AİLE BİRLİĞİ İÇİN ÇÖZÜM ZAMANI!
Meclis’in açılmasıyla birlikte, mazeret atamalarında yerleşemeyen öğretmenlerimizin yaşadığı sorunun Meclis gündemine taşınmasını ve kalıcı bir çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz.
Ailelerinden ayrı görev yapmak zorunda kalan öğretmenlerimizin sesi duyulmalı; il/ilçe emri konusunda çözüm için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.
Genç Eğitim Sendikası olarak sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
@mfaarslan@gencegitimsen@Yusuf__Tekin@tcmeb@TBMMresmi
#TBMMdeAileBirliği
İl emri konusunda karar verilmiş, alternatif konusunda ise hâlâ çalışma yapılıyor ...
Neden çözüm hazır olmadan mevcut yol kapatıldı?
Ekim ayında da belirsizlik yaşayan aileler için artık net bir takvim açıklanmayacak mı ?
#TBMMAileleriBirleştir
“Depo öğretmen” tartışması üzerinden asıl meseleyi kaçırmamak gerekir.
Mazerete bağlı yer değişikliği başvurusu yapan ve mazereti kabul edildiği hâlde kontenjan yetersizliği nedeniyle yer değişikliği gerçekleşmeyen öğretmenlerin talebi, “depo öğretmen olmak” değildir.
Burada önce talebin temel amacını doğru ortaya koymak gerekir.
Bir öğretmen mazerete bağlı yer değişikliği başvurusu yapıyorsa, bunun temelinde ailesinin bulunduğu yerde görev yapabilme ihtiyacı vardır. Özellikle eş durumu kapsamında başvuran öğretmen açısından mesele yalnızca bir okul değiştirmek değildir. Mesele, ailesiyle aynı yerde yaşayabilmek ve aile bütünlüğünü sağlayabilmektir.
Dolayısıyla “İl emri verilirse öğretmenler depo olur” şeklindeki yaklaşım, konunun özünü farklı bir noktaya taşımaktadır.
Çünkü öğretmenin talebi:
“Beni bir yere yerleştirin, hangi okul olduğu önemli değil.” olmadığı gibi; tam olarak “Mazeretim kabul edildi. Ailemin bulunduğu il'e gelebilmem için bir çözüm üretilsin.”
İl emri neden gündeme geliyor?
Mazerete bağlı yer değiştirme sürecinde öğretmenin mazereti kabul edilmiş olabilir. Ancak öğretmen, tercih ettiği eğitim kurumlarına kontenjan veya norm yetersizliği nedeniyle yerleşemeyebilir.
İşte tam bu noktada sorun ortaya çıkıyor:
Mazeret kabul edilmiş, fakat mazeretin gerektirdiği fiilî yer değişikliği gerçekleşmemiş oluyor.
Öğretmen açısından sonuç ise değişmiyor: Eşi ve ailesi başka bir yerde, kendisi başka bir yerde görev yapmaya devam ediyor.
İl emri talebi de tam olarak bu noktada gündeme geliyor.
Amaç öğretmeni herhangi bir okulda “bekletmek” değil; mazeretinin bulunduğu il'e ulaştırabilecek bir idari çözüm oluşturmak.
Nitekim il/ilçe emrine atama ile öğretmenin daha sonra görev yapacağı eğitim kurumunun belirlenmesi aynı şey değildir. Bu iki aşamanın birbirinden ayrılması gerekir.
Peki öğretmen neden “depo” olarak anılmak istemiyor?
Çünkü “depo öğretmen” ifadesi, öğretmenin talebini sanki “çalışmadan bir yerde beklemek” şeklinde gösteriyor.
Oysa öğretmenlerin temel talebi bu değil.
Öğretmen:
- ailesinin yanına ulaşmak,
- eşiyle aynı yerde yaşayabilmek,
- çocuklarından ayrı kalmamak,
- kabul edilmiş mazeretinin gerektirdiği yere ulaşabilmek,
- mesleğini sürdürürken aile bütünlüğünü sağlayabilmek
istiyor.
