Tartışmadan uzak durmanız, güçsüz ya da haksız olduğunuzu düşündüğünüz anlamına gelmez. İfadelerinizin bağlamından koparıldığı, fikirlerinizin değil kişiliğinizin hedef alındığı yargı dolu iletişim ortamlarına dahil olmayı reddetmeniz esasen bir özsaygı eylemidir çünkü.
Kurt yeni yılın ilk gününde şükretti içimdeki çocuk neşesini sakladığı için,çiçekleri sevdiği ve sevgisini ilgiyle gösterdiği için,talep etmemeye de söz verdi, netlik varsa hiçbir talebe gerek olmadığını kavradı, kurt olgunlaştı artık ayazı unutmadan kahvesini yudumluyor
Başarılarınız başkalarını telaşlandırıyorsa , siz mutlu olduğunuzda alerjisi olanlar oluyorsa , güzel bir özelliğiniz iltifat adı altındaki iğnelerine maruz bırakıyorsa, gülümseyip ya bir git demek lazım 🍁 🍂
Yıkıcı bir olumsuzluktur bazı cümleler,bu bir güven yaralanması,bir saygı sınırı aşılması durumu oluştururken nesneleştiren dil,duygusal bağı zedeleyen dil,değerleri hedef alan dil onur kırıcıdır.
Bugüne Not
"Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar hissedersiniz."
Hayatın en büyük sırrı şudur: Kendini her an da yeniden inşa edebileceğini fark etmek. Yeni bir düşünce biçimi, yeni alışkanlıklar, yeni bir çevre, hatta bambaşka bir yol… Hiçbir şey seni hiç hep aynı insan olarak kalmaya zorlamaz. Bu halim eskidi, kendimi yeniden yaratıyorum.
Sınırlarımızı ifade ettiğimizde;tepkiler alıyorsak, bu sadece bizim vericiliğimiz üzerine kurulu bir iletişimdir. Sağlıklı iletişim aile,arkadaş,partner ve diğerleri Saygı ve denge üzerindedir.Gerçek yakınlık bireylerin benliklerini koruyarak bir araya gelmesidir.🪻altını çizdi
İyi şeyler görmeye, duymaya, okumaya sandığımızdan çok daha fazla ihtiyacımız var. Bunlardan uzak kalırsak, hayatımızı gürültü, çirkinlik ve sıradanlık kaplar; zihin bulanıklaşır, ruh körelir. Sanat daima şunu hatırlatır: Yaşamak yalnızca hayatta kalmak değil, hissetmektir.
NEZAKET ÖĞRENİLEBİLİR Mİ?
Nezaketin, karakterin evcilleştirilmesi alıştırmalarına bağlı olarak sonradan öğrenilebildiğini biliyoruz. Ruhun ve gözün terbiyesi, en etkin biçimde ailede kazanılır, daha köklü yer tutar insan seciyesinde. Nezaket sözlerden öğretilmez ama nazik anne babanın nazik tutumlarıyla yaşanarak öğrenilir. Tüm değerler yaşanarak aktarılabilir. Çocuklarımıza “nazik ol, adaletli ol, başkalarını incitme” dememiz onlar için yok hükmündedir, ta ki biz nezaketi onlara gündelik yaşamımızda gösterene, hayatımızın bir parçası kılana kadar. Biz akrabamız, komşumuz ve diğer insanlara sürekli gürlüyorsak, hoyrat davranıyorsak onları insan yerine koymuyorsak, itibarlarını zedeliyor, ihtimam göstermiyorsak çocuklarımıza miras kalan da bu özellikler olacaktır.
Varlıkla dost iken birbirimize yarız. Bu dünyaya var olmaya değil, yar olmaya, sevgili olmaya, yaren olmaya geldik. Nezaket bu yönüyle de bir sosyal tutkaldır. Birisinin benim için ihtimam gösterdiğini bilirsem o toplumda yaşamak bana huzur verir, emniyet verir. Saflarımızı sıklaştırır. İnsanına minnet ve şükran hissettiğimiz zamanlarda bir topluma daha çok bağlanırız. Birbirimize ne kadar çok nezaket gösterirsek hayatı daha çok sever ve o toplumu daha şevkle inşa ederiz. Bir toplumu eksik ve kusurlu yanlarından onarmanın yolu da nezakettir. Nezaket, kusurları örter.
Kendi nezaket ruhumuzu yeniden solumalıyız. Çünkü zarafet ve nezaket sayesinde bizler yeniden birbirine bağlı ve birbirinin kuyusunu kazmayan bir toplum olmayı başarabiliriz; farklı görüşlerde de olsak birbirimizin canını yakmayarak birbirimizi incitmeyerek ve birbirimizden incinmeyerek.
Hiçbir iyilik, hiçbir nazik davranış yoktur ki kanatlanarak başka insanlara değmesin, bize bir bumerang olarak geri gelmesin
“Ne hoş bir güzelliği vardır; hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların, onurlu bir yaşamı seçenlerin” diyor Virginia Woolf. Nezaket dünyadan hafif adımlarla geçmektir.
Nezaket, hiç karşılık beklemeden iyilik yapmak, bir başkasının ihtiyacını o an için kendi ihtiyacının önüne koymak veya bir başkası için o an cömert olabilmektir. Kendi benliğini aradan çıkarabilmek, kendi benliğini o an için silebilmektir. Kibarlığın nezaketin illa da kendinden çok fazla büyük bir şey vermek olması gerekmiyor. Çoğu zaman, bir başkasını düşünmeyi içeren diğerkâm bir davranış, bir tebessüm de nezakettir, hal hatır sormak nezakettir. O anda yanından geçerken yorulduğunu düşündüğünüz bir işçiye bir emekçiye “kolay gelsin günün iyi geçsin” demek bir nezakettir. Nezaket göstermek zaman zaman bir zayıflık olarak algılanıyor, bilhassa sosyal medyada buna fazlasıyla vurgu yapılıyor. Oysa insanlara incelik göstermekle neyi kaybediyoruz ki? Nezaket göstermekle muhatabımızda bir değişim yaratamasak dahi, nazik insan her daim kazanır.
Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı yoktur.
Sanırım dakikalar içinde müdehale baslayacak, bu şahane insanlarla bu yolculuğun son fotoğrafını paylaşıyorum.
Sesi duyuyor musunuz?
NEHIRDEN DENIZE ÖZGÜR FILISTIN!
@gmtgturkiye
@gbsumudflotilla
“İnsanları sevebilmek, onlarla baş edebilecek yöntemleri geliştirebilmeyi gerektirir. Bununla kastedilen, karşımızda düşmanlar varmışçasına geliştirilecek savunma yöntemleri değil, kendimizi dürüst ve açık bir biçimde yaşayabilme yürekliliğini gösterebilmektir. +++
Sinsice yaşanan duygular, insanların bize, bizim de onlara ulaşabilmemizi engeller. Çünkü onlar gerçek bizi değil, gösterdiğimiz yanlarımızı kabul ederler. Sonunda, kabul edilen gerçek benliğimiz olmadığından, kendimizi de kabul edilmiş hissetmeyiz.+++
Engin Geçtan, İnsan Olmak
“Bir insanı sevmek onun gerçeklerini anlamaya çalışmayı da içerir.”
Engin Geçtan,İnsan olmak kitabı yıllar önce okumuştum ara ara altı çizili yerleri okumak iyi gelmiştir.