Hayatınız bu kadar mı önemsiz?
Bugün deprem davalarına neden kör ve dilsizsiniz?
Peki siz neden hâlâ oturduğunuz yerden bile destek vermiyorsunuz? Altı üstü paylaşacaksınız!
Sessizlik, adaletin değil; cezasızlığın en büyük destekçisidir.
#isiasortakdavamız
Ondan sonra İklim Zirvesi #COP31 cart curt dünyayı kurtaracağız. ABD'nin gözü bizdeki nadir toprak elementlerinde. Bunu işleyecek teknoloji bu ülkede yok ve kazıp götürecekler. Madeninin alınması çok büyük yıkıma sebebiyet vermektedir çünkü içindeki elementleri ayırmak için tonlarca siyanür, sülfürik asit ve ağır kimyasal kullanılır. Rahatça rüzgâr türbinleriyle yeşil masallar anlatsınlar diye yaşam, doğa ve yeraltı suları zehirli atık çamurlarıyla yok edilecek. İşin en acı tarafı da bu zaten.
Kahraman gazimizin adı Mehmet Yücel.
2008 yılındaki Güneş Harekatı sırasında vurularak iki gözünü vatanı için kaybetti.
Günlerdir hak arama mücadelesi veriyor.
Güneş Harekâtı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’ya yönelik gerçekleştirdiği en kapsamlı sınır ötesi kara operasyonlarından biri.
Operasyon, 21-29 Şubat 2008 tarihleri arasında Kuzey Irak’ta icra edildi.
Operasyona, 2007 yılında Şırnak’ın Gabar Dağı’nda şehit olan Piyade Onbaşı Kasım Aksoy’un küçük kızı Güneş Aksoy’un adı verildi.
Operasyon sırasında terör örgütü PKK’ya büyük bir darbe indirilirken 27 güvenlik görevlisi şehit oldu (24 asker, 3 geçici köy korucusu).
240 PKK mensubunun etkisiz hâle getirildiği açıklandı.
Çine'de de madenciler daha iyi yağmalasın diye köylünün tapusunu kaydırmışlar. İçindeki evin 1940'larda yapıldığına dair iz bile var ama orada hiç yaşam olmamış. Bu düzende halkın bir avuç toprağı bile göze battığı için mülksüzleştirme olağan. Mülkiyet kutsal dedikleri patronların üretim araçları.
Ankara Güvenpark’ta eylem yapan gazilerimiz hakkındaki acı bir bilgiyi paylaşıyoruz:
Kahraman gazilerimiz, hak arama eylemlerine katıldıkları takdirde protez süreçleri için gerekli sağlık hizmetlerini alamamakla tehdit edildiği söyleniyor.
Vatan uğruna bedenini feda eden gazilerimizin en temel sağlık hakkı üzerinden baskı altına alınması kabul edilemez. Bu hukuksuzluğa karşı tüm kamuoyunu duyarlılığa davet ediyoruz.
Gazi Engin Tunç 14 gündür Ankara Güvenpark'ta hak arama mücadelesi veriyor. Er Gazilerin Talepleri yapılamayacak şeyler değil. Gazi Engin Tunç Tüm Ankaralıları Güvenpark'a desteğe bekliyor.
#GazileriminYanındayım
13 gündür Güvenpark’ta eşit özlük hakları için mücadele eden Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Çerçioğlu’ndan, Hulusi Akar’a:
“Bizi buradan öldürerek çıkarmaları gerekir. Hulusi Akar çok ayıp ediyor, bizi ‘marjinal grup’ olarak adlandırıyor.
Biz hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değiliz.
Burada kendi silah arkadaşları duruyor, saat başı tweet atmak onu kurtarmayacak.”
Bir zamanlar yaralandıklarında ya da şehit olduklarında en azından 45 saniyeliğine haberlerde görünür oluyorlardı.
Cenaze törenleri boyunca birkaç saatliğine fark ediliyorlardı.
Artık 45 saat yerde yatıyorlar görünmüyorlar, 45 gün yatıyorlar görünmüyorlar.
Oysa bu adamlar o gözleriniz görebilsin diye toprağa düştüler.
Yazıklar olsun be, yazıklar olsun.
Siyasetiniz batsın. Biz nasıl bu hale geldik?.
10 gün oldu…. Biriniz bile Gazilerimizin yanına gidemez miydiniz?
