Esenyurt'ta 10 yıldır baktığı "Alaş" isimli köpeği belediye ekiplerince götürülen Mine Şenel, günlerdir aradığı köpeğini barınakta ölü buldu.
— Köpeğinin öldüğünü gören Şenel, sinir krizi geçirdi.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
"Bugün burada yarın başka yerde işe iade ve güvenceli istihdam hakkı için mücadele başlatan arkadaşlarımızın bu mücadelelerini, yaygınlaştırıp, yükseltmeye çalışacağız. Çünkü onların mücadelesi bizim mücadelemizdir.
Kadınlar ücretli çalışma hakkına sahip çıkıyor.
Düzenli, sendikalı ve güvenceli işlerde cinsel tacizden arındırılmış işyerlerinde çalışmak hakkımız."
Kadın İşçi olarak yayın kurulu üyemiz Feryal Saygılıgil ile sitemize katkıda bulunan Nur Tuğçe Biga’nın çalışma hakkının gaspına karşı bugün İHD İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirdiğimiz basın toplantısının metnini paylaşıyoruz.
https://t.co/OfeM73Ud3w
🇲🇦 🇪🇸 Fas'ın Castillejos kıyılarından İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya ulaşmaya çalışan 800'ü aşkın düzensiz göçmene denizde müdahale edildi.
Olayda yüzlerce kişi kurtarılırken, 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
https://t.co/0gq6DDPnxO
Trakya'da savunmamız kazandı🦊✊
Kuzey Ormanları'na bir taş ocağı daha açıp on binlerce ağacımızı ve suyumuzu kesmelerine izin vermedik.
Tekirdağ 2. İdare Mahkemesi, Saray Safaalan Köyü mevkilerimize açılmak istenen taş ocağı ve tesisi için verilen “ÇED Olumlu” kararını oybirliğiyle iptal etti.
Bilirkişi heyetindeki yedi uzmanın altısının olumsuz görüş verdiği davada Mahkeme; taş ocağı projesinin bölgedeki orman ekosistemleri, yeraltı suları, içme suyu kaynakları, tarımsal faaliyetler ve yaban hayatı üzerinde geri dönüşsüz tahriplere neden olacağına hükmederek projeyi iptal etti.
https://t.co/c3MLRSeFqr
niteliksiz hocalarla dolu üniversiteler, hakkı olmayan koktukta yıllarca parasına bakıp öğrenciye zerre katkısı yok çoğunun. Nitelikli olanlar ise bir sebeple işlerinden oluyor. Bu da iktidarın son halemsi. “Atacaklarımızı niye alalım da başımıza bela edelim” diyorlar kısaca.
❗️📚Akademisyenelere güvenlik soruşturması
YÖK Kanunu'nda değişiklik öngören yasa teklifi yarın Meclis Genel Kurulu'na geliyor.
Teklifteki 26. madde çok kritik:
Teklif geçerse, akademisyenlerin bir kadroya atanabilmem için güvenlik soruşturmasını geçmeleri gerekecek
Güvenlik soruşturmasında şunlar inceleniyor:
🔻İstihbarat ve kolluk kuvvetlerindeki somut veriler
🔻Yabancı devlet ve yabancılarla ilişkiler
🔻 Terör örgütleri veya suç örgütleriyle eylem birliği, irtibat ve iltisak
Güvenlik soruşturması hem kamu hem vakıf üniversiteleri için geçerli olacak
Bu, iktidarın üniversiteleri "makbul akademisyen"lerle doldurma hamlesinin yasal altyapısını oluşturacak
İktidar çizgisi dışındaki akademisyenlerin işi artık çok daha zor olacak.
"Feryal ve Tuğçe’nin işten çıkarılması ve onların hak arama mücadelesine girişmesi, feminist politikanın ve feminist emek ve dayanışma politikalarının konusudur."
Kurulduğundan beri Kadınİşçi’nin yazı kurulunda olan, her hafta podcast’larını dinlediğimiz Feryal Saygılıgil ile bize yazı desteğinde bulunan Nur Tuğçe Biga, İstanbul Arel Üniversitesi’ndeki işlerinden atıldıktan sonra işe iade davası açtılar.
