New York’ta, ABD’nin Venezuela’ya yönelik darbesine karşı protesto yürüyüşü düzenleniyor. Emperyalist saldırganlığa, halkların iradesini gasbeden ABD müdahaleciliğine karşı, halk sokakları dolduruyor.
"akademide palazlanmış ve solun görünen yüzünde hakimiyet kazanmış çürümüş zihin yapısı"
...
"Sorun, “ideolojik perspektifte daha yakın olduğum kitlenin” tahammülsüzlüğü, iticiliği ve kendi bohemliklerini bütün bir solun ana ajandasına oturtma girişimleri."
Güldük eğlendik, dalgamızı geçtik. Şimdi daha ciddi bir tenkit yapayım. Bu kurban fotoğrafından patlayan meseleyi ve gelen tepkileri önemsiyorum zira akademide palazlanmış ve solun görünen yüzünde hakimiyet kazanmış çürümüş zihin yapısını güzelce ifşa ediyor.
Kimi liberal sol diyor, kimi wokeism. Kavramlara takılmayın. Kendisine özgürlükçü diyen ama özgürlükle zerre ilgisi olmayan bir tutum bu. Sözde ifade özgürlüğünün ve kimlik emansipasyonunun yılmaz savunucusu ama gerçekte dil polisi, kimlik bekçisi, fikir jandarması.
Bizim gibi düşünmüyorsan faşistsin, gericisin, tarih tekerleğini geriye doğru sürensin vs. İtham var, yaftalama var.
Bir Afrika kabilesinde mistik sözcüklerle büyü yapan şaman komünitesi gibi adeta. Bazı özel sözcükler var. Bunlar adeta aforoz ediyor. Sizi yasaklıyor. Bunları duyunca çarpılmış olmanız bekleniyor.
İşin kötüsü ortada bir argüman ya da nedensellik de yok. Cevapları karıştırın. Olumsuz tenkitte bulunanların %99’u buzzword (popüler terim) kullanıyor sadece. “Ataerkil feodal erkek akademisyenin toplumsal kodları yeniden üretimi” vs.
Ne demek istedikleri belli de değil. Derdini anlat desen anlatamıyor. Haliyle karikatürize. İlk defa sosyoloji dersi almış öğrencilerin hevesle yeni duydukları kelimeleri sağa sola saçarken duydukları heyecanla yazıyorlar.
Kimseye yaranmak gibi bir derdim yok. Benim fikirlerim Türkiye ortalamasına kıyasla çok daha solda ve özgürlükçü bir noktadadır. Şu an bana destek olan ya da sempati besleyenler başka fikirlerimi duysalar edindikleri samimiyeti belki kaybedeceklerdir.
Sorun değil. Sorun, “ideolojik perspektifte daha yakın olduğum kitlenin” tahammülsüzlüğü, iticiliği ve kendi bohemliklerini bütün bir solun ana ajandasına oturtma girişimleri.
Bu bir tavır ve zihniyet meselesi. Modası geçmiş, iptal ve itibarsızlaştırma yöntemiyle gücünü koruyan ve topluma dair artık yeni şeyler söyleyemeyen bu zihniyetle mücadele etmek gerekiyor.
Dünyada bu kadar sıkıntı varken kaybedecek bir 40 yılımız daha yok zira.
belki artık klişe oldu ama sürekli söylemek gerekiyor, israil devletinin alçaklığı ancak nazi almanya'sı ile kıyaslanabilecek kadar büyük bir alçaklık.
İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı değerli dostum Pedro Sanchez'in Filistin Devleti'ni yaz aylarından önce tanıyacakları açıklamasını memnuniyetle karşıladım.
Tüm sosyal demokrat liderlere Filistin'i tanıma ve Filistin'in yanında durma çağrımı yineliyorum.
📌Gezi Parkı, mahkeme kararıyla yeniden İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin oldu
📌İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 12 Mart 2021'de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, İstanbul Gezi Parkı'nın, Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı'na devrini yasaya aykırı buldu
Taşrada ve yoksul mahallelerde sol sahipsiz. Genel merkezlerin orta sınıfı hedefleyerek ürettiği kampanyalarla baş başa. Gençler aşırı sağın, yoksullar siyasal İslamın kuşatmasında. Dayanışma ağlarımızı bu yöne genişletemediğimiz sürece de değişmeyecek.
1980’lerde Özal iktidarında metropollerin çeperlerinde büyüyen yoksulluğu Siyasal İslam örgütledi, buradan iktidara yürüdü. Son 10 yılda katlanan yoksulluğa aynı coğrafyada YRP sahip çıkıyor. Türkiye solu Kadıköy Çankaya üzerinden kıyasıya rekabet ederken bu dinamiği ıskalıyor.
