AKP, Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davayı kaybetti!
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler gerekçesiyle;
Türkiye aleyhine hükmedilen 1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki cezanın ödemesi için geri sayım başladı.
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
Atatürk, 103 yıl önce uyarmıştı.👇
“Bizi yanlış yola sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten (kötülükten) gelmiştir."
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)
Kaynak: Hâkimiyeti Milliye,21 Mart 1923
İcardi gibi bir ahlak yoksununu çocuklara idol diye yutturan yanık cinconlular,evlenip çocuk sahibi olduğu kadınla gençken yaşadıklarını "Ahlaksızlık" olarak yorumlayıp tepinmeye çalışıyor.
Mason Greenwood hepinizin içinden geçecek bekleyin.
Son Bir Haftada AKP’li Erdoğan Hükümetinin yanlış dış politikası nedeniyle Türk Milletinin cebinden çıkan paralar :
Irak’a tazminat: 1.471.000.000 Dolar
F-35 ‘ler: 1.400.000.000 Dolar
S-400’ler : 4.000.000.000 dolar
Slogan neydi? Yaparsa AK Parti yapar…
En az 50 bin insanın öldüğü deprem felaketinde çadır satan, bu yüzden Kızılay başkanlığından istifa eden ve ne hikmetse her şeye rağmen yine de yargılanmayan isim ahlak dersi veriyor. Utanma duygusu neredesin?
#AhbapDerneği ve Haluk Levent hakkındaki iddialar diyelimki tamamiyle doğru.Bunun Kızılay ın deprem zamanı çadır satması ile alakası ne?
Milleti gerizekalımı sandınız mk.
Kızılay deprem zamanı çadır sattı hiç bir resmi kurum bunu sorgulamadı.Kızılay a güven örtbas ederek olmaz!
1,5 milyar dolar cezayı bu suçu işleyenler ödesin, Türk milletinin hiçbir suçu, sorumluluğu yok, neden ödesin ki?
Hacivat bile bile yolsuzluk yapacak, suç işleyecek ceremesini Karagöz çekecek, var mı böyle ballı börek dünyada?
Aptal mıyız biz?
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
10.07.2026
Çok Kıymetli Ekrem Başkanım,
Silivri'den gönderdiğiniz 07.07.2026 tarihli mektubunuz elime ulaştı. İçinde bulunduğunuz koşullarda dahi şahsımı ve çiftliklerime yapılan haksızlığı düşünmeniz, kaleme sarılıp bana yazmanız beni derinden duygulandırdı. Bu incelik, sizin nasıl bir insan olduğunuzun en açık ifadesidir.
Ancak Başkanım, asıl haksızlık alenen size yapılmaktadır. Binlerce yıl hapis istemiyle, yüzlerce suçlamayla yargılanan bir insana savunması için yalnızca birkaç saat tanınmasını, hukukun en temel güvencesi olan savunma hakkının bu şekilde budanmasını bütün milletimiz gibi ben de ibretle izledim. Salondan çıkarılırken dahi başınızı dik tutmanız, o kürsüden millete dönerek konuşmanız hepimize güç ve umut oldu. Benim çiftliklerime yapılan, sizin şahsınıza ve milletin iradesine yapılanın yanında küçük kalır.
Sizinle aynı safta bu mücadelenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in arkasında dimdik duruyoruz. Bu ceberut sistemin yalnızca seçilmişlere değil; üreten çiftçiye, hayvancıya, toprağına emeğini veren herkese verdiği zararı her gün sahada görüyor ve yaşıyoruz. Bana yöneltilen hukuksuz müdahaleler de bu mücadelenin bedelidir; onurla taşıyorum. Sizin ödediğiniz bedelin yanında ise sözü bile edilmez.
Mektubunuzda yazdığınız gibi, farklı ve doğru düşünceye tahammülü kalmamış, sadece makam tereddüdü ve kaygısıyla işlem yapan kurumların aziz milletimize ve cennet vatanımıza verdiği zarar ortadadır. Ama ben de sizinle aynı inancı taşıyorum: 86 milyon yurttaşımızın irfanı ve vicdanı bu kötülüğe mutlaka dur diyecektir. Toprakla uğraşan bir insanım; ekilen her tohumun günü gelince başak verdiğini, en çetin kışların ardından baharın mutlaka geldiğini bilirim. Sizin bugün katlandığınız bedel, bu millete adalet, hukuk ve umut olarak geri dönecektir.
