"Birçoğu İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında öldürülen çok sayıda Filistinli yazar, gazeteci ve fotoğrafçı, bu soykırımın dehşetini görmemizi ve hissetmemizi sağlamaya kararılar ve sonunda katillerin söylediği yalanları boşa çıkaracaklar" Atıf Ebu Seyf
Bu sahneleri dünyanın başka hiç bir ülkesinde göremezsiniz! Türk milleti afet, sel, yangın gibi imtihanlardan ‘Zorda Birlik’ destanları yazarak çıkmayı bilen bir millettir.
Hakikatten sapma izafî olana mutlaklık nispet etmekle başlar. Burckhardt'ın ifadesiyle bunun kaynağı hayâl değil, hakikatten kopmuş vehimdir. Tasvirin tehlikesi de tam burada ortaya çıkar. Bir gerçeklik mertebesine ait olanı başka bir gerçeklik mertebesine taşımak, varlığın düzenini bozmak demektir.
https://t.co/HhHS8xOmLC
Türk kökenli ABD'li gazeteci Cenk Uygur:
-Trump, Hürmüz'ü açmak için dünyadan yardım istiyor. Neden İsrail yapmıyor?
-Efsanevi orduları olduğunu duydum. Savunmasız kadın ve çocukları k*atletmekte çok iyiler.
-Ama başlattıkları savaşta neden bize yardım etmiyorlar?
¿Habéis notado que ningún país europeo ha señalado a Marruecos?
Israel y USA tienen mucho poder, y es su aliado.
Todos han atacado a España, aunque la responsabilidad del desastre ha sido claramente de Marruecos, que hasta transportó gente hasta la frontera.
Lamentable, pero ilustrativo de cómo va el mundo.
“İsrail kendini fazla zorlayıp aşırı yayılıyor; sonunda içeriden çökecek”
Britanya Akademisi (British Academy) üyesi ve Oxford Üniversitesi’ndeki en tanınmış profesörlerden Avi Shlaim Tashih Temmuz-Ağustos sayısına özel değerlendirmelerde bulundu. [Röportaj: @ztkor]
Un'operazione organizzata da 🇺🇸Washington e 🇮🇱Tel Aviv e coordinata con le 🇲🇦autorità marocchine per destabilizzare la 🇪🇸#Spagna, fare un regalo all'estrema destra europea, e punire il Paese che ha osato sfidare l'Impero americano e i suoi sgherri armati israeliani. #Ceuta
Kıymetli okurlarımız,
Bu gece saat 00:00 itibari ile yıllık abone kampanyamız sona erecektir.
Göstermiş olduğunuz yoğun ilgi nedeniyle tüm okurlarımıza çok teşekkür ederiz.
Son saatler.
Kampanyalı Abonelik linki: https://t.co/dAYDxN512R
https://t.co/LnDuTenhyq
Yahudilik ile Siyonizm gerçekten aynı şey mi?
Bugün İsrail’e yönelik bir eleştiri neden kolayca “antisemitizm” suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor?
Siyonizm ortaya çıkmadan önce Yahudilerin Filistin’e dönüş anlayışı nasıldı?
Peki, Yahudilerin kendi içinden yükselen Siyonizm karşıtlığı neden “Yahudi düşmanlığı” olarak nitelendiriliyor?
Dr. Seda Özalkan Alsanad ( @sedaozalkan), Yahudilik ile Siyonizm arasındaki tarihsel ve teolojik ayrımı ele alıyor; Siyonizm karşıtı Yahudi hareketlerin kökenlerini ve “Siyonizm = Yahudilik” denklemine yönelik itirazları inceliyor. “Yahudilerin İsrail Karşıtlığı Üzerine” Tashih’te.
Nothing to see here, just a photo of a Zionist ship in Italy in 1935 hoisting the Nazi flag. There was a 150-year alliance between Jewish Zionists & Jew haters. They shared the same goal emptying Europe of its Jews.
Source: https://t.co/vqCrrl6exr
A thought about the UN Partition Plan of Nov. 1947:
In Nov. 1947, the United Nations voted to partition Palestine into Jewish and Arab States. This is how it is always framed.
