Ruhunu kaça sattın?
Yıllar önce bir akşam yemeğinde, iflasın eşiğindeki bir arkadaşım milyonluk bir teklifi sırf prensiplerine ters geldiği için tek cümleyle reddetti:
“Ben başımı sokacağım bir ev, beni eve götürecek bir araba ve bir dostla iki tas yemek için ruhumu satıyorum. Şu anda üçüne de sahibim. Daha fazlası için ruhumu satamam.”
Kalktı, gitti. Teklifi yapan iş insanı boş sandalyeye uzun uzun baktı: “Böylesini ilk kez görüyorum.”
Klaus Mann’ın Mefisto’sundaki kahraman ise tersini yapar. Onu kimse tehdit etmez, silah dayamaz, pazarlık bile etmez. Adam ruhunu sırf başrol oynamak, biraz daha alkış almak, sıradan bir koltuk kapmak için teslim eder. Tek cümleyle: “Ben sadece bana verilen görevi yapıyorum.”
Mann’ın asıl dehası şurada: Ahlaksızlığı sıradanlaştıran bir sistem kurulduğunda, insanın ruhunu satması için bir şeytana bile ihtiyaç kalmıyor.
Milgram’ın itaat deneyini hepimiz biliriz: Katılımcıların üçte ikisi, beyaz önlüklü biri “devam et” dediği için tanımadığı bir insana en yüksek voltajda elektrik şoku verdi. Yıllarca “insan otoriteye boyun eğer” diye okundu.
Ama bir de tersinden okuyun:
Aynı oda. Aynı baskı. Aynı otorite. Ve her üç kişiden biri “hayır” dedi.
Sistem insanı çürütür, evet. Ama bireysel sorumluluğu sıfırlamaz. En çürük zeminde bile insan kalmanın bir yolu var — ve onu arayıp bulanlar insanlık tarihinin en onurlu sayfalarını yazıyor.
O akşam arkadaşım geride boş bir sandalye bıraktı. Yıllardır düşünürüm: O sandalye masadaki her şeyden çok yer kaplıyordu.
Çünkü bazı insanlar koltuğa oturarak değil, koltuktan kalkarak yükselir.
Sen ruhunu kaça satarsın?
Yazının tamamı bu haftaki @GazeteOksijen ‘de…
Ruhunu kaça sattın?
Yıllar önce bir akşam yemeğinde, iflasın eşiğindeki bir arkadaşım milyonluk bir teklifi sırf prensiplerine ters geldiği için tek cümleyle reddetti:
“Ben başımı sokacağım bir ev, beni eve götürecek bir araba ve bir dostla iki tas yemek için ruhumu satıyorum. Şu anda üçüne de sahibim. Daha fazlası için ruhumu satamam.”
Kalktı, gitti. Teklifi yapan iş insanı boş sandalyeye uzun uzun baktı: “Böylesini ilk kez görüyorum.”
Klaus Mann’ın Mefisto’sundaki kahraman ise tersini yapar. Onu kimse tehdit etmez, silah dayamaz, pazarlık bile etmez. Adam ruhunu sırf başrol oynamak, biraz daha alkış almak, sıradan bir koltuk kapmak için teslim eder. Tek cümleyle: “Ben sadece bana verilen görevi yapıyorum.”
Mann’ın asıl dehası şurada: Ahlaksızlığı sıradanlaştıran bir sistem kurulduğunda, insanın ruhunu satması için bir şeytana bile ihtiyaç kalmıyor.
Milgram’ın itaat deneyini hepimiz biliriz: Katılımcıların üçte ikisi, beyaz önlüklü biri “devam et” dediği için tanımadığı bir insana en yüksek voltajda elektrik şoku verdi. Yıllarca “insan otoriteye boyun eğer” diye okundu.
Ama bir de tersinden okuyun:
Aynı oda. Aynı baskı. Aynı otorite. Ve her üç kişiden biri “hayır” dedi.
Sistem insanı çürütür, evet. Ama bireysel sorumluluğu sıfırlamaz. En çürük zeminde bile insan kalmanın bir yolu var — ve onu arayıp bulanlar insanlık tarihinin en onurlu sayfalarını yazıyor.
