Trafik Kazası Kaynaklı Kazanç Kaybı Davasında Usulden Kritik Karar 📝
Davacı, davalıya ait aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle kendi aracında oluşan hasar ve onarım süresince doğan ticari kazanç kaybının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkeme, dosyada tarafların katılmadığı celsede davanın işlemden kaldırıldığını, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç aylık sürede davanın yenilenmediğini tespit etmiştir. Bu nedenle HMK m. 150/5 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararda ayrıca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, dava kapsamında ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline ve kalan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine hükmedilmiştir.
🔗 https://t.co/ynOMdQg4rr
İmzası Tartışmalı Senette Borçsuzluk ve Kötü Niyet Tazminatı 🏛️
Mahkeme, kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasında; 100.000 TL bedelli bonoya dayalı kambiyo takibine konu imzanın davacıya ait olup olmadığını değerlendirdi. Dosyadaki bilirkişi raporlarında senet üzerindeki borçlu imzalarının davacının eli ürünü olmadığı sonucuna varıldığı, Adli Tıp incelemelerinde ise imzanın aidiyetinin belirlenemediği anlaşıldı.
Yapılan değerlendirme sonucunda davacının, takibe dayanak senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve senet ile icra takibinin davacı yönünden iptaline karar verildi. Ayrıca Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davalının takibi kötü niyetli başlattığı kabul edilerek alacağın %20'si oranında 20.000 TL kötü niyet tazminatına hükmedildi. Yargılama giderleri ve vekalet ücreti de davalıya yükletildi.
🔗 https://t.co/EnutZ8d8dV
Sigorta Prim Alacağında Aktif Husumet Tartışmasına BAM Freni 📌
Dava, sigorta prim alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalının araçlarına düzenlenen trafik ve kasko poliçelerinin prim bedellerini sigorta şirketlerine kendisinin ödediğini, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi ise trafik poliçeleri yönünden davacının aktif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi, acentenin prim alacağını talep edebilmesi için sigorta şirketince yetkilendirilmesi, alacağın temliki ya da primin acente tarafından sigorta şirketine ödenmiş olması gerektiğini vurgulamıştır. Dosyada davacının prim ödemelerini kendi kredi kartı ile yaptığına dair belge bulunduğu belirtilerek, bu ödemelerin gerçekten sigorta şirketleri adına yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.
Daire, kasko ve trafik sigortası kalemleri bakımından ayrı değerlendirme yapılması ve gerekirse ek bilirkişi raporu alınması gerektiği sonucuna vararak ilk derece kararını kaldırmış, dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine göndermiştir.
🔗 https://t.co/y8Zf7ANj2H
Görevli Mahkemeye Gönderilmeyen Ticaret Davasında Kritik Karar! 🔍
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalının özen borcuna aykırı davranışı nedeniyle kesilen vergi cezasının tazmini için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını talep etmiştir. Davalı ise iddiaların mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Yargılama sürecinde ilk derece mahkemesinin ret kararı, bölge adliye mahkemesince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle kaldırılmış; dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflara kesin süre verilmiştir. Taraflar, tebliğe rağmen süresi içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediğinden, mahkeme HMK hükümleri uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Kararda ayrıca yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ve davalı lehine vekalet ücreti davacı üzerinde bırakılmış; kullanılmayan gider avansının iadesine hükmedilmiştir.
🔗 https://t.co/xSsMjlHUwe
Kira Teminat Senedinde Yetki Tartışması: Görev Sulh Hukukta 📜
Davacı, kira sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğini ileri sürdüğü bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptalini talep etmiştir. Davalı ise senetlerin teminat senedi olduğunu gösteren yazılı bir kayıt bulunmadığını, bonoların kambiyo senedi niteliğinde olup ispat yükünün davacıda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında öncelikle görev sorununu değerlendirmiş; uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı ve bonoların kira sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddiası bulunduğu için davanın HMK kapsamında Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına girdiğini kabul etmiştir. Bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi, görevsizlik nedeniyle davayı usulden reddetmiştir.
Kararda ayrıca, dosyanın kesinleşmeden sonra talep edilmesi halinde görevli nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilebileceği belirtilmiş; ihtiyati tedbir talebinin ise görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine karar verilmiştir. Harç, masraf ve vekâlet ücreti gibi yargılama giderlerinin de görevli mahkemece karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
🔗 https://t.co/Mn8xSrso8o
28 Bin Liranın Altındaki Tazminat Davasında İstinafa Geçit Yok! ⚖️
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında davalı vekilinin istinaf başvurusunu usulden reddetmiştir. Mahkeme, dava değerinin 16.441,35 TL olduğunu ve 2024 yılı için HMK m. 341/2'de öngörülen 28.250 TL'lik kesinlik sınırının altında kaldığını belirterek ilk derece kararının kesin nitelikte olduğuna hükmetmiştir.