Türkiye'nin çözüm sürecindeki en azından bugüne göre daha demokratik duruma geri dönmesi mümkün değil. Kürt sorununun çözüldüğü noktada iktidarın beka söylemi boşa düşecek. Demokratlarla birlikte Kürtler de Erdoğan karşılığında ısrarcı olmalı, Türkiye'nin başka bir çıkışı yok.
Bu hesabı neden sadece 7000 kişi takip ediyor. Görülmedi mi? Etkileşimini arttırmanın ne kadar önemli olduğunu fark edemedik mi? Solun kolektif hafızasını yaymak önemli değil mi? Neden bu hesabı 30-40 bin yapamıyoruz? Sağcılarda olsa 100bin olmuştu. #ff @workingclassing
Yurttaşlar,
Bu da oldu, bunu da yaptılar.
Anayasa’nın açık; hiçbir kuşkuya yer bırakmayan hükümlerine karşın seçilmiş Hatay milletvekilinin milletvekilliğini “düşürdüler”.
Hukuk tanımazlığın, kuralsızlaşmanın bu boyutlara gelmesine yine de şaşırıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu suça ortak edilebilmesine onun adına üzülüyorum. Kimin hangi hakkı, hangi yetkiyi nasıl kullanacağının öngörülemediği; kuralsızlığın egemen olduğu bu halin memlekete vereceği zararlardan ülkem adına endişe duyuyorum.
Türkiye, bu kuralsızlık, hukuksuzluk deli gömleğine sığmayacak. Hep beraber göreceğiz…
Peki onlar “bitti” dediler diye ben görevimi yapmaya çalışmaktan geri mi duracağım?
Asla!
Ülkeme, Hatay halkına, yıkılmış bir kentin ortasında oy kullanan insanlara karşı borçluyum. Zor koşullarda olsa da olanaklarımız çok sınırlı olsa da başta Hatay ve deprem bölgesi olmak üzere; halkımızın, emeği ile geçinen yurttaşlarımızın meramına tercüman olmaya çalışacağım.
Eksik ve gediklerimin sorumlusu özgürlüğümü engelleyenlerdir. Başta Hataylılar olmak üzere tüm yurttaşlarımın durumu açıklıkla gördüğüne inanıyorum.
Tam bir hafta sonra 6 Şubat. Yarından itibaren ana gündemimiz budur.
Uygulamaya bulaşmak istemeyenler, kendini dışında tutmak isteyenler varmış… Uygulamayı bir arayış olarak takdim edenler varmış… Milletvekillerinin haklarını korumaktan birinci dereceden sorumlu olan TBMM Başkanı yurt dışına gitmiş…
Başka biçimde takdim etseler de başka yere baksalar da başka yere gitse de, imzaları olmasa da tarihe Anayasa’nın askıya alınmasına ortak olanlar olarak geçecek.
Saygılarımla yurttaşlarıma duyururum…
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Anayasa Mahkemesi’nin 2 kez hak ihlali kararı vermesine rağmen Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın milletvekilliği, Yargıtay darbesine ilişkin kararın TBMM’de hukuksuzca okutulmasıyla düşürüldü.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yargıtay eliyle gerçekleştirilen darbe girişiminin ortağı haline getirildi! Saray, depremzede Hatay halkının iradesini hiçe saydı; hepsinin ötesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını fiilen feshetti!
Biz bugün bir kez daha yeniden başlıyoruz. Yılmayacağız, pes etmeyeceğiz! Can Atalay özgürlüğüne kavuşacak, Hatay halkı vekiline kavuşacak!
YUSUF TEKİN BİL Kİ
TARİKATLARINIZI OKULLARDAN KOVACAĞIZ
Laik ve bilimsel eğitimi gasp ettirmeyeceğiz!
SOL Parti, Kırklareli ve Tekirdağ’dan başlayarak ülkenin dört bir yanında ÇEDES’e karşı mücadeleyi örgütlemeye kararlıdır.
#TarikatVeCemaatlerKAPATILSIN
Bugün saat 21.00'de Grubumuzu yargıdaki son gelişmeler üzerine olağanüstü kapalı toplantıya çağırdım.
Yaşanan gelişmeler hafife alınamaz, görmezden gelinemez.
Bu, anayasayı ihlal suçunun ötesinde anayasal düzene karşı kalkışma girişimidir. Derhal bastırılmalıdır.