Kendi ülkem tarafından kandırılmak beni rahatsız ediyor.
Önce şunu anlatayım: Japonya Başbakanı, ABD ziyaretinde öyle rezil anlara imza attı ki başkasının yerine utanmak deyimini tüm dünyaya yaşattı.
Sömürge ülkesi gibi davranmasına şaşıranlar oldu ama meseleyi bilenler için durum aslında net: Japonya bir ABD eyaleti,başbakanları da sadece kullanışlı bir vali.
Bu hep böyleydi. Yıllar önce izlediğim bir videoda, bazı Japonlar, "ABD'nin ülkemize atom bombası atması doğruydu" diyordu.
ABD’nin atom bombaları 200 bin insanı öldürdü, etkileri hâlâ devam eden sakatlıklara neden oldu ama onlara göre ABD olmasa daha çok insan ölecekti.
Başta tuhaf geliyor ama düşününce anlıyorsun ki zihinsel sömürge olmak tam da böyle bir şey.
Bugün Japonya'da 60.000 Amerikan askeri var. Bir Amerikan askeri suç işlediğinde Japon mahkemeleri çoğu zaman yargı yetkisine bile sahip değil.
Gelelim kandırıldığımız kısma. Bize okullarda ne anlattılar?
Japonlar atom bombasını unutmadı, bu yüzden bilime sarıldı ve geliştiler. Almanlar da 2. Dünya Savaşı’nın çılgınlığından ders çıkardı.
Oysa dünyayı biraz tanımaya başladığınızda Japonya’nın da Almanya’nın da bağımsız ülkeler olmadığını öğreniyorsunuz.
İkisi de ABD’nin uzak karakolları. Bu yüzden gelişmeleri ve büyümeleri gerekiyordu. Dünyanın süper gücü ABD’de de dünyadan çaldıklarını bu karakollardan esirgemedi.
İkisini de hızla büyüttü. Bağımsızlıklarını alarak karşılığında refah verdi. Dikkat ederseniz ABD çöktükçe onlar da çöküyor.
Bundan bana ne diyebilirsiniz, ben de öyle diyorum ama benim takıldığım kısım şu: Bunlar dünyaya kendi masallarını anlatmak istemiş olabilirler ama biz derslerimizde hâkikati anlatmak yerine neden onların masallarını anlatıyoruz?
Acaba biz de sömürgenin başka bir yüzü müyüz?
“..Bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazan başkaları
ölümü çeker bizim için..”
İsmet Özel
Prof Dr Tayfun Amman ile Marmara İlahiyatta aynı odayı paylaştık bir süre. Vefatını büyük üzüntüyle öğrendim. Bir nezaket timsali idi. Hafızlığa başladığını büyük bir heyecanla paylaşmıştı. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
Talebe bir hocanın, bir münevverin, bir mütefekkirin eksenine bir defa girdi mi bütün hayatı onunla şekillenir. Uzak olsan dahi onunlasın. Büyük nimet.
Tayfun Amman Hocamızın cenazesi yarın (6 Mart) Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camiinde kılınacak ikindi namazını müteakip Çamlıca Mezarlığına defnedilecektir.
Öncesinde saat 11:00'da Sakarya Üniversitesi Kampüs Camii'nde helallik ve veda programı gerçekleştirilecektir.
Taha Kılınç ile “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” kitabını konuşacağımız programa davetlisiniz!
Programa katılan tüm misafirlerimize imzalı kitap hediye edilecektir.
📅 22 Kasım Cumartesi
🕖 20:00
📍Serdivan Kültür Sanat
“Masar”
Mahmud Derviş, Edward Said’e ithaf ettiği “antitez” adlı şiirinde “Yeryüzü uçuruma dönüşür göğü olmayan bir dünyada” der. Filistin’de öldürülen çocuklar gökyüzüydü. Çocuklar bu dünyanın göğü. Dünya onların gülümseyişleriyle güzel. Selam olsun Gazzeli çocuklara… #gazze
Joseph Frank'in "Lectures on Dostoevsky" diye bir kitabı olduğunu keşfedince epey heyecanlandım.Kitabı hemen okuyayım dedim ama çevirme fikri galip geldi. Vakıfbank Kültür Yayınları, sağ olsun, bu fikrimle ilgilenince aşağıdaki çeviri çıktı ortaya. Artık gerisi okurun takdiri. 😊