Biriniz bile gidip gönüllerini almaya çalışamaz mıydınız?
Utandığınız için mi yoksa, Utanmaz olduğunuz için mi gidemiyorsunuz
Bir general bile gelip gazimizin elini tutarak “sizi buralarda bu halde görmek canımızı yakıyor” diyemez miydiniz
Haklarının verilmesini geçtim bari bir teselli verseydiniz
Türk milleti ülkesi için fedakarlıklar yapan Şehit yakınlarına ve Gazilerine değer veren bir millettir. @Akparti ve @MHP_Bilgi de bir tane Türklük bilinciyle hareket edecek milletvekili kalmadı mı? Teröristlerin gönlünü hoş etmek mi derdiniz?
O zaman Yazıklar olsun derim
Gazilerimize Ahmet kayanın şarkısıyla “ahmak” diyen coniyi zaten klasman dışı tutuyorum.
@tcsavunma size Zabit ve Kumandan ile Hasbihal kıtabını okumanızı öneririm. Tabii ki Siyaset yapmaktan zaman bulabilirseniz
Sn. Erdal Beşikçioğlu @erdalbeskcioglu
Resimdeki yer Ankara Güvenpark. Resimde görünen Belediyenin verdiği battaniye ile yatan da Güneydoğu'da Gazi olmuş bir Er Gazi. Er Gaziler Başkentimizde Hak Arama Mücadelesi veriyor.
Siz bir Ankara Dizisi ile ülkeye Ankara'yı anlattınız yeniden. Şimdi Ankaralılara seslenin ve Bu çocukları ziyaret etmeleri için çağrı da bulunun. Ama Siz de gelin.
@etimesgutbld
"Milli takıma villa hediyesi vereceğiz" adı altında yapılmak istenen talan-yağma-rant projesine karşı Bargilya SOS Paydaşları olarak salı günü yaptığımız basın açıklamasının uzun hali. Bargilya Kuş Cenneti'ni; sulak alanını, antik kentlerini, suyunu ve yaşam alanlarını betona boğmak isteyenlere asla izin vermeyeceğiz.
"Boğaziçi Bargilya Kuş Cenneti; gücü olanın golf alanı, AVM, 4 bin villa ve 5 otelle betona bağlayabileceği boş bir arsa değildir."
Aydın Çine ve Muğla Milas sınırlarında olan antik kent ve kutsal alan sömürge madenciliğiyle çok büyük zarar görecek. 6 saat boyunca alanı yürüdüm. Sadece maden değil ihale edilen ağaçları kesen şirket de yol açarken yapıları, dokuyu katletmiş. Durdurun bu katliamları.
AB VE AP'A SESLENİYORUM:
1974 MÜDAHALESİNİN, KADINLAR VE KIZ ÇOCUKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ ÖĞRENMEK İSTERSENİZ, TÜRK ORDUSUNA SALDIRMAK YERİNE, TAŞKENT, ATLILAR, MURATAĞA, SANDALLAR KATLİAMLARINA BAKINIZ, KENDİ MEDYANIZIN YAZDIKLARINI OKUYUNUZ! (2)
AVRUPA-ABD BASINI RUM KATLİAMLARINI NASIL YANSITTI?
Önceki yazımda, Avrupa Parlamentosu'nda alınan ve 1974 Barış harekatının " Kıbrıslı kadınlarla kız çocukları üzerindeki etkileri"ni bahane ederek Türk ordusuna iftiralarla saldıran ve Türkiye'den tazminat isteyen kararı değerlendirmiştim.
Bu yazımda da, Avrupa- ABD basınında yayınlanan ve 1974'de yüzlerce Türk kadını ve Türk çocuğunun Rum-Yunan askerleri tarafından katledildiğini gözler önüne seren görgü tanığı haberlerinde alıntılar aktarmak istiyorum
Avrupa Parlamentosu milletvekilleri okusun ve Türk ordusunu suçlamak yerine asıl mağdur olanın Türk halkı olduğunu görsün
ALMANYA'NIN SESİ RADYOSU// 30.7.1974:
"İnsanlık aklı, Yunanlıların Kıbrıs'ta yaptığı bu cellatlığı asla kabul edemez. Türk evlerine giren Yunan-Rum Milli Muhafızları, kadın ve çocuklar üzerine mermi yağdırıyor, büyükleri boğazlıyor ve yakaladıkları Türk kadınlarının hepsinin ırzına geçiyorlardı..."
