Siyer-i Nebi Vakfımızın
Siyer-i Nebi Müşahede ve Eğitim Programı dahilinde Mekke-Medine’de 200 den fazla mekanda uzman kadrolar nezaretinde
- Siyer-i Nebi Coğrafyası,
- Tarihu’l-Harameyn ve
- Emakinu’r-Resul
alanlarında mufassal ilmi sunumlarla siyer-i nebi’ye tam müşahede sağlanan 3 aylık nadide bir program döneminin daha sonuna gelmiş olduk.
Elhamdulillah.
Siyer-i Nebi İlminin tüm alanlarında yerli ve milli şuura haiz sağlam ilim ehli gençler geliyor inşallah.
Medîne-i Münevvere Siyer-i Nebî Müşâhede Programı dahilinde talebelerimizle son yolculuğumuzda:
1. Ümmi Ma‘bed’in mekanında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Ümmü Ma‘bed radıyallahu anhâ ile karşılaşmasını,
2. Burada gerçekleşen mucizeleri
3. Ümmü Ma‘bed radıyallahu anhâ’nın Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i vasfettiği meşhur hilye-i şerifin tamamını yerinde olduk,
4. Hicret yolunda Sürâka b. Mâlik radıyallahu anh hadisesini,
5. Sûku’l-Mecenne’yi,
6. Gazvet-i Benî Lihyân’ı,
7. Harretü Dacnân’da Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in kervanın varış vaktini önceden haber vermesini,
8. Tekraren İsra’yı
9. Ve Efendimizin hicretini tekrar işledik,
Daha onlarca Siyer-i Nebi konusu yerinde ve ilgili tüm ana metinlerle..
Asırlardır üzerinde kaim olduğumuz manevî duruşumuza bağlılığı ifade eden bu ziyaret, sıradan bir ziyaret değildir.
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin ruhu ve yolu; İslâm dünyasının tam kalbinde, Ehl-i Sünnet esaslarıyla kardeşliği, birliği ve beraberliği dünden daha kuvvetli bir şekilde tesis edecek bir hakikattir.
O ruh, medreselerde ilmin ve hikmetin omurgası, takvanın kılavuzudur; tekkelerde ise bid‘at ve hurafelere karşı hakikat üzere bir varoluştur.
O ruh, Şeyh Bedreddin isyanına karşı devlete sadakat esasıyla Osmanlı’ya hizmet eden bir ocaktır.
Anadolu coğrafyasını istila etmek isteyen tekfirci, müteşeddid usul ve üsluplara karşı dün olduğu gibi bugün de bir kaledir.
Allah razı olsun Bakanım.
Talebeliğinde okuduğu metinlerin kenarına “للعظة/vaazlık” yazarak veya yazdırılarak ilim tahsil edenlerin, ilk günden beri gayeleri konuşarak gayrıyı hizaya getirmek olduğundan, konuşması da hep kusur bulmak ve kusur merkezli cümle olan bu hatipler, şu an sosyal medya vasıtasıyla zihinlerindeki bu sabit çocuksu bakış açısını daha ileri seviyeye taşıyorlar.
İlmî konuları halk önünde tartışmaya açarak nesli İslam’dan nefret ettirdiklerini bir türlü görmek istemediklerini anladık, anlamasına da memleketin içeride çok ciddi bir millî birliğe ihtiyacı olduğunu da görmüyorlar mı?!
Bir ilim adamı bilir ki birlik ve beraberlik sadece dinî vücubiyet hükmü etrafında olmaz.
Aynı zamanda beşerî, idarî, siyasî ve maslahat zaruretleri açısından da ülkede birlik ve beraberliği tesis etmek herkese zorunludur.
Bu birliği bozan veya zedeleyen her fevrî çıkıştan ve tartışmadan uzak durmak gerekir. Bu da bir vecibedir.
