“siz var ya siz
ölmeden evvel ölenler
siz var ya siz
ölümü öldürenler
saplanıp karanlığa işaret fişekleri gibi
her biri yolumuzu aydınlatan
yıldız yüzlü şehitler
n’olursunuz paylaşın sırrınızı
bilmek istiyoruz
ölmek niçin bu kadar güzel”
#BünyaminGürel#15TemmuzDestanı
Daima Edebiyat, Temmuz-Ağustos 2026 tarihli 31. sayısında okurunu Cahit Irgat’ın “Gülmüşüm, söylemişim, boşvermişim her şeye / Senin için yaşamışım insanoğlu, nâfile” dizeleriyle selamlıyor.
Ben derginin yayın yönetmeni olarak başyazı tarzında yazılar yazmıyorum. Dert edindiğim meseleleri yazmayı tercih ediyorum. Bu sayıda da önemli bir konuyu, gençlik edebiyatını ele aldım. Çocuk edebiyatının bir adı ciddi bir kitlesi olsa da ülkemizde ortaokul ve lise çağlarındaki gençleri hedefleyen gençlik edebiyatının üzerinde yeterince durulmadığını düşünüyorum. Bu konu Millî Eğitim’in ders kitapları veya okul müfredatları dışında da konuşulup tartışılmalı. Cemal Süreya’nın katıldığı bir programda dedikleri gençlik edebiyatı özelinde bir kez daha okunmalı ve üzerinde düşünülmeli:
“1931 yılında doğdum. 1937 yılında annem öldü. 1944 yılında Dostoyevski’yi okudum. O gün bugündür huzurum yoktur.”
İyi edebiyat insanın ruhunda kalıcı izler bırakır ve evet, ağaç yaşken eğilir.
Daima Edebiyat’ın 31. sayısına katkı sunan herkese yürekten teşekkürlerimle...
Sevgili Muhammet Erdevir’in yönetiminde yoluna emin adımlarla devam eden “Daima Edebiyat Dergisi”nin 31. sayısının “Şiir Ülke” köşesine “Ayrılık Çeşmesi İstasyonu” adlı şiirimin yazılış hikayesine dair bir yazımla katkıda bulundum.
Emeği geçenlere teşekkürlerimle…
Sevgili Muhammet Erdevir’in yönetiminde yoluna emin adımlarla devam eden “Daima Edebiyat Dergisi”nin 31. sayısının “Şiir Ülke” köşesine “Ayrılık Çeşmesi İstasyonu” adlı şiirimin yazılış hikayesine dair bir yazımla katkıda bulundum.
Emeği geçenlere teşekkürlerimle…
Daima Edebiyat dergisinin 31. sayısı dopdolu içeriğiyle okurlarının karşısında.
Gaziantep’te öykücü Muhammet Erdevir’in genel yayın yönetmenliğinde çıkan Daima Edebiyat’ın Temmuz-Ağustos 2026 tarihli 31. sayısıyla ilgili tüm detaylar aşağıdaki linkte:
https://t.co/aGMtx2ZZ5g
"Merhaba poğaçacı"
Orhan Pamuk: "Bütün Ortadoğulu erkeklerin kafalarındaki pisliklerden bende de var. Bu yüzden yönetmen olarak Zeynep Hanım'ı seçmemizden çok memnunum."
Buradaki milyonlarca kişi milyarlarca defa poğaça alsalar, bir defa bile şu konuşma geçmez.
Orhan, sen bu topluma yabancısın.
Orhan, sen bu topluma düşmansın.
Orhan, sen, kafandaki pislikler bu toplumdaki herkeste var zannediyorsun.
Sana "bedeli karşılığı" ödülünü verip seni muteber bir yere koyan sistemi anmaya ve dahî senin ismini anmaya bile utanacak gelecek nesiller.
Ait olduğun vasat ve kan emici alt kültürle birlikte unutulacaksın Orhan. Çünkü sen düşmanlığımıza bile layık değilsin.
🇷🇺 Alexander Dugin:
"Batı, Satanist Bir Tarikatın Pençesinde Can Çekişiyor"
➖ Epstein listeleri nedeniyle Batı gözlerimizin önünde çöküyor.
➖ Tüm komplo teorileri sadece doğrulanmakla kalmadı, hayal edilebilecek her türlü önceki versiyonu fazlasıyla aştı.
