CHP’den istifa ettim.
Hukukun üstünlüğü, adalet, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ilkeleri ışığında, emeğin yanında yer alarak, eşitsizlikleri ortadan kaldırmak, eşit yurttaşlık ve çoğulcu demokrasi için mücadele etmeyi sürdüreceğim.
elinden gelse o diplomayı gerçekten vermeyecek, öğrenci mağdur olsun diye uğraşacak. akp akademisyeni tam olarak böyle işte, kendi kazanamadığı saygıyı zorla da alamayınca ilk giriştiği şey hak gasbı.
"ben hak etmesem de buraya gelebildiysem sen bana o hak etmediğim saygıyı zorla duyacaksın. duymuyorsan da -mış gibi yapacaksın, yoksa sonucuna katlanırsın" diyor hareketleriyle.
Bu akşam saat 19.42 itibariyle Kültür Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı görevimden alındığım tarafıma, evimde tebliğ edildi. Hayırlısı olsun.
Zaten bu yönetimde daire başkanlığı görevime devam etmiyeceğimi sosyal medyada da paylamıştım. Ancak kamunun bir işleyişi vardır. +
Gülistan Doku ve acılı ailesine reva görülenler, bu ülkede makam mevki ya da para sahibi suçluların nelere kadir olabileceğinin adeta röntgeni gibi!
ROJİN KABAİŞ’e NE OLDU?
NADİRA KADİROVA’ya NE OLDU?
YELDANA KAHARMAN’a NE OLDU?
YEŞİM AKBAŞ’a NE OLDU?
Doğumunu göremediği kızının 'Baba' dediğini mahkemede öğrendi:
...
Tutuklu sanıklar salona aldı. Önce kadın tutuklar merdivenden çıktı. Ardından erkekler alınmaya başlandı. O anda bir ses yükseldi. "Maya baba dedi, Ramazan, 'Maya 'Baba' dedi". Herkes dönüp baktı. Bu sesin sahibi Pınar Çalışkan Gülten'di, eşi İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten'i sesleniyordu. Ramazan Gülten tam anlamadı ama el salladı. Ardından avukatlar Gülten'e durumu aktardı. Döndü bir daha bu kez daha güler yüzlü döndü el salladı. Tüm salon alkıştan yıkılıyordu.
Ramazan Gülten, eşinin doğumunda yanında olamamıştı izin alamadığı için. Gülten, çocuğunun baba deyişini de mahkeme salonunda öğrenmiş oldu.
Özgür Özel’in TRT’ye sinirlendiği anlar:
“Kocasının mühür çıkan kasasına dolar montajlayan TRT, eşine sor bakalım ne düşünüyor diye. Bu kadar zulmün bir bedeli olacak. Kimse helallik istemesin, kimseye hakkımızı helal etmiyoruz.”
Bugün Marmara Kapalı Cezaevinde Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar, Emrah Şahan, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Merdan Yanardağ, Buğra Gökçe, Osman Kavala ve Kadriye Kasapoğlu’nu ziyaret ettim. Hepsine dayanışma duygularımızı ilettim.