İnandıklarımız etrafında müminlerle iman birliği kurarken, aynı vatanın evlatları olmakla da bizim gibi inanmayan ve düşünmeyenlerle beşerî zaruretlere binaen birlik ve beraberlik tesis ederiz. Kavga etmeyiz, rencide etmeyiz, dışlamayız.
Kimi hocalar memleketin içinde bulunduğu dahili ve harici neticeleri olan idari, siyasi ve maslahat merkezli zarurî durumları da anlamak istemiyorlar.
Ekranlarda kavga edenler işte bu gruptan olanlar.
İlmi şöhretin, riyanın ve kendini ispatın meta hâline getirenler, dünyada da mahşerde de Allah’ın gazabına nâil olacaktır.
Arifan Külliyesinde Bağdat’dan, Musul’dan, Felluce’den, Erbil’den daha nice şehirlerden gelen 60 kadar Iraklı alimle ümmetin birliği, terörsüz bölge noktasında ulemanın manevi ve ilmi sorulukları, islam beldelerinde kardeşliğin tesisi, mezhep kavgasından uzak olmanın bölgenin bu günü ve geleceği adına önemi, meşrep tefrikalarından beri olmanın zarureti konuları etrafında çok verimli bir istişare meclisinin birinci oturumunu icra ettik.
Alimlerin vazifesi cemiyette fertlerin ve toplulukların arasını ıslahtır, birleştirmektir.
Alimler cemiyeti iman bağları ile birbirine bağlayarak bölgelerimizde ve hususen İslam beldelerinde güvenin ve emniyetin tesisinde öncelik etmekle sorumludurlar.
Ümmetlerin çöküşü, çoğu zaman hakikati idrak ediş biçimlerini kaybetmeleriyle başlar. Çünkü medeniyetler evvelâ zihinde yıkılır, sonra şehirlerde harabeye döner. İnsan, varlığın mânâsını kaybettiği gün, eşyanın çoğalması onu zenginleştirmez; bilakis dağınıklığını artırır. Bunun içindir ki çağımızın en büyük fakirliği servet noksanlığı değildir bilakis hikmet noksanlığıdır. En büyük yetimliği baba kaybından kaynaklanmaz bilakis nübüvvet tasavvurunun zayıflamasıdan kaynaklanır. Şu dünyada en büyük gurbet ise Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kurduğu hakikat ikliminden uzaklaşmaktır. Çünkü nübüvvet, mümkin varlığın Hakk’a en mükemmel yönelişi; mahlûkatın Hâlık ile irtibatının en kâmil zuhuru; esmâ-i ilâhiyyenin beşeriyet aynasında tam tecellîsidir. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) varlık mertebelerinin mânâsını kendisinde cem eden; insan olmanın ne demek olduğunu fiilen gösteren ilâhî muradın en kâmil mazharıdır. Bundan dolayıdır ki O’nu tanımak Allah’ın insan için murad ettiği kemâli tanımaktır.
Bu itibarla Siyer, zaman içerisinde yürüyen vahyin müşahedesidir. Onda okunan şey hadiselerin arkasındaki ilâhî tedbirdir; şahısları terbiye eden rubûbiyyettir; zaferi mümkün kılan ubûdiyyettir. Siyer, sebep ile müsebbib arasındaki perdeyi aralayan bir basiret ilmidir. Kim onu yalnızca vakalar silsilesi olarak okursa tarihe ulaşır; kim onda sünnetullahı müşahede ederse hakikate ulaşır. Kur’ân-ı Kerîm’in Resûl-i Ekrem’i (sallallahu aleyhi ve sellem) “üsve-i hasene” olarak takdim etmesi, bütün beşerî istidatların vahiy ile kemâle ermiş son sûretinin O’nda tahakkuk ettiğini ilân etmektir. Çünkü üsve, kendisine yaklaşmakla insanın kemâle erdiği hakikat merkezidir. Bundan dolayı sünnet, varlığın ilâhî mîzan üzere yeniden okunmasının adıdır.
