Muharrem İnce: "Mahmut Tanal bir milletvekilidir, kendisinin anayasal dokunulmazlığı vardır.
Dokunulmazlığı olan bir milletvekilinin çadırına ve kitaplarına polis el koyabiliyorsa; bu ülkede kimsenin can ve mal güvenliği yoktur!"
Ece Üner: "Sadece Ekrem İmamoğlu tutuklandı, insanlar sokağa döküldü diye bakmayın.
İnsanların adalet duygusu çok incinmiş vaziyette.
Berkay Gezgin anayasal hakkını kullandı. Zehra Kınık, 16 yaşındaki bir çocuğun ölümüne sebep oldu, asli kusurlu bulundu."
Erdoğan’ın kıldığı namazı bile canlı yayınlayan kanallar tarihin en kalabalık mitinglerden birisini yayınlamıyorsa boykot demek yetmez. Bu kanallara reklam verip finansman sağlayan markalar boykot edilmeli asıl.
Bugün 66 gündür ilk kez gökyüzünü tel örgüsüz gördüm.
Haftada 1 saat açık spor sahasını kullanma hakkım var. Ama bugüne değin kullanmam mümkün olmamıştı. Avukat görüşmeleri saatine yansıdığı için açık spor alanına çıkamamıştım. 50 X 50 m genişliğinde, yapay çimle kaplı mini bir futbol sahası bu alan. Ve en önemlisi avlunun tepesine asılı tel örgü yok. Gökyüzünü görebiliyor insan.
Allah’a şükürler olsun suçsuz bir şekilde Silivri zindanındayım. Lise öğrencisi iken rahmetli Çetin Altan’ın “Bir Avuç Gökyüzü” adlı romanını okuduğumu hatırlıyorum.
Bugün bir avuç gökyüzünü gördüm.
@zaferpartisi@AliSehirlioglu
Savcıların ve hakimlerin kim olduğunu ve neden böyle kararlar verdiklerini anlamamız için paylaşıyorum.
Çünkü her biri ‘’Arifcim’’ gibiler..
Arifcim başladın mı emir almaya?
Tutuklu olduğum “halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma” suçunun cezası 1-3 yıl. En üst sınır olan 3 yıl ceza alsam bile, hapishanede şimdi kaldığım kadar kalmam mümkün değil. Oysa 66 gündür iddianamem hazırlanmadan yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede tutuluyorum.
Tutuklama ile siyasi ceza veriliyor. Her 30 günde bir yapılan tutukluluk değerlendirmesinde tutukluluğum “güçlü suç şüphesi var” denilerek uzatılıyor.
Oysa bırakın suç şüphesini; suçlu olsam/bulunsam serbest kalacağım.
Bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Bu haksız, hukuksuz, uygulamayı TÜRK MİLLETİNE şikayet ediyorum.
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan:
"Saraçhane'deki polis müdahalesinin görüntüleri ortaya çıktı. Bu görüntüleri herkes izlesin."
https://t.co/DfaHlnE7Ef
Yayınevlerine talebi gönderdik; bundan sonra Evrim Ağacı bünyesindeki kitaplar D&R ve idefix üzerinden satılmayacaktır.
CNN Türk gibi televizyonlardan gelen talepler reddedilecek, YouTube kanalımızdaki az sayıda reklamda bu konuda ekstra seçici olunacaktır.
Önemle duyurulur.
Saraçhane’de yaptığım konuşmayı çarpıtarak siyasallaştırmaya çalışanları dikkatle izliyorum. Konuşmam çok açık: Anayasa ile güvence altına alınmış gösteri hakkına yönelik çifte standardı eleştirdim.
Polisin bir mitingde sergilediği müsamahanın, İstanbul Saraçhane’de ya da Ankara Kızılay’da gösterilmemesini ve gençlerimize biber gazı, tazyikli suyla müdahale edilmesini eleştirdim. Bu eleştirimiz, anayasal haklara yönelik farklı muameleyedir. Biz, herkese eşit uygulama istiyoruz.
Maalesef yine algı operasyonuyla, karalama kampanyası başlatmaya başladılar. Dün “PKK sevdalısı” dediler, bugün “Kürt düşmanı” diye hedef gösteriyorlar ama kimse heveslenmesin: Ne bu algılara teslim oluruz, ne halkımıza sırt çeviririz.
Kürt kardeşlerimizi terörle aynı kefeye koyan anlayışa hep karşı durdum. Bugün de aynı noktadayım.
Bu toprakları var eden her bir vatandaşımız gibi Kürt yurttaşlarımız da başımızın tacıdır.