Kararda, ilk derece mahkemesinin kararında kanun yolunun açık gösterilmesinin sonucu değiştirmeyeceği vurgulanmıştır. Bu nedenle istinaf incelemesi yapılmaksızın başvuru reddedilmiş, yatırılan istinaf harçlarının iadesine karar verilmiş ve karar HMK m. 362/1-a uyarınca kesin olarak verilmiştir.
🔗 https://t.co/Bj1QFThKyM
İhtiyati Tedbirin Devamına İlişkin Ara Karara İstinaf Kapandı 📝
Dava, kaçak elektrik kullanımı iddiasına dayalı faturanın iptali ve borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan menfi tespit davası kapsamında verilen ihtiyati tedbirin devamına ilişkin ara karara karşı yapılan istinaf başvurusuna ilişkindir. İlk derece mahkemesi, dava açılmadan önce verilen tedbir kararının devamına karar vermiş; davalı vekili bu ara kararı istinafa taşımıştır.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, HMK’nın 341 ve 394. maddeleri uyarınca istinaf yolunun yalnızca ihtiyati tedbirin reddi, kabulü ve itiraz üzerine verilen kararlara karşı açık olduğunu vurgulamıştır. İhtiyati tedbirin devamına ilişkin ara kararın ise tek başına istinaf edilebilir nitelikte olmadığı belirtilerek, davalı vekilinin istinaf dilekçesi usulden reddedilmiştir. Karar kesin niteliktedir.
🔗 https://t.co/lJygM3uiUj
Demuraj İadesi Davasında Görev Krizi: Yetkili Mahkeme Belirlendi 🏛️
Davacı şirket, limanda bulunan yükün teslim edilmesi için baskı altında kaldığını, bu nedenle davalı şirkete 4.000 USD fazladan ödeme yaptığını ileri sürerek istirdat talebinde bulunmuştur. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak olarak açılmış olsa da mahkeme, uyuşmazlığın özünde deniz yoluyla yapılan taşımaya ilişkin demuraj bedelinin iadesine dayandığını tespit etmiştir.
Mahkeme, TTK m. 1352 kapsamında bunun deniz alacağı niteliğinde bulunduğunu ve uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin denizcilik ihtisas mahkemesi olduğunu belirterek görevsizlik nedeniyle davayı usulden reddetmiştir. Kararda, dosyanın süresinde başvuru halinde görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilebileceği, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı ifade edilmiştir.
🔗 https://t.co/9RWMRHpSsx
Konkordato Kesin Mühlet Uzatımı İçin İstinaf Yolu Kapandı 📌
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, konkordato sürecinde kesin mühletin 6 ay uzatılması talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesine karşı yapılan istinaf başvurusunu inceledi. Davacı taraf; banka blokesi, mevsimsel gecikmeler, bölgesel savaş etkileri ve ekonomik koşullar nedeniyle uzatma gerektiğini ileri sürdü; konkordato komiseri ise talebe olumlu görüş bildirdi.
Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesi, konkordato kesin mühletine ilişkin uzatma ve benzeri ara kararlara karşı kanun yolunun kapalı olduğunu belirtti. Mahkeme, İİK’nın 287 ve 293. maddeleri ile HMK’nın 352. maddesi uyarınca bu tür kararların istinaf incelemesine elverişli olmadığını vurguladı.
Sonuç olarak istinaf başvurusu usulden reddedildi; peşin alınan harcın iadesine, istinaf giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına karar verildi. Karar, konkordato sürecinde kesin mühlet uzatımı taleplerine karşı başvuru yolunun sınırlarını ortaya koyan önemli bir usul kararı niteliği taşıdı.
🔗 https://t.co/8ACP0OJjFz
İhtiyati Hacizde Kritik Eşik: İstinaf Talebi Neden Reddedildi? 🔍
Davacı şirket, gayrimenkul satış ve borçlanma sözleşmesine dayalı tazminat davasında ihtiyati haciz ve delil tespiti talep etmiş; ilk derece mahkemesi her iki talebi de reddetmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi, delil tespiti talebinin reddine ilişkin ara kararın istinafa tabi olmadığını belirterek bu başvuruyu usulden reddetmiştir.
İhtiyati haciz yönünden ise mahkeme, İİK’nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca alacağın ve haciz koşullarının yaklaşık ispatla ortaya konulması gerektiğini; somut olayda alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini değerlendirmiştir. Dosya kapsamına göre ihtiyati haciz için gerekli yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesi, delil tespiti talebine ilişkin istinafı usulden, ihtiyati haciz talebine ilişkin istinafı ise esastan reddederek ilk derece mahkemesinin ara kararını hukuka uygun bulmuştur.
