Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya, oğlunun yenildiği müsabaka sonrası tribünden atlayıp, hakemle tartıştı.
Ankara'da düzenlenen Minikler Türkiye Güreş Şampiyonası'nda yaşanan olayda, oğlu Cihan Yerlikaya'nın mağlup olmasına sinirlenen Hamza Yerlikaya tribünden atlayıp hakemle böyle tartıştı.
Osmanlı tarihinin gelmiş geçmiş en büyük üstadı, bir cumhuriyet meyvesidir. Halil İnalcık, Cumhuriyet'in Osmanlı tarihine hediyesidir.
Halil İnalcık, Cumhuriyet'in tarihi unutturduğunun değil hatırlattığının en nurlu, en makbul ve en şerefli delilidir.
Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek hepimize büyük bir gurur yaşatan Filenin Sultanları A Milli Kadın Voleybol Takımımızı ve teknik ekibimizi yürekten kutluyorum.
Azminizle, mücadelenizle, inancınızla bir kez daha Türkiye’nin gururu oldunuz.
İyi ki varsınız 🇹🇷
Milli Eğitim Bakanı sayın Yusuf Tekin okulların temizliği ile ilgili acı gerçekleri açıklıyor. Ancak bu mazeretler kabul edilemez.
Her bir okul için ilgili personeller için görev tanımı ve standartları tespit ederseniz ve görevini yapmayanlar için neler yapılacağını belirlerseniz sorun kendiliğinden çözülür @Yusuf__Tekin
Taşeron şirkette çalışan asgari ücretli vasıfsız kişiler, kamunun kralları oldular.
Sınavsız kadro
Kamu işçiliği statüsü
Kendi memleketinde
Yüksek emeklilik primi
Maaş+yılda 4 tediye+2 ikramiye+1 denge ödemesi+yemek+yol aylık ort. 90-100 bin TL.
#Memur da sadece maaş 65.800 TL
Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya, oğlunun yenildiği güreş müsabakası sonrası sahaya atladı, hakemin üzerine yürüdü.
Yerlikaya'nın, hakemin kolundan tutarak salon dışına çıkarmaya çalıştığı ve küfür ettiği iddia edildi.
Abimin arabasını ilana koymuştuk. Uzun süredir satılmıyordu. Geçen gün bir tane müşteri (dolandırıcı) aramış ve görüşme şöyle ilerlemiş.
-Merhaba abi. Son fiyat nedir?
+Son fiyat şudur.
-Araç başında pazarlık olmaz mı?
+Budur son fiyat.
-Peki abi arabanın şurası şöyle burası böyle mi?
+Evet.
-Anlattığından farklı bir şey çıkarsa pazarlık olur mu?
+Çıkarsa olur da zaten tüm detayları yazdım. Anlattığım gibi.
-Tamam abi döneceğim 5 dk’ya.
5 dk sonra arıyor.
-Abi ben gelmeye karar verdim. Hanıma söyledim. O da çok sevindi. Hem oraya gelip aracı alırız hem de o bölgede 1-2 gün tatil yaparız.
+Tamam.
-Yalnız abi şöyle bir durum var. Ben sağlık personeliyim. Şu bölümde çalışıyorum. Benim izin alabilmem için oraya araba almak için geldiğimi kanıtlamam lazım. Sana ben kapora göndereyim. Onu kanıt olarak sunarım.
+Tamam.
-Abi noterden göndermem lazım kaporayı ki neden gönderdiğim belli olsun.
+Tamam. Geç notere. Beni ara.
Bir müddet sonra dolandırıcı yeniden arıyor.
-Abi ben geldim notere. Sen bana ibanını söyle. Ben gireyim numarayı. Notere vereyim telefonu. Sen de numara gireceksin. Noter sana tarif etsin.
Telefonu yanındaki kişiye veriyor.
-Merhaba. Siz de telefonunuzdan şuraya şuraya girin.
+Girdim.
-Ödeme kısmına 30 bin yazın.
+Ben niye yazıyorum ödeme kısmına?
-Abi ikinizde de aynı rakam yazmalı ödemenin gerçekleşmesi için. İkinizin de parası önce havuza gidiyor. Sonra sistem onaylıyor ve tüm para satıcıya gidiyor.
+Ben bilmiyordum bu mevzuyu. Telefonu kapatıp bir tanıdığa sorayım.
Abim bayağıdır araba alıp satmadığı için durumu bilmiyor ama işkillenip telefonu kapatıyor ve bir noter tanıdığa soruyor. İşin dolandırıcılık yöntemi olduğu anlaşılıyor. Yeniden arıyor dolandırıcıları. Ama telefon açılmıyor.
