Saygı görmediğimiz ve verdiğimiz emeğin değersizleştirilmeye çalışıldığı bir yerde olmak istemedik. Ekranda adaleti, eşitliği, ifade özgürlüğünü savunurken, sahip çıkmaya çalıştığımız değerlerin aksinin karşımıza konmasına itiraz ettik. Her türlü zorluğa, iktidar baskısına, cezalara, yargı tehditlerine rağmen, mesleğimizin onurunu korumak için var gücümüzle mücadele ettik. Halk Tv'nin varlığının bugünkü koşullarda haber alma özgürlüğü için nasıl bir ihtiyaç ve önem taşıdığı bilinciyle hareket ettik.
Peki sonra ne oldu da yol ayrımına geldik.
Meselemiz ne para, ne kıskançlık ne şımarıklık ne de kapristi.
Meselenin derinliğini gören, anlayan, destek veren büyük bir çoğunluğa rağmen, istifalarımız sonrası inanılmaz bir itibar suikastı ve manipülasyon yapıldı. Bunun böyle olmasını isteyen ve kapıyı linç güruhuna açan da ne yazık ki kanalın patronu oldu.
Peki hakikat nasıl örtülmek istendi ve aslında ne oldu?
Ne oldu sorusuna samimeyetle cevap arayanlar için izlemenizi öneriyorum. Canım dostum, yol arkadaşım @r_demirkol un her cümlesinin altına imza atıyorum. Hem ona hem de sevgili @goksugoksel, @hilmihacaloglu ve @farukbildirici ye bu dürüst, samimi ve hakkaniyetli yayın için teşekkür ediyorum.
Kararlar verildi, söylenen söylendi artık. Gerisi herkesin vicdanında.
https://t.co/GHJHljoQRS
Bu paylaşımla amacım kimseyle polemiğe girmek değil ama madem su bulandırıldı o zaman bu açıklama da şart oldu. İşte iddialara yanıtım👇
1. “Para için” diyorsunuz, sizden bırakın zammı düzeltme bile istemedim. Daha önce söylediğim gibi; bordromu yayınlayın! Ayrıca burada sorun EŞİTSİZLİK VE ADALET. Siz maaşları belirlerken kendi takdirinizin ‘sözde adaletini’ dikkate aldınız hep.
2. “Ayrılmasına neden olan şey iç mesele” diyorsunuz. Nedir bu, açıklayın, ben de bileyim!!! “Onu yöneticilere sorun” diyorsunuz. Defalarca sordum, onlar da bilmiyorlar.
3. Muhasebe müdürünüz beni arayarak “Ekrandan alındın, artık çıkmayacaksın. Patron, Seda ile ilgili paylaşımına çooook sinirlendi” dedi. Bunu söyleyen yayın yönetmeni değil, haber koordinatörü değil… Muhasebe müdürü.
4. “Başka kanalla anlaştı” diye iddiada bulundunuz. Hiçbir kanalla görüşmedim, anlaşmadım. Boşluğa çıktım. Diğer arkadaşlarım gibi. Biz elbette başka yerlerde bundan sonra görüşür, olursa da çalışırız. Yaratmaya çalıştığınız algı belli zaten. “Anlaşıp gittiler, buraya zarar veriyorlar. Hainler.” Kişiler, o koltuklar gelip geçici. Kurumlar kalıcıdır. Bundan dolayı Halk TV’ye zarar vermek aklımdan geçmez.
5. “Bana telefonla ulaşabilirlerdi, bir şeyden haberim yoktu” diyorsunuz. Kanaldaki yöneticinize, ‘cezalı olduğumu ve ekrana bir daha çıkmayacağımı’ bildiren sizsiniz!!! Muhasebe müdürünüz benimle görüşürken sizi aradı. Odadan çıkıp yan odaya geçti. Sonra gelip şöyle söyledi: “Cafer bey sana kıdem ya da ihbar vermek istemiyor.” Hani herkesle ‘ağabey kardeş’ ilişkiniz varmış ya. Madem öyle telefonu alıp kendiniz söyleseydiniz. Bu sözleriniz de hepsi gibi doğru değil!!!
6. Tekrar ediyorum: Ayrılışımda para asla bir neden değildi. Neden; sadece sizin yaklaşımınızdı. Yoksa maaştan önce hakkım olan 212’yi sorun haline getirirdim. Kendimi bir mücadelenin parçası olarak gördüğüm için hep sustum. Savaş bölgesine bile 212 kadrosu olmadan gittim.