Dolayısıyla burada sorulması gereken soru:
“Öğretmen depo olur mu?” Değil, “Mazereti kabul edildiği hâlde yer değiştiremeyen öğretmenin aile bütünlüğü nasıl sağlanacak?” Sorusudur.
Peki il emri verilirse öğretmen nerede görev yapacak?
Bu elbette idari açıdan tartışılabilir ve çözülmesi gereken bir konudur.
İl emri uygulanacaksa öğretmenlerin hangi kurumlarda görevlendirileceği, ihtiyaçların nasıl değerlendirileceği, normların nasıl kullanılacağı ve görev yerlerinin hangi kriterlerle belirleneceği Bakanlığın planlaması gereken hususlardır.
Ancak bu idari soruların varlığı, aile bütünlüğü sorununu ortadan kaldırmaz.
“Norm sorunu var, o hâlde ailelerinden ayrı kalan öğretmenler için hiçbir çözüm üretilemez.” Kabul edilir bir anlayış değildir.
2025 uygulaması neden ayrıca konuşuluyor?
Burada öğretmenlerin sorduğu önemli bir soru da var.
2025 yılında mazerete bağlı yer değiştirme sürecinde tercihlerine yerleşemeyen öğretmenler için Bakanlık tarafından mazeret illerindeki ihtiyaçlar doğrultusunda ek bir çözüm uygulanmıştı. Bakan Sn. Yusuf Tekin de bunu, öğretmenlerin aileleriyle bir arada olabilmesi ve “kadim sorumluluk” vurgusuyla açıklamıştı.
Dolayısıyla bugün öğretmenlerin sorduğu soru şu:
Geçtiğimiz yıl aile bütünlüğünün sağlanması amacıyla uygulanan çözüm bu yıl neden uygulanmıyor?
Bu soru, “her yıl kesinlikle aynı uygulama yapılmak zorundadır” iddiasından ziyade, uygulama farklılığının gerekçesinin açıklanması açısından önem taşıyor.
Mazereti kabul edildiği hâlde yer değiştiremeyen öğretmenler, aile bütünlüklerinin sağlanabilmesi için il emri yoluyla mazeretlerinin bulunduğu ile atanabilecekleri bir çözüm talep etmektedir.
İl emri bekleyen öğretmenin asıl amacı depo öğretmen olmak değil; ailesinin yanında olabilmektir.
Bir öğretmenin ailesinden ayrı kalmasının çözümü konuşulurken, önce öğretmenin neden il emri istediğini konuşmak gerekir.
Sorulması gereken “Depo öğretmen olur mu?” değil, “Mazereti kabul edilmiş ve yer değiştirememiş öğretmenin aile bütünlüğü nasıl sağlanacak?” sorusudur.
İL EMRİ BEKLEYEN ÖĞRETMENLERİN GÖZÜ MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINDA
Mazerete bağlı yer değişikliği sürecinin ardından bazı öğretmenlerimiz, tercih ettikleri eğitim kurumlarına atanamadıkları için görev yaptıkları il ile ailelerinin bulunduğu il arasında yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyor.
Ortada yalnızca bir atama sonucu yok.
Eşinden ayrı kalan öğretmen var.
Çocuğundan uzak yaşayan öğretmen var.
Ailesinin yanına dönebilmek için yeni bir çözüm bekleyen öğretmen var.
Bu nedenle “il emri” talebi, mazerete bağlı yer değişikliği sürecinde ataması gerçekleşmeyen öğretmenlerin gündemindeki önemli başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası Genel Başkanı Metin Öksüz de yaptığı son açıklamada, mazereti karşılanamayan öğretmenler için il emri uygulanması çağrısını yineledi ve konuyu aile bütünlüğü açısından değerlendirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41. maddesinde ailenin Türk toplumunun temeli olduğu ve devletin ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri almakla yükümlü bulunduğu düzenleniyor.
Elbette öğretmen atamalarında norm kadro, kontenjan, okul ve branş ihtiyaçları gibi birçok unsur bulunuyor.
Ancak diğer tarafta çözüm bekleyen aileler var.
