Yıl 2013!
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi gündeme geldiğinde Erdoğan gelen teklifi reddetmiş, "Bu ihaleyi onaylarsam vatana ihanet ederim" demişti.
Yıl 2026!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Boğaz köprüleri ve otoyollar özelleştirme kapsamına alınıyor.
Aradan geçen 13 yılda Erdoğan'ın fikrini değiştiren ne oldu?
Bu kararın arkasında ne bir plan ne bir strateji var. Ülkenin kaynaklarını hunharca tüketen iktidar büyük bir çaresizlik içinde gözünü bir defa daha geleceğimize dikti.
Ekonomik buhranı çözmek yerine elimizdeki değerli varlıkları elden çıkararak yol alınmaya çalışılıyor, kaynaklarımız ziyan ediliyor.
Şayet bu yanlış kararda ısrar edilirse garanti gelir otuz yıl boyunca başkasına akacak ve bu açığı kapatmak yine vatandaşa kalacak.
Hangisi “devlet aklı”?
Trilyon dolarlık kumbara mı, köprü ve otoyol gelirlerini faktoring ile “kırdırmak” mı?
- Norveç Varlık Fonu petrol ve gaz gelirlerini gelecek nesiller için güvence altına almak için 1990’da kuruldu
- Fonun büyüklüğü 2.3 trilyon dolar. Her Norveç vatandaşı için 400 bin dolar varlık. Ama para kumbarada kalıyor!
- Norveç devleti petrol ve gaz satışından kazandığı vergi ve gelirlerin tamamını fona aktarır. Bu para yurtiçinde harcanmaz
- Devasa temettü, faiz ve kira gelirleri de fonda kalır
- Ancak parlamento kararıyla fondan çekilebilecek para miktarı, fonun toplam piyasa değerinin en fazla %3'ü ile sınırlıdır. Çünkü para gelecek nesillerindir
Üsküdar'da 323 bin kişi oy kullanmış. Bir sonuç çıktı. Takan yok. Yurttaşın da öyle büyük bir tepkisi yok belli ki. Devlet büyüklerimiz böyle uygun görmüşler, boynumuz kıldan incedir diyorlar. Valla demokrasi için onca mücadele verildi. Kalan miras bu. Cumhuriyetçilere bak!
Babalar gibi satmaya devam ediyorlar...
Devletin elinde bulunan köprü ve otoyolların 30 yıllığına özelleştirilmesi için Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.
İlk 6 ayda bu yollardan 15 milyar lira gelir elde edilmişti.
İtiraf edeyim.
Kendi yaşam tecrübemi baz alarak ifade ediyorum.
28 Şubat sürecini aşabilecek bir zulüm dönemine şahit olamayız diye düşünüyordum.
Kuruluşta heyecanla Ak Partili olmamın en temel sebebi bu zulme karşı çıkmaktı.
Üzülerek ifade ediyorum o günlere rahmet okutuluyor.
Tamamı vergilerimizle yapılmış olan bazı köprü ve otoyolları özelleştirmek için alınan karar Resmi Gazetede yayımlandı. Yani önceden vergilerimiz bize köprü, yol olarak dönerken artık k��prü ve yollar bize vergi olarak dönecek gibi görünüyor. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir; 1986 yılından bu yana yapılan özelleştirmelerin %89’u sadece mevcut iktidar tarafından 2003 yılı ve sonrasında yapıldı. Hatta son 24 yılda yapılan özelleştirmelerin toplamı sadece bu yıl ödeyeceğimiz bir yıllık faize denk geliyor!
https://t.co/fTPAI0DFBI
Seçim ekonomisine kaynak yaratabilmek için kamu bütçesine her yıl ciddi miktarda düzenli gelir getiren köprü ve otoyolları 30 yıllık gelirinin altında rakamlarla özelleştirecekler. İktidarda tutunabilmek için yapacaklarının sınırı yok.
Üsküdar'ın iyice teşhir edilmesi lazım, henüz edilebilmiş değil. Başkanı tutukla, seçim gir kaybet, sonra seçimi yenile, 3 tane CHP'li üyeyi transfer et, yine yetmesin bu sefer de yeter sayıda meclis üyesini gözaltına al 1 farkla öne geçip seçime gir. Dalga geçiyorlar resmen.
Yılların kavgasıydı. Babam çalışmaz. Patronculuk oynamak ister. Sağda solda 'çabalar'. Annem çal��şır. Bize destek olsun, evde bakacak biri olsun diye anneannem bizde kalır. Bütün emekli maaşını eve ve bize harcar. Yemekleri yapar. Babam gece kalkar, ayak üstü tencere içinden sadece tavukları, etleri yer. Geri kalan sebzeli bölümlere dokunmaz. Delirirdi anneannem sinirinden. Babam yıllarca "o anneannen iki lokma yemeğin hesabını sorar benden" diye bağırdı çağırdı. Anneannemi çok severdim ama küçükken babamı sevmediğini düşünür üzülürdüm. Uzun lafın kısası, artık hayatımda anneannem ve babam yok. Anneannem öldüğü için, babamsa bu davranışın da içinde bulunduğu uzun bir çekilmezlik listesine sahip olduğu için.