İnsan, ancak sevdiği kadar benzeyebilir; benzediği kadar anlayabilir; anladığı kadar hakikate yaklaşabilir. Bu sebeple siyerin ilk gayesi muhabbet doğurmaktır. Muhabbet olmadan ittibâ olmaz; ittibâ olmadan tezkiye gerçekleşmez; tezkiye olmadan hikmet açılmaz; hikmet açılmadan da medeniyet kurulmaz. Zira bütün İslâm medeniyeti, muhabbetten doğmuş büyük bir ahlâk mimarisidir. İşte Siyer-i Nebî Külliyesi, bu sebeple unutulmuş bir hakikat tasavvurunun yeniden ihyâ edilmesi için inşa edilen irfan menzilidir. Burada yükselen şey yalnızca kubbeler, duvarlar ve avlular olmayacaktır. Burada inşa edilmek istenen, insanın kalbinde yeniden nübüvvet merkezli bir varlık idrakidir. Çünkü taş, kendisini diken ustanın elini gösterir; fakat insan, kendisini inşa eden hakikati gösterir. Bir toplumun kurduğu binalara bakarak zenginliği anlaşılır; yetiştirdiği insanlara bakarak ise medeniyeti anlaşılır.
Hakikatte bütün medeniyetler insan tasavvurlarının taşa dönüşmüş şekilleridir. Şayet insan tasavvuru vahiyden beslenmiyorsa, şehirler büyüse bile ruh küçülür; ilim artsa bile hikmet azalır; teknoloji gelişse bile insan kendisini kaybeder. Çünkü vahiy ile irtibatını kaybeden akıl, çoğu zaman eşyanın bilgisini artırırken kendi varlığının mânâsını unutmaktadır. Bunun için İslâm medeniyetinin yeniden dirilişi Nebevî insanı yeniden inşa etmekle mümkündür. Siyer-i Nebî Külliyesi’nin asıl gayesi de budur: hakikati yeniden görünür kılmak; marifeti diriltmek; kul olmanın mânâsını yeniden öğretmektir. Çünkü kul olmayı unutan insan, dünyayı kazansa da kendisini kaybeder; kendisini kaybeden ise hiçbir medeniyet kuramaz.
İnanıyoruz ki bu külliye tamamlandığında o, nübüvvet nurunun yeniden idrak edildiği; kalplerin tezkiye edildiği; akılların tahkik ile derinleştiği; ruhların marifetullah ufkuna yöneldiği bir irfan merkezi olacaktır. Zira asırlar boyunca yaşayan eserler hakikatle irtibatları kopmadığı için yaşamışlardır.
Zübeyir Kamil Müderrisoğlu
@SiyerKulliyesi@siyerinebivakfi@ofmuderrisoglu
Bilirim ben beni, sevecek yüz yok bende,
Sen bendeni sev de nail-i ihsan olayım ya Resulullah.
Siyer-i Nebi Külliyesi’nin Birinci Etabının temelleri 30 TEMMUZ 2026 günü salavat-ı şerifeler ile attık. Elhamdulillah
Siyer-i Nebi Külliyesini yakından takip eden ve zat-ı devletlerine projeyi tüm detayları ve gayeleriyle arz ettiğimizde: “Sunum süper, proje süper; bu proje normal değil, sıra dışı... Bu proje yarıda kalmamalı hocam,” diyerek teşvik ve takdirlerini ifade eden Sayın Cumhurbaşkanımızın Siyer-i Nebi Külliyesi’nin mahiyetindeki o muasır mahiyeti ve gayeleri sahiplenmesi ve talimatları ile bu kutlu bir sürece gelindi. Allah Teala ondan razı olsun.
