29 Haziran 2026 Pazartesi sabahı…
Dünyanın en güzel ve en uzun yürüyüş ve bisiklet yollarından biri olan “Kuşadası Sevgi Yolu” çöplük halinde…
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çerçioğlu AKP’ye geçtikten sonra Büyükşehir’in yetkisinde olan çöp kovaları:
@akpartiaydinn@Akparti@OZLEM_CERCIOGLU
“Yol yapımı”na vahşice kurban gitmiş Trabzon Operası binasının bugüne kadar görmediğimiz oditoryum ve fuayesi..
Ne kadar da güzelmiş!
Vandalizm bu başka bir şey değil
Trabzon yakın bir gelecekte modern mimarili yeni bir Opera Binasına kavuşuyor bu arada!
"Din isabetli tespitler yapamıyor. Öyle bir misyonu da yok.
Ruhban sınıfı, yıkılması imkansız baskı alanları doğurdu.
Artık günümüzde din sadece kişinin vicdanında olmalı. Kamusal, sosyal olan hiçbir şeye bulaştırılmaması gerekir. Bunun için mücadele etmeliyiz.
Din, sorunları çözme yeteneğimizi baltalıyor.
Artık dinden çok daha iyi araçlar geliştirdik: Seküler devlet ve hukuk.
Daha doğru tespit yapma aracı geliştirdik: Bilim."
Bahadırhan Dinçaslan
Berna Laçin’den nokta atışı gibi konuşma
"Akrabalarım bana 'Ay sen ne karışıyorsun bizim işlerimiz yolunda' diyor.
Siz zannediyor musunuz ki, eğer ülke bu çukura gittikçe daha fazla düşerse sizin fanus içindeki hayatlarınız öylece devam edecek..."
adam deniz göktaş'ın "siktiğimin dalgıçları" tabiri için bana hakaret etti şikayette bulunacağım dediği tweetin altına gece yasak bir şekilde avladığı balığı atmış
ne diyeceksin ki mesela
Gazeteci gözlem yapar, ayrıntıları biriktirir ve sonunda tabloyu okur.
Murat Ongun, Silivri’de aylardır süren duruşmaların özünü tek cümlede anlatmış bugün…
( mahkeme heyetine hitaben )
Sizin halis çabalarınız bu iddianamedeki sakatlıkları, zaman sıçramalarını, ikili hukukun nezih örneklerini, kayırmacılığı ve absürtlükleri gizlemeye yetmez yetmeyecek de. Bu metnin sahipleri sizden bize ceza yağmuru yağdırmanızı istiyor. Buna rağmen size tutunacak tek dal vermediklerinin de bence çok farkındasınız….
Ekrem İmamoğlu’nun Basın Danışmanı Murat Ongun:
KİMSE KUSURA BAKMASIN… PAŞA GÖNLÜMÜZ NEREDE İSTİYORSA ORADA BULUŞURUZ
İddianame diyor ki, “Örgüt mensuplarının süreklilik kavramını gösteren görüşmeler yaptığı iletişim tespit tutanakları, telefon inceleme tutanakları, baz çalışmaları, kamera görüntüleriyle sabittir. Bu da suçun bir kereye mahsus işlenmediğini, sürekli bir şekilde suç işlediklerini gösterir."
Bize diyor ki “Evet, sizler aynı yerde çalışan iş arkadaşlarısınız ama sizler birbirinizle telefonla görüşemezsiniz, birbirinizle bir araya gelemezsiniz."
