@forzacimbom Perşembe günü 1 maç ceza aldığı açıklanır. Tedbirsiz olduğu için tahkim kararı onaylayana kadar maça çıkabilir. Salı günü tahkim kararı onaylar. Derbi maçında oynayıp cezasını başakşehir maçında çeker. Hayırlı işler :)
Aylık ortalama 100 dosyaya bakan birinci derece bir hâkim veya savcının maaşı yaklaşık 120.000 TL’dir. Buna karşılık, ayda 400-500 dosyaya bakan hâkim ve savcıların da olduğu bilinmektedir.
2025 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre ise, ayda yalnızca üç ağır ceza dosyası üstlenen bir avukatın kazancı 144.000 TL’yi bulmaktadır. Elbette bu tutardan büro masrafları, vergi ve SGK primleri gibi giderler düşecektir. Ancak tüm kesintilere rağmen, ayda beş dosya alan bir avukatın geliri, 100 dosyaya bakan bir hâkim veya savcının maaşını aşabilmektedir.
Allah avukat meslektaşlarımıza daha çok versin, bunda elbette bir sakınca yok. Ancak bu tablo, hâkim ve savcıların mali durumlarının da ivedilikle iyileştirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.
Ekrem İmamoğlu’na ilişkin emniyette alınan iki ifade tutanağını okudum. Biri 121 sayfa (örgüt, yolsuzluk vs.), diğeri 18 sayfa (terör).
24 yıllık avukatım. Terör, uyuşturucu, örgüt, dolandırıcılık, bilişim suçları gibi ağır ceza dosyalarında müdafi olarak onlarca ifadeye ve sorguya katıldım. Meslektaşlarımla sayısız dosya tartıştık, kararlar inceledik. Bu kadar zorlama, bu kadar acemice kurgulanmış bir soruşturma ve sorgulama görmedim.
•Terör soruşturmasına dair tutanakta, ifadeye geçilmeden önce şüpheliye neyle suçlandığı bile anlatılmamış. CMK m.147/1-b’ye aykırılığı bir yana, standart ifade formlarında bile bulunan bölüm düpedüz atlanmış. Basit bir şey değil, bu durum ifade tutanağını geçersiz hale getiriyor.
•Terör soruşturmasındaki sorular zorlama, bağlantılar yapay. Bunun “terör” başlığı altına sokulması tesadüf değil; İBB’ye kayyum atamak için kurgulanmış siyasi bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor.
•Tutanaklarda yer alan sorular o kadar özensiz ki, soruşturmayı yürütenlerin ve ifadeyi alanların bile bu iddialara ne kadar inandığı ciddi şekilde tartışmalı.
•Her adımı izlenen bir belediye başkanına, belediyedeki teknik işleyişe dair detaylar soruluyor. Oysa onlarca müdür, encümen, meclis var. Sayıştay ve bakanlık denetimleri zaten yapılıyor. Bu kadar ayrıntıya bir belediye başkanının birebir hâkim olması beklenemez. Bırakın belediyeyi, orta ölçekli bir şirketin yönetim kurulu başkanı bile şirketindeki tüm detaylara hâkim olamaz.
•Ve yine karşımızda bir gizli tanık vakası var. Önce “X Muhbir” denirdi, şimdi “Gizli Tanık” deniliyor. Aslında ortada, bir yerlerde yazılmış senaryonun oyunculukla sahnelenmesinden başka bir şey yok. Gizli tanıklık kurumu, Türkiye’de hukuku araçsallaştırmanın başlıca aracı haline geldi. Bütün siyasi saikli davalarda standart bir uygulama.
•Yargı, Türk Milleti adına karar verir. Savcıların soruşturma amacı budur, mahkeme kararlarının en başında bu yazar. Ama artık çok net görüyoruz ki, yargının bir kısmı Türk Milleti adına değil, majesteleri adına karar vermeye fazlasıyla meyilli.
•Sandıkta yenemediklerini yargı sopasıyla saf dışı bırakma çabası olduğu çok açık. Ve bu girişimin bedelini hukuk sistemi, ekonomi, kamu vicdanı ve toplumsal adalet duygusu ödüyor.