Projeyi kendisine arz ettiğim günden beri birlikte yol yürüdüğümüz projenin her aşamasını birlikte takip ettiğimiz Sayın Bakanım abim Mahir Ünal Bey’e
Kapısını her çaldığımda desteğini esirgemeyen Sayın Bilal Erdoğan Bey’e
Yoğun programları sebebiyle aramızda olamayan ancak projenin bu aşamaya gelmesine her daim destek veren Sayın Bakanım Murat Kurum Bey’e,
Projeyi her detayına kadar idrak edip ilmi programlarımızı ve Siyer-i Nebi Külliyesini takdirle sahiplenen Sayın Abdullah Güler Bey’e,
İçişleri bakanımız sayın Mustafa ÇİFTÇİ beye,
Her daim birlikte yol aldığımız muhterem Reisu’l-Kurra Hafız Mustafa DEMİRKAN hocama,
Önceki dönem Meclis Başkanımız Sayın İsmet Yılmaz Bey’e,
Bakan yardımcımız Mehmet CANGİR beye,
HSK başkan vekilimiz sayın Fuzuli AYDOĞDU beye,
Milli Savunma Bakan yardımcımız Sayın Salih Ayhan Beye,
Şehrimizin millet vekilleri sayın Hakan Aksu beye ve sayın Rukiye Toy hanım efendiye, İstanbul Millet vekilimiz sayın Adem YILDIRIM beye,
Projemizin imar aşamasına ilk günden beri aşkla destek veren Mekansal Planlama Genel Müdürü Erdal Kayapınar beye,
Geçmiş dönem valimiz Sayın Davut Gül beye,
Valimiz Sayın Yılmaz Şimşek Bey’e,
Belediye Başkanımız Sayın Adem Uzun Bey’e,
Devlet Erkan’ımızdan iştirak edenlere,
İlimizdeki cümle mülkü erkanımıza ve birim müdürlerimize,
Programın güvenliğini ve nizamına tesis eden Sivas Emniyet Müdürümüz başta olmak üzere Emniyet Camiamızın her bir neferine,
Geçmiş dönem belediye başkanımız Sayın Hilmi Bilgin Bey’e,
Dünya Alimleri Birliği başkanı Muhyiddin Ali Karadaği hocama, Medrese alimleri başkanı Tayyip Elçi hocama
Ülkemizin manevi mayasına hizmetkar cümle cemaatlerimize,
MEDAV mensupu cümle seydalarıma, muhterem Abdullah Taylan hocama, Anadolu Alimler Birliği mensubu cümle hocalarıma,
Dünyanın bir çok beldesinden gelen alimlerimize ve akademisyenlerimize,
Kalemiyle projeye destek veren Yusuf KAPLAN hocamıza, yazarından şairine tüm dostlarıma ve ağabeylerime,
İlk günden beri birlikte büyük eserler inşa ettiğimiz cümle hayır sahibi dava arkadaşlarıma,
Ve siyer-i nebi külliyesinin 1. Etap hayır sahipleri Şan Gruba, Prestij İnşaata, Raha İnşaata, Akın Kuruyemiş’e, Tokat Vekilimiz Mustafa Arslan beye, Emin Evim’e, isminin zikredilmesini istemeyen bu fakiri bu ulvi yolda yalnız bırakmayan o yüce dostuma ve abime,
Rektörlerimize, müftülerimize, milli eğitim camiamıza, Şehrimizin cemaatlerine, STK mensuplarına ve yüreği efendimize aşkla çarpan cümle gençlerimize,
Programa iştirak eden siyasi partilerimizin tüm mensuplarına,
Programı yakından takip eden ve yayınlayan basın ve medya mensupu cümle kardeşlerime,
Efendimize olan muhabbetleri ve sevgileri ile Sivas dışından iştirak eden kardeşlerime ve hemşehrilerime,
Programın her aşamasında büyük emekleri olan yol arkadaşlarıma ve talebelerime kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Bugün Rabbimizin lütfuyla, uzun yılların emek, dua ve hayallerinin ilk adımını hep birlikte attık.
