Şam’ı bir de Kasiyun Dağı’ndan seyrettik…
Kadim şehrin hafızasını, bugününü ve yarınını bu eşsiz manzara eşliğinde dinledik.
Asırlara tanıklık eden Kasiyun’dan, Şam’ın geleceğine umutla baktık.
Ziyaretimize eşlik eden Suriye İçişleri Bakanı Sayın Enes Hattab’a nazik ev sahipliği ve samimi misafirperverliği için teşekkür ediyorum.
- İçişleri bakanı Mustafa Çiftçi'nin Kudüs Valisi olacağım sözlerinden sonra Şam ziyareti İsrail de korku ve panik yarattı..
- Kudüs'ün yolu Şam'dan geçer...
Bakın eleştiri yok, hakaret yok, hatta sevmiyorum da demiyor. Sadece Atatürkçü olmadığını söylüyor. Bundan dolayı dava edilmiş. Ceza alması kuvvetle muhtemel.
Yok mu şu hadisenin mizahını yapacak yürekli bir komedyen.
Yok.
Neden
Çünkü adamın hayatını karartırlar.
Demek ki neymiş? her şeyin mizahını yapamıyormuşsun.
Demek ki senin de sınırların var. Ve bu sınırları kutsal değil kutsalın gücü belirliyor. Demek ki gücü gördüğünde haddini sınırını biliyorsun. O zaman sana haddini sınırlarını bildirmek için güç gösterilmek zorunda.
Keşke hiç girmeseydin bu işe @Ebsofuoglu adaş!
“Efendi hazretlerimiz ölmedi, bazı ihvanına görünüyor, alenen onlara bilgiler veriyor. Bazı ihvanlar Efendi https://t.co/3tv7raHt9o direk görüyor. Şu anda görüşme yapıyor. Efendi hz. talimatlarını beyan ediyor bize. Efendi hz. bizi yürütüyor. Şu anda Efendi hz. kesinlikle zâhiren de talimat veriyor bize. Biz Efendi hz. ne talimat veriyorsa onu yapıyoruz. Hiç Efendi’den ayrı bir şey yapmıyoruz” demedi mi Cübbeli hocan?
“Efendi’nin ruhuna şekle bürünme izni verilmiştir” demedi mi?
Efendi’nin Allah Teala tarafından konuşturulduğunu söylemedi mi?”
Bunları ve daha fazlasını elbette biliyorsun.
Sonra, “İsteyenlere, arzu edenlere tasarruf var” diyorsun. “(Sahabe) münâcât ederlerse (Efendimiz (s.a.v)’den) cevaplarını alırlar. Efendimiz (s.a.v) tasarrufta bulunur. Ama kime? İsteyene” diyorsun.
Ben de sana sorayım şimdi: Beni Saide gölgeliğinde hilafete kimin geleceğini tartışan Sahabe, böyle hayatî bir meselede Efendimiz (s.a.v)’e münâcâtı nasıl oldu da akıl edemedi?
Binlerce kişinin öldüğü Cemel vakasında Hz. Aişe ve Hz. Ali (r.anhuma) birbirlerine kılıç çekerken meseleyi Efendimiz (s.a.v)’e götürmeyi nasıl atlamış olabilirler?
Daha sonra Hz. Ali ile Hz. Mu’âviye (r.anhuma) arasında cereyan eden ve en az 60.000 müslümanın canına mal olan Sıffin savaşında ve sonrasındaki Hakem olayında neden Efendimiz (s.a.v)’e münâcât etmek kimsenin aklına gelmedi?
Hz. Hüseyin’in itirazlarına rağmen Hz. Hasan hilafeti Hz. Mu’âviye’ye devrederken ve sonrasında Hz. Hüseyin (r.anhuma) Kerbela’ya giderken dedelerine neden sormadılar?
Soruları uzatabilirim. Ama sadede geleyim:
“Herkes kendi tercihlerinin sonucunu yaşar” diye tekrar edip duruyorsun ya,
aslında ne söylediğini kendin de bilmiyorsun. Mesela araya sıkıştırdığın kıssaya göre Medine’deki dilencileri kovmak isteyen vali münâcât mı etti de Efendimiz (s.a.v)’i rüyasında gördü? ( Bu arada; İslamî ilimlere yabancı olmadığını söylüyorsun; bu olayın kaynağını lütfet de hep beraber aydınlanalım.)
