" İnsan, önce İşin kendisini mutlu edeceğini sanır; sonra Evliliğin mutlu edeceğini sanır; ardından Çocukların kendisini mutlu edeceğini sanır. Ve sürekli böyle zanneder durur… ta ki ölene kadar.”
Ümmetin vahdetiymiş.
Sen vahdet ayağına Hz.Ömer’inden taviz vereceksin. Onlar milyonun katili zalimlerinden zerre taviz vermeyecek.
Sen de bunlarla eşit olmanın adına “ümmetin vahdeti” diyeceksin.
Defol git. Sen benimle bile vahdet olamıyorsun. Rafizi yalamanın adına vahdet diyorsun.
Farisi devletinin proxy’si olmayı burada vahdetçilik diye yedirmeye çalışmayın millete.
Farisi devleti İsrail devleti ile çatışıyor. Mecbur kalmasa çatışmazdı. Devlet çıkarına uygun görürse de barışır. Hatta beraber çalışır. Çalıştı da önceden. Ortada dini bir şey yok.
İsrail’e karşı herkesin başarılı olmasını isteriz. İspanyol’a bile İsrail’e karşı diye sempati duyuluyor bu memlekette.
İsrail’e karşıyız diye Katolikle vahdet olup haçlı seferi mi savunacağız.
40 yıllık kaşarlanmış Katolik bize memleketimizde ahlaki üstünlük satıp, küfür tehdit mi kullanacak.
Özne olmayı öğrenin şu hayatta. Ezikliğiniz sıkmaya başladı.
Yavuz Sultan Selim, 8 yılda üç kıtaya hükmetti. Güç kaynağının ne olduğunu tek cümlede özetledi.
"Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama, düşmandan da korkma! Devlet ve saltanat ancak ALLAH(c.c.)'ın verdiğidir."
Yavuz Sultan Selim
Uyanın beyler.
Türkiye’de İran fonuyla Ali Şeriati külliyatları basıp, İslam tarihi yazılan dönemler bitti.
İran’da bile İrancılığın geleceği yok. Her batıl yok olucudur.
İsraille birbirlerini hırpalasınlar. İkisi de gök kubbede hoş bir sadâ bırakmadan yok olacaklar.
Akıbet müslümanlarındır. Bunlar ise doğum sancıları. Taş üstüne taş koyamayan nasipsizliğine ağlasın.
Konya'da 70 yaşındaki Servet Döndü, 40 yıldır el arabasıyla karton toplayarak geçinmeye çalışıyor.
"3 çocuk büyüttüm. Şimdi de kızımın babasız çocuklarına bakıyorum. Herkese duam var."
Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
• Kürtçülüğün önüne geçilmeli. Terörün altyapısını hazırlayan bu fikir ve yoldaşlarıdır.
• Devletin zeminine dinamit konmak isteniyor.
• Acil müdahale edilmeli.
Her yükselişin ardında bir düşüş saklıdır. Hem Efendimiz (s.a.v.)’e 4 yıl vahiyin gelmeyişi hem de Hz. Yusuf'un hikâyesinde olduğu gibi bazen kaderin bize ittiği kuyu aslında tahtın ilk basamağıdır. Zorluklar, insanı yoğurur. Sabırla beklenen her gece sonunda bir güneşe uyanır. Kuyu, sadece bir çöküş değil; içsel bir dönüşüm, hak edilen bir yüceliğin habercisidir.
Türkiye'de bazı kesimler farklı etnik kökene sahip birisi kimliğini ifade edince 'özgürlük ve demokratik hak'' olarak görüyorlar. Türk'üm diyince 'ırkçılık, faşizm' olarak yorumluyorlar. İsteyen kendi kimliğini istediği gibi ifade eder. Hiçbir engel yoktur. Ancak bizim kimliğimizi sınırlamaya kalkmasınlar. Biz Türkiyeli değil Türk'üz.