While the Jews owned 6% of the land and constituted 30% of the population, they received 56% of Palestine. The Palestinians owned the vast majority of the land and constituted 66% of the population yet were allotted 42% of Palestine, Jerusalem serving as an international zone.
The Arab state would have been 99% Palestinian Arab and 1% Jewish while the Jewish state would have been 55% Jewish and 45% Palestinian Arab.
The common framing that this was a "Partition Plan" is a misnomer, for almost no Jews had to be partitioned.
The Jewish colonies in Palestine remained almost entirely intact. Almost none of them would have fallen within the borders of the proposed Arab State.
The UN plan, instead, was a Palestinian partition plan. It partitioned Palestinians.
Hundreds of thousands of Palestinians would now find themselves inside a state that considered them an inherent, existential security and demographic threat, divided from the more than a million that would have fallen in the Arab State.
If you frame the Partition Plan by who rather what was partitioned, it should be called the Plan to Partition Palestinians from Palestinians.
US Senator Lindsey Graham and Benjamin Netanyahu conspired to use sexual misconduct allegations against the International Criminal Court's chief prosecutor to try and delay the court's arrest warrant for the Israeli PM, it has emerged
https://t.co/N5DZOIDfQf
Hayır ben yazmadım tabii ki.
Yapay zeka hazırlıyor bizim metinleri.
Bir merkez var bizim.
Orada hazırlanıyor, bize gönderiliyor, biz de paylaşıyoruz.
Her sabah toplantı yapıyoruz.
Kimin, neyi yazacağı, nasıl yazacağı o toplantıda belli oluyor.
Ben nasıl yazayım?
İlk mektep 3 terkim ben.
Lütfen bunu yay herkese.
Herkes öğrensin
📌Uğur Mumcu’yu İran öldürmemiş miydi?
Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş: “Uğur Mumcu suikastını İsrail’den Mersin’e gelen 5 kişilik tim gerçekleştirdi.
Bunlar FETÖ’nün desteğiyle Esenboğa Havalimanı’ndan İsrail’e döndü. Suikast timinin pasaport kaydı ‘Bilgisayar arızası’ gerekçesiyle yapılmadı” diyor..
Ne tuhaftır ki… Mumcu’nun katledildiği gün Esenboğa Havalimanı’na İran’dan gelen bir uçak daha iniyor.
Uçağın içindeki kalabalık heyetin geliş sebebi Türkmen doğalgazı…
Türkiye ve İran tam da o gün Türkmen doğal gazının İran üzerinden Türkiye’ye taşınmasını sağlayacak 25 milyar dolarlık bir anlaşma imzalayacak!
Ancak Mumcu’nun katledilmesi sebebiyle dönemin hükümeti İranlıları “Ortam çok gergin” diyerek geri yolluyor!
Muhtemelen o gün Esenboğa’dan art arda kalkan uçaklardan biri Mumcu’yu öldüren MOSSAD ajanlarını, diğeri ekonomik anlaşma için Türkiye’ye gelen İran heyetini taşıyor!
Kazanan bir kez daha bir taşla 3-4 kuş birden vuran emperyalizm, kaybeden biz oluyoruz.
Günün sonunda…
PKK’nın MOSSAD-CIA ilişki ağını çözen gazeteci susturuluyor.
Suikast İran’ın üzerine yıkılıyor… Türkiye bir kez daha laik-anti laik kutuplaşması ile istikrarsızlaştırılıyor...
Türkmen gazının İran üzerinden Türkiye’ye ulaşması engelleniyor…
İSRAİL BÜYÜKELÇİSİNİN MUMCU’YA SORDUĞU SORU
Peki İsrail neden Mumcu’yu öldürdü?
Mumcu’nun ölümünden önceki 1 yılda yazdığı 330 yazının 158’i PKK ve Kürt sorunuyla ilgili.
117 yazıda ise ABD’nin Türkiye ve Ortadoğu faaliyetleriyle ilgilenmiş.
Yani Mumcu moda tabirle “Büyük resmi” görmüş.
PKK’nın dış bağlantılarına yoğunlaştığını ve yazacağı kitapta terör örgütündeki ajanların listesini açıklayacağını yakın çevresine söylemiş.