Elin değmişken şunu da bi netleştir sana zahmet: Abdullah b. Zübeyr (r.a) münâcât etti mi etmedi mi? Etti ve Efendimiz (s.a.v)’i rüyasında gördü diyeceksen kaynak da zikrediver..
Bütün bunlar bir yana, Efendi hz.lerinin vefatıyla baş gösteren ihtilafta Cübbeli hocan hangi konuşmasında işbu “münâcat” meselesini bahse konu etti?
Sen de biliyorsun ki bu “münâcât” keşfi, senin durumdan vazife çıkarırken uydurduğun bir masal. Hocan Efendi hz.lerinin kendilerine doğrudan talimatlar verdiğini söylüyor, sen “münâcât” diyorsun.
Meselenin “münâcât”la kaim ve onunla alakalı olmadığını Cübbeli’nin yukarıya aldığım ifadeleri açıkça göstermiyor mu?
Kimi, neden aklamaya çalışıyorsun?
Dedim ya, keşke hiç girmeseydin bu konuya.
Bu “derin” mevzua malzeme olmasaydın…
@altintasme@Ensar_Firat@insanyayinlari Merhaba @Ensar_Firat. Arkadaşlarımla kitap kulübümüzde bu hafta Mekkeye Kanmak kitabını okuduk ve çok beğendik. Bi konuda ikiye bölündük:) kitabın adındaki kanmak “suya kanmak” manasında mı yoksa “yolum yanlıştı Mekke beni yola getirip kandırdı mı?”
Her gün yeni bir skandal patlak veriyor; CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor.
Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil; bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor.
“Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım” gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var.
Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar.
Kabul etmeseniz de gazetelerin, CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı.
Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı.
Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız.
Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız.
Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız.
Türkiye, uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır.
Brezilyadaki kimi yerliler, "Kaç yaşındasın?" anlamına,
"Yaşamın kaç kez çiçeklendi?" diye sorarlarmış.
Çiçeklerin açtığını kaç kez gördüysen, o yaştasın. Gözünün önünden geçen bahara, kaç kez dikkat kesildiysen.
Kadıköy’e camii yapılacak ya,
Yıllardır leş gibi beton bırakılan bölge birden hayali yeşillik ve ağaçlarla photoshop’lanmaya başlandı.
Solcuların kafası böyle çalışıyor;
Milleti pisliğin içinde yaşatırlar, birileri düzeltelim deyince daha iyi fikirleri olduğunu idda ederler.
Türkiye’nin en bilinen markalarından ebebek’in kurucusu… Ve bugün, çocukların hayatı için çıktığı bir yolda gözaltında. Sumud filosuna yönelik müdahale sadece denizde değil, vicdanlarda da iz bırakıyor.
Katliamın olduğu günün gecesi.
9 çocuk ve bir öğretmen öldürülmüş bir psikopat öğrenci tarafından.
Ve Gırgıriye müzikali(!)
Kimler var? Müjdat Gezen, Gülben Ergen, Uğur Dündar…Yok yok…
Vur patlasın çal oynasın.
Ve binlerce seyirci.
Kimin umurunda bu trajedi.
Videodaki Perran Kutman’dan “Dilber dansı” imiş.
Dansın adı “Son Durak” olsaydı daha uygun düşerdi.
“Türk halkı, genel olarak öğrencilere saygı gösteriyor. Bu yüzden biz de işletmemizi burada kurmaya karar verdik.”
Başakşehir’de kendi emekleriyle bir kafe kuran Suriyeli öğrenciler Ezzo ve İlyas’ı ziyaret ettik; hem mekânlarını gördük hem de ilham veren kuruluş hikâyelerini onlardan dinledik !
İnci Sözlük Kurucusu Serkan İnci:
"Muhalifler artık akıllarını başlarına almalı; Erdoğan'ın bu süreçte ülkenin başında kalmasına mecliste onay vermeliler. Siyasi rekabet iç işleri ve belediyeler seviyesinde ilerlemeli.
Bırakın adam seçim derdi olmadan şu ülkeyi 5-10 yıl yönetsin."
Kenya’dayım. Türkçe konuştuğumu fark eden yan masadaki adam, selamsız sabahsız “Erdoğan’ı seviyor musun?” sorusuyla muhabbetimize dahil oldu.
Sonra neden sevmem gerektiğini anlattı.
Tam 15 dakika boyunca, bir Afrikalıdan, İngilizce “Reis’e sahip çıkın yeğenim” tadında bir tirat dinledim.