Selahattin kardeşim
Zaman zaman yazıların önüme düşüyor okuyorum...
Tribün kokusu olunca içime çekerim illaki...
Şimdi burada genç kardeşlerimize verdiğin cevaplarda hem çıkmaz var hem izafi kavramlar var...
Genç kardeşlerimizin 1982 dediği Çarşı'nın kuruluşunu baz aldığı tarihtir...
Yoksa şimdinin anlam karşılığı olan tribün kurmak 74-75 sezonunda baya baya başlamıştır...
Fener tribünü de tabi ki yok değildir vardır elbet de alladığın pulladığın o tribün 77-80 yılları arasında yeni yeni başlayan kapalı tribün mücadelesinde kapalıya girememiştir...
Bu yazılarak anlatılacak bir olaylar zinciri asla değildir...
Kusura bakma ama şuan ki sözlük karşılığı tribün kavramı Beşiktaş tribünlerinin yönlendirmesiyle başlamıştır
Senin bahsettiğin 34 lü yıllara inildiğinde şimdiki bahsettiğimiz tribün kavramı yerine semtlerin abileri ,mahallenin büyükleri hatta afili abileri boy göstermiş olabilir
Senin Seha dediğin kişinin karşılığında bende Süleymaniye de oynanan bir maçta saldırın Karakarttallar diye bağıran balıkçı Mehmet Galin'i koyabilirim
Ben bir tribüncü olarak F.bahçe'nin hem sokakta hem stadda iyi trübün yaptığını hep savunmuşumdur
Ama yücelerin yücesi sadece senin yorumun olarak kabul edilebilir
Lakin bu tribün tarihi kişilerin zevkine ve takım bağlılığına göre yazılmaz...
Sıralama her zaman Beşiktaş tribünü diye başlar
Kusura kalma kardeşim ama malaesef bu böyledir
Senin takımına olan bağlılığına hiç itirazım yok gerçekler bu şekilde
Beşiktaş kapalısı diye bir gerçek var nihayetinde....
Sevgiyle sıhhatle....
TRİBÜNLERİN ATASI BEŞİKTAŞ KAPALISI!
Herkes yerini, haddini bilsin! 1982’den beri tribünde tek bir otorite, tek bir kanun vardır: çArşı! Bu ülkede tribün kültürünün kitabını yazan, raconunu koyan biziz. Pankartın dilini, bestenin hasını, tribünün raconunu biz öğrettik; çizgisini biz çizeriz. Türkiye’nin değişmez, tartışılmaz tek otoritesi; Yüce Beşiktaş çArşı’sıdır.
1982 senesinden itibaren İnönü Stadyumu'nun kalbinde, kapalı tribünde verdiğimiz mücadeleyle, her zaman Türk sporunun temel taşı anlı şanlı Beşiktaş'ımıza desteğimizi veriyoruz. Gerek İnönü’de olsun, gerek deplasmanda olsun, gerek 2013-2016 yılları arasında stadyum inşaatının olduğu dönemlerde Beşiktaş'ın peşinde göçebe gibi stadyumdan stadyuma gezdik; ama hiçbir zaman çizgimizi bozmadık. Amaç bir, değer bir: Beşiktaş sancağını en ileri noktaya taşımak!
Karşılaşmaların çoğunun, İstanbul'da başka stadyum olmaması nedeniyle İnönü Stadyumu'nda oynandığı dönemde, kapalı tribüne rakip takım taraftarı girmesin diye kapalıyı şeref bildik, namus bildik; kendi evimiz, yuvamız gibi koruduk, kolladık. Uğruna kaç gece sabah ettiğimiz, uğruna kaç farklı sıkıntı yaşadığımız tribünümüzden; bugün fahiş fiyat politikası ve ticarethane fikirleri yüzünden vazgeçirilmeye çalışılıyoruz.
Biz her kulvarda Beşiktaş'ın hakkını savunmak için canımızı dişimize takarken, soruyoruz: Üstümüze oynayan, her kulvarda önümüze engel çıkartan, Beşiktaş'ı doğramaya kalkan o federasyona karşı yönetim olarak ne yaptınız da bugün kalkmış bize üst perdeden konuşuyorsunuz? Masada hakkımızı koruyamayanlar, sesini bile çıkaramayanlar, gücünü sadece kendi taraftarına fahiş fiyat dayatırken mi hatırlıyor?