➖ Batı, kendisini medeniyetin şeytani bir sistemi olarak ifşa etti.
➖ Bu sistemin tam merkezinde çocukları yiyen, kadın ticareti yapan, dünya çapında provokasyonlar düzenleyen, finans piyasalarını ve siyasi süreçleri manipüle eden, kara ayinler düzenleyen satanist, yamyam bir tarikat duruyor.
➖ Batılı politikacıların sadece çok küçük bir kısmı Epstein ağından etkilenmeden kalabildi.
➖ Batı'daki sıradan insanlar şimdi ne yapmalı? Eskiden Demokratları sevmezlerse Cumhuriyetçilere, onlar hayal kırıklığına uğratırsa tekrar Demokratlara oy verirlerdi. Peki şimdi kime oy verecekler?
➖ İnsanlık eğitimde pek çok Batı uygulamasını benimsemişken, kültürlerine inanmışken, filmlerini yeniden yaparken, finansal araçlarına hâlâ güvenirken biz şimdi ne yapmalıyız?
➖ Dünya, tarih ve insanlığın kendisi için durum gerçekten olağanüstü. Esasen küresel bir olağanüstü hal, bir 'Ernstfall' (karar anı) içinde yaşıyoruz.
➖ Artık kimsenin garantili bir egemenliği kalmadı. Yasalar, haklar, anlaşmalar; her şey geçersiz kılındı.
➖ Seçkinlerin Epstein'ın adasına bağlı olması şaşırtıcı olmamalı. Onlar için hiçbir kırmızı çizgi yok.
➖ Bu sübyancı satanist elitler, Putin'in kötü olduğuna veya İranlıların ya da Xi Jinping'in kötü olduğuna karar verip insanlığı yok edecek bir nükleer savaş başlatabilirler.
➖ Epstein, bizzat o elitler için sığınaklar inşa edilmesini finanse etti.
➖ İnsanlar artık her partide ve her rejimde sübyancılar ve satanistler tarafından yönetildikleri gerçeğine uyanıyorlar.
➖ Rusya ve Çin uzun zamandır çok kutuplu bir dünyaya duyulan ihtiyaçtan bahsediyor. Bunun için dışlandık ve kınandık ama şimdi haklı olduğumuz açık.
➖ Batı, dünyanın geri kalanının kaçması gereken zehirli bir çekirdektir ve Batılı olmayan yeni bir düzen inşa edilmelidir.
➖ Bu tarihi anda Rusya ve Çin, Batı'nın topyekün çöküşünün gerçek yararlanıcıları olmak için benzersiz bir fırsata sahipler.
Jeffrey Epstein ile Ariane de Rothschild arasındaki e-posta; Rusya - Ukrayna savaşının altyapısının nasıl hazırlandığını gösteriyor.
2014'te dönemin Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in AB ile anlaşma imzalamayı reddetmesi üzerine sokak isyanları başladı.
Batılı istihbarat örgütlerinin desteklediği sokak isyanı şiddetlendi, onlarca kişi öldü. Şubat 2014 sonunda Yanukoviç ülkeyi terk etmek zorunda kaldı, Rusya'ya sığındı.
Rusya bu yaşananları Batı'nın organize ettiği "darbe" olarak nitelendirdi ve karşı hamle olarak Kırım'ı ilhak etti, Donbas'ta ayrılıkçı hareketleri destekledi.
Ukrayna'daki isyanı yakından takip eden Epstein, darbenin hemen ardından Mart 2014'te Ariane de Rothschild'e şöyle yazıyordu;
''Ukrayna'daki darbe birçok fırsat sağlayacak, çok çok...''
Ve Küreslci Baron Rothschild, Ukrayna'daki darbe sonrası fırsatları görüşmek üzere Epstein'i davet ediyor.
Nitekim darbe sonrası Ukrayna'yı küreselci para babaları açıkça yağmaladı. Büyük sanayi ve teknoloji şirketleri, çok değerli maden alanları ve devasa tarım arazileri üç kuruşa darbeyi destekleyen batılı elitlerin eline geçti.
Rus özel elçi Kirill Dmitriev Ukrayna'da olan biteni şu cümle ile özetledi; "Satanist kaballar Ukrayna darbesinden çok fırsat çıkardı.''