Siyer-i Nebî Külliyesi Temel Atma Merasimi, devlet erkânı, ilim ehli, kıymetli misafirlerimiz ve aziz milletimizin yoğun katılımıyla büyük bir vakar ve muhabbet içerisinde gerçekleştirildi.
Bu eser ilmin, hikmetin, ahlâkın ve Nebevî mirasın gelecek nesillere taşınacağı bir medeniyet ocağı olacaktır.
Bu kutlu günde bizleri yalnız bırakmayan bütün misafirlerimize, emeği geçen tüm kardeşlerimize, destek veren hayırseverlerimize ve dualarıyla yanımızda olan herkese özellikle Sayın Necmettin Bilal Erdoğan beyefendiye ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’ye gönülden teşekkür ediyoruz.
Rabbimiz bu mübarek hizmeti hayırlısıyla tamamlamayı, ümmete ve insanlığa faydalı, kalıcı bir sadaka-i câriye kılmayı nasip eylesin.
“Allah’ım! Bunu hayırla tamamla ve bereketli kıl.”
@SiyerKulliyesi@siyerinebivakfi
#SiyeriNebiKülliyesi #SiyeriNebiVakfı #TemelAtma
“İnsan inandığında, insan hayal ettiğinde ne olur?”
Tek bir hayalle başlayan yolculuğun; gayret, azim ve ortak bir inançla nasıl somut bir başarıya dönüştüğünü AK Parti MKYK Üyesi Sayın Mahir Ünal beyfendi özetliyor.
İnanmış bir yüreğin heyecanının dalga dalga yayıldığı o anlamlı anlar…
@mahirunal
#MahirÜnal #SiyeriNebiKülliyesi
SİVAS’TA ASRIN PROJESİNİN TEMELİ ATILDI
Siyer-i Nebi Vakfı olarak, uzun yıllardır büyük bir gayret ve titizlikle hazırlıklarını yürüttüğümüz Siyer-i Nebi Külliyesi’nin 1. Etap Temel Atma Merasimi’ni Sivas’ta gerçekleştirdik.
Merasimimize; T.C. İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Bilal Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler, Sivas Valisi Sayın Yılmaz Şimşek, milletvekilleri, devlet erkânı, yerel yöneticiler, akademisyenler, İslam âlimleri ve çok sayıda kıymetli davetli teşrif etti.
Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle başlayan programda, Vakıf Başkanımız Ömer Faruk Müderrisoğlu, 30 yapıdan oluşacak Siyer-i Nebi Külliyesi’nin ilmî, eğitimsel ve medeniyet merkezli vizyonunu kamuoyuyla paylaştı.
Siyer-i Nebi Külliyesi; yalnızca yapılardan meydana gelen bir kampüs değil, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in ﷺ hayatını, ahlakını ve medeniyet anlayışını çağın imkânlarıyla gelecek nesillere aktaracak uluslararası bir ilim ve eğitim merkezi olarak inşa edilmektedir.
Yaklaşık 15 bin kişiye aynı anda hizmet verecek şekilde planlanan külliyemiz; dijital eğitim merkezi, uluslararası yüksek ihtisas enstitüleri, Kırklar Mescidi, Türk-İslam Sanatları Merkezi, araştırma ve kongre merkezleri, gençlik kamp alanları, kreş, aşhane ve sosyal yaşam alanlarından oluşacaktır.
Merasimimizde kıymetli hitaplarıyla bizleri onurlandıran İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’ye ve Sayın Bilal Erdoğan’a; teşrifleriyle programımıza değer katan bütün devlet erkânına, ilim ehline, akademisyenlere, hayırseverlerimize ve gönüldaşlarımıza şükranlarımızı arz ediyoruz.
Konuşmaların ve yapılan duaların ardından Siyer-i Nebi Külliyesi’nin temeli hep birlikte atıldı.
Rabbimizden niyazımız; bu büyük eseri ülkemize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlı, bereketli ve kalıcı hizmetlere vesile kılmasıdır.