🔗 https://t.co/Qyo2w6t7Ik
Sahte Çek İddiasında Usul Kararı: Mahkemeden Dikkat Çeken Hamle 📜
Davacı şirket, kendisine ait olduğu iddia edilen ve üzerindeki imzanın sahte olduğunu ileri sürdüğü çekin ödenmesinin durdurulmasını ve borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Talep, başlangıçta değişik iş dosyası kapsamında ihtiyati tedbir ve tespit istemiyle sunulmuştur.
Mahkeme, yapılan incelemede başvurunun menfi tespit davası olarak değil, değişik iş dosyası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Davacının iradesinin esasen çekin ödeme yasağı ve sahte imza iddiasına ilişkin tedbir talebi olduğu, bu nedenle dosyanın esas dava gibi görülmesinin isabetli olmadığı belirtilmiştir.
Bu gerekçelerle mahkeme, mevcut esas dosyanın kapatılmasına ve dosyanın ilk açıldığı mahkemeye değişik iş dosyası olarak tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna iadesine karar vermiştir. Karar, uyuşmazlığın esasına girilmeden usule ilişkin olarak verilmiştir.
🔗 https://t.co/QD3WI7IPxw
Kooperatif Aidat Borcu Ödenince İtirazın İptali Düştü ⚖️
Dava, kooperatif aidat borcundan kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Yargılama sırasında takip borcunun ödendiği anlaşıldığından uyuşmazlık konusu kalmamış, mahkeme dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.
Mahkeme, davanın açıldığı tarihte davacı kooperatifin sunduğu belgeler doğrultusunda haklı olduğu kanaatine vararak, zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsiline ve davacının yaptığı yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar vermiştir. Davacı vekilince icra inkar tazminatı ve vekâlet ücreti talep edilmediğinden bu hususlarda ayrıca karar verilmemiştir. Karar, dava değerinin istinaf sınırının altında kalması nedeniyle kesin niteliktedir.
🔗 https://t.co/8W13PfyEqQ
Hakaret Davasında Yetki Uyuşmazlığına Yargıtay’dan Net Çözüm 📝
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, hakaret suçuna ilişkin yargılamada Antalya 32. Asliye Ceza Mahkemesi ile İscehisar Asliye Ceza Mahkemesi arasında doğan olumsuz yetki uyuşmazlığını inceledi. Dosya kapsamı, suçun niteliği, iddianamedeki olay anlatımı ve mahkeme gerekçeleri dikkate alınarak Antalya 32. Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği yetkisizlik kararının yerinde olmadığına hükmetti.
Daire, yetkisizlik kararını oy birliğiyle kaldırdı ve dosyanın mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verdi. Karar, esas incelemeden ziyade yargı yerinin belirlenmesine ilişkin olup, hakaret suçunda yetki uyuşmazlığının nasıl çözüleceğine dair önemli bir örnek niteliği taşıyor.
🔗 https://t.co/1EU1hFkpSM
BAM Yetki Uyuşmazlığında Yargıtay’dan Net Karar: Yetkisizlik Kaldırıldı 🏛️
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin dosyada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi ile Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi arasında oluşan olumsuz yetki uyuşmazlığını inceledi. Uyuşmazlık, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresindeki değişiklikten sonra hangi dairenin inceleme yapacağı noktasında ortaya çıktı.
Daire, 5235 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 1 uyarınca, yargı çevresi değişikliğinden önce ilk derece mahkemesince verilen kararların istinaf incelemesinde, karar tarihi itibarıyla yetkili olan BAM’ın sonradan yetkisizlik kararı veremeyeceğini vurguladı. Bu nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin verdiği yetkisizlik kararı yerinde bulunmadı.
Sonuç olarak Yargıtay, yetkisizlik kararını oy birliğiyle kaldırdı ve dosyanın mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verdi.
🔗 https://t.co/KBVWjjkc6V
Yargıtay’dan Hırsızlık Dosyasında Temyiz Reddi Onandı 📌
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi ek kararında, sanığın temyiz isteminin reddine dair kararı inceledi. Dosyada, hükmolunan cezaların miktar ve türü dikkate alındığında temyiz yolunun kanunen kapalı olduğu değerlendirildi.
Daire, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca beş yıl veya daha az hapis cezalarına ve miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair BAM kararlarının temyiz edilemeyeceğini vurguladı. Bu nedenle, temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldı.
Sonuç olarak Yargıtay, sanığın temyiz istemini CMK’nın 296/2. maddesi uyarınca reddetti ve ek kararı onadı. Kararda ayrıca dosyanın ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.