Başta 15 Temmuz alçak FETÖ darbesi olmak üzere Türkiye'de yaşanan tüm NATO darbelerinin arkasında yine bu İblis'in hizmetkarı kaballar vardı. Amaçları ülke yönetimini doğrudan ele geçirerek kaynaklarını yağmalamak, önünü kesmekti.
Türkiye'de araç sayısı 33.612.650
Ortalama 3000₺ desek 100.836.000.000 MİLYAR ₺
2O yıllık anlaşma var.
Müşteri derdi yok.
Yatırım derdi yok.
Üretim derdi yok.
Vida bile sıkmadan, birkaç sayfa evraka birkaç tane mühür vurarak bu paraları alıyorlar.
Sn. @HMBakanligi@memetsimsek
Devletin kasasına girse devletimize gidiyor, vatandaşlık görevimiz der susarız. Ama milyar dolarlar birilerinin cebine gidiyor.
Üstüne üstlük eğer aşağıdaki tablo doğruysa vergi de vermiyorlar. Yüzde yüz vergi indirimi yapılıyor. Neden?
Üstüne üstlük sırasını almış, parasını ödemiş vatandaşı azarlıyorlar, yetmedi döverek öldürüyorlar.
Emekliye kaynak yok diye açlık sınırının altında yaşamayı reva görenler, devletin senyoraj hakkını devrederek Alman/ İngiliz’e/ İspanyola/ İsveçliye milyarlarca dolar aktarıyor. Sonrada aktardığımız parayı onlardan yüksek faizle borç alıyoruz.
Sömürgeler böyle muamele görmedi…
#TüvtürkBoykot
#TüvtürkKamulaştırılsın
#MelihOkanKeskinİçinAdalet
Bill Gates ile çocuk sapığı Epstein’in pandemiden 5 yıl önceki yazışmaları;
“Pandemilere Hazırlık…”
“Örneğin, DSÖ ve CDC'yi resmi olarak nasıl dahil edebileceğimiz gibi sonraki adımları görüşelim…”
“Umarım bunu başarabiliriz…”
Dünyayı bir avuç masonik küreselci İblis hizmetkarının yönettiğine ve pandeminin bir oyun olduğuna inanmayanlar şimdi başlarını taşlara vurabilir…
Sanırım Trump’ın Venezuela’ya ekonomi bakanı olarak atamasını bekleyen sömürge iktisatçısı gibi, @ProfDemirtas sevincini gizleyememiş… Zavallı, kazandığı para kolundaki ROLEX aklını almış bunun.
2020’de kendini belli etmişti aslında…
Batılıların dünyanın geri kalanına bakışını özetleyen gerçek bir görüntü!
Görüntüler 1897-1900 yıllarında, Fransız sömürgesi olan Vietnam’da çekilmiş.
Fransız Sömürge Valisi Paul Doumer'in eşi Blanche Doumer ve kızı; ülkelerini işgal ettikleri çocukları tavuk gibi yemliyor.
Batı cephesinde değişen bir şey yok!
Not: Trump Dünyanın en değerli petrol yatağı Venezuela’ya el koydu, ülkeyi bir sömürge valisi ile yönetecek.
Vay güllerle, ağaçlarla, kurtlarla, kuşlarla konuşmayanların haline! Rüzgârların, derelerin ve dağların dilinden anlamayan, cehennemi uzak bir akıbette aramasın sakın. Kalbin emirleri bir zorbadan, bir zenginden, bir hasetten alınır mı sanırsın? Onun emirleri nazenin bir ağaçtan, hıçkıran bir kuştan, ağlayan bir dereden alınır.
Nurettin Topçu
Fransa'da bir kafedeyiz. Sahibi Türk, iyi tanıdığım bir arkadaşım.
Türkiye'den gelmiş bir grup turist, Fransız garsonla bozuk bir ingilizce ile konuşmaya çalışıyor.
Nasıl nazikler anlatamam.
Her şey harika. Kahveler, tatlılar, sunumlar.. Teker teker fotoğraf çektirip, video kaydediyorlar.
(Kafe gerçekten güzel, tarihi bir bölgede ve 100 yıllık, marka olmuş bir yer.)
Garson hepsine servis yapıp işini bitirdikten sonra kafe sahibinin Türk olduğunu söyledi.
Bizimkilerin rengi attı birden.