Bu dolandırıcının whatsapp profil fotoğrafında da çocuklu bir aile fotoğrafı (muhtemelen güvenilirlik kazanmak için) varmış.
Böyle bir mevzuya denk gelirseniz dikkat edersiniz.
Beğenirseniz veya paylaşırsanız daha çok kişinin önüne düşer ve belki birkaç kişiyi dolandırılmaktan kurtarırız.
⚠️ Oğlu yenilen Bakan Yardımcısı, hakemin üzerine yürüdü!
Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza
Yerlikaya, Minikler Türkiye Güreş Şampiyonası'nda mücadele eden oğlu Cihan Yerlikaya'nın yenilmesinin ardından karşılaşmanın hakemine tepki gösterdi.
Öfkesi dinmeyen Yerlikaya tribünden mindere atlayarak hakemin üzerine yürüdü.
Yerlikaya'nın kolundan tutarak salonun dışına çıkarmaya çalıştığı hakeme küfrettiği öne sürüldü. (Sözcü)
Sayın Bakan bunu bizzat söyledi.
“Kadro almadan önce okullar temizdi, bugün ise birçok kurum aynı sıkıntıyı yaşıyor.“
Adamlar hem kendini oradaki çalışanlardan üstün görmeye başladı, hem iş yapmaz oldular hemde maaşları; hemşire, öğretmen, polis ve mühendisi geride bıraktı. Bakanların bile dikkat çektiği bu tablo artık görmezden gelinemez.
Bu varlık dini duyguları istismar etmiyor mu?
Allah'ın torpilli kulu, dinin yeminli sözcüsü mü?
Allah'ın özel temsilcisi mi?
Hangi sıfatla liste sunuyor?
Peygamber'de olmayan yetkiyi nereden alıyor?
Ahkaf 9'da Peygamber bile kendi akıbetini bilemezken nereden garanti almış?
Oğlu müsabakada yenilen Hamza Yerlikaya, hakemin üzerine yürüdü!
Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya, Minikler Türkiye Güreş Şampiyonası'nda mücadele eden oğlu Cihan Yerlikaya'nın yenilmesinin ardından çılgına döndü.
Öfkesi dinmeyen Yerlikaya, tribünden mindere atlayarak hakemin üzerine yürüdü.
Küfürler savurduğu hakemi kolundan tutarak salonun dışına çıkarmaya çalışan Yerlikaya'nın o anları salonda büyük şok yarattı.
Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı siyasal İslamcı ne diyor?
"Lozan'da, İngiltere ve Batılı devletler Türkiye'den halifeliği kaldırmasını ve laik hukuku benimsemesi istedi!" diyor.
Bu Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı siyasal İslamcı yalan söylüyor.
Şöyle ki;
Her şeyden önce Lozan'da halifelik konusu konuşulmadı. Daha doğrusu halifelik konusu gündeme geldiğinde Türk heyeti bu konunun Türkiye'nin iç meselesi olduğunu belirtip konuyu kapattı. Konu bir daha hiç açılmadı.
Ayrıca emperyalist Batı'nın, "Halifelik kaldırılsın" diye bir isteği yoktu. Tam tersine Batılı devletler, Türkiye'deki hem kendi eski hukuki ayrıcalıklarının; yani adlı kapitülasyonların, konsolosluk mahkemelerinin, misyoner okullarının hem de azınlıkların İslam hukukundan kaynaklı ayrıcalıklarının devam etmesini isterken Türkiye'de İslam hukukunun geçerli olmasını bu isteklerine gerekçe olarak gösteriyorlardı.
Türkiye bu gerçeği çok iyi bildiği için Lozan'da kapitülasyonları kaldırmak, konsolosluk mahkemelerini ve misyoner okullarını kapatmak, Patrikhane'nin hukuki yetkilerine ve azınlıkların uluslararası hukuktan kaynaklı hakları dışındaki dinden kaynaklı ayrıcalıklarına son vermek için LAİK HUKUKU savundu.
Türk heyeti Lozan'da "Biz laik bir devlet kuracağız" dedi. "Müslüman Gayrimüslim herkese eşit ve tek bir hukuk; laik hukuk uygulayacağız, bu nedenle artık Türkiye'deki yabancıların ve azınlıkların dinsel hukuktan ve çok hukuklu sistemden kaynaklı ayrıcalıklarına (adli kapitülasyonlara, konsolosluk mahkemelerine, Patrikhanenin hukuki yetkilerine) gerek kalmayacak" dedi.
