deprem olur 50 binden fazla insan ölür bir kişi istifa etmez, otel yanar 78 kişi ölür bir kişi istifa etmez, iki günde iki okula öğrenci ve öğretmenlerin öldüğü saldırı olur bir kişi istifa etmez. her şeye yetkileri vardır ama hiçbir şeyde sorumluluk almazlar. #yusuftekini̇stifa
Bir film festivalinin, Berlin gibi politik hafızası güçlü bir şehirde, kimi savaşlar söz konusu olduğunda barışın simgelerini öne çıkarıp başka bir coğrafyada yaşanan yıkımlar karşısında sessizliğe gömülmesi eleştiriliyor. Çünkü halklara, şartlara göre değişen ikiyüzlülük söz konusu.
Wim Wenders’in “sinemada politikadan uzak durmalıyız” çıkışı ilk bakışta (yeterince politik olmayanlar için) kulağa makul gelebilir. Fakat bu yaklaşımın “ne zaman devreye sokulduğu” belirleyicidir. Eğer bazı durumlarda (Ukrayna, İran) yüksek sesle tavır alınıyor, bazı durumlarda ise üç maymun oynanıyorsa orada evrensel bir tutumdan bahsetmek ahmaklık olur ve bu da sanatın ahlaki pozisyonunu zayıflatır.
Sanat tarihinde sanatçıların; yönetmenlerin, yazarların, oyuncuların vb. dünyaya karşı tamamen kayıtsız kaldığı bir dönem yaşanmadı. Aksine, “gerçek sanat / sinema” insanın özgürlüğünden yana ezilenin, görünmeyenin alan açma mücadelesi oldu. Bugün de değişen bir şey yok. Ukrayna’daki acıya gösterilen duyarlılık ne kadar insaniyse, Filistin’de yaşananlara ya da Rojava’daki Kürtlerin, Kürt halkının varoluş mücadelesine aynı yerden bakabilmek de o kadar insani olmalı. Acılar arasında hiyerarşi kurmak, hangisine tepki verileceğini politik rüzgara göre belirlemek sanatın özündeki evrensel vicdan fikriyle bağdaşmıyor. EN BÜYÜK SORUNUMUZ BU.
Ken Loach’un “Sorry We Missed You” filminde en sevdiğim sahne: Newcastle taraftarının kuryeye “Neden yerel takımı tutmuyorsun?” çıkışı. Ken Loach, “buraya ait değilsin” duygusunu ve kuzeyin yerel kimliğini göstermiş. Man United seçimi de modern futbolun küreselleşmiş taraftarlığına güzel bir gönderme. 20 Ekim 1996 oynanan 5-0’lık maç da Premier Lig’in en güzel maçlarından birisidir. Shearer’lı Les Ferdinand’lı Ginola’lı Asprilla’lı Newcastle’ın United’ı hezimete uğrattığı o güzel maç.
Gürsel Tekin bir aparattan fazlası değil. Asıl mesele Özgür Özel'e verilen istersek o koltukta seni de oturtmayız mesajı. Ya kontrollü muhalefet olmayı kabul edersin ya da sen de gidersin deniliyor. Muhalefetin dizayn edildiği, seçimlerin göstermelik yapıldığı Türkiye işte bu.
CHP İstanbul İl Başkanlığı'na kayyım atanmasının, o kayyımın koltuğuna oturması için adeta OHAL ilan edilmesinin, tüm bunlara tutum alan halkın üzerine gaz bombaları yağdırılmasının, parti binalarına polis zoruyla girilmesinin tarihsel anlamını biliyoruz.
Tüm bunlar açlığa, sefalete, kölece çalışma koşullarına, iş cinayetlerine, dağın taşın yağmalanmasına, kadınların kıyımdan geçirilmesine, gençliğin geleceksizleştirilmesine, tüm örgütlenme haklarının gasp edilmesine karşı biriken öfkemizin patlamasından duyulan korkudandır!
Tüm bunlar bizim irademizi daha fazla ezmek içindir. Kar rtmeyeceğiniyse hep birlikte göreceğiz.
MSGSÜ Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi, hukuki süreç devam etmesine rağmen rektörlük tarafından hurda karşılığı yıkım ihalesi açılarak yıkılmaya başlanmıştır. Türkiye’de sinema eğitiminin doğduğu, arşiv ve dijital restorasyon çalışmalarının evi olan bu merkez, yalnızca bir bina değil; sinema tarihimizin ortak mirasıdır.
Öğrenciler ve akademisyenler tüm sinema sanatçılarını, sektör paydaşlarını ve ilgili kurumları bu yıkıma karşı durmak için 29 Ağustos Cuma saat 12:30'da düzenledikleri basın açıklamasına destek vermeye çağırıyorlar.