Peki sonra ne mi olmuş? Önce kendisi de bir suikasta kurban giden ünlü MİT’çi Hiram Abas, Mumcu’ya “Öldürülmekten korkmuyor musun?” diye sormuş.
Şu tesadüfe bakın ki, Mumcu’ya aynı soruyu 7 Ocak günü; yani suikasttan 15 gün önce bir de dönemin İsrail Büyükelçisi soruyor! “Öldürülmekten korkmuyor musunuz Uğur Bey!”
Tahmin etmek zor değil… Mumcu’nun kaleminin kırılma sebebi PKK’nın CIA ve MOSSAD ile kurduğu karmaşık ilişki ağını çözmesi.
Dönemin DGM Başsavcısı boşuna “Devlet isterse bu işi çözer” demiyor.
Gerçekler ayrıntılarda gizli. O sebeple ayrıntılardan devam edelim...
Yıl 1996…
Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, TBMM’de üç MOSSAD ajanının Mumcu’yu öldürmek üzere Türkiye’ye sızdığı belirtilen bir MİT belgesinden bahsediyor!
Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, Kazan’dan suikastın aydınlatılması için yardım istiyor.
Adalet Bakanı 30 Ağustos 1996 günü “Mumcu cinayeti ile ilgili yeni iddialar var. Araştırıyoruz” diyor.
Ve bu gelişmeden sonra Mumcu’nun ağabeyi İsrail Büyükelçiliğine davet ediliyor.
Ceyhan Mumcu’nun ısrarlı sorularına cevap veremeyen İsrail Büyükelçisi “ Biz kimseyi öldürmeyiz” demekle yetiniyor.
Görüşme tatsız bir şekilde sona eriyor.
Ertesi gün gazetelerde bu görüşme ilginç bir şekilde “Ceyhan Mumcu, Şevket Kazan’ı yalanladı” başlığıyla duyuruluyor!
İşte böyle… Mumcu’nun katillerinin ortaya çıkmaması için merkez medya adeta seferber olmuş o dönemde!
Daha doğrusu İsrail’in işlediği cinayetin izlerini silme görevi Türk medyasına verilmiş!
Yayın hayatına başlayan iki aylık düşünce, kültür ve siyaset dergisi Tashih, "Gazze: İnsanlığın Son Çıkışı" kapak dosyasıyla okurlarıyla buluştu. Yayın yönetmenliğini Halil Kurbetoğlu’nun üstlendiği derginin ilk sayısı; akademi, medya ve düşünce dünyasından usta isimleri, Avi Shlaim söyleşisini ve Filistin meselesini disiplinler arası bir perspektifle ele alan zengin bir içeriği bir araya getiriyor.
Focus+'ta yer alan haberin devamını okumak için: https://t.co/fhCa4CSKjz
@nxt888 They hate to hear "The Western caste system," because it vaporizes their mythical moral preeminence.
Ask a modern Westerner where the assumed moral superiority of his people came from, and you'd discover a deep ignorance.
The psychological toll of knowledge makes him terrified
Why would the Four Seasons hotel openly and shamelessly host an indicted fugitive from justice (wanted for crimes against humanity) in its dining room, publicly giving him VIP treatment, even as he continues to command an ongoing genocide?
The owners of the Four Seasons are Cascade investment, owned by Bill Gates, whose Microsoft corporation has been deeply complicit in and profiting from Israeli apartheid and genocide, and the Kingdom Holding Company, the principal owner of which is Saudi Prince and long-time Trump ally Alwaleed bin Talal. Companies collaborating with the Zionist genocide are the modern equivalents of IG Farben, the company that collaborated with and profited from the Nazi genocides more than 85 years ago. This is what complicity looks like today. They must be held accountable.
"En la CIA nos importaba un comino la democracia, no pasaba nada siempre que un gobierno cooperara con nosotros, pero si no cooperas tu democracia no nos importa, no significa nada. Eso del gobierno del pueblo es una tonteria".
Philip Agee, agente de la CIA durante más de 11 años, desde 1957 a 1968, deja claro que a EEUU no le importa la "democracia", lo único que le importa es imponer regimenes titeres que se dejen saquear y cumplan sus órdenes.