@GizMMns@AliEr656232@ajansmuhbir1923 Sanki Kürtçe biliyormuş gibi konuşuyorsunuz Türkler Kürtlerden daha iyi biliyor her ne hikmetse mademki biliyorsun Kürtçe geçerli değil konuş benimle sonra eleştir ker kereeee
Cejna Qurbanê heye. Bi hêviya ku ev cejn aştî, biratî û jiyaneke aştiyane bê şer bîne Rojhilata Navîn, Cejna Qurbanê pîroz be!
Eid al-Adha is here. May this holiday bring peace, brotherhood, and a peaceful life without war to the Middle East. Happy Eid al-Adha!
[1]
KURBAN: İTAATİN, MERHAMETİN VE TEVHİDİN SEMBOLÜ
Modern Eleştiriler Karşısında İslam’da Kurbanın Anlamı Üzerine Akademik Bir Deneme
İnsanlık tarihi incelendiğinde kurban olgusunun yalnızca dinî bir ritüel olmadığı görülür. Kurban, insanın kutsal karşısındaki konumunu, teslimiyetini, korkusunu, sevgisini ve aidiyetini temsil eden en eski sembollerden biridir. Mezopotamya’dan Antik Yunan’a, Yahudilikten Hindu geleneklerine kadar hemen bütün medeniyetlerde kurban pratiği bulunmuştur. Ancak İslam’daki kurban anlayışı, tarih boyunca görülen kan merkezli, putperest veya insan kurbanına dayalı anlayışlardan köklü biçimde ayrılır.
Kur’ân, kurbanı kan dökme eylemi olmaktan çıkararak onu ahlâkî, tevhidî ve sosyal bir ibadete dönüştürmüştür.
Kur’ân’ın açık ifadesiyle: “Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları; O’na ulaşan yalnızca sizin takvanızdır.” (Hac 22:37). Bu ayet, İslam’daki kurban ibadetinin özünü ortaya koyar. Burada esas olan hayvanın fiziksel varlığı değil, insanın Allah’a karşı geliştirdiği bilinç, teslimiyet ve fedakârlık iradesidir.
Kurbanın merkezinde biyolojik bir kesim değil, metafizik bir yöneliş vardır. Bu nedenle İslam’da kurban yalnızca bir hayvan kesme eylemi olarak okunursa mesele tamamen yanlış anlaşılmış olur.
Kurbanın kökeni Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın imtihanına dayanır. Bu hadise yalnızca bireysel bir baba-oğul hikâyesi değildir; insanlık tarihinde “Tanrı için insan kurban etme” anlayışının kaldırıldığı en büyük kırılmalardan biridir. Kur’ân’a göre Allah Teâlâ Hz. İbrahim’i oğlunu kurban etmeye yönelterek onun teslimiyetini sınamış; ardından insan kurbanını reddederek yerine bir hayvan göndermiştir.
Böylece İslamî gelenekte kurban, insan hayatını değersizleştiren barbar ritüellerin aksine insanı merkeze alan bir rahmet sembolüne dönüşmüştür. Bu yönüyle kurban, insan kurbanının kaldırılmasının teolojik ilan��dır.
Modern dönemde kurbana yönelik eleştirilerin önemli bir kısmı şehirleşmiş toplumların doğadan ve ölüm gerçeğinden uzaklaşmasından kaynaklanmaktadır. Modern insan eti markette paketlenmiş halde görmekte, fakat hayvanın ölümüyle yüzleşmek istememektedir. Bu durum ciddi bir psikolojik kopuş üretmiştir. Oysa her et tüketimi bir canlının ölümüyle mümkündür. Kurban karşıtı söylemlerin önemli bir kısmı aslında et tüketimine değil, ölümün görünür hale gelmesine tepki göstermektedir. Aynı kişiler endüstriyel mezbahalarda her gün milyonlarca hayvanın çok daha ağır şartlarda kesilmesine çoğu zaman sessiz kalmaktadır. Burada ortaya ciddi bir ahlâkî tutarsızlık çıkmaktadır.
İslam’da kurban ibadeti ise kontrolsüz bir şiddet eylemi değildir. Bilakis hayvana merhameti merkeze alan ayrıntılı hukukî ve ahlâkî kurallara bağlanmıştır. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hayvanın başka hayvanların yanında kesilmesini yasaklamış, bıçağın önceden bilenmesini emretmiş, hayvana eziyet edilmesini büyük günahlardan saymıştır. Hatta “Allah her konuda ihsanı emretmiştir” buyurarak kesimin bile merhamet çerçevesinde yapılmasını istemiştir.
Bu yaklaşım, modern hayvan hakları söyleminden yüzyıllar önce ortaya konmuş son derece ileri bir etik bilinçtir.
Kurbanın yalnızca bireysel değil, aynı zamanda sosyal bir boyutu vardır. İslam toplumlarında milyonlarca yoksul insan yıl boyunca düzenli et tüketememektedir. Kurban, servetin yalnızca yukarıda dolaşmasını engelleyen büyük bir sosyal dağıtım mekanizmasıdır. Kur’ân’ın “Yiyin ve yoksula da yedirin” emri, ibadetin toplumsal yönünü açıkça ortaya koyar. Burada dikkat çekici olan nokta şudur: Modern dünyada kapitalist tüketim düzeni milyarlarca dolarlık lüks harcamaları normal görürken, fakirlere dağıtılan kurban etini “gereksiz” ilan edebilmektedir. Oysa sosyolojik açıdan bakıldığında kurban, paylaşmayı ve toplumsal dayanışmayı canlı tutan büyük bir kolektif bilinç üretmektedir.
•"pîroz be" = Kutlu olsun
•"Çavên te ronî." = Gözün aydın
•"Bi hêviya hevdîtinê." = Görüşmek ümidiyle
•"Kêfxweş bûm/Dilxweş bûm" = Memnun oldum
•"Rojbûna te pîroz be" = Doğum günün kutlu olsun
•"Bibexşînin ez dereng mam" = Bağışlayın, geç kaldım