@DahiliyeDoktoru Sağlık sistemi hekimin sırtına yüklenmiş, bilgisayar sistemi çöktüğünde bile hekim sorumlu, hekimin de bir insan olduğu unutuluyor. Herkes kendi işinin bir an önce bitmesini bekliyor.
Sayın @drmemisoglu ,
Bugüne kadar yüzlerce eleştiri yapmışımızdır ama HEKİMLERİN ÇOCUKLARININ KREŞ VE ANAOKULU SORUNU BUNLARDAN BAŞLICASIDIR
BU SORUNU ÖZELLİKLE BÜYÜKŞEHİRLERDE YAŞAYAN MESLEKTAŞLARIMIZ İÇİN ÇÖZMENİZİ ARZ EDERİZ
SOSYAL HİÇBİR HAKKI OLMAYAN HEKİMLERİN Talebidir.
Ya bu doktorların çoğu yatıyorsa bu 1 milyar muayeneyi kim yapıyor? Lan bu kadar yüzsüz olmayın ya 80 milyon nüfuslu ülkede her sene 1-1,5 milyar muayene yapılıyor yine de yetmiyor
Dünyanın en sabırsız milleti doktorlara karşı organize bir saldırıya başladı.
Bencillik milli hastalığımız. Yolda adamın başına bir şey gelse, Allah göstermesin ölse mesela, bizim millet kalk önce bizi muayene et, sonra ölmeye devam edersin der!
12 gündür hastanede yaşıyorum. Bu Kenan Alpay gibi tiplerden o kadar çok var ki inanamazsınız. Dünya kendi etrafında dönüyor zannediyorlar. Sadece onun hastası var, sadece onun canı yanıyor.
Babam acılar içinde feryat ederken polikliniğe geldik ve sıramız olmamasına rağmen kapıyı çalarak doktor beye durumu anlattım. Hoca sağ olsun hemen koşa koşa ameliyathaneye gitti ve oradan asistanını arayarak babaın acil ameliyata alınmasını sağladı.
Belki de Kenan'ın hedef gösterdiği doktorun da başına benimki gibi acil bir vaka gelmişti. Nereden biliyorsun işini ihmal ettiğini?
Sizdeki bu hedef gösterme hadsizliğinin kaynağı olan özgüven nedir arkadaş? Bio'ya gazeteci yazınca her şeyi kendinize hak mı görüyorsunuz?
Ben Dr. Hanım'ın yerinde olsam hedef göstermeden dava açarım. Bu terbiye yoksunu kişilere standart insanı davranışları başka türlü öğretme şansımız yok.
Bir gazeteci tarafından, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde görev yapan meslektaşımızın adı açıkça verilerek sosyal medyada hedef gösterildiği tarafımıza bildirilmiştir.
Eleştiri haktır. Hedef göstermek ise hukuk önünde karşılığı olan bir eylemdir.
Daha önce sosyal medya üzerinden meslektaşlarımıza yönelik yürütülen linç kampanyalarında nasıl sessiz kalmadıysak, nasıl gerekli hukuki süreçleri başlattıysak, bugün de aynı kararlılıkla hareket edeceğiz.
İlgili meslektaşımızla görüşülmüş olup, talebi doğrultusunda suç duyurusu dahil tüm hukuki süreçler başlatılacaktır. Sürecin sonuna kadar da takipçisi olacağız.
Hiç kimse bir hekimin adını açıkça paylaşarak onu sosyal medya mahkemelerine çıkaramaz. Hekimlerin onuru, itibarı ve çalışma güvenliği; beğeni uğruna yürütülen linç girişimlerine terk edilemez.
Meslektaşlarımız bilsin ki yalnız değildir.
Dün olduğu gibi bugün de, bir hekime yönelen haksızlığın karşısında; hukukun, meslek onurunun ve dayanışmanın yanında duracağız.
Tıp, Etik ve Kardeşlik Sendikası Yönetim Kurulu
@tibbiyelisozluk@DahiliyeDoktoru@mturker3301@Bladesinger15@arasiradoktor@sanciburak@ascisan
Kenan
Bir kardiyoloji uzmanını bu şekilde hedef gosteriyorsan, odasında olmamasını keyfiyete hangi hadle bağladığını da yazacaksın.
Vizitte olmadığına, anjiyo vb işlemde olmadığına nereden emin olduğunu da yazacaksın.
Diyelim bunlara eminsin, gecikmesinin insani bir durum kaynaklı, mazeretli vb olmayıp da keyfi olduğuna nasıl emin olduğunu da yazacaksın Kenan
Bir insanı, devletin görevli bir memurunu açık isimle hangi hadle hedef gösteriyorsun Kenan??
Bizde size yedirecek meslektaş yok, haberin olsun başka kapıya Kenan
8 hasta, 8 donör, aynı anda 16 ameliyat... Dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli Malatya'da İnönü Üniversitesi'nde yapıldı. 150 kişilik bir ekip 22 saat boyunca ameliyattaydı. Nakillerin hepsi başarıyla tamamlandı... Arkasında saat gibi işleyen bir algoritmanın olduğu bu organizasyonu, ekibin lideri, Karaciğer Nakli Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Sezai Yılmaz ile konuştuk... Ameliyatlar neden aynı anda yapılıyor? Neden yalnızca Malatya'da yapılabiliyor? sorularının ve merak edilen daha fazla sorunun yanıtlarını röportajda bulabilirsiniz.
Her yeni yönetmelik, hekimler için ya yeni bir kayıp ya da zar zor korunabilmiş haklar anlamına geliyor.
Muayenehanede çalışan, özel hastanede görev yapan, üniversitede olan, kamuda hizmet veren fark etmiyor…
Hekimlerin tamamı aynı belirsizliği, aynı güvencesizliği ve aynı değersizleştirilme hissini yaşıyor.
Gerçek bir iyileşme yok.
Kalıcı bir kazanım yok.
Hekimin emeğini, onurunu ve geleceğini güvence altına alan güçlü bir irade yok.
Son yıllarda elde edilen sınırlı düzenlemeler ise sistematik bir hak mücadelesinin değil, daha çok dönemsel inisiyatiflerin sonucu olarak hayata geçebildi.
Bu tablo bize bir kez daha şunu gösteriyor:
Hekimler ortak akılda, ortak zeminde ve güçlü bir temsilde buluşmadıkça bu düzen değişmeyecek.
Ülkenin en temel sorunu varoş kalkışmasıdır.
Cehalet, pespayelik, temelsiz ve kışkırtılmış bir özgüven…
Bunlarla yaşamamak için gençler Güney Kutbuna bile göçse haklıdır.
Cezaevindeyken birini dövmüştüm. Geçenlerde uzun zaman sonra o meseleden dolayı çağırdılar. Gittim adliyeye kalem biriminin müdürü çocukluk arkadaşımız çıktı. Beni misafir etti. Bir saate yakın oturduk arkadaş hiçbir işe elini vurmadı benle güzel güzel sohbet etti. Çaylar kahveler klimalı sessiz tertemiz ortamlar ki kendisi tekte değil. Odanın içinde bir sürü memur. Asgari ücretli garibanda akşama kadar 60 derece ortam içinde tekstil tozu arasında çalışıp vergi versin de bu tiplerin maaşını ödesin. Gerçekten yazık.