7-Ben Suriye’ye muhabir olarak gittiğimde, beni ve kameraman arkadaşım Gencer Keten’i konaklama için Hatay’da depremde yarısı yıkılmış, zar zor ayakta duran otele yolladınız. Sırf ucuz diye. Yöneticilerimizin bundan haberi bile yoktu. Bunu bile kendi içimizde hallettik. Yeter ki kurum zarar görmesin diye. İstediğimiz sadece biraz değer görmekti. Olmadı.
8-Özetle; hiçbirimizin gidişi planlı değildi. Ortada ne bir düğme var basılan ne de operasyon. Bu iktidar dilini reddediyorum. Helal edeceğim bir hakkım da yok. Rejisinden kamera servisine, muhabirlerden editörlere, ulaştırmadan kurguya kadar tüm arkadaşlarım haklarını aldığında benim de hakkım helal olur. O zaman kadar olmayacak.
Cüneyt bey, başka bir yerle anlaşıldı, sonra da peş peşe organize istifa ettiler iddiası doğru değil! Ben istifa kararımı yönetime bildirdim. Bu kararı da ulaşım hakkımızın geri alınması, iki yıldır zamsız çalıştırılmam ve bu konudaki yasal hakkımın verilmemesi üzerine aldım. Mesele, para değil, yapılacak zam oranı da değil. Mesele hakların gaspı, emek sömürüsü dedim. Sorel dağıstanlı ise, bana destek twiti attıktan sonra ekrandan çekildi. Hem bu duruma hem Cafer mahiroğlu'nun son vahim twitine hem de süregelen adaletsizliklere tepki olarak istifa ettiler. Şimdi söyler misiniz neresi anlaşılmıyor? Ekranda olanların, editor ,muhabir, kameraman, reji tüm emekçilerin hakları görmezden gelindi. Uzun zamandır bunları söylüyor, sabrediyoruz. Tek tek sıraladık taleplerimizi. Başka anlaştığımız için gitsek, doprudan yapmak varken deli miyiz, divane miyiz neden organize kötülük peşinde koşalım. Yıllardır ekrandayız, biraz da olsa nasıl insanlar olduğumuz konusında fikir veremedik mi size?
Şunu söylemeyi bir borç biliyorum. İkinci evimdi dediiğim Halk Tv'de kalan arkadaşlarımızın kendini kötü hissetmesini, kaldıkları için eleştirilmesini, onlara dönük en küçük bir kırgınlık oluşmasını istemem. Ekran önünde ya da arkasında çalışan herkes bizim yol arkadaşımız, çok kıymetli emekçiler. Her birinin hayat mücadelesi, sorumlulukları, ekmek kavgası var.
Bizim itirazımız yaşanan haksızlıklara ve kanalın patronunun yönetim anlayışına. Ayrıca Halk TV’ye zarar vermek gibi bir duygumuz da asla yok. Çünkü Halk TV’nin, bugünün zorlu koşullarında toplum adına çok önemli bir misyonu ve anlamı olduğuna inanıyorum. Var olması, güçlenerek yoluna devam etmesi gerekiyor. En büyük dileğim de geride kalan tüm arkadaşlarımızın daha iyi şartlarda, daha huzurlu bir ortamda çalışabilmesi.
We object to multiple court orders from the Turkish Information and Communication Technologies Authority to block over 700 accounts of news organizations, journalists, political figures, students, and others within Türkiye. Providing a platform committed to defending everyone’s right to free speech is paramount at X, and we believe this decision from the Turkish government is not only unlawful, it hinders millions of Turkish users from news and political discourse in their country. We look forward to defending these principles through the legal system. X will always defend freedom of speech everywhere we operate.
--
Türkiye Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun, Türkiye'deki haber kuruluşları, gazeteciler, siyasi figürler, öğrenciler ve diğer kişilere ait 700'den fazla hesabın engellenmesine yönelik çok sayıda mahkeme kararına itiraz ediyoruz. Herkesin ifade özgürlüğü hakkını savunmaya kararlı bir platform sağlamak X için her şeyden önemlidir ve biz Türk hükümetinin bu kararının yalnızca hukuka aykırı olmakla kalmayıp aynı zamanda milyonlarca Türk kullanıcıyı ülkelerindeki haber ve siyasi söylemlerden alıkoyduğuna inanıyoruz. Bu ilkeleri hukuk sistemi aracılığıyla savunmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. X, faaliyet gösterdiğimiz her yerde her zaman ifade özgürlüğünü savunacaktır.
Yutkunarak Mustafa Kemal Atatürk demeyeceksiniz
Yutkunarak Cumhuriyet demeyeceksiniz
Avazınız çıktığı kadar
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!
Yaşasın Cumhuriyet!
#29EkimCumhuriyetBayramı 🇹🇷
#Atatürk’e minnet ve saygıyla