerçekleştiği pozisyonu gösteriyordu.
Bu infazın ardından yalan haberler yayıldı, sahte deliller üretildi. Bu süreçte resmi makamlardan destek alamadım. Oğlumun ölümüne ilişkin dezenformasyon ve delil karartma girişimlerinden şikayetçiyim.
Bundan sonra başka değerli mühendislerimizin ve bilim insanlarımızın başına böyle olaylar gelmesin. Onlar korunmaya alınmalı.
Oğlum şerefiyle gitti. İster intihar deyin ister şehit, biz vatanımız sağ olsun diyoruz ve bu süreci Allah’a havale ediyoruz."
Yıllardır tanıdığım; ilaçlarımı, kronik rahatsızlıklarımı çok iyi bilen/takip eden aile hekimim bugün,
'Kusura bakma, ilaçlarını yazamayacağım çünkü artık kısıtlama getirildi' dedi.
Hatta bundan sonra mide koruyucu, ağrı kesici ve antibiyotik yazan aile hekimlerine yaptırım (ücret kesintisi) uygulanacağını da ekledi.
Yanından çıkıp biraz araştırınca:
Sağlık Bakanlığının bu yeni uygulama ile söz konusu ilaçların kullanımının azaltmasını hedeflediğini(!) okudum.
Tabi esas söylenmeyen gerekçeyide araştırdım ve bakın altından ne çıktı?
Bakınız:
SGK geri ödemesinde ki yükün azaltılması.
Çok net soracağım.
@saglikbakanligi sizin amacınız nedir?
Eğer SGK üzerindeki yükün ve -sözde- bu ilaçların olası yan etkilerinin azaltılmasını istiyorsanız:
(Fakülte, Devlet ve Özel farketmeksizin) başta Romatolog ve Cildiyecileri denetleyin.
Her önüne gelene, 1 aydır kaşıntısı olana, 2 aydır beli ağrıyana;
Yok Ankilozan Spondilit, yok Lupus, yok Sedef teşhisi koyarak tanesi 6 ile 15 bin ₺ arasında değişen ve ayda en az 2 defa kullanılan Anti-TNF (Humira, Enbrel, Cimzia, Verxant vs.) iğneleri yazan bu iki dalın SGK'ya yüklediği 1 aylık ilaç maliyeti,
Aile hekimlerinin 1 senelik yüklediği maliyetin en az 3 katıdır.
Bakın afaki konuşmuyorum.
Daha iki gün önce 4. Evre kalp Yetmezliği ve Kronik Zaturresi olan sevgili Annemi 30 yıldır çektiği Hidradenitis Suppurativa hastalığından dolayı meşhur bir Fakülte Hastanesindeki (ücret farkıyla) Profesöre götürdüm.
Annemi görür görmez,
"Tamam Verxant (akıllı iğne) başlayalım" dedi.
Ne bir tetkik, ne bir PPD testi, ne bir sual vs. hiçbir şey yok.
"Hocam bu iğne kalp yetmezliği ve kronik zatürre de önerilmiyor hatta ölümcül olabilir" deyince:
Hanımefendi bozuldu ve;
"Tamam o zaman madem çok araştırmışsın gidin öğrenciler kortizon iğne yapsın" diyerek kovdu adeta.
Abartısız söylüyorum kapıda bekleyen 10 kişiden 7'si bu iğneler için gelmişti ve kendi aralarında da yan etkilerinden konuşup değiştirmekten falan bahsediyorlardı.
Bu meşhur akıllı(!) iğneler (AbbVie, Novartis gibi) bir kaç devasa firmaya ait ve yıllık getirisi (sadece Avrupa'da) 15 milyar dolardan fazla.
Türkiye ise son yıllarda bu gelirin en az %15'ini tek başına karşılar hale geldi.
Sistem nasıl mı işliyor?
Doktorlar firmalar ile anlaşıyor.
Hasta başına (ve %80 gereksiz yazılan) bu iğneler üzerinden aylık 2x maaşı ceplerine koyuyorlar.
