Olympiakos, Şampiyonlar Ligi'ne çok erkenden veda etti. Biz genelde bu noktada, Marinakis'in hocaları göndermesine alışkınız ama bu defa Mendilibar'ın arkasında durup, hatanın kendilerinde olduğuna emin oldu ve arka arkaya transferler açıklanmaya başladı.
Nair Tiknizyan ✅
Remo Freuler ✅
Armando Gonzalez ✅
Vargas ❓
Puerta ❓
Caceres ❓
Draymond Green'in viral olan Yao Ming'le yanyana fotoğrafını görünce aklıma 2.29'luk devle yaşadığım "ufak" anı geldi.
Sene 2002. Yao Ming NBA draftında Houston Rockets tarafından 1. sırada seçilmiş. O günlerde belki de dünyanın en çok merak edilen oyuncusu. İnanılmaz bir hype var.
Ve o Yao Ming, Temmuz ayında Çin Milli Takımı ile 2002 Dünya Basketbol Şampiyonası hazırlıkları çerçevesinde düzenlenecek olan Efes Pilsen World Cup'ta yer almak üzere Türkiye'ye geldi.
Tabii tüm basın Yao ile röportaj yapmak için bir yol arıyor ama Çinliler buna müsaade etmiyorlar. Hatta Yao'yu gözden uzak tutmak için epey kasıyorlar.
Turnuvadaki Türkiye-Çin maçından sanırım iki gün önce Milli Takımımızın yanılmıyorsam Bulgaristan'la oynayacağı hazırlık maçı için Abdi İpekçi Spor Salonu'ndaydım. Maçı Fanatik Basket ve 6. Adam dergisi için takip ediyorum ve salona da derginin sahibi olan ve o dönem birlikte radyo programı yaptığımız sevgili Burçin Badem abimle gitmiştik. Maç bu arada seyircisiz oynanıyordu.
Maçın ikinci yarısının ortalarında sıcaktan ve maçın bayıklığından saha kenarındaki koltuğumda mayışmışken gözümün ucuyla sol arka çaprazımdaki çıkış tünelinin oradan bir kafa belirdiğini gördüm.
Normalde tünelin o noktasından o seviyede bir kafanın gözükmemesi gerektiğini düşündüğüm için bir refleksle soluma döndüm ve Yao ile göz göze geldik. İçimden şimdi buraya yazamayacağım bir tepkiyle şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra ayağa kalktım. Yao da o sırada tek başına içeri girip maçı ayakta izlemeye başladı.
Kafamda Ming'e soracağım sorular mevcut ama o ortamda röportaj yapmak imkansız. Yanımızda zaten ne fotoğrafçı var ne de telefonlar o dönem fotoğraf çekmeye müsait.
Yine de tek başına görünce refleks olarak Yao'nun yanına gittim ve kafamı yukarı çevirip "Hi" dedim. Yao döndü "bu da kim?" dercesine yüzüme bakıp "Hello" dedi ve maçı izlemeye devam etti.
O an artık nasılsa röportaj yapamayacağımı bildiğim için hayatımda gördüğüm en uzun boylu insanın "acaba neresine geliyorum" gibi garipçe gelen merakı gidermek için Yao'nun şaşkın bakışları arasında 1.86'lık boyumla yanına yanaştım ve biraz ötemdeki Burçin abiye "Abiii, neresine geliyorumm?" diye seslendim. Burçin abi de o davudi sesiyle gülüp "Memesine geliyorsuun" diyerek bana kerteriz verdi.
Yao garibim olanları şaşkınlıkla izlemeye devam etti ve ben de boyumun ölçüsünü almış bir şekilde koltuğuma geri döndüm😬
Bu da böyle bir anımdı. Evet.
Azafata: “Disculpe, ¿le importaría cambiar de asiento?”
Yo: “¿A dónde?”
Azafata: “A un asiento del medio, cuatro filas más atrás.”