O kadar inanarak yazmış ki dehşete düştüm okurken. Kızkardeş bütün ev halkı için bir tencere sarma sarıyor, bütün gün evde oturan erkek kardeş gelip tencereyi komple bitiriyor ve bu aşağıdaki vapur düdüğü “kendisi dışında hipotez düşünemeyecek” kişinin tencereyi komple bitiren erkek değil de, buna kızan kadın olduğunu iddia ediyor. Bencillikle ve düşüncesizlikle suçladığı kişi yemeği yapan, savunduğu kişi de yemeğe hiçbir katkı sunmadığı halde arkadakileri düşünmeden tek başına hepsini bitiren kişi. Bakın buradaki sorun basit bir aile içi anlaşmazlık değil; müşterek yaşanan bir hayatın sağlıklı sürdürülebilmesi için gereken asgari anlayış ya da en temel erdemler bu lavuklarda yok ve daha kötüsü olmadığının farkında değiller. Dahası o kadar bomboş bir kavrayışla savunuyor ki insanlar tane tane anlatmasına rağmen iddiasını sürdürüyor, yetmiyor üste çıkmak için “şişko feminist” gibi ancak bir kuşbeyinlinin üretebileceği hakaretlere sığınıyor. Argümanları da o kadar sığ ki cevap vermeye bile gerek yok ama beni bu twitten kurtarın diye bağıran nöron sözcüğünün hatırına cevap vereceğim. Hayır daha fazla acıkmış olması ev halkının hakkına girmesini meşrulaştırmaz dolabı açıp kendisine iki yumurta kırabilirmiş ve hayır yemeğin az miktarda pişirildiği ve bunun başarısızlık olduğu argümanı haklı değil çünkü evdeki malzemelerin miktarlarını bilmiyoruz ve bir tencere yemek yanında ara sıcaklarla ev halkı için yeterlidir, tabii aygırın teki yancı yemekleri beklemeden hepsini yemezse. Hepsini geçtim kız kardeş hiç bir mecburiyeti ya da görevi olmadığı halde kalkıp o kadar emek verip ev halkı için yemek yapıyor, insan deccal değilse “biraz da onlar yesin” diye düşünür ya da hiç olmazsa bu fikirsizliği gelip böyle götü yanmış gibi yaldır yaldır savunmaz. Unfuckingbelievable!
@feministtkadin İlk başta kadının beklentilerini çok güzel karşılıyorlar evlendikten sonra konu sadece kendi beklentilerine dönüyor. Hamarat kadın diye bir ünvan uyduruldu. Köle kadın demeyelim hamarat diyelim 😂😂😂
Erkekler romantik içerik tüketmiyor. Siz tüketiyorsunuz. Ve gerçek hayattaki erkeklerin de öyle olduğunu sanıyorsunuz. Bu yüzden kadınla erkeğin bir ilişkiden beklentileri çok farklı. Kadın aşk, sevgi, çiçek böcek beklerken erkek düzenli seks, yemek-temizlik hizmetinin görülmesi ve itaat bekliyor. Erkek, kadının beklentilerinin gayet farkında, bu yüzden istediğini alabilmek için bunları kadına veriyormuş gibi yapıyor. Asıl sorun ise kadın, erkeğin gerçekte neler beklediğinin farkında değil. Erkeği de kendi gibi sanıyor. Erkek de çiçek böcek hayalleri kuruyor sanıyor. Bunun böyle olmadığı gerçeğiyle yüzleşin. Ve şu romantik içerikleri tüketmeyi bırakın. Bunlar yüzünden hayatı yanlış öğreniyorsunuz.
@furioustoday Kesinlikle böyle. Kadınlarla yemek yerken dikkat ederim herkes azar azar yer. Birbirlerini düşünür. Son lokmayı kimse almaz. Erkekler varsa sofrada bazen çoluğun çocuğun hakkını da yemesin diye yemek ayırmak zorunda kalırsınız. Açgözlülüklerini de 'erkeklik' olarak satarlar.
Bu kişi için demiyorum ama erkeklerin yemek üzerinden uyguladıkları bir pasif agresif şiddet şekli var. Ugruyorsaniz fark edin. Mesela doysalar da sizin koca haftasonu harcayıp dört beş günlük planladığınız yemeği iki tabak iki tabak yiyip üçüncü günü çıkarttirmamak, veya protein ürünlerini haddinden fazla yiyip çocuklara bırakmamak veya yancıların o yemek olmayınca anlamsız hale gelmesi, sizin tekrar ana yemek yapmak zorunda kalmanız veya konserve veya anlık derin dondurma gibi gayet taptaze olan kolaylaştırıcı uygulamalara karşı çıkmak
Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek’in Almanya’daki şirketini ve mal varlıklarını merak edenler için kamuya açık bilgi alma adreslerini ekliyorum.
İsteyen herkes bakabilir, sorgulayabilir:
1- https://t.co/d9HKS7dLAC
2- https://t.co/VL5UDmezt0
Ben gittim, gördüm, yerinde çektim.
Satın aldıkları ve yurt yaptıkları yeri, sözleşme yaptıkları alışveriş merkezini de ekliyorum.
Dünkü yayının linkini de ekliyorum.Ayrıntılı şekilde izleyip öğrenebilirsiniz.
https://t.co/xfpS3bso1G
SGK'nın gelirlerinin giderleri karşılama oranı tarihinin en yüksek seviyelerinde.
İlk 5 ayda gelirler; giderlerin yüzde 80,1'ini karşılıyor.
Bütçe imkanları bahane ediliyor.
Emeklilere insanca yaşayacak zam yapılmıyor.
Hayat kurtaran HPV aşıları ücretsiz sunulmuyor.
Harcamalar kısıt meselesi değil, tercih meselesidir.
Bu iktidarın önceliği insanların refahı ve sağlığı değil.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.