@ulvisaran Âl-i imrân 159:
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi...
Kur'an-ı Kerim Android Mobil
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı
@ulvisaran Âl-i imrân 159:Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın.Eğer kaba, katı yürekli olsaydın,onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet.Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et.
Mobil
Diyanet İşleri Başkanlığı
DÜRÜSTLÜK, KABA OLMAYI GEREKTİRİR Mİ?
Son zamanlarda yazı ve konuşmalarıyla hayli dikkat çeken felsefeci ve yazar Dücane Cündioğlu şöyle bir söz sarfetmiş:
“Nezaket, riyakârlıktır (ikiyüzlülüktür). Dürüst olan, kaba olur. Kolay incinir ve incitir”
Sözler, elbette sarf edildikleri bağlam ve taşıdıkları maksat çerçevesinde ele alınır ve değerlendirilir.
Ancak bazı kelimelerin yanlış seçilmesi veya yerli yerinde kullanılmaması halinde, “maksadını aşan bir düşünce beyanında bulunmak” veya “kastedilenin muhatabınca doğru anlaşılamaması” bahtsızlığına uğramak her zaman mümkündür.
Bu açıklama, bir çok soruyu beraberinde getiriyor:
Gerçekten, “nezaket, riyakârlık mıdır?” “Kabalık, dürüstlüğün bir yansıması, yani bir ‘emaresi midir?” Diğer bir ifade ile “dürüstlük, doğrudan kendisini kabalık biçiminde mi gösterir?” “Hem, dürüst, hem nazik olunamaz mı?”
Bir taraftan her gün sokakta, işyerinde veya sosyal çevremizde karşılaştığımız nezaketsiz, kaba, patavatsız ve hodgâmca davranışların hayatımızı çekilmez hale getirdiği; diğer taraftan bin bir türlü sahtekârlığın, iki yüzlülüğün, madrabazlığın, hile ve desisenin gündelik ilişkilerimizi çıkmaza soktuğu, iş ve ticaret hayatını felce uğrattığı, ahlaki değerleri çürüttüğü bir dünyada yaşıyoruz.
İşin özü, toplumca hem kabalıktan hem sahtekârlıktan çekiyoruz.
Tam da bu noktada böyle bir açıklama, konuya ilişkin temel ilke ve değerlerin geçerliliğini sorgulattırıyor.
Öncelikle, bu sözde tutarsızlık ve çelişki doğuran, “maksat-anlam uyumsuzluğuna” yol açan, dolayısıyla verilmek istenen mesajı hedefinden saptıran temel yanlışı ortaya koyalım:
-Dürüstlük veya sahtekârlık, “karakter” (seciye) özellikleridir.”
-Nezaket veya kabalık ise “davranış biçimleridir.”
“Karakter, insanın kişiliğinin ahlaki, iradi, duygusal ve sosyal boyutlarının bütünleşmiş, süreklilik arz eden yapısıdır.
Diğer bir ifade ile, değer yargılarını, inançlarını, davranış kalıplarını ve tutarlılığını yansıtan; doğru-yanlış, iyi-kötü karşısında aldığı tavırları belirleyen “özdür.”
Davranış özellikleri ise, kişinin genel yapısına ve iç dünyasına ait bir durum olan karakterin dışarıya yansıtılma biçimidir. Toplum, insanların karakterlerini belli şartlarda ve belli gelişmeler karşısında sergiledikleri tutum ve davranışlara göre değerlendirir.
Gerek “nezaket” ile “riyakârlık” (ikiyüzlülük/sahtekârlık) arasında; gerek “dürüstlük” ile “kabalık” arasında bir “kaçınılmazlık ilişkisi kurmak,”yanlıştır. Bu ikilinin, kendi içlerinde birbirlerine kopmaz bir biçimde bağlı olduklarını, “birbirlerinin doğrudan sonucu oldukları” tezini savunamayız. Bu bağlamda nezaket, riyakârlığın; kabalık da dürüstlüğün vazgeçilmez gereği ve sonucu değildir.