Bismillah diyerek başladık. İnşallah hep birlikte tamamlayacağız.
#SiyeriNebiKülliyesi
#SiyeriNebiVakfı
#AsrınProjesi
Âlimlerin, ariflerin ve gönül erlerinin yurdu Sivas’ımızda; AK Parti TBMM Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Bilal Erdoğan ile birlikte, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) örnek hayatını gelecek nesillere aktaracak Siyer-i Nebî Külliyesi’nin temelini dualarla attık.
İslam ülkelerinin dört bir yanından getirilen topraklar, birlik ve kardeşliğimizin nişanesi olarak külliyemizin temelinde buluştu. Biz de kadim ilim ve irfan merkezi Buhara’dan getirilen toprağı temele dökerek bu anlamlı ana şahitlik ettik.
Siyer’i yalnızca geçmişi anlatan bir tarih değil; Resûlullah’ın ahlakını, merhametini ve adaletini bugüne ve yarınlara taşıyan bir hayat rehberi olarak görüyoruz.
İhtisas enstitüleri, araştırma merkezleri, kütüphaneleri, İslam sanatları merkezleri ve ilim halkalarıyla bu kıymetli eser; ülkemize ve İslam âlemine hizmet eden müstesna bir ilim, irfan ve hikmet merkezi olacaktır.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın liderliğinde; eserlerin yükseldiği, imanlı, ahlaklı ve şahsiyetli nesillerin yetiştiği Türkiye Yüzyılı’nı inşa ediyoruz.
Bu hayırlı eseri Sivas’ımıza kazandıran Siyer-i Nebî Vakfımıza, Ömer Faruk Müderrisoğlu Hocamıza, hayır sahiplerimize, destek veren kurumlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Rabbim, bu müstesna eseri nice gönlün Resûlullah muhabbetiyle buluşmasına vesile kılsın.
#Sivas
#SiyeriNebi
#İlimYaymaVakfı
📍 Sivas'ta anlamlı bir buluşma...
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Necmeddin Bilal Erdoğan, 30 Temmuz 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek Siyer-i Nebî Külliyesi Temel Atma Töreni'ne katılacak.
🗓️ 30 Temmuz 2026
🕚 11.00
📍 Siyer-i Nebî Külliyesi İnşaat Alanı – Sivas
KÖKLERDEN KOPAN MAARİF VE FITRAT EROZYONU
Bir toplumun istikbali yetiştirdiği neslin zihni, ahlaki ve ruhi tekamülüyle doğrudan tenasüp içindedir. Çocukluk dönemi, insan şahsiyetinin hamurunun karıldığı, estetik, ahlak ve şuur algısının şekillendiği en mukaddes dönemdir. Bu dönem içinde özellikle 7-9 yaş aralığı, hem modern psikoloji literatüründe hem de İslam medeniyetinin köklü pedagoji mirasında bir dönüm noktası, şahsiyetin ana omurgasının çatıldığı bir temyiz eşiğidir.
Ancak son yıllarda, bilhassa Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel eğitim kurumlarında yıl sonu gösterisi, etkinlik veya sosyal faaliyet adı altında sergilenen bazı uygulamalar bu kritik yaş grubundaki çocukların fıtri gelişimine tamir kabul etmez zararlar vermektedir. 7-8 yaşındaki çocukların, bilhassa kız çocuklarının, popüler kültürün laubali figürlerine benzetilerek ve onların ahlak dışı şarkıları ile gösteri hazırlatarak sahneye çıkarılması, göbek attırılması ve adeta birer yetişkin gibi eğlence nesnesi haline getirilmesi, üzerinde ehemmiyetle durulması ve tenkit edilmesi gereken bir maarif buhranıdır.