Siz şimdi heyetinizle bir karar almanız lazım değerli Başkanım, doğal olarak arkada bir odada toplanıyorsunuz. Veya akşam aklınıza bir şey geliyor, Ensar Bey'i, Onur Bey'i aramak istiyorsunuz, arıyorsunuz. Nasıl başka iletişim kurabilirsiniz ki? Şimdi bize söylenen bu. Yani "Siz birbirinizle bir araya geldiniz, oturdunuz, kalktınız, birbirinizi aradınız; bu da sizin aranızdaki örgütsel bağdır." Vallahi Sayın Başkanım, ister otelde buluşuruz, ister Beyaz Köşk'te buluşuruz, ister Saraçhane'de buluşuruz. Kimse kusura bakmasın da o da bizim keyfimizin kahyası mı yani birileri? Biz paşa gönlümüz nerede istiyorsa orada buluşuruz. Ya siz şimdi dışarıda bir yemeğe gidip buluşmak isteseniz bu suç mu? Aşağıda çay içip sohbet etmek isteseniz suç mu? Hafta sonu Şile'de ailelerinizle piknik yaparak buluşmak isteseniz suç mu? Ben bunu da anlayabilmiş değilim.
19 Aralık 2002
Mehmet Sevigen'in evindeydik
Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.
Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan'ın ise
Meclis'e girme umudu kalmamıştı
Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan'ın
milletvekili olmadan başbakan olma" önerisini reddetmişti.+
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dinler tarihine nasıl baktığını uydurma menkıbelerden değil, bizzat kendi el yazısıyla kaleme aldığı bu tarih tezlerinden öğrenebilirsiniz. Kronolojik dogmaları efsane ve insan icadı olarak mütalaa eden bu konuda katı bir rasyonel üst aklı, kendi zihinsel dar kalıplarınızla dindar ilan edemezsiniz, belgeler ortada, isteyen okur.
Orman yanıyor diye aklım çıktı meğer taş ocağında dinamit patlatıyorlarmış.
Burası Antalya Konyaaltı’ndaki destanlara ilham olmuş Girevit Dağı’nda bulunan bir taş ocağı…
Bölge halkının ve birçok STK’nın çabasına rağmen dağ yok edilmeye devam ediyor.
Bir Mantık Hatası: Döngüsel Akıl Yürütme
- Son kitap bizimki
Nasıl yani? Daha geçen hafta bi sürü kitap basıldı
- Hayır, son kutsal kitap bizim ki
Ee Kitáb-i-Aqdas var. 1873 yılında yazıldı.
- Hayır hocam, Allah'ın yolladığı son kutsal kitap bizimki
- Ee Bahailer de Kitáb-i-Aqdas için Allah yolladı ve son kitap diyor
- Ama onlarınkini Allah yollamadı.
Ee bunun kanıtı ne.
- Koray bey bizim kitapta son kitap yazıyor bunun kanıtı o, bizimki sonsa onlarınki son olamaz.
Peki sizin kitabınızdaki bu ifadenin doğru olduğunun kanıtı ne?
-Çünkü bizim kitabımız Tanrı’nın sözüdür.
Onun Tanrı’nın sözü olduğunu nereden biliyoruz?
-Çünkü kitapta öyle yazıyor.
Son kitap olduğunun kanıtı sizin kitapta son kitap yazması mı?
- Evet
_______
"Bu doğrudur, çünkü doğru olduğunu söylüyor” biçimindeki her argüman döngüsel akıl yüretmedir ve bir mantık hatası türüdür.
HALKIMIZA…
Şimdi de memurun, emeklinin, asgari ücretlinin, mazlumun, mağdurun Türkiye’nin sesi olan SÖZCÜ’ye çökmeye çalışıyorlar. Tamar Tanrıyar üzerinden yürütülen kumpasların sebebi de budur. İddiaların hepsini tek tek çürüttük. “FETÖ” dediler beraat aldık, “Bankadan para alıp ödemediler” dediler belgeleriyle çürüttük. Bütün hesaplar MASAK tarafından incelendi. Hiçbir şey bulamadılar. Bütün dertleri SÖZCÜ’yü susturup yandaşa satmak. Yani sizi susturmak…Biz hep direndik. Direnmeye devam edeceğiz.