Ankara’da Kürt nüfusun yoğun olduğu ilçelerde aldığımız güçlü destek, halkımızın bu anlayışı sahiplendiğinin açık göstergesidir.
Aynı şekilde, PKK gibi eli kanlı bir terör örgütüne karşı duruşumuz da nettir; dün ne dediysek bugün de aynı yerdeyiz.
Bu ülke bir hukuk devleti ise anayasa hepimizi bağlar.
Anayasa’nın 3. Maddesi açıktır: “Bayrağı, şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı al bayraktır.”
Tek bayrağımız da budur, adı Türk Bayrağı’dır.
Son olarak sonradan öğrendiğim kadarıyla engelli bir vatandaşımızı sevindiren polis memurumuzu gönülden kutluyorum.
Ülkemizin her yerinde eylem yapan vatandaşlarımıza yönelik, güvenlik güçlerimizden aynı şefkati beklediğimizi de ifade etmek isterim.
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
Kızılay’ın eski Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Zehra Kınık, arabasıyla bir genci öldürmüştü.
Zehra Kınık asli kusurlu olmasına rağmen tutuklanmadı ve serbest bırakıldı.
Duruşmaya gelen Zehra Kınık’a, ölen gencin yakınları tepki gösterdi.
Değerli dostlar; yeni anayasa cehennemine giden yolda düne kadar uçuk komplo teorisi ilan edilen her şeyin tek tek gerçekleştiğini kendi gözlerinizle görüyor ve kulaklarınızla duyuyorsunuz.
Geldiğimiz noktada; terör örgütleri, suç grupları ve mafyatik yapılanmalar el üstünde tutulup meşru varlık gösteriyorken; dürüst, sade, cumhuriyetçi vatandaş marjinalize ve kriminalize ediliyor. Bir toplumun bu denli kendine yabancılaştırılması, değerlerden koparılması elbette iş bilmezlik veya tesadüf değildi.
Hainin el üstünde tutulup namuslunun cezalandırıldığı, ayakların başa geçtiği, tersin düz ve düzenin de tepetaklak olduğu yerde devlet bahçeli adındaki hilkat garibesinin terörist başı öcalan'a özgürlük çağrısı, hem bu düzende hem de kendi döneklik tarihinde son derece tutarlı bir ihanettir. Ancak bu ihanetle neyi hedeflemektedir? Neyi amaçlamaktadır? Kimlere hizmet etmektedir?
Çözüm süreci adlı kara lekeyle terör örgütünü aklamaya, meşru muhatap haline getirmeye çalışan iktidar, STK'lar ve bilimum gazeteciler; yaptıklarının bedelini bu ülkenin kahraman askerlerine ödetmiş, ülke bir iç savaşın eşiğinden dönmüş, bizim de ruhumuza bu kin ve öfke mıh gibi çakılmıştır.
Şimdi, seçimden sonra durup dururken başlayan ve aslında daha tanımlaması bile yapılamayan Kürt sorunu takıntısı, yeni anayasa süreci doğrultusunda bu ülkenin bağırına saplanmak üzere hazırlanan bir başka hançerden ötesi değildir.
Dur durak bilmez şekilde güce tapan bu isimler, bunaklık yaşına gelmiş olmalarına rağmen hala gücün peşinde bu ülkeye ve millete ihaneti göze alıyorken, bu ihaneti de kahve köşelerinden fırlama abuk subuk komplo teorisi sıçmıklarıyla meşrulaştırmaya çalışanlar bilsin ki; biz bu filmi daha önce izledik. Bu millet, "siyaseten dedim" gibi zırvalamayı dinlemez, Gazi meclise terörist başını sokmaya çalışanların başına o meclisi kurduğu gibi yıkar.
Tek kalsam dahi anayasayı, bu ülkenin ulusal bütünlüğünü ve Türk Milletini kanımın son damlasına kadar savunacağım. Yeni anayasaya kategorik olarak karşıyım, karşı kalacağım. Bizim duruşumuz yıllardır sarsılmaz şekilde net. Asıl karşı cephenin şeklini bütün boyutuyla görmek istiyoruz.
Zamanında idamdan kurtardığı terörist başının hasretiyle yanıp tutuştuğu görülen bahçeli, çok istiyorsa İmralı'ya yanına gidebilir, makamında ağırlayabilir. Ama şunu unutmasın ki; bugün, vaat ettiği eylemi gerçekleştirirse kendisini ipten kurtaracak başka bir Bahçeli yok.