Yo: “¿Un asiento del medio?”
Azafata: “Sí.”
Yo: “Yo pagué específicamente por este asiento de ventana.”
Azafata: “Lo entiendo. Es que el señor del otro lado del pasillo viaja con su hijo y quieren sentarse juntos.”
Miré al otro lado.
El niño tendría unos 12 años.
El padre me estaba mirando como si yo fuera el problema.
Yo: “¿Dónde está el asiento del padre?”
La azafata señaló hacia atrás.
Yo: “Entonces él no reservó un asiento al lado de su hijo.”
Azafata: “No.”
Yo: “Pero quiere que yo deje el asiento que sí reservé.”
Azafata: “Bueno, solo si no le importa.”
Yo: “¿Y su hijo ya tiene asiento aquí?”
Azafata: “Sí.”
Yo: “Entonces el problema no es que el niño esté solo.”
Azafata: “...”
Yo: “El problema es que el padre no quiso pagar o planificar bien.”
Azafata: “Entiendo.”
Yo: “Vale. Lo siento, pero me quedo con mi asiento.”
Azafata: “Por supuesto.”
Se fue.
A los pocos minutos vino el padre...
Fatih Terim'den Popescu anısı:
"‘Nasılsın Popi?’ dedim. ‘İyiyim. Siz nasılsınız?’ ‘İyiyim.’ Ama biraz üzgün tabii. İyi bir profesyoneldi. Büyük de bir oyuncu olduğu için, zeki de bir oyuncu olduğu için aşağı yukarı ne diyeceğimi tahmin ediyor ama tahmini pek doğru çıkmadı.
‘Yahu’ dedim, ‘Popi, pasaportun yanında mı?’ ‘Yok,’ dedi, ‘Mister.’ ‘Hayırdır?’ dedim. ‘Pasaportunu bir versene bana, bir bakayım dedim ya.’ ‘Niye?’ dedi. ‘Yahu’ dedim, ‘biz yanlış Popescu mu aldık arkadaş?’‘Ben de biliyorum iyi durumda değilim ama,’ dedi. ‘İşte geç katıldım, fiziğim yerine geldikçe, fizik kalitelerim arttıkça çok daha iyi oynayacağımı eminim.’
Dedim ki, ‘Ben sana bunları anlat diye çağırmadım. 100 maçta kötü oynasan bu forma senin diye çağırdım,’ dedim. ‘Bir daha da bu toplantı olmayacak,’ dedim. Senelerce beraber olduk. Bir daha da o toplantı olmadı. Ondan sonra da stoperde Avrupa Şampiyonası’na kadar gidildi işte."
🇧🇬 Levski are favorites (68%) to win 🇧🇬 Parva Liga for the first time in 17 years!
👉 That would prevent 🇧🇬 Ludogorets from breaking 🌍 European record by winning their 15th consecutive league title 🏆!
📈 Most consecutive titles in European history:
1⃣4⃣ 🇧🇬 Ludogorets (2012 - present)
1⃣4⃣ 🇬🇮 Lincoln Red Imps (2003 - 2016)
1⃣4⃣ 🇱🇻 Skonto Riga (1991 - 2004)
👉 It would also prevent 🇧🇬 Ludogorets from equalling the 🌐 world record of Tafea FC from 🇻🇺 Vanuatu with 15 consecutive titles!
🚨 Full probabilities and scenarios for 40+ domestic leagues available in our FMD Simulator.
🇹🇷🇧🇬 | Tarihte bugün: Bulgaristan Türklerinin zorunlu göçünün 35. yılı
📌 Todor Jivkov, 29 Mayıs 1989’da Bulgaristan devlet televizyonuna çıkarak zorunlu göç sürecini başlatan konuşmasında "Türkiye'nin oraya gelmek isteyenleri kabul etmesi gerektiği" yönünde bir çağrıda bulundu.