Ten uyumu hayati önem taşır; ancak bunu anlamak için tüm sınırları aşmaya, uç deneyimlere girmeye hiç gerek yoktur. Aksine, bunu kesinlikle tavsiye etmem.
Yan yana geldiğinizdeki o çekim, el ele tutuşunca hissettiğiniz heyecan ve yakın mesafede ağız ve vücut kokusundan rahatsız olmamak, ten uyumunu anlamak için fazlasıyla yeterlidir.
Elbette ki, ilişkiyi ayakta tutan asıl güç; kaçınılmaz arzu ve tahrik edici cinsel çekimdir. Kafa dengi olmak ya da uzun sohbetler nitelikli bir bağ kurmaya yetmez. Kontrolü kaybettiren bir şehvet yoksa, o ilişki topaldır. Kadın ve erkek arasındaki bağın özü arzudur; sarsıcı bir cinsel tatmin yoksa geri kalan her şey sadece birbirine tahammül etme tesellisidir.
Kokusu ve dokusu sizi çarpmıyorsa bir ilişkiyi mantıkla yürütemezsiniz. Çekim mantıksal değil, tamamen kimyasaldır. Bu uyum yoksa ilişki derin bir dostluktan öteye geçmez ve dostluk yakıcı arzuları dindirmeye yetmez.
Cinsellik, çiftlerin sığınak bulduğu en büyük alandır. İlişkideki her kriz konuşarak çözülmez; gürültülü kavgaları bazen sadece tutkulu bir sevişme sonlandırabilir. Kavga sonrası cinsellik, bir sonraki kaosa kadar en güçlü bağı kurar.
Sevgi tensel çekimden beslenir; mantığın tıkandığı yerde tenin dili konuşur. Güçlü bir arzu ve tensel bağ olmadan kurulan her ilişki, eninde sonunda insanı derin bir boşluğa sürükler.
Güzel bi şey olsun diye bekliyorum,her gün gözüm kulağım kapıda bekliyorum. uyanıyorum bekliyorum, işin gücün arasında, o kadar telaşın içinde bi işaret bi kıvılcım bi ışık bekliyorum. Yok. İmtihanım yokluk, belirsizlik olmuş. Olmayışı kabullenmenin de bi yolu yok nasıl dayanayım
Okudunuz mu bilmiyorum ama Gazap Üzümleri’nde şöyle bir cümle geçer: “Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben… Biz artık geçmiş zamanız.” Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et,anlamlandır ve ondan ders al. Gerçek başlangıç,unutmak değil; bilinçle devam etmektir.
bana nar alırsan akşama ayıklanmış nar yersin cümlesini çok seviyorum, sen bana nar alacak kadar beni düşünürsen ben bu düşüncenin devamında seni daha çok düşünür ve senin benim için aldığın narı senin için ayıklarım demek nereden baksak çok güzel
İlahi adalete inanın.
Çünkü bazı insanların özrünü duymazsınız, pişmanlığını göremezsiniz ama hayatın onlara verdiği cevabı mutlaka izlersiniz. Bugün sizi görmezden gelenin, yarın görülmek için çırpındığını; kıymetinizi bilmeyenin, bir gün yokluğunuzla sınandığını görürsünüz. O yüzden bırakın, herkes yaptığının ağırlığını kendi omzunda taşısın. Bazı hesapları siz sorarsanız eksik kalır; zaman sorarsa herkes payına düşeni alır.
İlahi adalet gecikir, eksik kalmaz.
Her gün dua ediyorsun, görünürde hiçbir şey değişmiyor gibi görünüyor. Ama bir gün zamanında için sızlayarak çok istediğin o şeyin tam ortasında bulacaksın kendini. Yaşadığın o anı fark edince arkana dönüp, "demek ki o kadar yalvarmanın bir karşılığı varmış" diyeceksin. O dualar boşa gitmiyor. Allah duyuyor. Zamanı gelince de öyle güzel nasip ediyor ki, "iyi ki o zaman olmamış, böylesi çok daha güzelmiş, daha hayırlıymış" diyeceksin. İçini ferah tut, sabret biraz.
Okudunuz mu bilmiyorum ama Gazap Üzümleri’nde şöyle bir cümle geçer: “Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben… Biz artık geçmiş zamanız.” Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et,anlamlandır ve ondan ders al. Gerçek başlangıç,unutmak değil; bilinçle devam etmektir.
bir hocayı dinledim bugün, bakış açısını sevdim, diyor ki: "bak sen yapıyorsun ama ona rağmen uzaklaştırılıyorsun. sen rızıksın, nasibi senden değil, nasibi olmayandan seni alıyor."