Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel:
“Mücadele etmeye devam edeceğiz. Ama işgal bitmezse kimse enseyi karartmasın, ne bu parti ne bu millet çaresiz değildir.
Biz bir ve bütünüz. Ayrılanların, farklı düşünenlerin, matematiksel olarak da siyaseten de bir karşılığı yoktur.”
Burası Eskişehir.
Hamamyolu Caddesi'ne çıktık.
Bir adımı biz atıyoruz, diğer adımı millet tamamlıyor.
Milletle yürüyenlerin yolu yarım kalmaz.
Bu yolun sonu iktidar!
Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel:
“Biz Kastamonu’da her iki oyun birini, binada oturarak almadık. Sokakta dert dinleyerek, çözümleri anlatarak kazandık.
Biz varsak başında, bu parti bir daha yenilmez. Ama kimse korkmasın, bir yol bulamazsak da yeni bir yol açarız.”
EĞER SIRA MİZAH YAPANLARA DA GELDİYSE REJİM TERMİNAL SAFHASINA GİRMİŞ DEMEKTİR.
Otoriter rejimlerde mizah yükselir. Nedeni ise; Açık eleştiri sansür, baskı veya cezalandırma riski taşıdığında insanlar düşüncelerini fıkra, karikatür, ironi ve hiciv yoluyla ifade etmeye başlar. Mizah, dolaylı bir eleştiri dili hâline gelir.
Mizah sansürü aşmanın bir yoludur. Açıkça söylenemeyen şeyler metafor, kinaye ve hicivle ifade edilir. Bu nedenle otoriter dönemlerde ince mizah ve sembolik anlatım gelişme eğilimindedir.
Mizah; Toplumsal dayanışma oluşturur. Aynı fıkraya gülen insanlar, ortak bir deneyimi ve ortak bir eleştiriyi paylaşırlar. Mizah, sessiz bir toplumsal iletişim ağı işlevi görür.
🔴 #SONDAKİKA | Boğaziçi Üniversitesi kayyum rektörü Naci İnci, kayyumcu akademisyen Yasin Ramazan Başaran'dan diploma alırken fotoğraf çektirmek istemeyen gencin mezun kartını İPTAL etti ve 5 yıl "kampüse giriş" yasağı koydu.
(Boğaziçi'nin Sesi)
Bir öğrencinin, fotoğraf çektirmek istemediği gerekçesiyle mezun kartının iptal edildiği ve 5 yıl süreyle kampüse girişinin yasaklandığı iddiası doğruysa, bu durum üniversitenin bilimle değil baskıyla yönetildiğinin göstergesidir.
Üniversiteler itaatin değil, özgür düşüncenin mekânıdır. Hiçbir öğrenci, iradesini ortaya koyduğu için eğitim hayatı boyunca cezalandırılamaz.
Öğrencilerin haklarını korumak yerine onları susturmaya çalışan anlayış, üniversitelere en büyük zararı vermektedir.
Bu okuldan elinizi çekin! Üniversiteler siyasi hesapların değil, gençlerin ve bilimin yuvasıdır.
The NATO Summit to be held in Ankara will mark an important turning point for the future of the Alliance and Türkiye’s place and direction in the world.
With its geopolitical position and strong military, Türkiye has the capacity to make a critical contribution to the security of Europe and our region.
Türkiye’s strategic importance is beyond dispute. The real question is whether that strength will be sustained by democratic legitimacy, the rule of law and strong institutions.
A nation's true strength lies in the trust between the state and its citizens. It is built on democratic legitimacy, the rule of law and a foreign policy that is principled, predictable and respected.
To view security as separate from democracy weakens the future of both Türkiye and the Alliance.
With its deep-rooted institutions, well-trained human resources and strong social will, Türkiye has the capacity to address all of its challenges within democracy.
We carry on our struggle for a Türkiye that is free, democratic and respected, and that reclaims its rightful place in the world.
Türkiye must be strong within NATO and in the European security architecture. But that strength cannot be built through oppression at home.
Türkiye’s true interest lies in being a Republic that is strengthened by its democracy, and rule of law, that builds confidence through equal and respected relations with the world.
Because the greatest force that will carry Türkiye to its rightful place is the will of our nation and the democratic values of our Republic.