Yönetim koltuğunda oturanlara, başta Serdal ADALI olmak üzere sormak isteriz ki; Beşiktaş yönetim kurulunun başına gelmeden önce, tarih 25 Aralık 2024'te, "5 liraya bilet satıp 25 bin kişiye oynamaktansa, 2.5 liraya bilet satıp 45 bin kişiye oynamak en büyük hedefim," sözünüzün bu şekilde mi arkasında durduğunuzu, kendinizi bu şekilde mi temsil ettiğinizi çok merak ediyoruz. HANİ VERİLEN SÖZLER? HEPSİ VASAT, BİRER BİRER! Zamanında bahsettiğiniz 5 lira bugünün parasıyla 175.000 TL, bahsettiğiniz 2.5 lira 87.500 TL gibi fahiş bir fiyat mıydı?
Unutma Başkan! Savaş seni içeriye haksız yere atanlarla yapılır; seni savunup kapalı tribüne resmini asanlarla değil!
Sizler 44 yıllık emeği görmezden gelip bizleri kapalı tribünden uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz; fakat unuttuğunuz iki madde var: Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi ile İNÖNÜ STADYUMU BİZİM EVİMİZ, MABEDİMİZ! Ek olarak ise sizler, bu fiyat politikasıyla sezon içinde yapacağımız sosyal sorumluluk projelerini de doğrudan etkilediniz. Yapacağımız köy okulu yardımlarını, deprem bölgesi yardımlarını ve benzeri projeleri de baltaladınız; sert kayaya tosladınız!
Biz bu sezon kapalı tribüne girmiyoruz; ama Kuzey altı-üstü, Güney altı-üstü fark etmez bu stadın her köşesinde, ensenizde olacağız BİZ BEŞİKTAŞIZ!
Hatırlatmak isteriz ki; karşınıza aldığınız topluluk sıradan bir topluluk değil, zamanı geldi mi kendisine bile karşı olacak olan çArşı!
Saygılarımızla...
#forzabesiktas #çArşı
Newyork Belediye başkanı 3 tane Ermeni oyu alabilmek için “yavşak yavşak” Ermeni sözde soykırımı diye konuşuyor. Sen tarih bilirsin ne coğrafya. Ermeni oyu alacağım diye Türklerden bak ne alacaksın seçimlerde @zaferpartisi
Çarşının ortasında canlı bomba patlatıldı ve Beşiktaş taraftarları da burada şehit oldu.
Bu partinin önceki versiyonu da canlı bombanın cenazesine gitti.
Ortada bir ırkçılık varsa o da sizin ırkçılığınızdır.
Bombacı Kürt diye cenazesine gidenlerin millete ırkçı demesi!
Golle beraber yıkılan Beşiktaş deplasman tribünü
🗣️ “Ne Bir Heves Ne Bir Tutku
Beşiktaş'ım Anlatılmaz Sevgi Bu
Seviyoruz Tapıyoruz
Aşkından kahrolduk biz Geberiyoruz”
Green Street Hooligans follows Matt Buckner, an American journalism student who is wrongly expelled from Harvard and sent to London to stay with his sister and her husband, Steve. Through Steve, Matt meets Pete Dunham, Steve’s younger brother, who is deeply involved in the world of football hooliganism as the leader of the Green Street Elite (GSE), a violent firm supporting West Ham United. Initially naïve and unfamiliar with English football culture, Matt is slowly drawn into the group after attending matches and witnessing the intense loyalty and camaraderie among its members.
As Matt becomes more involved, he begins to understand the firm’s strict codes of honour, brotherhood, and reputation. He earns the nickname “Yankee” and gradually gains respect within the group, despite being an outsider. The film explores Matt’s internal conflict as he is pulled between his journalistic instincts and the thrill and belonging he finds in the firm. Meanwhile, tensions rise between rival hooligan groups, particularly with Birmingham City’s firm, leading to increasingly violent confrontations.
The story also delves into Pete’s personal struggles, including his fractured relationship with his father, a former hooligan himself, and the pressures of leadership within GSE. As the rivalry escalates toward a final showdown, the consequences of violence become unavoidable. The climactic clash forces Matt to confront the reality of the lifestyle he has embraced and its devastating costs.
Ultimately, Green Street Hooligans is a story about identity, loyalty, and the dangerous pull of belonging, showing how easily someone can be consumed by a violent subculture under the guise of friendship and pride.