O akşam arkadaşım geride boş bir sandalye bıraktı. Yıllardır düşünürüm: O sandalye masadaki her şeyden çok yer kaplıyordu.
Çünkü bazı insanlar koltuğa oturarak değil, koltuktan kalkarak yükselir.
Sen ruhunu kaça satarsın?
Yazının tamamı bu haftaki @GazeteOksijen ‘de…
Böylesi görülmedi!
Kurtköy yolu üzerinde bir kamyonun sıkışan trafikten kurtulmak için kaldırıma çıktığını gören motorcu:
“Böyle utanmazlık yok! Sen ne yapıyorsun ya!
Abi yok ya, hiçbir şey bilmiyor bunlar. İnsan olmayı bilmiyorlar.”
Millet 8K’yı test ederken Türkiye’de ‘maliyet’ gerekçe gösterilerek 4K yayın verilmiyor.
2024’te 30 milyar TL bandrol ve reklam geliri olan TRT’ye soralım:
‘Huzur hakkı’ adı altında Hilal Kaplan vb. yandaşlara milyonlar akıtırken para var, çeyrek asır sonra Dünya Kupası’nda Milli Takım maçı izleyecek vatandaşa para yok mu?
Barış Yarkadaş:
🔹"Zülfü Livaneli, Suavi, Ali Altay açıklama yapıyor, Edip Akbayram'ın ailesi açıklama yapıyor, şarkılarımızı kullanmayın diye."
🔸"Sen kimin şarkısını kime kullandırtmıyorsun? Hangi hakla kullandırtmıyorsun?"
🔴#SONDAKİKA | Özgür Özel’in İletişim ekibi:
• CHP’de 'mutlak butlan' kararıyla göreve dönen 57 Parti Meclisi üyesinden 28’i istifa etti.
• Parti Tüzüğü'ne göre, Parti Meclisi üye sayısının, üye tam sayısının üçte ikisinin altına düşmesi durumunda 45 gün içinde kurultaya gidilmesi zorunludur.
⛔BYD Türkiye fabrika yatırımını askıya aldığını açıkladı!
Neredeyse iki yıl önce Türkiye'de fabrika kuracağını açıklayan, teşvikler sayesinde 50 binden fazla aracı gümrük vergisiz satan BYD, yatırımın askıya alındığını açıkladı.
Reuters'a konuşan BYD yöneticisi Stella Li, Macaristan fabrikasında seri üretimin 2026 dördüncü çeyreğinde başlayacağını, Türkiye fabrikasında ise çalışmaların durduğunu doğruladı. Ülkemizde üretim için bir planları olmadığını söyleyen Li, Avrupa'da ikinci bir fabrika için çalışmalarının devam ettiğini ekledi.
Yatırım vaadiyle elektrikli araç satışına izin verilen BYD, bundan sonraki süreçte bir cezai yaptırımla karşılaşır mı yoksa Macaristan'da üretime geçilmesiyle işlerine hiçbir şey olmamış gibi devam mı eder merak konusu.
Burası
Mersin, Silifke Tisan Adası
Tisan Adası, dünyanın en güzel 13. koyu seçilmişti!
Önce cayır cayır yakıldı, sonra yanan yerlerin üzerine,
1000 VİLLA yapıldı...
Türkiye'de otomobiller değil vergiler pahalı..
140 yıllık otomobile 140 adet özel seri‼️
Ama asıl dikkat çeken rakam başka...
Mercedes, otomobilin icadının 140. yılına özel olarak Türkiye'ye sadece 140 adet C 200 4MATIC 140th Year Edition getirdi.
Arka aks yönlendirme sistemi, yarı otonom sürüş teknolojileri ve özel donanımlarıyla gelen modelin anahtar teslim fiyatı 7.1 milyon TL'yi geçiyor.
Aslında 1.5 lt motora sahip aracın vergisiz fiyatı 2 milyon 973 bin TL. Ama %100 ÖTV ve ardından uygulanan %20 KDV ile birlikte yaklaşık 4,16 milyon TL vergi oluşuyor.
Yani Türkiye'de otomobillerin değil, vergilerin pahalı olduğunu anlatan en güncel örneklerden biri...