🔗 https://t.co/qEDJznvD87
Tapu Şerhi Silindi Sanıldı: Yargıtay Konusuzluk Kararını Bozdu 🔍
Dava, tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan "taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kaldığı" yönündeki şerhin terkini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
İstinaf incelemesinde, dava konusu şerhin idarece terkin edildiği ve bu nedenle uyuşmazlığın konusuz kaldığı kabul edilerek ilk derece kararı kaldırılmış, karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Ancak Yargıtay, UYAP üzerinden alınan güncel tapu kaydında şerhin, istinaf kararından önce yeniden işlendiğini tespit etmiş; bu nedenle davanın konusuz kalmadığını, istinaf sebeplerinin esastan incelenmesi gerektiğini belirterek BAM kararını bozmuştur.
🔗 https://t.co/AnSe4sWP8t
Yargıtay’dan Hakaret ve Direnme Kararında Kritik Bozma! 📜
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sanık hakkında verilen "görevi yaptırmamak için direnme" ve "hakaret" mahkûmiyetlerini ayrı ayrı değerlendirmiştir. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hüküm yönünden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kanun gereği temyiz edilemeyecek nitelikte olması nedeniyle sanık müdafiinin temyiz istemi reddedilmiştir.
Hakaret suçu yönünden ise mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Yargıtay, sanığın mahkûmiyetine esas alınan delillerin ve gerekçenin 5271 sayılı Kanun’un 230/1-b maddesine uygun biçimde açıklanmadığını, bu nedenle yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Ayrıca kabule göre, hakaretin aleni yerde işlenmiş olması nedeniyle TCK 125/4’ün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi ve koşulları varsa tekerrür hükümlerinin de gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dosya, hakaret suçuna ilişkin hüküm yönünden bozma kararıyla yeniden değerlendirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmiştir.
🔗 https://t.co/71kx4smSwZ
Hırsızlık Dosyasında Temyiz Reddi: Yargıtay Kararı Netleşti ⚖️
Yargıtay, hırsızlık suçuna ilişkin dosyada bölge adliye mahkemesi tarafından verilen ek karara yönelik temyiz istemini inceledi. Yapılan ön incelemede, kararın 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi kapsamında temyiz incelemesine tabi olmadığı ve temyiz isteminin reddini gerektiren bir usulsüzlük bulunmadığı değerlendirildi.
Bu nedenle Yargıtay, sanığın temyiz başvurusunun reddine ve ek kararın onanmasına karar verdi. Kararda ayrıca, dosyanın ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.
🔗 https://t.co/0DPfPQlS59
Temyizde Usul Hatası: Yargıtay’dan Gerekçeli Başvuru Uyarısı 💼
Yargıtay, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarına ilişkin dosyada, bölge adliye mahkemesi kararında yalnızca 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesindeki 15 günlük temyiz süresine dair ihtar bulunduğunu; ancak temyiz başvurusunun CMK'nın 294. maddesine uygun şekilde gerekçeli yapılması gerektiğine dair uyarının yer almadığını tespit etmiştir.
Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına atıf yapan Daire, sanığa gerekçeli karar tebliğiyle birlikte CMK'nın 295. maddesi uyarınca 7 gün içinde gerekçeli temyiz dilekçesi sunma imkânı tanınması gerektiğine hükmetmiştir. Bu nedenle dosyanın, usulüne uygun tebligat yapılmak üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar, temyiz hakkının kullanılmasında gerekçeli başvuru zorunluluğunun ve usule uygun ihtarın önemini vurgulayan nitelikte olup, eksik tebligat yapılması hâlinde dosyanın esasa girilmeden iade edilebileceğini göstermektedir.
🔗 https://t.co/D53vg6noY2
Basit Tadilat İzni ve Ruhsat Davasında Danıştay’dan Bozma 🧾
Danıştay 6. Dairesi, basit tadil ve onarım izni ile buna bağlı işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesi’nin davayı reddeden kararını bozmuştur. Mahkeme; davacının dava dilekçesinde belirttiği adreste hangi sıfatla bulunduğunun ve dava açmakta hukuken korunması gereken bir menfaatinin olup olmadığının öncelikle araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Kararda ayrıca, dosyada bulunan bilirkişi raporları arasında tadilatların basit tadilat kapsamında olup olmadığı konusunda çelişki bulunduğu belirtilmiştir. Bu çelişkinin giderilmesi için farklı uzmanlık alanlarına sahip yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif yapılarak tadilatların kapsamı, niteliği, yönetim planı ve projeye uygunluğu ile yapının statik yapısına etkisinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna bağlı olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatının da yeniden incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
🔗 https://t.co/bcGJkpb8eu