Sevgili dostlar; dün görülen karar duruşmasında kolon kesen şahıslar tahliye edildi.Mahkeme heyeti tutuklu kaldıkları süreyi yeterli görmüş. Bu şahıslar 2 yıl boyunca firariydi ve bir villada tatil yaparken yakalanmıştı sadece 13ay hapis yattılar ve SUÇLU olmalarına rağmen tahliye edildiler. Ezgi apartmanında evlatlarım dahil 35 kişi hayatını kaybetti, bu hesapla her bir can için 11 GÜN hapis yatmışlar.Yazıklar olsun; suçluların alkışlarla sevinç çığlığı attığı , mağdurların ağladığı bu karara yazıklar olsun.Adalet mücadelem devam edecek ; bu kararı veren heyetten şikayetçiyim.Bu heyet davamızın görüldüğü mahkemeye yeni atandı ,göreve başlayalı bir ay oldu, savcılığın 3 yıldır takip ettiği ve olası kast talep ettiği ,sayfalarca delil olan dosyayı katıldıkları ilk duruşmada bu tahliye kararı ile sonlandırdılar.Diyecek çok söz var fakat adalet mücadeleme devam edebilmek için susuyorum, benim yerime sizler konuşun gönderilerimi paylaşın sesime ses olun lütfen.
Bakın olayın ciddiyeti anlaşılmamış. Nurgül Abla yalnızca evlatları için mücadele etmiyor. Siz egemen sınıftaysanız yalıda oturursunuz bir gün dişçiye, butiğe gidersiniz onun kolonu kesildiyse deprem olur altında kalırsınız. Depremsiz bölgede yaşıyorsunuzdur çocuklarınız üniversiteye gider bir arkadaşında kalmaya gider deprem olur altında kalır. Siyasetçisinizdir sürekli korunuyorsunuzdur bir gün akrabalar yeni eve çıkmış uğrayayım dersiniz aşağıdaki kebapçı kolon keser deprem olur altında kalırsınız. Binaların kolonları kesilip deprem de olmaz diye düşündük, bilmiyorduk diyerek insan öldürmek suçtur. Burada herkesin sesini çıkarması lazım. Güvende olmanız için bu kafadaki adamların kolon kesersem içeriden çıkamam mazallah diye korkuyor olması; halkın da kolon kesilmesi zor devlet denetliyoru bilmesi lazım. O sebeple herkesin gözü kulağı bu davada olmalı. Bu
davada yeterli ceza çıkmazsa kolon kesmenin caydırıcılığını ne sağlayacak? Bilmiyorsam gerçekten bir hukukçu aydınlatsın bizi?
#ezgiapartmanıiçinadalet
Annesi yanına almış belki kurtarırım diye. Üçü yan yana öldüler. Asude beziyle defnedildi. Çöken binaları o caddede çöken tek binaydı. Zemin sağlam değil diye değil, bina sağlam değildi diye değil, dükkan genişletmek için kolon kesenler yüzünden öldüler. 35 kişiye o binayı mezar edenler bugün özgür!
Bir çocuğun yaşam hakkının yanında durmak sizi dini, ideolojik veya ırki olarak bir yerden başka bir yere taşımaz.
İnsan olduğunuzu anlatır. İnsan olarak doğduğunuzu ve bu dünyaya rağmen öyle kaldığınızı.
Bu kadar...
Bu Anayasal bir suçtur.
Buna izin veren; vali, kaymakam, karayolları müdürü artık kim varsa, Türkiye Cumhuriyeti anayasasına karşı suç işlemektedir.
Günün sonunda "Bakan emretti, bizde yaptık" diyerek sıyrılamazlar.
Bu iş, bölünmez Türk vatanını bölmeye teşebbüstür...
"Çocuğunuzu çok koruyorsunuz", "biz böyle mi büyüdük", "bırakın özgür olsun" diyenlere...
Sadece son bir ay içinde, iki araba acik otoparkta, iki araba bilkent centerda, bir jet ski Marmaris'te, bir motosiklet Kuşadası'nda, bir scooter Tunalı'da çok tehlikeli ve hizli bir şekilde yakınımızdan geçti. Şehirde bırakın 3.5 yaşındaki oğlumu, kendimi bile güvende hissetmiyorum. Sürekli bir koruma gibi dolanıyorum Atlas'ın yanında...
ODTÜ kampüsünde karşıdan karşıya geçerken yavaşlayan ama durmayan şoförün sozleri hiç çıkmıyor aklımdan: " iyi bir çocuğun var, çok kıymetli valla çocuğunuz, gördük kör degiliz." Bunu diyen ODTÜ stickerli bir bmw kullanicisi...
Defalarca izledim aşağıdaki videoyu. Kahroldum her defasında...
İsim soyisim Dijvan Demir
Girne açıklarında yolcu feribotu ile ilgili Trabzonspor'un taziye paylaşımının altına attığı yorum;
Sarı torba diyince biz suçlu oluyoruz.
Terorist diyince biz suçlu oluyoruz.
#Girne
Dün akşam Mardin ve Mersin’de, PKK’nın ilk askerimizi şehit ettiği gün olan 15 Ağustos 1984’teki Eruh ve Şemdinli baskınları havai fişeklerle kutlandı.
Barış mı? İşte size barış.
Biraz bu işlere kafa yoran biri olarak şunu söyleyebilirim; Cengiz Han ve Timur ile kıyaslayabiliriz ancak. Elindeki gücü verimli kullanma adına ikisini de geçer bu arada. Unutturmaya çalışsalar da Kurtuluş Savaşı var ile yokun savaşıdır. Yok kazanmıştır. Eşi benzeri yoktur.
İnanılmaz bir şey şu inanılmaz. Anne karnında ameliyat etmek. Beni Türk hekimlerine emanet ediniz diyen Atatürk'ü daha iyi anladığımız zamanlar. Doktorluk en çok saygı duyduğum meslek sanırım ya. Allah işini hakkıyla yapanların ayaklarına taş değdirmesin.
Bebeğin bu şekilde görüntülenmesine bile şaşıranlar olmuş ki operasyonun nasıl yapıldığını düşünün... Hacettepe'de rahim içine kapalı yöntemle, kamerayla girilerek 26 haftalık bebeğin omuriliği tedavi edilmiş. Operasyon için bebeğe de anestezi uygulanmış. 30 kişilik bir ekibin saatler süren emeğinin sonucu. Muazzam iş✨️ Bebeğin adı Umut olacakmış🌿