🚨 SON DAKİKA | Fatih Terim: "Bir kere Galatasaray'da bir dönem benim oyuncum olmuş, aynı gayeye baş koyduğumuz Okan Hoca var. Bazen her ne kadar yeniler içinde onu niye saymıyorsun deseler de bana; şampiyonluklar kazanmış, başka yerlerde de şampiyon olmuş, onu onların arasında saymanın bir saygısızlık olacağını düşündüğüm için. Galatasaray'da hayatım boyunca birlik beraberliği savundum. Bu sene 5. şampiyonluk gelebilir mi, evet. İhtimal var mı, büyük ihtimalle. Ama buradan kalkmaları lazım. Böyle yerlerden kalkacaksın. Neler görmüştür Galatasaray."
YENİ ÇIKANLAR 📚
🔹Defter; Kağıt Üzerinde Düşünmenin Tarihi - Roland Allen / Çev. Buğra Can Bayçifci
🔹19. Yüzyıl Osmanlısında Bir İngiliz Hanımefendinin Boğaziçi Günlükleri - Elizabeth C.C. Baillie / Çev. Mehmet Şerif Erkek
🔹Demetrios; Kentlerin Yağmacısı - James Romm / Çev. Esen Kaya
🔹Vergilius; Bir Şairin Yaşamı - Sarah Ruden / Çev. Barış Alper Kovan
🔹Memlük Devleti’nin Altın Çağı - İbn İyas / Çev. Ramazan Şeşen
🔹İnsana ve Topluma Adanmış Bir Ömür; Dr. Tevfik Sağlam - Mümin Yıldıztaş, M.Berke Merter
🔹İnsan İmparatorluğu’nun Gerileyişi ve Çöküşü; Türümüz Niçin Yok Oluşun Eşiğinde? - Henry Gee / Çev. Kadri Mustafa Orağlı
🔹En Uzun Savaş; Bir İtalyan Hekimin Gözüyle Osmanlı Safevi Savaşları - Giovanni-Tommaso Minadoi / Çev. Arif Sarı, Melahat Tok
🔹Türk Futbolunda Şampiyonluklar; 1959 Öncesi Gerçeği - Vahdettin Engin, Barış Eymen, Barış Kenaroğlu
🔹Ali Hikmet Paşa - Oral Ateş, Şenol Çelik, Sabri Yetkin
Detaylı bilgi için; https://t.co/Mb6ZBsIGls
Doç. Dr. Özgür Kolçak editörlüğündeki "The Battle of Mohács 1526 A Turkish Perspective" kitabına katkı sunma fırsatı bulduğum için mutluyum. Mohaç seferinde Osmanlı ordusunun karşılaştığı iklim-çevre koşullarını ele aldım. Daveti için kıymetli hocam Özgür Kolçak'a teşekkür ederim
Öğretim üyelerimizden Doç. Dr. Özgür Kolçak'ın editörlüğünde hazırlanan "The Battle of Mohács 1526: A Turkish Perspective" başlıklı kitap Mohaç Muharebesi'nin 500. yılında Türk tarihçilerin yeni tespit ve değerlendirmelerini dünya tarihçiliği ile buluşturmayı hedeflemektedir.
Anadolu Ajansı'na Yunanistan'ın kanlı ve karanlık tarihi hakkında görüşlerimi ifade ettim. Kimse Balkanlar'da, Mora'da yok edilen, katliama uğrayan Türklerin-Müslümanların unutulacağını sanmamalı. Tarihle yüzleşmek kaçınılmazdır.
Er yada geç.
Fakültemizin düzenlediği Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi'nin (CONGIST’26) 14 Mayıs 2026 günü yapılan tarih oturumlarında farklı konulardaki tebliğleri dinledik.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi (CONGIST’26), 13-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde gerçekleştirilecek.
"Kriz Dinamiklerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar" temasıyla düzenlenecek kongrede, krizlerin toplumsal boyutlarını anlamak ve çözüm yolları üretmek üzere sosyal bilimlerin farklı alanlarından bilim insanları bir araya gelecek.
📅 13-15 Mayıs 2026
📍 İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi
📧 [email protected]
🔗 Kongre programına ve kongreye ilişkin ayrıntılı bilgiye kongre web sayfası üzerinden ulaşılabilir: https://t.co/EvFcnlvll5
Uluslararası Bâkî Sempozyumu Programı Yayımlandı
14-15 Mayıs 2026’da üniversitemizde düzenlenecek olan “Doğumunun 500. Yıl Dönümü Münasebetiyle “Şairler Sultanı” Bâkî’yi Anmak ve Anlamak” başlıklı sempozyuma davetlisiniz.
Ayrıntılı bilgi için bakınız: https://t.co/PqN1KoCI2n
Fenerbahçe, Galatasaray derbisi için bilet talebinde bulunacak taraftarlar adına bazı kriterler belirledi. Kriterlere uymayan kişilere bilet satışı olmayacak.
• En az 6 iç saha ve 4 deplasman maçına katılmış olmak
• 2025-2026 sezonunda iç sahada en az 19 maça katılmış olmak
Letters in silk pouches: Diplomatic correspondence from the Safavid Court in the Swedish National Archives by @jaskowski_aw and Anna Jolly.
The book is OA and available in pdf.
https://t.co/6Y12VaOK4a
Erken Modern dönemde İslam dünyasının üç büyük gücü: Osmanlı, Babür ve Safevi devletleri arasındaki siyasi denklemi masaya yatırıyoruz.🏛️📜
🗓️ 15.04.2026 | Çarşamba
⏰ 16.30
📍 CZ09
Tarih meraklısı herkesi bekliyoruz!