Necla Akgökçe (@nakgokce), yol arkadaşlarımızla dayanışmanın siyasi sorumluluğu üzerine yazdı.
https://t.co/tOuKLIlbkw
Vakıf üniversitelerindeki akademik kıyımda işinden çıkarılmıştı
Prof. Dr. Feryal Saygılıgil: "Şirket gibi yönetiyoruz. Oranın bir üniversite olduğu konusunda ısrarcı olduğum için işten atıldım, geri döneceğiz. Üniversite böyle bir yer değil"
https://t.co/dbCbbNERXi
2025-2026 eğitim öğretim yılının sona ermesiyle birlikte vakıf üniversitelerinde hız kazanan işten çıkarmalar, TBMM’de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna taşındı.
Sevilay Çelenk (@SevilayyCelenk) ile Sevda Karaca (@sevdakaraca), akademisyenlere yönelik tasfiyelerin, güvencesiz çalışma koşullarını derinleştiren ve üniversitelerde eleştirel düşünceyi, akademik özgürlüğü ve örgütlü mücadeleyi hedef alan politikaların bir parçası olduğunu ifade etti.
İşten çıkarılanlar arasında yol arkadaşlarımız Prof. Dr. Feryal Saygılıgil ile Dr. Öğr. Üyesi Nur Tuğçe Biga da bulunuyor.
Seval Öztürk (@ztrk_seval), basın toplantısını yazdı.
https://t.co/gmf3O2ckmd
Vakıf üniversitelerinde mevcut Yükseköğretim hukukuna aykırı keyfi bahanelerle yüzlerce akademisyenin iş güvencelerini gasp eden büyük bir kıyım yaşanıyor.
Bu saldırıya dur diyor, Milli Eğitim Komisyonu'nun sorunlarımızı gündem etmesini istiyoruz.
#AkademideİştenÇıkarmalaraSon
"nato’dan kurtulmak, ona karşı mücadele edebilmek, bir halkın ortak kararını ve kararlılığını gerektiriyor. türkiye’nin geleceğine talip olanlar arasında, zayıf da olsa başarılı olması ihtimali bulunanlar içinde, nato’dan çıkılmasını vaat eden kimse olmadığı gibi ona umut bağlayanlar var."
ayşe düzkan (@ayseduzka), NATO'nun Türkiye ziyaretini ve protestoları yazdı. https://t.co/v3ZKvRPjNL
Enternasyonalist gençler hakkında ilginç karar: Önce yurtdışına çıkış yasağı verdiler, sonra sınırdışı etmek için Geri Gönderme Merkezi'ne gönderdiler
NATO Zirvesi'ni protesto etmek için gelmişlerdi
https://t.co/KQJ2Ck3aEo
Düşlerin büyüyor adınla.
13 yıl önce aramızdan koparılan Ali İsmail Korkmaz’ı saygı ve özlemle anıyoruz.
Ali İsmail’in düşlediği dünya, bugün hâlâ eşitlik, özgürlük ve adalet için yan yana gelen herkesin umudunda yaşamaya devam ediyor. Gençlerin sözüne, dayanışmaya ve birlikte kurduğumuz geleceğe olan inancımızı büyütmeye devam ediyoruz.
Gezi’de yitirdiğimiz tüm canları saygıyla anıyor, bugün hâlâ özgürlüklerinden mahrum bırakılan Gezi tutsaklarını unutmuyor, adalet talebimizi hep birlikte yükseltiyoruz.
#AliİsmailKorkmaz #OHep19Yaşında #DüşlerindeÖzgürDünya
Üniversiteyi şirket yönetir gibi yönetip akademisyenlere de şirket personeli muamelesi yapıyorlar. Dahası, göstermelik gerekçelerle muhalif akademisyenleri haksız bir şekilde işten atıyorlar. Arkadaşlarımızın yanındayız.
İstanbul'da bulunan çok sayıda vakıf üniversitesinde 150'nin üzerinde akademisyen, sözleşmeleri yenilenmeyerek işten çıkarıldı. İşten çıkarılanlar arasında Ögretmen Sendikası YK üyesi Nur Tuğçe Biga ve feminist akademisyen Prof. Dr. Feryal Saygılıgil de yer alıyor.
Soruyoruz: Bir kadın milletvekiline “karı” deme cüretini kimden buluyorsunuz? Köprülere, binalara, göklere yansıtılan Amerikan bayrağı renklerinden mi? Gazze’de çoğu kadın ve çocuk 75 bin kişinin ölümünü mümkün kılan Trump’ın iltifatlarından mı?