Unutmamak gerekir ki;
-İnsanlar ortalama 37 yaşında ev alırlar, 23 değil
-CEO’ların ortalama yaşı 57’dir, 26 değil
-Bir insan ortalama 56 yaşında milyoner olur, 21 değil
-İnsanlar hayat arkadaşını 27’de bulurlar 18’de değil
-İyi bir vücuda sahip olmak 6 yıl sürer, 6 ay değil
-Bir iş kurup düzenli hale getirmek 5-7 yıl sürer 3 ay değil
Sosyal medyada sürekli şunu yap, buraya koş, hayata geç kalıyorsun, milyoner olmalısın gibi fikirler pompalanıyor. Bu fikirleri satanlar yavaş yavaş zengin olurken siz hızlı bir şekilde tükeniyorsunuz.
Huzurlu olmak için; gerçek dünyaya daha fazla, sosyal medyaya daha az zaman ayırın.
HAYATINIZI DEĞİŞTİRECEK ALIŞKANLIKLAR;
• Erken kalkın - Sabahı kazanın
• Önce su - Toksinleri atın
• Soğuk duş - İrade gücünü artırır
• Derin nefes alın - Stresi azaltın
• Her gün yürüyüş yapın - Zihninizi boşaltın
• Sabah güneş ışığı - Hormonları dengelemek
• Erteleme yok - Disiplin geliştirin
• Her sabah esneme hareketleri yapın - Esnekliğinizi artırın
• Sabahları telefonu kapatın - Daha net bilgi edinin
• Protein tüketin - Aşırı yeme isteğini bastırın
• Karanlıkta uyuyun - Melatonin seviyenizi artırın
• Şekersiz - Temiz hissedin
• 10 dakika okuyun - Odaklanmayı geliştirin
• Şükran günlüğü - Zihninizi yeniden programlayın
• "Hayır" deyin - Barışı koruyun
• Daha çok gülümseyin - Beyninizi yeniden programlayın
• Duruşu düzeltin - Enerjinizi artırın
• Her gün meditasyon yapın - Sinir sisteminizi sakinleştirin
• Yavaş yiyin - Sindirime yardımcı olur
• Birine sarılın - Oksitosin seviyesini yükseltin
• Su ihtiyacınızı karşılayın - Kendinizi canlı hissedin
Bunu daha sonra kullanmak üzere kaydedin.
DİPLOMALI YALNIZLIK VE “SÜPERMEN” ARAYIŞI: GERÇEKLERLE YÜZLEŞME VAKTİ
1. "Davul bile dengi dengine" sözünü yanlış anlayan bir nesille karşı karşıyayız. Özellikle okumuş, meslek sahibi (doktor, mühendis, avukat vb.) kadınlarımızda sıkça gördüğümüz bir illüzyon var: "Süpermen Sendromu."
2. Nedir bu? Karşısındaki aday hem akademik olarak en az kendisiyle eşit (tercihen üstün) olsun, hem kariyeri zirvede olsun, hem maddi durumu kusursuz olsun... Buraya kadar "sosyoekonomik denklik" diyebiliriz. Ama liste bitmiyor.
3. Aynı aday; hem yakışıklı olsun, hem boyu 1.85'in üzerinde olsun, hem ağzı laf yapsın, hem de "beni el üstünde tutsun" isteniyor.
Şimdi matematik konuşalım. Duyguları bir kenara bırakıp, sadece "olasılık hesabı" yapalım.
4. Türkiye'de veya dünyada;
• İyi bir üniversiteden mezun,
• Saygın bir mesleği olan (Doktor/Mühendis),
• Fiziksel olarak "çok çekici" (Uzun boy, fit görünüm),
• Ve en önemlisi HÂLÂ BEKAR olan erkek oranı kaçtır?
5. Bu filtreleri üst üste koyduğunuzda elinizde kalan kitle %1 bile değil. Siz bu %1'lik "kusursuz" azınlığı hedeflerken, o azınlığın kriterlerinin ne olduğunu hiç düşündünüz mü?
6. Acı ama gerçek: O "hem doktor, hem mühendis, hem zengin" dediğiniz profilin talibi o kadar çok ki, o kişinin seçim kriterleri sizin mezuniyet belgenizden çok daha farklı dinamiklere (gençlik, uyum, huzur vb.) kayabiliyor.
7. Kariyer denkliği elbette anlaşmak için bir zemin olabilir. Ancak "Ben doktorum, benden aşağısı olmaz" kibri, insanı sadece yalnızlığa mahkum eder. Evlilik bir şirket ortaklığı değil, hayat yolculuğudur. Diplomalara sarılıp uyunmuyor, kariyerler size "nasılsın" diye sormuyor.
8. "Piyasada düzgün adam yok" demeden önce, "Benim aradığım adam gerçekte var mı, varsa bana neden baksın?" sorusunu sormak gerek. Mükemmeli arayan, iyiyi de kaybeder.
9. Kriterleriniz bir "insan"ı mı tarif ediyor, yoksa bir "proje"yi mi? Eğer bir proje arıyorsanız, o ihaleye giren çok olur ama kazananı olmaz. Eğer bir eş arıyorsanız; merhametine, karakterine ve size verdiği değere bakın. Kartvizitine değil.
Dolmabahçe’de Erdoğan’a verilen emanname, Washington’un sinir uçlarını patlattı. Donald Trump paniğe kapıldı, Binyamin Netanyahu titreyerek haykırdı: “Kudüs bizim şehrimiz Erdoğan!”
Kudüs Patriği Theofilos, Kudüs’te artan gerilim ve kutsal mekânların tehlikeye girmesi nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmek üzere İstanbul’a geldi.