#Tarih#Osmanlı#Safevi#Babür#Akademi#Etkinlik
We join Liverpool Football Club in strongly condemning the disgusting racist abuse directed at Ibrahima Konate and have offered our full support to the player and club.
We are appalled by the ongoing racism players are facing on social media. Discriminatory abuse has absolutely no place in football or wider society. Anybody who chooses to abuse others is not welcome in our game and they are not a true fan.
It is clear that more needs to be done to address this issue and we will work alongside clubs, football bodies, law enforcement and social media companies to ensure this remains a priority for all.
Any individuals identified and found guilty of discrimination will face the strongest possible consequences, including club bans and legal prosecution.
Netflix’te The Diplomat adlı bir diz var. Galiba beklenti dizideki Hal Wyler gibi bir büyükelçi. Diplomasi onun için temsil değil, etki üretme sanatıdır. Yani
görünür olanı değil, sonucu yönetir.
Cahilsin @ismailsaymaz. Keşke biraz okusan. Hicabi Bey ile üç yıl İran'da çalıştım. Donanımı, yöneticiliği ve vukufiyetine şahit oldum. İran'ı her yönü ile bilen, meselelere vakıf bir devlet adamı.
M. Şevket Esendal ve Yakup Kadri neden Tahran büyükelçisi oldular, kim atadı?
From where I stand, the situation is crystal clear: the United States and Israel launched an unjustified aggression against Iran and killed its leader. I see Iran’s response as self-defense aimed at deterrence. Targeting neighboring countries is wrong and counterproductive, but Iran’s right to defend itself is undeniable.
Düzenin Yararının Teşhis Konseyi, Anayasayı Koruyucular Konseyi fakih üyelerinden Ayetullah Ali Rıza Arafi'yi üç kişilik "Geçici Liderlik Konseyine" seçti.
İran, Devrim Lideri Ali Hamenei'nin öldürüldüğünü resmen doğruladı. Bu saldırı, ABD ve İsrail'in gayrimeşru güç kullanımının bir diğer örneği olarak tarihte yerini aldı.
88 molladan oluşan Uzmanlar Meclisi kısa süre içinde Hamenei'nin halefini seçecektir. Hamenei, selefi Ayetullah Humeyni 3 Haziran 1989'da ölünce ertesi gün 4 Haziran'da bu makama seçilmişti. Elbette ABD ve İsrail'in saldırı tehdidinin sürdüğü mevcut güvenlik ortamında bu toplantının yapılması daha zor olabilir.
Bu noktada birkaç hususun altını çizmek gerekir:
1- Hamenei'nin ölümden pek de korkmadığı anlaşılıyor; nerede olduğu tahmin ediliyorsa orada vurularak öldürüldü. Bombardımanın hemen ardından naaşının görsellerinin İsrail'in eline geçmesi ise İran'ın yaşadığı istihbarat zaaflarından bir diğeri olarak görülebilir. Diğer yandan bu tarz sızıntıların bizzat sistemin içinde yeni döneme dair beklentileri olan kişi ya da kesimlerden geliyor olması da muhtemel.
2- Her halükarda İran yeni bir döneme girdi; iç ve dış siyasette bir anda değil ama süreç içinde köklü değişimler yaşanacaktır. Hamenei sonrasına ilişkin hazırlıklar uzunca bir süredir tam gizlilik esasında yürütülüyordu. Bu ölüm İran müesses nizamınında bir sarsıntıya neden olmayacaktır.
3- Hamenei İran sistemine güçlü şekilde hakimdi ve hatta bu sistemi inşa eden isimlerden biriydi. Özellikle Devrim Muhafızları, gücünü büyük ölçüde borçlu olduğu Hamenei'ye büyük bir sadakatle de bağlıydı. Yeni süreçte Devrim Muhafızları önemli bir güç merkezi olacaktır. Yeni liderin bu sadakati kendine yönlendirmesi kolay olmayacaktır.
4- Hamenei'nin ölüm haberini bazı kesimler sevinçle karşılasa da İran içinde ve dışında bunu büyük bir tepkiyle karşılayan kesimler de var. Ortadoğu'da ve Pakistan gibi birçok ülkede büyük bir Şii nüfus yaşıyor. Kuşkusuz tepkiler bir şeyi değiştirmeyecek ama önümüzdeki günler bu suikasttan kaynaklı öfkeye sahne olacaktır. Hizbullah'ın ve Husilerin tutumu malum olduğu gibi Irak'ta da Ayetullah Sistani bu konuda ABD'yi uyarmıştı. Ancak verilecek tepkiler ölçülü kalacaktır.
5- İran Cumartesi günü bölgedeki birçok devleti hedef aldığı için bölge devletleri Hamenei'nin ölümüne başka koşullarda göstereceği tepkiyi bile göstermeyi tercih etmeyecektir.
6- ABD, Hamenei'nin ölümünü bir "engelin" ortadan kaldırılması ve "zafer" olarak sunup saldırılarını sonlandırırsa İran'daki süreç kendi mecrasına daha hızlı girer. Ancak çatışma devam ederse İran'ın tutumu ilk gün olan 28 Şubat'takiyle aynı olacaktır.
YÖK WoS yerine Scopus kullanacağını açıkladıktan sonra burada ve her yerde tek bir gündem, bir sürü spekülasyon vardı. Ben de bir yazı yazdım. Sonra yazı çok uzun oldu ve üç yazıya dönüştü.
Buyurun buradan:
1. YÖK kararı ne söylüyor > https://t.co/H1fGQscoax