Tüh burası da mı Türk. Nasıl yani, buraya da mı el atmışlar..
Ve devamında şu kahve güzel değil, bu tatlı olmamış, bu masa kirli...türü eleştiriler.
10 dakika önce hayranlıkla fotoğraf çektirdikleri her şey aniden kötüleşti..
Gele gele gurbetçinin kafesine mi geldik dedi biri.
........
Birkaç yıldır Türkiye'de bazı kesimlerin körüklediği sistematik bir gurbetçi nefreti var malum.
Arkasında siyasi, ekonomik, kültürel ajandaları olan güçler var.
(Mesela Alman devleti her yıl milyarlarca avronun Türkiye'ye akmasını engellemeye çalışıyor.)
Neyse..
Gelelim bizim sokaktaki sıradan insanın tepkisine:
Gurbetçilere gittikleri için değil, geri döndükleri için öfkeliler.
Bakın, 'gelmeyin' diyorlar.
Bunun altında yatan nedeni psikiyatri çözemez.
Kendileri yurt dışına gitmek istiyorlar ama meslekleri, eğitimleri, cesaretleri yok.
Gurbetçi yurt dışına gitmiş, orada başarmış, iş kurmuş, para kazanmış.. yetinmemiş ülkesine geri gelmiş, yatırım yapmış, eşi dostu görmüş..
Kendi gidemedikleri yerlere gurbetçi gitmiş.
Kendilerinin nefret ettikleri ülkeye geri dönüp yatırım yapmış, tatilini yarı fiyata başka yerde değil ülkesinde geçiriyor.
Bunu haznedemiyorlar.
Gidin ama gelmeyin diyorlar.
Bizim gidemediğimiz yere siz gitmişsiniz, geri gelmeyin diyorlar.
Kompleks, eziklik, nefret ve hazımsızlık.
Bunlar Türkiye'deki yabancılara da düşmanlar. Çünkü yabancılar onlara gurbetçiler gibi aynı şeyleri hatırlatıyor. Azmi, çalışmayı, dayanışmayı..
"Oh mon Dieu, ne güzel bir kafe, şu çöreklerin güzelliğine bak" dedikleri mekanın sahibinin Türk olduğunu öğrenince gösterdikleri değişimin nedeni tam da bu.
Vay arkadaş ne iklim değişikliği imiş?
Tüm Türkiye’yi yakıyor!
Sanki eli var mübarek İklim değişikliğinin!
Tarım ve Orman Bakanı da orman yangınlarını iklim değişikliğine bağladı.
İspanya hükümeti cesur bir kararla Gazze’ye havadan insani yardım yapmayı başardı.
Gazze'ye indirilen 12 ton gıda yardımı 11.000 kişiye yetecek miktarda.
Başta Türkiye olmak üzere 2 Milyarlık koca İslam coğrafyasının eli kolu bağlı beklemesi insanı kahrediyor.
Evet, İspanya bu yardımı İsrail hava sahasını açtığı için BM vasıtasıyla yapabildi.
Türkiye’nin böyle bir imkanı yok bunu biliyoruz.
Ancak Türkiye bölge ülkelerine ve hatta destek veren batılı ülkelere de liderlik ederek insani yardım için kararlılık gösterebilir ve İsrail’i zorlayabilir.
Çocuklar açlıktan ölürken eyleme geçilmemesini hiç kimse hiç bir gerekçe ile izah edemez!
Trafik kanununda yeni düzenlemenin söz konusu olduğu günümüzde en önemli konu”Hız limit tabelaları” olup 110dan zart diye 50 ye inenler bir kenera ülkemizdeki akla ziyan-düzensiz tabelar düzeltilmeli.Aksi vatandaş devletle,polisimizle karşı karşıya gelir.
"Ve şairler boyuna kimlere yazarlar?
Yıkılmış köprülerin başında
Ürkmüş boşluktan biri inliyorsa
Ve şairler onlara geldimlere yazarlar"
Behçet Necatigil
Amerikalı bir kadın evinin yakınlarına kadar gelen yangını çaresizce beklerken çok insani bir değerlendirme yapıyor.
#LosAngeles yangınını Amerika’nın #Gazze’de yaptırdığı soykırımla karşılaştırıyor ve her iki yıkımın sorumlusu biziz ve bu olaylar birbiri ile bağlantılı diyor.