Siz orada yalnız değilsiniz. Partimiz, örgütümüz ve bu ülkenin dört bir yanındaki milyonlar sizinle. Bu zor günleri, sizin de yazdığınız gibi, büyük mücadele azmiyle hep birlikte aşacağız.
Sayın eşiniz Dilek Hanım'a, evlatlarınıza ve muhterem babanıza saygılarımı; sizinle aynı haksızlığa uğrayan tüm arkadaşlarınıza selamlarımı iletirim. Özgürlüğünüze, ailenize ve milletinize kavuşacağınız o güzel günde buluşmak dileğiyle.
Sevgi ve saygılarımla,
Sencer Solakoğlu
CHP Gölge Kabinesi Tarım ve Orman Bakanı
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'den Donald Trump'a:
"Yirmi üç yıl önce, ABD bizi kitle imha silahları iddialarıyla Irak'a sürükledi. Hiçbiri bulunamadı. Bizi iki kez kandıramazsınız."
Mustafa Kemal Atatürk Nutuk'ta Vahdettin için "HAİN, SOYSUZLAŞMIŞ, ALÇAK, ACİZ, ADİ, HİS VE İDRAKTEN MAHRUM BİR MAHLÛK" diyor.
Kurtuluş Savaşı'na savaş açan ve Vahdettin'i ak-lamaya kalkan AKP'nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Atatürk'ün NUTUK'unu da yasaklayacak mısın?
İŞTE VAHDETTİN'İN KAÇIŞININ BELGESİ
İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz General Sir Charles Harington, Vahdettin’in kaçışını şöyle anlatıyor:
“15 Kasım Çarşamba günü yemekte iken sultanın yaveri geldi. Sultanın, cuma selamlığına çıktığında öldürüleceğini düşündüğünden hayatını kurtarmam için bana haber yolladığını bildirdi. Ben, sultanı kaçırmakla suçlanmamak için bu talebin yazılı olarak yapılmasını istedim.”
Bunun üzerine Vahdettin, 16 Kasım 1922’de İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı Harington ’a şöyle bir kişisel mektupla başvurdu:
“Dersaadet (İstanbul) İşgal Orduları Başkomutanı General Harington Cenaplarına. İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden, İngiltere devleti fahimesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahall-i ahara naklimi (başka bir yere götürülmemi) talep ederim efendim. 16 Teşrin-i sani 1922. Müslümanların Halifesi Mehmet Vahideddin.” (Sir Charles Harington, Tim Harington Looks Back, John Murray, London, 1940, s. 125; Oral, s.474)
Harington, daha sonra yazdığı kitapta, Vahdettin'in bu sığınma belgesinin orjinalini çerçeveletip bir hatıra olarak evinin duvarına astığını da yazacaktı.
Vahdettin, 17 Kasım 1922’de oğlu Ertuğrul ve yanındakilerle birlikte İngiliz HMS Malaya zırhlısı ile Malta adasına kaçtı.
Vahdettin, 20 Kasım 1922’de İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’a, 25 Kasım 1922’de de Büyük Britanya Kralı ve Hindistan İmparatoru V. George’a, kendisine yardım etmelerinden dolayı bir teşekkür telgrafı gönderdi. Vahdettin, Britanya Karlı’na gönderdiği telgrafı şöyle bitiriyordu:
“Majestelerinize en derin minnetlerimi sunarım. Majestelerinizin ailesinin tüm mensuplarının sağlık ve refahı için Allah’a dua ederim.” (Oral, s. 474; Sonyel, s. 200)
Dikkat edilirse, Vahdettin, iltica mektubunu “Müslümanların Halifesi” sıfatıyla imzalamıştı. Çünkü İngilizler, Vahdettin’in halifelik sıfatı sayesinde sömürgelerindeki Müslümanları kontrol etmeyi planlıyordu. Ancak bu İngiliz oyununu da Mustafa Kemal (Atatürk) bozdu. TBMM, 18 Eylül 1922’de Vahdettin’in halifelik yetkilerini elinden aldı, Abdülmecit Efendi’yi “halife” seçti.
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/uELkSWIPWl