Bu nedenle Bakanlığın önünde farklı çözüm seçeneklerinin değerlendirilmesi mümkün:
🔹 Tercihleri karşılanamayan öğretmenler için il emri uygulanması,
🔹 Mevcut kontenjanların yeniden değerlendirilmesi,
🔹 İhtiyaç oluşan kurumlar için ek yerleştirme yapılması,
🔹 Öğretmenlerin mazeretlerinin yeniden değerlendirilmesine imkân sağlayacak yeni bir düzenleme yapılması.
Burada temel beklenti, sürecin belirsizlik içinde kalmaması ve öğretmenlere açık, şeffaf ve somut bir açıklama yapılmasıdır.
Çünkü her geçen gün, ailesinden ayrı yaşayan öğretmenler açısından yeni bir bekleyiş anlamına geliyor.
Bir öğretmenin görevini yapması ile ailesine yakın olma isteği birbirinin karşıtı değildir.
Öğretmenler görevlerini yapmak istiyor.
Aynı zamanda eşleriyle, çocuklarıyla ve aileleriyle birlikte yaşamak istiyor.
Bu nedenle il emri talebinin ve mazereti karşılanamayan öğretmenlerin durumunun Bakanlık tarafından yeniden değerlendirilmesi, kamuoyunun ve eğitim camiasının gündemindeki önemli konulardan biridir.
Şimdi gözler Millî Eğitim Bakanlığında.
Mazereti karşılanamayan öğretmenler için nasıl bir çözüm üretileceği ve il emri konusunda herhangi bir adım atılıp atılmayacağı merakla bekleniyor.
Ailelerinden ayrı kalan öğretmenlerin beklentisi ise net:
Belirsizlik sona ersin, çözüm açıklansın.
#İlEmri
#İlEmriVerilsin
#Öğretmenler
#AileBütünlüğü
#AileninSesiCumhurunReisi
İL EMRİ VERİLSİN, ÇOCUKLAR ANNE VE BABALARINA KAVUŞSUN!
Mazerete bağlı yer değişikliği talebi karşılanmayan öğretmenlerimiz, ailelerinden ve çocuklarından ayrı yaşamaya mahkûm edilmemelidir.
Anne ve babasının yolunu bekleyen çocukların özlemi daha fazla uzamamalı; aile, sağlık ve diğer haklı mazeretleri bulunan öğretmenlerimizin yaşadığı belirsizlik artık sona ermelidir.
Aile birliğinin korunması anayasal bir sorumluluk, çocukların üstün yararının gözetilmesi ise sosyal devlet ilkesinin gereğidir.
Millî Eğitim Bakanlığından beklentimiz nettir: İl emri uygulaması hayata geçirilmeli; parçalanan aileler birleştirilmeli, çocuklar anne ve babalarına kavuşturulmalıdır.
Öğretmenlerimizin ve ailelerinin feryadı duyulmalı, daha fazla gecikmeden insani ve kalıcı bir çözüm üretilmelidir.
Aileler ayrı kalmasın, çocukların gözyaşı dinsin!
#KadimSorumlulukNeOldu
@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt@2026ilemri
İl emrine karşı olduğumu söyleyen arkadaşlar görüyorum. Sessiz kaldığımı nereden çıkardınız?
Bugün tam 5 farklı aile ulaştı bana. Hepsiyle tek tek görüştüm, yaşadıklarını dinledim. Açıkçası bazılarını dinlerken ne diyeceğimi bilemedim, çok üzüldüm. Sahada ciddi bir mağduriyet var. İnsanlar yaşadıklarını anlatıyor, biz de elimizden geldiğince dinliyoruz. Bunları gereken yerlere taşıyoruz. Fakat gelinen noktada gerçekten “Ne olacak bu işler?” diye sormadan edemiyorum.
Umarım en kısa zamanda herkes için adil ve makul bir çözüm bulunur.