***
ABD, UPİ Ajansı Kıbrıs Muhabiri, Görgü Tanığı- 24.7.1974:
"Yunanlılar, Limasol'da bir çok kadın ve çocuğu öldürdü. Yol üstünde 20 çocuk cesedi gördüm. Yunanlı askerler evlerine girip kadın öldürmek için akbabalar gibi beklemektedirler".
***
France Soir Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı
24.7.1974:
"Son derece utandırıcı olayları kendi gözlerimle gördüm. Rumlar Türk camilerini yaktılar ve Mağusa civarındaki köylerde bulunan Türk evlerini ateşe verdiler. Silahı ve savunması olmayan Türk köyleri Rum çapulcular tarafından yaratılmış vahşet havası içinde yaşamaktadırlar...Ellerinde bazukaları olan Rumlar, Türk köylerinde büyük kargaşıklıklara sebep olmaktadırlar. Rumlar'ın bu hareketleri insanlık namına utanç vericidir."
***
Washington Post Muhabiri, Görgü Tanığı
30.7.1974:
"Larnaka yakınındaki Alaminyo Köyü'nde 25 ile 55 yaşları arasında 14 Türk öldürülmüş ve cesetleri buldozerlerle bir çukura doldurulmuştur. Limasol yakınında küçük bir Türk köyüne Rumlar'ın yaptığı bir baskın sonucu 200 kişiden 36'sı öldürülmüştür. Rumlar, Türk Kuvvetleri gelinceye kadar tüm Türklerin öldürülmesi için emir aldıklarını söylemektedirler".
***
Almanya'nın Sesi Radyosu// 30.7.1974:
"İnsan aklı Rum katliamını anlayamaz. Mağusa Bölgesinin etrafındaki köylerde Rum Milli Muhafız askerleri akıl almaz şekilde vahşilik örnekleri gösterisi yaptılar. Türk köylerine girerek, merhametsizce kadın ve çocukları kurşun yağmuruna tuttular. Bir Türk'ün boğazını kestiler."
***
London Times Gazetesi İngiltere// 22.7.1974:
"Binlerce Türk rehine olarak tutulmaktadır. Türk kadınlarının ırzına geçildi ve Türk çocukları yollarda öldürüldü. Leymosun'da Türk tarafı yakıldı. Olaylar Kıbrıs Rumları tarafından teyid edildi."
***
Jhon Akass, The Sun Gazetesi, Görgü Tanığı 30.9.74:
"Muratağa Köyü'nün Türk sakinleri 16 Ağustos 1974'de katledilmişlerdir. Ekserisi ihtiyar, kadın ve çocuklardan oluşmuştur. Bunlar Türk taarruzunun ikinci gününde komşu
köylerdeki üniformasız Rumlar tarafından öldürülmüşlerdir.Cesetlerin sadece 1 metre gibi az bir derinlikte kalabildiği bu ölüm çukurları kendilerine kazdırılırken öldürülmüşlerdir. Bu asla bir harp olamaz. Bu olsa olsa bir alçaklık olabilir."
***
+++
Toplu katliam çukuru BM Barış Gücü gözetiminde açılırken.
Sömürge madenciliği bir ülkenin doğası, suyu, ormanı, yaylası, yerel halkın yaşamı, kimliği, refahı ve ekolojik dengesi gözetilmeksizin yerel ve küresel sermaye odaklarının hammadde ihtiyacını karşılamak üzere acımasızca ve kuralsızca yağmalanmasıdır. Bir ülkeyi kalkındırmaz, refah arttırmaz, gelecek inşa etmez, yaşam gerekliliğinin kökünü kazır ve onu küresel tedarik zincirinin en alt basamağındaki bir hafriyat sahası ve atık deposu haline getirir. Bu motivasyon sömürgeciliğin en çıplak ve yıkıcı biçimidir. Ülkemiz her anlamda bunu yaşıyor.
Topçulara verilmek istenen villalar yine konu olmuşken ortada villa yok, izin yok, alan sulak alan, su yok, kanalizasyon sorun, her şeyiyle yağma ve rant gayesi. Bu proje kökünden ortadan kalkmalı çünkü bölgenin komple yıkımına sebebiyet verecek. İzleyin.