Bu dörtlü arasında, çeşitli alternatifler halinde bir arada bulunabilme durumu söz konusudur.
Bu bağlamda, kişi,
-Nazik ve dürüst olabilir
-Kaba ve dürüst olabilir
-Nazik ve sahtekar olabilir
-Kaba ve sahtekar olabilir
Nezaket ile ikiyüzlülük arasında doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi kurmak, zorlama ve genellemeci bir yaklaşımdır. Nezaket, dürüst insanlar için esasen duygusal zekânın ve empati yeteneğinin işlevidir. Hem dürüst, hem kaba olmak ise; zekâ düzeyi ve duygusal yönden yeterince gelişmemiş olmanın, yani bir anlamda ahmaklığın eseridir.
Dürüstlük ya da sahtekârlık, kişinin değerler sistemi, muhakeme yeteneği ve bilinçli seçimleriyle ilgili olduğu için; beynin özellikle “prefrontal korteksi” (karar verme, dürtü kontrolü, ahlaki muhakeme) mekanizmasıyla ve burada gerçekleşen iradi süreçlerle ilgilidir. İnsan dürüst veya sahtekârca davranırken, iradesini ortaya koyma ve karar verme doğrultusunda ahlaki bir tercihte bulunur.
Bu bağlamda, mesela “bir menfaat elde etmek için yalan söylemek” bilişsel bir karardır. Keza, “bedelini göze alıp, gerçeği söylemek,” iradi bir tercihtir.
Nezaket veya kabalık ise, büyük ölçüde doğuştan gelen “sinir sistemi tepkileri” ve mizaç özellikleriyle bağlantılıdır….
…
(DEVAMI aşağıdaki linkte)
https://t.co/0ZT7rL2xUH
| Ulvi Saran
Karar
Bir karıncayı dahi incitmeyecek derecede merhametli olduğunuz kadar, en ufak bir ihanette en yakınınıza dahi en sert ve acımasız bedeli ödetecek kadar kararlı iseniz, siz “Kâdim Devlet” bilincinin zirvesine varmış durumdasınız.
Muhsin Başkan kimdir diye soran olursa
Cezaevinde sol görüşlü bir gençle aynı koğuşta yattığı yıllarda Annesinin genci ziyarete geldiğini öğrenince gence gömleğini ve ceketini vererek
"Annen böyle görmesin"diyecek kadar adamdı dersiniz
@ebubekirkurban 'Derviş ve Ölüm' kitabı, muhteşem bir cihan Devleti'nin nasıl yıkılışa gittiğinin (yolsuzluk, rüşvet, makam suistimali, adaletteki çürüme) analiz ve tesbit raporudur...
'Derviş ve Ölüm' kitabı, muhteşem bir cihan Devleti'nin nasıl yıkılışa gittiğinin (yolsuzluk, rüşvet, makam suistimali, adaletteki çürüme) analiz ve tesbit raporudur...
Yaşım kırk. İnsan ömrünün en kötü çağı bu. Arzulayabilmek için henüz genç, arzuladıklarımızı gerçekleştirebilmek i��in ise yaşlanmış sayılırız.
Derviş ve Ölüm, Mehmet Selimoviç
#VestelBoykot
Yapılan yorum da yanlış, gelinen süreç de, Veysel Üst Yönetimin gecikmesi de...
Sosyal medya en güçlü etki alanı oldu, sosyal medya tepki ve etkisi olmadan yapılması gereken proaktif müdahaleler adeta yok oldu...
Sevgili dostlar, Ramazan ayımız mübarek olsun.
Mevlâ bu aydaki açlıkları ve susuzlukları cennetindeki sonsuz nimetleriyle doyursun.
Gönlümüzü muhabbeti ve mağfiretiyle doldursun.