Lozan'da Türk heyeti, Türkiye'de herkese "laik hukukun" uygulanacağını açıklayınca şasıran Batılı devletler, "Ama Hristiyanların kendi kilise hukuku var, Hristiyanlıkta aile hukuku dinseldir, Hristiyanlara bu konuda laik hukuku uygulayamazsınız! Ayrıca Müslümana ve Hristiyana aynı hukuk uygulanmaz!" diyerek buna karşı çıktılar.
Yani Lozan'da Batılı ülkelerin, " Türkiye laik olsun, çağdaş olsun! Halifelik kaldırılsın! " diye bir derdi yoktu. Onların derdi Türkiye'deki yüzlerce yıllık çıkarlarını ve ayrıcalıklarını korumaktı.
Türkiye Lozan'da savunduğu laik hukuk teziyle kapitülasyonları kaldırdı, konsolosluk mahkemelerini ve misyoner okullarını kapattı, Patrikhane'nin hukuki yetkilerini elinden aldı.
Yani Türkiye laik hukuk sistemini kabul ederek Batı'nın dinden kaynaklı hukuku bahane ederek Türkiye'nin iç işlerine müdahele etmesini önledi. Yani Türkiye laiklik ile sadece Türkiye'nin çağdaşlığını değil, bağımsızlığını da sağladı.
Ayrıntı için bkz. 👇
Sinan Meydan yazdı : Lozan, Laiklik ve Bağımsızlık | Cumhuriyet https://t.co/Nyw0uo21Sr
⚠️ Sakarya’da ‘sahte imamlar’ skandalı!
Akyazı’da bir şahıs, imam olan dayısını ihbar etti ve diplomasının sahte olduğunu söyledi.
Bunun üzerine Diyanet tarafından başlatılan müfettiş incelemesinde, dayının yanı sıra 4 imamın daha diploması ve belgeleri sahte çıktı.
5 imam da açığa alındı. (Sözcü - Deniz Ayhan)
Biri de çıkıp demiyor ki; “Ya sen ne diyorsun kardeşim? Sen peygamberliğini mi ilan ediyorsun?”
👉 Timur Soykan, ‘Allah’a liste veriyoruz’ diyen Menzil şeyhi hakkında konuştu:
• Biliyorsunuz Menzil tarikatı jandarmada, poliste, yargıda aklınıza gelecek her yerde çok örgütlü.
• Şimdi Menzil şeyhi şöyle demiş:
• “Bize hizmet edenlerin listesini Allah’a bildiriyoruz.”
• Şimdi Deniz Göktaş içeride değil mi? Dini duyguları güya işte hakaret etti filan iddiasıyla…
• Şimdi bu adam bu lafı söylüyor. Diyor ki: “Bize hizmet edenlerin listesini Allah’a bildiriyoruz.”
• Yani biz Allah’la temas halindeyiz diyor.
• Şimdi bu kişiyle ilgili ne bir soruşturma açılıyor, ne bir siyasetçiden ses çıkıyor, ne Diyanet “ya sen ne diyorsun?” diyor. Kimse bir şey demiyor.
• Bir Allah’ın kulu da çıkıp demiyor ki: “Ya sen ne diyorsun kardeşim? Sen peygamberliğini mi ilan ediyorsun?”
• Bunlar sahte peygamberler. İp tutuşturuyorlar milletin eline. Ondan sonra onların tövbelerini alıyorlar. Bir çeşit günah çıkartma.
• Ondan sonra diyor, bütün tövbelerini affettim diyor filan.
• Yani bunlar şunu bile iddia ediyorlar. Şeyhin öyle bir gücü var ki Azrail geliyor ölen müridi alıyor götürecek.
• Azrail’i durduruyor. Diyor ki: “Nereye götürüyorsun? Allah’a söyle. Bizim Gavs-ı Azam’ımız, yani Allah’ın görevlendirdiği yöneticisi izin vermiyor de.’ diyor.
• Azrail de gidiyor Allah’a söylüyor. Diyor ki gavs bırakmadı. Allah diyor o zaman gavsın bir bildiği vardır.
• Şimdi bu kişi diyor ki, bakın etrafına topladığı insanlara diyor ki: “Bize hizmet edenlerin listesini Allah’a bildiriyoruz.”
• Kim içeride? Deniz Göktaş içeride.
• Bu kişiler ne yapıyor biliyor musunuz?
• Jandarmada, adliyede, poliste, aklınıza gelecek devletin bütün kurumlarında örgütleniyorlar.