It’s not “Avusturya” it’s Nemçe
It’s not “Vienna” it’s Beç
It’s not “İran” it’s Acemistan
It’s not “Polonya” it’s Lehistan
It’s not “Etiyopya” it’s Habeşistan
It’s not “ABD” it’s İngiliz Cumhûru
It’s not “Ege Denizi” it’s Adalar Denizi
Decolonise your vocabulary.
özgür basın = oligarkların piyasa manipülasyon aracı
bağımsız yargı = birtakım düşük zekalı zorbalar
muhalefet = soygundan pay alamamış küskünler
yerel yönetimler = küçük mafyalar
üniversiteler = işsizlerin yeni işsizler ürettiği yer
sivil toplum = CIA ve AB'nin fonlama kanalları
Daha gerçekçi değil mi?
@probonopd 1. I just knew that Space triggers the secondary button. Enter is obvious, Tab switches focus, only actionable key remains Space.
2. See 1.
3. I think again see 1.
Looking forward to the first production-ready release, good luck.
Sıklıkla birbirine karıştırılan kavramları tarihî, teknik ve ontolojik bir perspektifle yeniden inceleyerek yazıyüzü kavramının neden doğru tercih olduğuna değindik.
⏳ Okuma Süresi: 6 Dakika.
🔗 https://t.co/Lsxl06ifLG
🇹🇷🇬🇧
#UK_Embassy Details #Türkiye’s #eurofighter Timeline and Rights
The UK Embassy in Ankara has given TurDef full written answers about Türkiye's plans to buy 20 Eurofighter #Typhoon planes. https://t.co/owJdjfEMuc
Europeans enslaved uncivilized masses lacking basic technology like the wheel or guns. The Turks, on the other hand, enslaved Europeans. If I were a European, I would be ashamed to even mention this. It's kinda pathetic...
Turkey is not drifting away from the West or aligning with Russia and China, says @csiserep. Instead, it is cultivating strategic ambiguity, leveraging its geography, defense capacity, and hybrid identity to maximize influence in a shifting global order.
https://t.co/GtIZQtSuir
EF tedariki ne anlama geliyor?
Eurofighter Typhoon Türk Hava Kuvvetlerinin az da olsa elini rahatlatacak. 3-4 yıldır Türk savunma diplomasinin peşinde koştuğu EF tedarik sürecinde nihayet imzalar atıldı.
Bu bir başarı mı? Evet. Hem Türkiye hem de İngiltere açısından başarılı bir sonuç oldu.
1) İngiliz hava savunma sanayisi bu satış sonucunda çarklarını döndürecek “yağa” kavuştu. F-16V satışını Türkiye’ye bir türlü beceremeyen Lockheed Martin yerine BAE systems şimdi rahat bir nefes alma fırsatını erkenden buldu. Darısı LM’nin başına diyelim. İngilizler bu pahalı uçağı hem de oldukça yüksek bir fiyat etiketiyle Türkiye’ye satmayı başardılar. Türkiye’nin “sıkışmışlığını” kendi çıkarları açısından iyi değerlendirmesini bildiler. Bu arada Alman savunma sanayisi çalışanları bile bu antlaşmanın olumlu sonuçlanmasına ihtiyaç duyuyorlardı. Kısacası Airbus Military ve EF dörtlü konsorsiyumu için Türkiye’ye EF satışı bir başarı öyküsü olarak tarihe geçti.
2) Türk Hava Kuvvetleri için bir başarı oldu. Kısa vadede Katar’dan 12 adet T-3A ve Umman’dan 12 adet T-3A alınacak olması, bölgemizdeki gelişmeler dikkate alındığında mutlak surette havagücümüzün elinin güçlü kılınmasını sağlayacak bir adım oldu. EF T4’ler geldiğinde ise daha da rahat bir nefes alınacağı kesin. Özellikle EF’nin terden kesilmeyi takiben 2,5 dakikada 35.000 feet irtifaya çıkabiliyor olması, Adalar Denizi hava harekat sahasında Türkiye için mutlak bir durum üstünlüğüne davetiye çıkarıyor. Yüksek irtifada F-35 dahil EF önleme performansına çıkabilecek başka bir savaş uçağı (kısmen F-15 var) yok! Bize “düşman” hesapların Meteor bağlamında dile getirdikleri endişeleri de biraz bu yüzden.
3) TUSAŞ başta olmak üzere Türk savunma sanayisi rahatladı. Kaan üzerindeki üretim baskısı artık daha sağlıklı bir zeminde ilerleyebilecek. Daha sağlam gidilecek. “Uçurmak” için MMU mühendislik ekibinin boş yere zamanının harcanmasına gerek kalmayacak. Ayrıca İngiliz mühendislik ekibiyle daha uzun vadeli (EF’ye milli mühimmat ve sistemlerin gerektirdiğinde entegrasyonu dahil) çalışma ortamı tesis edilebilecek.
