dış görünüşe, maddi duruma, makam mevkiye göre değer biçilen bir çağda asıl ve tek çizgimizin ne olması gerektiğini hatırlatan bir söz bırakalım “..eğer ben toplumda bir insanı seviyorsam, bunun en önemli sebebi benim referansım olan islamdır.”
Kemal Sayar diyor ki "Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.Hatta itikatlarımızı, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır."
Kadınlar iyi adamları terk etmez. Kötü iletişimi, pasif-agresif tavırları, aşırı kontrolcülüğü, küçümsemeyi, tutarsızlığı, tek taraflı çabayı, tutulmayan vaatleri ve duygusal ihmali terk ederler.
eşinin çalışmasını isteyen ve bundan nemalanan hiçbir erkek, eşinden dört dörtlük bir kadınlık yapmasını bekleme hakkına sahip değil
mutfağa da gireceksin, evi de süpüreceksin, çocuk da bakacaksın
senin kadar dışarıda çalışıp yorulan birine ekstradan gel evde çalış diyemezsin
İnsanın okuduğu kitaplarda altını çizdiği satırları okuyacağı biri olmalı. Eşi olur, arkadaşı olur, fark etmez. Ama biri olmalı. Çünkü çok güzel. Sevdiğin birine severek çizdiğin satırları okumak…
Anlatarak anlaşılacağına çok inandığı bir dönemi oluyor insanın..Cahillik mi dersin toyluk mu...Hem kendisiyle ilgili meseleler de hem de başkasıyla.Sanki anlatsam anlaşılır,sanki anlatsam dinler gibi çok iyi niyetli bir yerden güzel duygular aslında. Sonra...Sonra geçiyor.
Hayat bize hiçbir şeyin sözünü vermiyor. Sevdiklerimizi kaybediyor, planlarımızın dağılışını seyrediyor, kendi faniliğimizle yüzleşiyoruz. İnsan bazen bu yüzden hayata içerliyor; sanki dünya ona bir şey borçluymuş gibi. Fakat bu kırgınlığın altında, hayatın başka türlü olmasını isteyen derin bir arzu var: Kaybetmemek, incinmemek, kalıcı olmak gibi.
Zamanla insan, hayatı kendi arzusuna uydurmak yerine onunla olduğu hâliyle bağ kurmayı öğreniyor. Razı olmak, rıza hali. Hayatı geçici, kırılgan ve yine de hayret verici olduğu için seviyoruz.
Minnet biraz da budur: Hiçbir şeyin kalıcı olmadığını bilirken, geçip gidene küsmek yerine ona bütün kalbimizle eşlik edebilmek.
Manevî boşluğun sonu felakettir.
Bu boşluk daha fazla eğlenceyle, daha pahalı cihazlarla veya daha yüksek diplomalarla doldurulamaz.
O boşluğu ancak Allah ve Resul buyruğu, sağlam bir aile, Nebevî eğitim ve insana niçin yaşadığını öğreten bir medeniyet tasavvuru doldurabilir.
gard indirmek insanın insanlık tarihi boyunca yaptığı en büyük yanlış. başını koyduğun diz seni vurmazsa başını koyduğun dizde seni vuracaklar. bütün savaşlar bittiğinde bile aynaya karşı gard alacağız.
ne diyordu şair “leyla ben sana sarıldığım esnada vurulabilecek bir adamım ve bunu tüm dünya biliyor” diyordu.
eğitim ailede başlar lafını çok hafife alıyorsunuz cidden evinde merhamet görmemiş empati duygusundan mahrum yetişmiş herhangi bi varlığı okula adam olsun diye salmamayı ve tüm sorumluluğu öğretmenlere bırakmamayı öğrendiğinizde bi şeyler değişmeye başlayacak
anlayışlı biri olmaya çabalamak ve daha da anlayışlı insanlarla olmak, güzele güzel diyebilmek, derdini anlatanın halini sormak, balkonuna aldığın çiçekleri sevmeyi unutmamak, sevdiğin şeylerle hatırlanmak. bunlar sanki güneş her sabah yanaklarından öpüyormuş gibi hissettiriyor✨
"Büyüyünce öğrendim... İmam aslında çok da yavaş okumuyormuş sureleri, yetişkinler o kadar da büyük değilmiş, sodanın sadesi daha güzelmiş ve insanlar her zaman içten gülmezmiş."