3 yıl önce KPSS’de derece yaparak Yalova’ya atandım, bu süreçte kanser teşhisi aldım, tedavi gördüm. Tekrar okuluma döndüm. Kontrollerim devam ediyor. Ailem Denizli’de. Ameliyatımı ve kontrollerimi yapan doktorum Denizli’de. Kanser sonrası stres yükünü azaltmak ve manevi desteklerini almak için onların yanında olmam önemli. Hani diyorsunuz ya doğudan batıya gitmek istiyorlar diye. Ben Yalova’dan Denizli’ye gitmek istiyorum. Ama ne yazık ki #BakanVarGörenYok
@Yusuf__Tekin
Hiç kontenjan açılmadığı için 4 yıldır evlat hasreti çekiyoruz. Polis ve savcı eşlerine verilen il emri bize de verilmeli. @Yusuf__Tekin il emrinin yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. #AilemiVerYusufTekin ⌛👨👩👦🥺
MAZERETİ VAR, ÇÖZÜM YOK; SABIR ARTIK TÜKENDİ!
Aile birliği, sağlık ve diğer haklı mazeretleri nedeniyle atama talebinde bulunduğu hâlde yerleşemeyen öğretmenlerimiz; aylardır belirsizliğe, çaresizliğe ve ağır mağduriyetlere mahkûm edilmektedir.
Ailesinden ayrı kalan, tedaviye erişemeyen ve yaşam düzeni bozulan öğretmenlerin feryadı daha fazla görmezden gelinemez. Mazeret hakkı, kontenjan engeline takılan göstermelik bir hak değildir!
Millî Eğitim Bakanlığı sorumluluk almalı; aile, sağlık ve diğer mazeretleri nedeniyle yerleşemeyen bütün öğretmenlerimize il emri hakkı tanımalıdır.
Sabır tükenmiştir!
Mazeretleri yok saymayın, belirsizliği bitirin, il emrini uygulayın!
@demecegitimsen@Yusuf__Tekin@tcmeb@cftcblnt@2026ilemri
#BakanVarGörenYok
Sayın Bakanımızın il emri uygulanmayacağını açıklamasının ardından sormak istiyoruz: Sendikaların asıl sorumluluğu tam da böyle bir noktada başlamıyor mu?
Mazereti kabul edildiği hâlde kontenjan ve norm yetersizliği nedeniyle yer değişikliği gerçekleşmeyen öğretmenlerimizin mağduriyeti ortadayken, bu talebin Bakanlık nezdinde yeniden ve daha güçlü şekilde gündeme getirilmesini bekliyoruz.
Ayrıca ikinci il dışı dönemiyle ilgili olarak Bakanlık dün tercih sonuçlarını açıkladı. Ancak takdir edersiniz ki ortaya çıkan tablo, öğretmenlerin önemli bir bölümünün yine yer değiştiremediği, mevcut görev yerlerindeki bölgelere açılan tercihler nedeniyle hareket alanının oldukça sınırlı kaldığı bir sonuç oldu.
Tüm bunlar ortadayken sizler de bu dosyayı kapatmış mı olacaksınız? Yoksa atanamayan öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için yeniden bir çalışma ve girişim başlatacak mısınız?
Öğretmenler olarak beklentimiz, bu sürecin sonuna kadar takip edilmesi ve il emri talebimizin Bakanlık nezdinde yeniden değerlendirilmesi için sendikaların yanımızda olduğunu görmektir.
@EgitimBirSen@egitimgucusen@turkegitimsen@HurEgitimSen@dmssendikasi
SAYIN BAKAN @Yusuf__Tekin,
Öğretmenlerimizin günlerdir dile getirdiği aile birliği talebine sessiz kalınmamasını bekliyoruz.
GENÇ EĞİTİM SEN OLARAK; öğretmenlerimizin eşlerinden ve çocuklarından ayrı kalmaması için il/ilçe emri uygulamasının hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Aile bütünlüğü, kontenjan engeline takılmamalıdır.
@mfaarslan@gencegitimsen
#AyrılığaSONverMEB
Sayın Cevdet Yılmaz, öğretmenlerimiz öğrencilerimizin geleceği için çalışırken kendi çocuklarından ayrı kalmak istemiyor. #AyrılığaSONverMEB Eş, çocuk, sağlık, engellilik, can güvenliği ve bakım mazereti bulunan ailelerin çözüm talebinin duyulmasına ve İL EMRİ beklentimizin ilgili makamlara iletilmesine destek olmanızı rica ediyoruz 🕊️. @RTErdogan@EmineErdogan@burhanduran@hasandogan@ackilic76