Ziyaretin amacı Kudüs’teki Hristiyan mirasının korunması için Türkiye’den destek istemekti.
Görüşme sonrası Patrik Theofilos, Erdoğan’a, dünyaya adeta tokat gibi çarpan bir tablo hediye etti.
Ömer bin Hattab’ın 638’de Kudüs’ü fethettikten sonra Hristiyanlara can ve ibadet özgürlüğü tanıyan emannamesi!
Böylece Hristiyanlar açıkça, Hz. Ömer’in verdiği garantinin karşılığını Erdoğan’dan beklediklerini ilan etti.
Geldiğimiz noktada Hristiyanların bile “Bizi siz koruyun” diyerek Erdoğan’a yönelmesi, elbette Trump’ı çileden çıkardı.
Bu sarsıcı gelişmeye nasıl misilleme yapacağını şaşırmış halde apar topar Fener Rum Patriği Bartholomeos’u Beyaz Saray’a çağırdı ve ezberletilmiş bir metni okuttu:
“Türkiye’de azınlıklar zulüm görüyor…”
Zulüm mü?
Asırlardır bu topraklarda çanlar ezanlarla birlikte yankılanırken mi?
Patrikhane İstanbul’un göbeğinde hâlâ dimdik duruyorken, Heybeliada hâlâ nefes alıyorken mi?
Bu ucuz gösterinin açığa çıkardığı tek gerçek var:
Ansızın vuran bu Kudüs çıkışı, Batı’nın ensesindeki damarları çatlatmış durumda!
Hemen ardından sahneye Netanyahu çıktı —
sesi titreyerek haykırdı:
“Kudüs bizim şehrimiz Erdoğan. Sizin değil!”
Soykırımcı ödlek Netanyahu tam anlamıyla zıvanadan çıkarak adeta bir Haç–Hilal savaşı ilan etti;
çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın Patrik ile Kudüs’te siyonistlere sapladığı hançerin
kendi umduğunun aksine, bir Haç–Hilal ittifakına dönüşmesinden ödü kopuyor.
Erdoğan üç dinin mirasını savunurken,
soykırımcı siyonistler, zorbalıkla, Kudüs’ü tek sesli bir Yahudi garnizonuna çevirmek istiyor.
Acı acı hatırlatmak üzere olduğumuz gerçek şu;
Kudüs korkuyla değil, adaletle yönetilir!
Bugün Kudüs sadece kutsal bir şehir değil;
hafızanın ve hakikatin savaş arenası.
Yüzleşmeye çekindikleri en önemli meseleyse Kudüs’ün tapusunun hâlâ Osmanlı mührüyle bizim arşivimizde duruyor olması — biz emanete ihanet etmeyiz!
#KudüsBizim
@sacredspritexd@BekirTiryakii Bu açıklama biraz abesle iştigal olmuş kardeşim. Bu eylemi anlamlandıramayacak insana açıklama yapmaya çalışmak sözün israfıdır.
@MuslimP0ST 'Bilimsel olarak doğrulanmak' Allahın ayetleri hakkında kurulabilecek bir cümle değildir zannımca üstat. Allahın ayetlerinin bilimsel olarak doğrulanmaya da ihtiyacı yoktur. Sadece tefekkür edenler ibret alır. İmanı kuvvetlenir.
Doctors working in Gaza have made urgent pleas, saying that they feel abandoned by the world amid renewed Israeli airstrikes.
Justice in healthcare means actively supporting the people of Gaza and helping to rebuild the health system, @MohammadRazai
https://t.co/N6og2O0nrg
Bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum…
Sokaklara çıkarak, yanına sol örgütleri, marjinalleri, Vandalları alarak millî iradeye parmak sallama dönemi geride kalmıştır.
Sokak terörüyle siyasete, adalete istikamet çizilen günler eski Türkiye’yle birlikte mazide kalmıştır.
Türkiye demokratik bir ülkedir, bir hukuk devletidir; üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bağımsız bir ülkedir.
Cesaretiniz varsa bırakın demokrasi işlesin, bırakın hukuk işlesin.
Yüreğiniz yetiyorsa bırakın mahkemeler hiçbir baskı altında kalmadan Türk milleti adına kararını versin.
Bırakın akla kara, masumla mücrim hukuk tarafından ortaya çıkarılsın.
Siz ister kabul edin ister kabul etmeyin…
Türkiye’de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir.
Türkiye’de suç işleme özgürlüğü olan imtiyazlı bir azınlık yoktur ve olmayacaktır.
Demokrasinin, hukukun, meşru zeminin dışında çözüm arayanlar bugüne kadar daima avuçlarını yalamışlardır, inşallah bundan sonra da emellerine ulaşamayacaklardır.
CHP ve yandaşlarının tahriklerle kamu düzenini bozmasına, milletimizin huzurunu kaçırmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz.
Türkiye üzerinde operasyon yapılmasına, ameliyat yapılmasına, toplum mühendislikleriyle 85 milyonun arasına yeni nifak duvarları örülmesine müsamaha göstermeyeceğiz.
Bin yıldır olduğu gibi Alevi’si Sünni’siyle, Kürt’ü Türk’üyle, Laz’ı Çerkes’iyle bu topraklar üzerinde bir ve beraber yaşamaya, kardeşçe yaşamaya inşallah devam edeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız, birlik olacağız, diri olacağız; kendi menfaatlerini korumak için 85 milyonun kardeşliğine pusu kuranları hep birlikte bozguna uğratacağız.
Böyle çiftler Allah'ın korumasında olur:
“Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin! Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin!”
(Ebû Dâvûd, Tatavvû 18, Vitir 13)