UNUTMAYIN…
#SözcüSusarsaTürkiyeSusar
Seçilmiş İl Başkanlarımızın sistematik bir şekilde görevden alınması, çok partili demokrasi rejiminin temel yapı taşı olan parti üyelerinin iradesini yok saymaktır.
CHP’li üyelerin iradesi yok sayıldığında, partimizden geriye sadece atananlar için bir parti kalır.
Seçilmiş İl Başkanlarımızın yanındayız!
Murat Ongun:
DÜNYADA BİR BASIN DANIŞMANI İÇİN BU KADAR ÇOK CEZA İSTENEN BİR DAVA OLMAMIŞ
DÜNYA BİRİNCİSİYİM, SAĞ OLSUNLAR
Benim sülalem asker sülalesidir. Rahmetli babam kurmay binbaşı, amcam kurmay albay önemli görevlerde yer aldılar, eniştem tabii general, Allah rahmet eylesin hepsine. Ailemin geri kalanı da doktordur. Şu an arkamda ablam var, eniştem de her ikisi de profesör doktor Ankara'da. Ağrıma gitti; çünkü bu adam kendisini Türk Silahlı Kuvvetleri gazisi, iş adamı olarak tanıtıp dolandırıcılık yapıyordu. Ben cezaevinden, size anlattığım bilgilerin daha detaylılarını yazarak Genelkurmay Başkanlığı’na yazı yazdım. Dedim ki: "Bu adam, benim ailem böyle böyle bir aile, bu adam Türk Silahlı Kuvvetleri gazisi midir? Gaziyse bu adam alenen dolandırıcılık yapıyor, bununla ilgili hangi işlemi yapacaksınız?" diye Genelkurmay Başkanlığı’na yazı yazdım. Başkanım, o bir zaman verebilirsiniz gerekirse, eğer isterlerse hakim bey de... Genelkurmay sağ olsun, her zaman hassastır bu konularda, 12 günde Çorlu'daki Karatepe Cezaevine yanıt geldi bana. Dedi ki: "Hayır, böyle bir gazimiz yoktur. Söz konusu şahıs, 18 ay onbaşı olarak askerlik görevini ifa etmiştir." Bu böyle bir dolandırıcı, böyle bir iftiracı ama tıpkı Gizem Çetin gibi ona da kimse dokunmadı, geziyor. Neden dokunmadılar? Bundan dokunmadılar değerli Başkanım, bundan dokunmadılar. Bundan daha fazla iddia makamının özel olarak şahsımı hedef almasına dair ne gösteririm, bilemiyorum. Vallahi dünyada bir basın danışmanı için bu kadar çok ceza istenen bir dava olmamış. Ben baktım, bulamadım. Dünya birincisiyim, sağ olsunlar.
“Faşist Ahlâk Pornografisi” yavaş yavaş bizim toplumu da pençesine almakta:
Haksız ve hukuksuz biçimde gözaltına alınan kişilerin haksız ve hukuksuz biçimde el konulan bilgisayar ve telefonlarından ele geçirilen çok özel, çok gizli ilişkilere ait bilgiler ve görüntüler, karalamak istenilen politikacılara yönelik olarak medyaya servis ediliyor ve insanlara müthiş bir “karakter suikastı” yapılıyor.
Kuşadası’nda gözaltına alınan son çirkin TT olayı, bir sosyal medya özgürlüğü sorunundan çok bence, bütünüyle bir “Faşist Ahlak Pornografisi” sürecinin dışavurumu olduğu için medyada bu kadar çok yer buldu!
***
FAŞİST AHLAK, ahlaksızlıktır.
PORNOGRAFİ, gizli, sınırlı sayılı, kişilere özel ve bu nedenlerle değerli olan bir eylemin, görüntüsünün defalarca tekrarlanarak öneminin kaybettirilmesidir.
FAŞİST AHLAK PORNOGRAFİSİ, ahlaksızlığın, siyaset ve adalet başta olmak üzere, toplumun bütün katmanlarına, bütün eylem ve söylemlerine sızması, yaşamın bütün alanlarına egemen olması, sürekli tekrarlanması, herkesi bıktırması ve isyan ettirmesidir!
