Okullarda derslik yok, yemek yok, güvenlik yok. Bakanlığın bulduğu acil çözüm ise öğretmene önlük!
Sayın Bakan buna “hatırlatma” diyor. Hatırlatmanın kumaş oranı, yaka biçimi ve cep sayısı olmaz. Kılavuzu, takibi ve denetçisi varsa bunun adı hatırlatma değil, dayatmadır.
Öğretmenin itibarı önlükle korunmaz. Öğretmeni yoksulluğa mahkûm eden, şiddete karşı koruyamayan ve emeğini değersizleştiren politikalar itibarı zedeler.
Öğrenci önlüğüne “tek tipçilik” diyenler, bugün öğretmene tek tip önlük biçiyor. Çünkü amaç kıyafet düzenlemek değil; öğretmeni iktidarın “makbul” kalıplarına sokmaktır.
Karma eğitimi tartışmaya açan zihniyetin, başta kadın öğretmenlerin kıyafetine sınır çizmesi tesadüf değildir. Başkalarının kıyafetinden ahlak üretmeye çalışanlar, aslında kendi zihin dünyalarını anlatır.
Bakan, “Sendikanızda nasıl giyindiğinize karışmıyorum” diyor. Ne büyük hoşgörü! Sırada evimizde ne giyeceğimize karışmamak mı var?
Bu söz, okulları kendi mülkü, öğretmeni de kendi tasarrufunda gören vesayetçi anlayışın itirafıdır. Hayır Sayın Bakan; devlet okulları sizin mülkünüz değil, Cumhuriyetin kamusal kurumlarıdır. Öğretmenler de ideolojik vitrininize giydireceğiniz mankenler değildir.
Öğretmeni kıyafeti üzerinden “kötü örnek” diye sınıflandıran Bakan, kendi çocuğunu özel okulda okutuyor. Sayın Bakan; sözünüzle yaptığınız arasındaki bu uçurumla örnek değil, ibret oluyorsunuz. Eğitim tarihine de böyle geçiyorsunuz.
Önlüğün boyunu santim santim ölçenler, 40–50 kişilik sınıfta öğrenciye düşen alanı ölçsün. Aç gelen çocuğu, verilmeyen okul yemeğini, temizlenmeyen ve güvenliği sağlanmayan okulları dert edinsin.
Öğretmen ne giyeceğini bilir. Bakanlık önce asli görevini yapsın.
Eğitim-İş olarak kılık kıyafet eylem kararımızı aldık. Bu dayatmayı yargıya da taşıyoruz.
Öğretmenin yakasından, cebinden ve önlüğünden elinizi çekin.
Değerli meslektaşlarım,
MEB’in son Genelgesi; eğitimin gerçek sorunlarını çözmek yerine yanlış politikalarının yükünü öğretmene ve öğrenciye taşıtan, eğitim emekçilerini talimatlarla kuşatan tek tipçi anlayışın yeni bir örneğidir.
MEB, öğretmene genelgeyle önlük dayatamaz. Öğretmenin kıyafeti, uzmanlığı ve mesleki özerkliği idarenin keyfî müdahale alanı değildir.
Eğitim-İş’in kılık ve kıyafet özgürlüğüne ilişkin eylem kararı geçerlidir. Yeni dönem kararımızda önlük dayatmasına da açıkça yer vereceğiz. Bu hukuksuz dayatmaya karşı hem hukuki hem de örgütlü gücümüzle mücadele edeceğiz.
Öğretmenler, “millî dayanışma ve toplumsal bütünleşme” adı altında iktidarın güncel politikalarının anlatıcısı ve propagandisti hâline getirilmek isteniyor. Barış ve kardeşlik siyasi sloganlarla değil; Cumhuriyetin temel değerleriyle, demokrasiyle, hukukla, insan haklarıyla ve laik, bilimsel, özgür bir eğitim ortamıyla güçlenir. Okullar hiçbir siyasi iktidarın propaganda alanı, öğretmenler de iktidarın talimat memuru değildir. Öğretmenin görevi öğrenciye ne düşüneceğini söylemek değil, nasıl düşüneceğini öğretmektir.
Öğretmenin kıyafetine müdahale eden bu anlayış, görev yerini ve branşını da idarenin sınırsız tasarruf alanına dönüştürmek istiyor.
Norm fazlası olmak öğretmenin suçu değildir. Şubeleri birleştiren, okulları dönüştüren, ders çizelgelerini değiştiren ve yanlış planlama yapan Bakanlıktır. Kendi kararlarınızın bedelini öğretmene ödetemezsiniz!
Normlar hiyerarşisi açıktır: Genelge, kanunun ve yönetmeliğin üzerinde değildir. Başta önlük dayatması ile norm fazlası öğretmenlerin keyfîliğe açık atama ve alan dışı görevlendirmeleri olmak üzere hukuka aykırı hükümleri yargıya taşıyacağız.
Gelişim raporlarına ilişkin hukuki sürecimiz devam ediyor. MEB-İMES zorunluluğu dâhil, öğretmenlere dijital takip ve angarya yükleri getiren bütün dayatmaların karşısındayız.
Bakanlık, öğretmenin ne giydiğini denetlemeyi bırakmalı; kalabalık sınıfları azaltmalı, öğretmen açığını kapatmalı, ücretli öğretmenliği sona erdirmeli, okulların personel, temizlik ve güvenlik sorunlarını çözmelidir.
Eğitim-İş, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin örgütlü gücü; öğrencilerimizin eğitim hakkının kararlı savunucusudur.
Gücümüz birliğimizden gelir. Bu dayatmaların karşısında yan yana duracak, haklarımızı birlikte savunacak ve birlikte kazanacağız!
Tekinsiz bir eğitim sistemi kurmak isteyenler, bu ülkenin geleceğini de tekinsiz hale getirenlerdir! Eğitim-İş karanlığınıza asla teslim olmaz, olmayacak. Asla susmaz, susmayacak!
#EgitimisSusmayacak
Cumhuriyetten ve emekten yana Türkiye’nin en büyük sendikası olan Eğitim-İş’in resmi X hesabını hukuksuz bir şekilde kapatmak ile sendikal mücadelemizi susturamazsınız.
Eğitim-İş susmaz, susturulamaz!
#EgitimisSusmayacak
Cumhuriyeti, emeği ve laikliği savunan bir sendikayı susturmak isteyenler bilsin:
Bu mücadele sansürle durmaz.
Eğitim-İş susmaz, susturulamaz!
#EgitimisSusmayacak
Bir eğitim sendikasının sesini kısmaya çalışmak, eğitimcinin, öğretmenin sesini kısmaya çalışmaktır.
Öğretmeni susturan, geleceği karartır. Cumhuriyetin eğitim emekçileri susmaz!
Buna izin vermeyeceğiz.
#EgitimisSusmayacak