@itfo_ Son zamanlarda bu yorumları
Çok okuyorum, genel öğreti borsadan herkes şikayetçi olmaya başlamışsa alma zamanı derler , ben tam bilemem sanki o zamanlar geldi gibi, ne dersin Turgut kardeşim.
Delikanlı büyük bir heyecanla ayağa kalktı ve söze girdi:
“Dedemizin mezar taşını bile okuyamıyoruz!”
Sordum, Yozgat’ın bir köyündendi.
“Köylünün mezar taşı var mı ki?” diye sordum.
“Yok…” dedi.
“Bak delikanlı,” dedim. “Senin köylü dedene mezar taşı dikmek Osmanlı’da kimsenin aklına gelmezdi. O hat sanatıyla işlenmiş ihtişamlı mezar taşları; saray çevresi, devşirme paşalar ya da ulema sınıfı içindir.
Anadolu köylüsünün çoğunun bırakın mezar taşını, mezar yeri dahi bilinmezdi. Kim bilir hangi cephede, hangi siperde can verip kefensiz toprağa düşmüşlerdi… Çünkü imparatorluğun bütün askerî yükünü o Anadolu köylüleri çekerdi.”
Prof. Dr. Halil İnalcık
1864’te anayurtlarından koparılan Çerkes halkının sürgün acısını unutmadık, unutturmayacağız.
Sürgün yollarında yaşamını yitirenleri rahmetle anıyor; hafızalarında ve yüreklerinde bu acıyı taşıyan tüm Çerkes yurttaşlarımızın kederini paylaşıyorum.
#21Mayıs1864
İnsan en çok, kendine tekrar ettiği cümlelere dönüşür.Zihin, doğruyu değil... en sık duyduğunu gerçek sanır.Bu yüzden mesele sadece düşünmek değil,kendine ne söylediğindir.
Sen kendine ne anlatıyorsun?
Matematiğin babası sayılan Harezmi'ye
"İnsan nedir?" diye sormuşlar.
Demiş ki;
"İnsan güzel ahlaklı ise "1" eder.
Yakışıklı ise O ekleyin "10" eder.
Varlıklı ise bir 0 daha ekleyin "100" eder.
Soylu ve neseb sahibi ise bir 0 daha ekleyin "1000" eder. Fakat "ahlak" olan 1 giderse insanın kıymeti gider.
Geriye değeri olmayan sıfırlar kalır!
Bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy’un koca bir ömrü ve düşünen bir beynin adeta konsantresi gibi, hayatı sorgulatacak ders Niteliğinde 17 Sözü:
1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
10. En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma: önce senin ellerin kirlenecek.
17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
YAŞ ALDIKÇA ÖĞRENDİĞİN 12 ALTIN GERÇEK:
1. Ev gibisi yoktur.
2. Çocukluk en altın dönemdir.
3. Fiziksel aktivite stresi azaltır.
4. Aile ve para en çok önem taşıyan şeylerdir.
5. Kalp kırıklıkları ve başarısızlıklar hayatın parçasıdır.
6. Hayatını kader değil, kararların belirler.
7. Kitap gerçekten insanın en iyi dostudur.
8. Bugün istediğin şey yarın önemli olmayabilir.
9. Pişmanlıkla vakit kaybetmek ve ağlamak sonuç getirmez.
10. Ne kadar yakın olursa olsun, arkadaşlar zamanla uzaklaşabilir.
11. Kimse ne kadar çalıştığınla ilgilenmez; sadece sonuca bakar.
12. Sağlık dünyadaki en önemli şeydir ve kıymeti kaybedilince bilinir.
12. Sağlık dünyadaki en önemli şeydir ve kıymeti kaybedilince bilinir.
Kötü haber şu ki, hayatının ne kadar iyi olduğuna inanamayacağın kadar çabuk alışıyorsun.
“Hayatımın neresi iyi ki?” diyorsan…
Mesela sıcak bir duşa giriyorsun.
Ve zamanla bunu sıradan zannediyorsun.
Oysa 100 yıl önce hayranlık duyduğun insanların hiçbiri böyle bir konfora sahip değildi.
Krallar bile değil.
Tarihte yaşamış yaklaşık 100 milyar insan var.
Ve sen, insanlık tarihinin en güvenli, en konforlu, en sağlıklı döneminde doğdun.
Yemeğini kalori hesabı yapmadan bulabiliyorsun.
Çocuğun ilk yıl hayatta kalacak mı diye korkuyla yaşamıyorsun.
Basit bir enfeksiyon yüzünden ölme ihtimalin yok denecek kadar az.
Dünyanın bilgisi, eğlencesi, bağlantısı cebinde.
Objektif olarak bakarsan, krallar gibi yaşıyoruz.
Ama işte paradoks burada başlıyor.
Hayat hiç bu kadar iyi olmamıştı ama insanlar da hiç bu kadar mutsuz olmamıştı.
Çünkü mesele şartlar değil.
Kıyas.
İnsanın arzuları bulaşıcıdır.
Başkasının standardı senin ihtiyacına dönüşür.
Arabanı komşuna göre ölçersin.
Başarını arkadaşına göre tartarsın.
Mutluluğunu sosyal medyaya göre değerlendirirsin.
Ve fark etmeden şu denklemi kurarsın:
Mutluluk = Hayat kalitesi – Kıyas
Kaliten yükselir.
Ama kıyas daha hızlı yükselirse, yine yetersiz hissedersin.
Sorun sahip olmadıkların değil.
Sahip olduklarını artık görmemendir.
Bir saniye dur.
Sıcak su omzundan akarken fark et.
Sevdiklerin yanındayken fark et.
Yemeğini yerken fark et.
Çünkü çoğu insanın hayal bile edemeyeceği bir hayatın içindesin.
Ama onu başkasının hayatıyla ölçtüğün sürece,
kendi hayatını kaçırırsın.
Gerçek soru şu:
Gerçekten eksik misin,
yoksa sadece fazlasıyla kıyas mı ediyorsun?