Şirketlere teslim olsaydık, bugün sanık olmayacaktık. Ama o zaman ne toprağımız kalacaktı, ne de başımızı eğmeden yaşayacak bir hayatımız.
Biz tüm bedellere rağmen onurumuzla yaşamayı seçtik. Yaşasın onurlu, haysiyetli, insanca yaşam mücadelemiz!
ONGUN'DAN PARMAK İZİYLE GİZLİ TANIK İFŞASI
Murat Ongun, çok yorulduğunu belirterek hakkındaki diğer iddialar ve Emrah Bağdatlı hakkında yarın konuşacağını söyledi ve duruşma bugünlük bitti. Ancak bitirmeden hemen önce, soruşturmada yer alan gizli tanıklarla ilgili dikkat çeken tespitlerde bulundu. Ongun şöyle konuştu:
"Gizli tanık Doğan'ın ilk adı T'dir, soyadı Ö'dür. İsterseniz alenen de ismini söylerim. Kendisi beni 8 yıldır tanıdığını söylemiş. Bir tane telefon irtibatı koysun. Tanımıyor beni, tanımıyor. 1 kere gördü hayatında. Bir arkadaşıyla yanıma geldi. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda bir drone işi vardı, bununla ilgili. Dedi ki: 'Ya bu işi benden ucuza yapan olamaz, bilmem ne.. Bunu en iyi yapan biziz, şudur...' Dedim: 'Kardeşim, gir, ver o zaman ucuz teklifini, al." Aldı. İşi eline yüzüne bulaştırdı. Çıkardı droneları... Hayatımda ilk kez yaptığım bir iş, onun sayesinde defolu oldu. Batırdı işi.
Değerli Başkanım, şunu da buradan söyleyeyim: Gizli tanık Çınar da İlke de kendisini gizli zannetmesin. Parmak izlerine kadar kontrol ettim. Parmak izlerine kadar. 19 Mart'ta tutuklanıp albümde fotoğrafı olmayanlar... Kadınlar ve erkeklerin parmak izi işlemleri farklı olur. Bende de onu anlayabilecek bir zeka var. Hangisi erkek, hangisi kadın, biliyorum. Bir iddiam daha var bu yalancı gizli tanıklarla ilgili... Gizli tanık Meşe, ispat edemem ama 1 kişi değil. "Mülakat" adı altında toplanan pek çok beyan Meşe'nin altına yazılmış, zaten sonra Meşe de buharlaştı."
Murat Ongun, gözaltına alındığı sırada yaşadıklarını anlattı.
Ongun, “Evinizi basmaları yetmiyor. Kızınızın kulağındaki küpeleri, oğlunuzun başucundaki harçlığı da soruşturmaya dâhil ediliyor. Sonra bunlar, medyada yazılınca, o dönemin Dezenformasyon Başkanlığı bu haberleri yalanlıyor. Oğlumun harçlığının kasadan çıktığını belirtiyor. Zeka küpleri. Kasaya oğlanın harçlığını koyup, üzerine ‘Koray’ın Harçlığı’ mı yazdık? Nereden anladın? Birazcık zekâ kullanın bari” dedi.
Ongun, devamında “Ama Allah büyük. Benim evlatlarıma yapılanları hafife alıp yalanlayan o birimin başkanının adı her türlü rezilliğe karıştı ve görevden alındı. Tabii ki tutuklanmadı. Hatta yeni iş buldu. Çocuklar üzerinden algı yaratmaya çalışan bu zatın, kendisini en son Akın bakanımızın devir teslim töreninde alçak koltuğunu kaldırmaya çalışırken gördük. Kaldıramadı da. Kaldırmayı beceremeyince şahsı ortadan kaldırdılar. Perde arkasından çalışıyor şimdi. Aklı sıra gizli” ifadelerini kullandı.