📍Özgür Özel’in Adana’da gördüğü ilgi, yandaş gazetecileri birbirine düşürdü!
“— Özellikle Pozantı’yı seçmişler. Yazın oranın nüfusu 1 MİLYONU buluyor!
(Tam bu esnada diğer konuk ‘yok öyle bir şey’ diyor.)
— O kadar otobüs götürdüler 1000 kişi bile bulamamışlar.
(Diğer konuk ‘baksana kalabalık ya yapma’ diyor.)
Her türlü oyunla saf dışı bırakmaya çalıştığınızı görüyoruz! Ne yaparsanız yapın halk Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile birlikte!
AKP gidecek!
Erdoğan’ın başdanışmanlarından İhsan Şener ile Avukat Semra Ilık’ın, 170 bin dolar ödeyenleri Saray’a sokup fotoğraf çektirmelerini sağladıkları anlaşılalı birkaç saat oldu
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Bu artık başka boyuta geçti. Kayhan’ın “suçu” İBB davasını izlemek. Satır satır davada yapılan savunmaları aktarmak . İşi gözaltı boyutuna getirdiklerine göre artık davayı izlemeyin , savunmaları kamuoyu bilmesin diyorlar. Peki neden diyorlar? Çünkü savunmalarda ortaya çıkıyor ki ortada delil yok , olaylar ve kişiler arasında bağ yok . Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun savunması yaklaştıkça Baskıyı daha da arttıracaklar gibi görünüyor. Anlaşılan amaç İmamoğlu’nun savunmasının kamuoyuna kapalı olması.
Nimet Özdemir'e neden İYİ Parti'den AKP'ye değil de CHP'ye geçtiği soruluyor.
Cevap: "Ben cumhuriyet kadınıyım. Atatürk sayesinde milletvekili oldum. Ve aynı zamanda ben muhalefet oylarıyla seçildim"
Az sonra Erdoğan kendisine rozet takacak...
İstanbul'da taksiye binen ABD'li bir yayıncı, 300 TL'lik yol için taksicinin 50 euro (2.680 TL) isteğini kabul etti.
Taksici, yayıncının kartından 136 euro (7.290 TL) çekti.
Anıtkabir’de pembe tişörtlü bir görevli, mozolede dolaşıyor.
Üniforma, sadece kumaş değildir; saygının, disiplinin ve aidiyetin görünür halidir. İnsan en kutsal mekânlarda bile şahsiyetini giyer.
Tatilden gelmiş gibi durmak, orada yatan ruha karşı sessiz bir saygısızlıktır.
Ben dışarı çıkarken üstüme başıma dikkat ederim, nerede nasıl giyineceğime özen gösteririm, Anıtkabir’de görevli olanın hali nedir…
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.
Onlar günlerce yayın yaptılar, algı operasyonu yürüttüler; “Ekrem İmamoğlu suç örgütü" diye bir şey uydurdular, "Kapki itiraf etti” dediler.
Ne oldu?
Murat Kapki’nin ifadelerinin sahte olduğu ortaya çıktı!
Yazık değil mi bu ülkeye?
30 yıllık hukukçuyum.
Mesleğe girdiğimizde de sorunlar vardı ama hakimlerin siyasi kimliğini konuşmazdık.
Şimdi ne mi konuşuyoruz?
Tarikatlara, cemaatlere bölünmüş, tek kişiye bağlanmış bir yargıyı konuşuyoruz!
Bu dosyalara bakan hakimlerin, savcıların tesadüfen atanmadıklarını, özellikle seçildiklerini hepimiz biliyoruz.
En başında çökmüş olan bu dava, kamuoyunun gözleri önünde her gün yeniden çöküyor.
Artık kimseyi de inandıramıyorlar.
O kadar çok hukuksuzluk üst üste yığıldı ki siyasi fayda üretmeleri de imkânsız.
Toplumun adalet duygusunu o kadar incittiler ki bundan böyle haklı bir davada bile kimse ikna olmayacak.
Yazık.
AKP milletvekilin eşi açtığı davada mahkemeye harç yatırmamak için ‘fakirlik belgesi’ alıyor.
Davacı milletvekili eşinin avukatı da kızı. Yani milletvekili kızı olan avukat milletvekili annesi için fakirlik belgesini mahkemeye sunuyor.
Utanmıyorlar.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel:
“Erdoğan, Kocaeli’nde bir gençlik şöleni yaptı.
Gençleri ‘Ücretsiz konser verilecek’ diye davet etmişler. AK Parti etkinliği olduğunu söylememişler.
Sonra sunucuyu, daha önce AK Parti’yi eleştirmiş diye linç etmeye kalkıştılar.
Gençlerin tribünlerde dans ettiği görüntülerden yine AK Parti yöneticileri rahatsız oldular.
Hem davet ediyorlar hem de dans etmelerinden rahatsız olup linç etmeye kalkıyorlar.
O gençlerin, kamera kendilerini çektiğinde neden yüzlerini kapattıklarını anlamak lazım. Çünkü AK Parti ile anılmak dahi istemiyorlar.
Bütün etkinlik fiyaskoyla sonuçlanınca bu kez 35 bin kapasiteli stadyuma ‘100 bin genç katıldı’ diye propaganda yapmaya çalıştılar ama ne fayda...
İşte AK Parti’nin gençlerle ibretlik deneyimi…”