Modern gelişim psikolojisinde Jean Piaget’nin Somut İşlemler Dönemi olarak kavramsallaştırdığı 7-9 yaş aralığı, çocuğun mantıksal düşünmeye başladığı, toplumsal rolleri ve ahlaki değerleri adeta bir sünger gibi emdiği dönemdir. Bu yaş grubundaki çocukların zihni gelişimi, taklit ve model alma mekanizmaları yani ayna nöronlar üzerinden yürür.
Pedagoji literatüründe Erken Cinselleşme (Hyper-sexualization) olarak adlandırılan tehlike tam da bu noktada baş göstermektedir. Çocukların yaşlarına, biyolojik ve ruhsal gelişimlerine uygun olmayan yetişkin rollerine (makyaj, yetişkin dansları, oryantal figürler, giydirilen kıyafetler vb.) zorlanması veya teşvik edilmesi, onların fıtri beden algısını tahrif eder. Bilimsel veriler göstermektedir ki erken yaşta bu tür nefsani ve bedensel haz merkezli gösterilere alet edilen çocuklarda;
- Dikkat sürelerinde kısalma ve zihni odaklanma problemleri,
- Sağlıklı dürtü kontrolünün ve hazzı erteleme becerisinin sekteye uğraması,
- İleri yaşlarda kimlik karmaşası ve derin narsisistik zedelenmeler meydana gelmektedir.
Eğitim kurumlarının asli vazifesi, çocuğu popüler kültürün tüketim ve eğlence nesnesi olmaktan korumak iken, resmi okulların bu yozlaşmaya sahne açması pedagojik bir cinayettir.
Buraya kadar batıdan verdim. Şimdi asıl medeniyetimden anlatayım;
İslam pedagojisinde ve ulemanın şerhlerinde 7 yaş çocuğun iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmeye başladığı Temyiz Yaşı olarak kabul edilir. Bu yaş irade terbiyesinin ve şuur inşasının başlangıcıdır. Nitekim Fahri Kâinat Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:
مُرُوا أَوْلاَدَكُمْ بِالصَّلاَةِ وَهُمْ أَبْنَاءُ سَبْعِ سِنِينَ
“Çocuklarınıza yedi yaşındayken namazı emredin (öğretin).”
Efendimizin bu güzel sözüne baktığımızda fıkhi bir emrin ötesinde, yedi yaşındaki bir çocuğun zihnine ve ruhuna disiplinin, vakarın, ibadet şuurunun ve en mühimi haya duygusunun bir fidan gibi dikilmesi gerektiğinin ilmi delilidir.
Hanefi-Maturidi geleneğimizin ahlak felsefesinde insanın nefis terbiyesinde en temel kale Haya ve Vakardır. İmam Gazali Hazretleri, İhya-u Ulumiddin adlı eserinde bu hakikati şöyle şerh eder:
"Çocuk, anne babasının ve mualliminin elinde bir emanettir. Onun kalbi henüz üzerine hiçbir nakış yapılmamış temiz, saf bir cevherdir. O temiz toprak, kendisine atılacak her tohumu büyütmeye müsaittir. Eğer ona hayır, edep ve vakar öğretilirse, çocuk öyle büyür; dünya ve ahirette mesut olur. Eğer o, kendi haline bırakılır, laubaliliğe, nefsani eğlencelere alıştırılırsa helak olur; vebali de mualliminin ve velisinin boynunadır."
Medine-i Münevvere'de ihtisas sahibi alimlerin rehberliğinde Siyer-i Nebi Müşahede Eğitimini tamamlayan ilk talebe kafilemiz yuvaya dönüyor.
Saha dersleriyle (Durus-u Meydaniyye) yoğrulan bu aşk ve şevk kadrosu, Siyer-i Nebi alanında büyük bir boşluğu dolduracak inşallah.
Yer: İspanya
Sanatçı: İspanyol
Parça: Kabe’de hacılar
100 yıllık seküler kültürel iktidarlarının yapamadığını bir garip Anadolu çocuğu yaptı.
Kuduruyorlar.