Tabi iğnelerin ağır yan etkileri (ölümcül kan hastalıkları, akciğer/cilt/lenfoma kanserleri vs.) kimsenin umrunda bile değil.
Peki tüm bunları nereden mi biliyorum?
3 yıl önce geçmeyen bel ağrısından dolayı yönlendirildiğim ve alanında Profesör olan bir Ramotolog daha muayene etmeden istediği emar, kan tetkikleri vesaireden sonra (ki daha emar ve gen sonucu çıkmamıştı)
"Tamam sen Ankilozan Spondilitsin, ama daha başındasın o yüzden emarda da çıkmaz. Şimdi sana bir iğneye başlayacağız" dedi ve Enbrel isminde bir iğne yazdı.
O zamanlar araştırmadığım için kabul edip bu iğneyi aldım tabi.
İlk dozu vurduktan sonra günden güne artan bir nefes darlığım başladı. 15 gün sonra gittiğim göğüs hastalıklarının istediği tomografi üzerine akciğerde toplam 8 adet nodül ve zatürre çıktı.
Doktor tüm bunların kullandığım iğnenin yan etkisi olduğunu ve iğneyi hemen bırakmam gerektiğini söyledi.
Demem o ki,
Aile hekimlerinin kutusu 200 TL olan mide koruyucu/ağrı kesici yazma yetkisini kısıtlayacağınıza,
Yaptıkları örtülü anlaşmalar ile senede milyarlarca TL'yi cebe indiren ve on binlerce insanı da yarının kanserleri haline getiren (dolayısıyla SGK'ya da yüksek maliyetler çıkaran) doktor ve firma ilişkilerini denetleyin!
Ayrıca,
Aile hekimlerinden bu ilaçları yazdıramayacak hastalar devlette randevu bulabilicek mi?
Hayır.
Peki bu hastalar nereye gitmek zorunda kalacak?
Tabiki önceki Sağlık Bakanının ihya ettiği, şimdikinin ise pek müdahale etmediği Özel Hastanelere.
Yani kısacası millet yine Sağlık Mafyalarına haracını vermek zorunda kalacak.
Şimdi tekrar soruyorum!
@saglikbakanligi sizin amacınız nedir?
Organ kaçakçılığı suçlamasıyla kırmız bültenle aranan İsrailli Boris Wolfman yedi yıldır Türkiye'de yaşıyor. Wolfman'ın burada kurduğu şirket hala faaliyette. Organ kaçakçısı depremde sahra hastanesi de kurmuş.
Hanımefendi 80 lerden beri sadece 1 hastaneden minibüs dolusu çocuk incirliğe taşınıyormuş hergün bu hergün, Adam kanlı canlı videoda anlatıyor ve deşifre ettiği içinde 3 hafta işkence görmüş.. Buna günde ort. kaçırılan 34 çocuk dahil değil.. diğer hastahaneler dahil değil.. o nedenle 800 rakamı çok komik kalır
Çocuklar köpeklerin, kedilerin yüzünden ölüyor diye kan ve katliam çığırtkanlığı yapanların "tuhaf" sessizliğinin farkında mısınız? Hani çocukları çok seviyorlardı, hani tüm suçlu hayvanlardı, hani "güvenli sokaklar" istiyorlardı! Bırakın güvenli sokakları, hastaneler bile güvensiz! Buraya bir kere daha not düşelim m? Biz ne bir yavru kedinin öldürülmesine, ne bir yavru köpeğin kurşunlanmasına ne 8 yaşındaki bir kızımızın cinayete kurban gitmesine, ne de bir insan yavrusunun hastanede "para" uğruna öldürülmesine dayanamayan İNSAFLI tarafız! Sessiz Kalan Onlar… Ve sükût ikrardan gelir! Sessizler, demek ki bu durumdan rahatsız değiller! Her şeyleri yalan, her şeyleri riya!
Yürek ne garip yer değil mi, bazısını kanatıyor, bazısında sadece kan pompalıyor....
#yaşatkorusev #haysev #haysevturkey