düştüğünde paramparça oldu
küçükken tebeşirle süslediği kaldırımlarda kemikleri kırıldı
yerle çarpıştığında kıyafetleri paramparça oldu
ve iyi gün dostlarını uzaklaştıran rüzgarla kıyafetleri havalandı
etrafına baktığında, teni binlerce farklı sesle gelen o kelimelerin mürekkebiyle karalandı
uykusunda bile bu seslerin yankılarını duyuyordu
"söylediğin hiçbir şey doğru değil"
"yaptıkların yeterli değil"
"kibarlığın sahte"
"acını kullanıyorsun"
yere uzandığında zaman makinesi, intikam ve önemli bir aşkı düşledi
düşünceden ibaret olan bir aşkı değil
dirildiğinde, yavaşça dirildi
eskiden gittiği mekanlardan, ilgi meraklılarından, telefon görüşmelerinden, yeminlerden, baştan çıkaranlardan, çıtkırıldımlardan ve hızlıca aşık olma huyundan sakındı
ayağa kalktığında sessiz bir bilgelikle kalktı
karanlıkta suya doğru yürüdü, vahşi okyanus boynuna değiyordu
kendi kırılganlığı ile yıkandı
ihtiyacı olabileceğini hiç bilmediği zayıf noktaları için şükretti
yanında duran geniş omuzlu anlamlı bir aşktı
düşünceden ibaret olan bir aşk değildi
eve döndüğünde artık yeni kelimelerin yankılarını duyuyordu
"kalbin kırılabilir kalsın ama aynı kişi tarafından ikinci kere kırılmasın"
ve bunları daha da yüksek sesle duydu:
"geçmişin olmasaydı bu kadar harika, çılgınca, kader veya zorlama, böyle enfes bir şekilde bu konuma gelemezdin"