Antalya'nın Alanya ilçesinde ailesiyle seyir halindeyken yol kenarındaki ormanlık alan önünde alevleri gören vatandaş, aracındaki yangın tüpüyle yangına müdahale etti.
Yangın tüpü bitince yakındaki sağlık ocağının yangın tüpünü alıp devam eden vatandaşa çevredeki vatandaşlar da destek verdi ve yangın ormana sıçramadan söndürüldü.
@kuzeyormanlari Bir yandan ormanlari savunurken bir yandan üsküdar belediyesine destek verdiginiz Icin mi? Politikanin oldugu yerde ormanlar pek de kiymetli görünmüyor çünkü.
@kuzeyormanlari Neden yanginlar bittikten sonra kamuoyu bilgilendirilmiyor?
Kimin yaptigi nasil oldugu konusunda.
4 yil once Fethiye Antalya yanarken afganlari yakaladiklarini soylediler Allende benzinle tutuklandilar goturulduler. Sorgulandiginda ne cevap alinmis sonrasinda aciklama almadi
Dünya yanıyor. Doğa yok oluyor. Canlılar yanarak ölüyorlar. Kapitalist sistem hala sömürü ve cebinin derdinde. Hırsları hiç bitmiyor. Doyamadılar bir türlü. Abd ve İsrail gibi şeytani devletler hala nasıl bir yerleri talan ederiz bunun derdindeler. Yaşam hiç bu kadar değersizleştirilmemişti.
Muğla-Antalya ve Kütahya'da eşzamanlı yangınlar başladı.
tüm avrupa kıtasını yaktılar,çünkü gelişmiş ülkeleri çökertip great reset için medeniyeti yok ediyorlar.
örnek olarak;Afrika,Hindistan gibi yerler çok daha sıcak olmasına rağmen neden hiç yanmıyor?
#fethiye#seydikemer#yangin
Orman yanginlarina tepkiverilmesin diye, klasik egitim sisteminde ozellikle Y kuşağına ögretilen bir Tekerleme var onlar da cocuklarina öğretiyor.
Komsu hu hu Oglun geldi mi geldi.
Ne getirdi ?
Kara Kediden sonrasi sorgulanmqz korku frekansi
MUĞLA YANIYOR — Muğla'da evler tahliye edilmeye başlandı.
Seydikemer'de ormana sıçrayan alevlere havadan ve karadan müdahale sürüyor. Yangın önlenemiyor, daha fazla desteğe ihtiyaç var.
Fethiye-Antalya kara yolu ise trafiğe kapatıldı. #MuğlaYanıyor
THE FIELD OF COSMIC LOVE AND UNIVERSAL LIFE
The Primordial Field is the primary and structural force of space, within which, forms are gestated, from the atom to the galaxy, from the planets to our bodies.
This field gives rise to the toroid, the primordial electromagnetic egg of life, the vital flow and reflux that nourishes from the core outwards, producing the matrix and pattern, in which all things are inscribed.
Among the different forms created, there exists a field resonance, an essential identity that links and vivifies them, a fundamental unit that is their reason for being and their essence.
This primordial field is the expression of Cosmic Love, Universal Life, Divine Consciousness, transcendental beauty, spontaneously creating a sacred game.
Knowing this field and its functions was the forbidden fruit...
✨🙌🏾💫
94 yaşındaki efsane aktör Clint Eastwood, genç nesle lüksün gerçek anlamını şu sözlerle anlattı:
“Lüksü saatlerde, bilekliklerde, villalarda ya da yatlarda aramayın.
Lüks; kahkaha atabilmek, dostlarla vakit geçirmek, yağmurun yüzünüze düşmesi, sarılmalar ve öpücüklerdir.
Lüksü mağazalarda, hediyelerde, partilerde ya da etkinliklerde aramayın.
Lüks; sevilmek, saygı görmek, anne babanızın hâlâ hayatta olması ve torunlarınızla oynayabilmektir.
Gerçek lüks, paranın satın alabildiği değil; satın alamadığı şeylerdir…”
Görelilik teorisinden doğan en sarsıcı fikirlerden biri Blok Evren yorumudur.
Bu bakış açısına göre geçmiş, şimdi ve gelecek birbirini takip eden anlar değil; uzay-zamanın dört boyutlu dokusunda aynı anda var olan farklı koordinatlardır. Çocukluğun, bu satırı okuduğun an ve henüz yaşamadığın son günün… Belki de evrenin farklı noktalarında zaten “yerini almıştır”. Zamanın aktığını hissetmemizin nedeni ise evrenin değişmesi değil, bilincimizin bu devasa yapının içinde tek bir yönde ilerlemesidir. İşte beni durduran düşünce tam burada başlıyor. Eğer geçmiş gerçekten sadece geride kalmış bir şey değil de uzay-zamanın başka bir noktasında hâlâ varlığını sürdüren bir gerçeklikse, yıllardır değiştirilemeyecek anılar için kendimizi suçlamamız ne kadar anlamlı? Belki de kaybettiğimizi sandığımız insanlar evrenden silinmedi. Belki onlar hâlâ kendi zaman koordinatlarında gülüyor, konuşuyor ve yaşamaya devam ediyor. O zaman yas tuttuğumuz şey gerçekten onların yokluğu mu, yoksa bizim artık o koordinata bir daha dönemeyecek oluşumuz mu? Belki insan, çoktan tamamlanmış devasa bir uzay-zaman heykelinin içinde yalnızca tek bir doğrultuda yürüyebilen bir bilinçtir.
Ve belki de en büyük trajedimiz, geçmişin yok olması değil… Ona bir daha dokunamayacak olmamızdır.