İzmir Güzelbahçe’de yakılarak öldürülen 3 Suriyeli işçinin yargılaması İzmir 1. Ağır Ceza mahkemesinde başlıyor. Davayı, İzmir Barosu Yönetim Kurulu, İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu, Mülteci-Der, ÖHD, (duyabildiğim kadarı) müşteki vekilliğini üstleniyor.+
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek: Hoşça Kal Özkan Ağabey!
"Ver elini,
Aşılmaz değil engeller
Korkarsan, susarsan yok oluruz
Ver elini,
Kurdukları bariyerlerin tozu değemez cübbemize
Ver elini,
Bir olmadan olmaz, çok olmadan olmaz, sen olmadan olmaz..."
Çağdaş Avukatlar Grubu’nun neşesi, inadı, direnci; her barikatta en önde yürüyen o harika kanadı; her birimizin ağabeyi, kardeşi, dostu ve yoldaşı, önceki dönem İzmir Barosu Başkanımız Av. Özkan Yücel’i sonsuzluğa uğurlamanın tarif edilemez acısı içindeyiz.
Güle Güle Özkan Başkan, Güle Güle Özkan Ağabey... Mücadelen asla yarım kalmayacak!
İzmir Adliyesi’nde Sulh Ceza Hakimlikleri, tutukluluk gözden geçirmelerinde kendi içinde hukuka aykırı bir “usul” oluşturmaya başladı. Özellikle belediyeler ve iştiraklerine yönelik dosyalarda tutuklu bulunan kişiler hakkında yapılan incelemelerde, tutuklular SEGBİS üzerinden bağlanıyor; ancak müdafilerine haber verilmeden inceleme yapılıyor ve tutukluluğun devamına karar veriliyor. Kararı ise çoğu zaman tebligatla öğreniyoruz.
İtiraz edildiğinde de “Müvekkilinizi SEGBİS ile hazır ettik” denilerek durum geçiştiriliyor. Oysa CMK açıktır: Tutukluluk incelemesinde şüpheli veya müdafi hazır bulunabilmelidir. Bu hükmü, “şüphelinin bağlanması yeterlidir” şeklinde yorumlamak savunma hakkının açık ihlalidir.
Anayasa Mahkemesi de Erdal Kormaz ve diğerleri başvurusunda verdiği kararda bu hususu değerlendirmiş ve tutukluluk incelemesinde duruşmaya müdafinin davet edilmemesinin ve bulunmadan yapılmasının silahların eşitliği ve çekişmeli yargı ilkelerine aykırı davranışması sonucunu taşıdığını söylemiştir. (B. No:2013/2653, 18.11.2014 -116-118)
Ne yazık ki uygulama artık daha da vahim bir noktaya gelmiştir. Tutukluluk incelemesi için saatlerce Sulh Ceza Hakimliği önünde bekleyen meslektaşlarımız dahi duruşmaya alınmamaktadır. “12 saattir burada sizi bekliyorum” diyerek itiraz eden meslektaşımız Av. Mirsat Şahin’e verilen cevap ise yalnızca: “Takdirim bu yönde.”
Hakimlerin “takdir yetkisi”, kanuna aykırı uygulama yapma serbestisi değildir. Sulh Ceza Hakimlikleri kanunu uygulamakla yükümlüdür; savunma makamını yok sayamaz.
İzmir Barosu nezdinde gerekli tutanaklar tutulmuştur. Pazartesi günü de HSK’ya şikayet başvurusu yapılacaktır.
Savunma hakkını yok sayan, avukatı dışlayan, hukuku şeklen işletip özüyle ortadan kaldıran bu keyfi uygulamaların karşısında olmaya devam edeceğiz. Savunma susturulamaz.
@adalet_bakanlik@izmir_barosu
kız 33 kisi tarafindan cinsel istismara ugramıs kac ay boyunca hic bir sekilde duyulup gundem olmadi HÂLÂ GUNDEM DEGIL ARKADASLAR İSTİSMARA UGRAYAN BİR COCUK VAR
🔴 Zonguldak'ta bedeni yakılan Afgan işçinin eşi Qamer Nourtani:
- Saçlarım beyazladı, dökülmeye başladı, daha da yaşlandım.
- Eşim benim çalışmamı istemezdi, şimdi bulaşıkçılık ve temizlikle evi geçindirmeye çalışıyorum.
- Oğlumun protez bacağa ihtiyacı var ama 'deport durumundasınız' diyerek yardım etmiyorlar.
- Kimliklerimiz iptal oldu, hastaneye gidemiyoruz.
- İki engelli çocuğumla deport korkusuyla yaşıyoruz.
- Cansız bedeni kül edilmek istenen bir babanın çocuklarında sadece ümitsizlik görüyorum. (İlke TV)
Polislerin geldiği nokta;
Ankara Gazi Mahallesi'nde evde yalnız kalan 46 yaşındaki kadın, komşuları tarafından yüksek sesle müzik dinlediği gerekçesiyle polise ihbar ediliyor. Eve gelen polislerden biri kadına evinde dakikalarca cinsel saldırıda bulunuyor.
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrol��nde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyu��turucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Susanların, iki kelime etmek için 40 gün bekleyenlerin, marka ve reklam anlaşması bozulmasın diye salağa yatanların, yalandan story paylaşanların değil zor günlerde halkın yanında olan onurlu sanatçıların yanındayız.
Cem Yiğit Üzümoğlu yalnız değildir!
Suriye Alevi bölgesinde Alevi kadınlar yoğun bir şekilde kaçırılıyor. Son 48 saatte 100'ün üzerinde Alevi kadın HTŞ çetelerince kaçırıldı.
HTŞ ve Türkiye yanlısı grupların katliamları da bitmedi, devam ediyor. Sadece görüntü alınması yasakladığı için katliam karanlıkta sürüyor. Saldırı öncesi komutanlar militanların telefonlarına el koyuyorlar video çekmesinler diye.
Karanlıkta ve sesiz yürütülen katliamlar çok tehlikeli boyutta. Ses çıkar ey insanlık!
#StopAlawiteGenocideInSyria
#SuriyedeAleviSoykırımıVar
Hamide Rencüs
İzmir’de gözaltına alınan 5 meslektaşımız için sulh cezaya itiraz dilekçesi verdik ve hakim ile baro başkanımız görüşmesinde gözaltı kararı olmadığını kendisinde hiçbir evrak olmadığını durumu öğrenip haber vereceğini söyledi.
İzmir’de gözaltına alınan 5 meslektaşımız için sulh cezaya itiraz dilekçesi verdik ve hakim ile baro başkanımız görüşmesinde gözaltı kararı olmadığını kendisinde hiçbir evrak olmadığını durumu öğrenip haber vereceğini söyledi.