Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’nda 29 Ağustos 2025 Cuma günü başlattığımız grev, üyelerimizin kararlı mücadelesi ve sürdürdüğümüz sosyal diyalog sayesinde anlaşmayla sona ermiştir.
Buna göre, SYDV’de çalışan üyelerimize Kamu Çerçeve Protokolü uygulanacaktır.
Sürece katkılarından dolayı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a, emek mücadelesini özveriyle gerçekleştiren SYDV üyelerimize, bize desteklerini sunan basına ve kamuoyuna, emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Anlaşmanın SYDV’de çalışan üyelerimize ve tüm taraflara hayırlı olmasını dilerim.
@KOOPISSENDIKASI@tcailesosyal@MahinurOzdemir@ashb_sygm
@MahinurOzdemir Hak için çıkılan bu yolda,
SYDV olarak çekilen eza cefa,
Görülsün bu meydanda,
On yıllardır süren bu dava,
Bu son olsun, bu son olsun,
Buluşalım gayrı adil olanda... #SYDVdeGREVEdevam
🚨 Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfı Çalışanı 10.000 İşçiye Kçp Hakkı Tanınmıyor…
İşçiyse Kçp'sini, Memursada Özlük ve Sosyal Haklarını Verin.!
#SYDVdeGREVEdevam
Bir yanımızda düğün, bir yanımızda grev…
Hayatın tüm renklerini birlikte yaşıyoruz.
Hem emeğimizin hakkı için mücadele ediyoruz,
Hem de arkadaşlarımızın mutluluğuna tanıklık ediyoruz.
SYDV ailesi olarak her daim omuz omuza,
İyi günde, kötü günde…
#SYDVdeGREVEdevam
🚨 Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfı Çalışanı 10.000 İşçiye Kçp Hakkı Tanınmıyor,
İşçiyse Kçp'sini, Memursada Özlük ve Sosyal Haklarını Verin.!
#SYDVdeGREVEdevam
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı emekçilerinin sesine kulak verilmelidir
Parti iktidarı döneminde, milletin devletin şefkatli ve dayanışmacı yüzüyle tanışmasının en kritik adreslerinden biri, Kaymakamlıklardaki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları olmuştur.
Bu vakıflarda görev yapan çalışanlar, bir anlamda mağdur vatandaş ile devlet arasındaki şefkat ve merhamet köprüsüdür.
Ve bu görev, son derece değerli ve anlamlıdır.
Ancak bugün yaklaşık 10.000 çalışan derin bir üzüntü içindedir, çünkü bir takım haklarının yok sayıldığını düşünmektedirler.
Bu nedenle, grev sürecine zorlandıklarını ifade etmektedirler.
Pazartesi gününden itibaren, sokaktaki mağdur vatandaşlar devletin kapısına vardıklarında, grev nedeniyle yeniden mağdur olmamaları için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.
Elbette, grev anayasal ve toplumsal bir haktır. Kimse “Neden greve çıkıyorsunuz?” deme hakkına sahip değildir.
Ancak mesele, grevi doğuran şartların ortadan kaldırılmasıdır.
Eğer 10.000 çalışan, kendilerine ait ve haklı olduklarını düşündükleri talepleri kamunun önüne koyuyorsa,
siyasetin görevi bu sesleri anlayışla karşılamak ve çözüm üretmektir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na sesleniyoruz:
Lütfen, çalışanları da sokağı da mağdur edecek bir zeminin oluşmasına izin vermeyiniz.
Bu süreci sağduyu, diyalog ve adalet temelinde yönetin. Ve de hep beraber düşünelim: Tam da içinde bulunulan kritik dönemde böyle bir hamleye gerek var mı?
Sayın Bakan, FETÖ ve FETÖ'cü Kemalistler ısrarla Sayın Cumhurbaşkanımızı izole ederek ülkeyi yönetemediği yönünde psikoloji oluşturmak için psikolojik savaş yürütüyorlar; böyle bir süreçte, FETÖ ve FETÖ'cü Kemalistlerin alanda yüksek sesle konuşmalarına sebep olacak bir zemin bırakmanın bir anlamı var mı?