4) Türkiye 1947 yılından bugüne ilk defa savaş uçağı tedarikinde, Batı dünyasından kopmadan, kaynak çeşitliliğine gidiyor. Bu çok eskiden beri konuşulan ancak çeşitli nedenlerle çözüm getirilemeyen büyük bir sorundu. Artık hem platform hem de füze, mühimmat açısından kaynak çeşitliliği yolunda Türkiye rahat bir nefes alabilir. En nihayetinde tam bir hava harekat bağımsızlığı tesis edeceğimiz güne kadar bu EF alımı stratejik bir adım oldu, önümüzü açtı. Ayrıca bu adım, 150 milyar büyüklüğündeki Avrupa SAFE programına katılım sağlamamız için de stratejik bir açılıma (Yunanistan ve GKRY itirazlarına rağmen) izin verebilir kanaatindeyim.
Bu maddelere başka şeyler de eklenebilir. Eleştiriler de getirilebilir ama bunlar son tahlilde nüans olur. Pek anlamlı değil. Bizim bu uçaklara, hatta daha fazlasına fazlasıyla ihtiyacımız vardı. Bu gerçeklik her türlü değerlendirmeyi boşa çıkarıyor.
Türkiye zamana oynuyor, gerisi lafı güzaf…
Unutmadık, unutmayacağız! 🇹🇷
Şehitlerimiz Atakan Şahin Erdoğan, Cengiz Coşkun, Zahide Güçlü Ekici, Hasan Hüseyin Canbaz ve Murat Arslan’ı, şehadetlerinin yıl dönümünde rahmetle anıyor, özlemle yâd ediyoruz.
Onları, kalplerindeki vatan sevgisi, çalışma azimleri, ülkemiz için ortaya koydukları emek ve gayretleriyle daima hatırlayacak; aziz hatıralarını yaşatmak için daha çok çalışacak, daha çok üreteceğiz.
Şehitlerimizin mekânları cennet, kabirleri nur, ruhları şad olsun.
Did you know FFmpeg development still uses IRC for live chat? We don't use modern (and arguably worse) equivalents like Slack and Discord.
For those who don't know what IRC is here is an explanation:
https://t.co/wsxgwLU29W
Bakınız Balkan Harbi öyle alelade bir toprak savaşı değil, 20. yüzyılda Avrupa'da vuku bulan ilk etnik temizliktir. Yerleşimlerin yerle bir edildiği, erkeklerin samanlıklara toplanıp canlı canlı ateşe verildiği, kadınların toplu olarak ırzına geçildiği, oracıkta katledilmeyen çocukların soğukta donmaları için üstlerindeki kıyafetlerin dahi alınıp çırılçıplak bırakıldığı ve bu sistematik kıyımın o vakit savaş muhabiri olan Troçki'nin makalelerinden tutun da bölgedeki İngiliz ve Fransız konsolos ve delegelerinin resmî raporlarına kadar sabit olduğu bir mezbahadır. Ortalama bir Batılı için ise görüldüğü gibi bunlar alay ve iftihar konusudur. O nedenle 20. yüzyıl başındaki Türk istiklal mücadelesi ve ulus devlet inşa sürecinde Batılılar tarafından itham edildiğiniz hiçbir şeyden utanmayın. Acınızı iyi bilin ve onu yarıştırın. Çünkü sizden başka herkesin yaptığı bu.
Arkadaşlar, Türkler tarih boyunca yeşil, mavi, kırmızı gibi canlı, kökleri bozkıra dayanan ve kendileri için kültürel-sembolik anlamları olan renkleri tercih ettiler. Siyah ise yas ve olumsuzlukla özdeşleştirildi. Bunun en iyi örneğini de en sondaki Haçova Muharebesi minyatüründe görüyoruz. Haçlı ordusu zırhları nedeniyle gri/gümüş tonlarında olmasına rağmen bizimkiler siyahı “kötülük-tehdit-kafirlik”le özdeşleştirdiklerinden Haçlıları siyahla sembolize etmiş. Siz TV karşısında tencere tava sallayarak psikolojik ihtiyaçlarınızı karşılamaya devam edin ama yine de doğrusunu öğrenin.
Türkiye, Ukrayna konusunda kendi çıkarına baktı, oradakiler ise "bizi kurtar" diye oradalar. 2. Hepsi karşısında dizilmişler, çünkü onları aşağı ve hizmetkar olarak görüyor. Putin ve Erdoğan'a işe eşit, hatta gizli özentiyle bakıyor. Halen 1997'deyiz zannediyorsunuz.