Gayretullaha Dokunmasın…
Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'la ilgili şöyle bir olay yaşamıştım: Bundan yaklaşık iki yıl önce Murat Çalık'ın danışmanı ziyaretime geldi ve "Efendim, başkanım sizinle tanışmak istiyor" dedi. "Ben kendisini tanımıyorum" dedim. O da kendisinden çok iyi bir insan olarak bahsetti, hatta iki tane erkek evladı olduğunu ve onların dini bilgiler alması için özel bir hoca tuttuğunu söyledi. "İyi, buyursun gelsin" dedim. Ankara'da ziyaretime geldi. Çok iyi bir insan, oldukça da güzel konuştu. Kendisini tanıttı ve "Ben sadece Beylikdüzü'ne hizmet etmek istiyorum." dedi. Kendisini uğurladım ama yaklaşık bir yıl sonra hakkında gözaltı ve tutuklama oldu. Çok üzülmüştüm, çünkü aynı zamanda ciddi bir hastalığın pençesindeydi ve her an nüksetme tehlikesi vardı. İzmir'e gittim, Şehir Hastanesi'nde tedavi altındaydı. Başında polisler, jandarmalar, epey bir kalabalık vardı. O zaman dışarıda annesi, eşi ve iki oğlu bekliyorlardı. Onlarla görüştüm. Annesi gözyaşları içindeydi, oğlunun böyle bir şey yapmayacağına inanıyordu, eşi de hâkeza öyle. Ben de onları teselli ettim. "Mutlaka çıkacaktır, merak etmeyin, hak yerini bulacaktır" dedim. Fakat sonra olmadı, bütün talepleri reddedildi ve annesi, hastanedeyken hastane önünde, şimdi Silivri'deyken de her duruşmasına giderek oğlunun bir gün tahliye olacağını bekliyor. Ben kendisini teselli
ederken Çayelili olduğunu söylemişlerdi. Dedim ki: "Anneciğim, inşallah oğlunuz tahliye olur, hep beraber seviniriz, siz de bize bir Çayeli fasulyesi yaparsınız." sevincinden ağlamaya başladı bu sefer, gözyaşlarıyla onu bıraktım.
İkincisi, Eyüp Sultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen... Bir toplantı vesilesiyle tanışmıştık, geldi kendini takdim etti. Daha önce İGDAŞ'ta çalıştığından bahsetti; çok iyi bir eğitim almış, özel sektörde çalışmış, kendini o işlere vakfetmiş. Günün birinde teklif almış: “Seni beğendik, yaptığın işlere baktık, seni Eyüp Sultan Belediye Başkanı yapacağız" demişler. Şaşırmış. "Ben buna hemen karar veremem, bizim evde en dindarımız annemizdir, gece gündüz ibadet eder, ona bir sormam lazım. 'Anneciğim, böyle bir teklif aldım, ne dersin?' deyince beni hemen Eyüp Sultan'a götür dedi" demiş. Eyüp Sultan Hazretleri'ni ziyaret etmişler, saatlerce orada kalmış, gözyaşlarıyla dualar etmiş. Annesi, "Oğlum, Allah
nasip ettiyse buraya hizmet etmen mukadderse aday ol" demiş. Onun üzerine "Ben aday oldum" dedi. Şimdi böyle güzel bir insanın günün birinde suçlanacağı, hatta Ankara'daki bir bağlantı sebebiyle suçlanacağı hiç aklıma gelmezdi.
Gördüğüm kadarıyla her ikisi de mükemmel, ahlaklı, temiz, çalışkan ve işini iyi yapan insanlardı. Şimdi bunların ikisi de cezaevinde. Onları tanıdığım için bu misalleri verdim ama bunların dışında da onlarca insan her gün bir şekilde cezaevine giriyor. Aylardır haklarında iddianame yazılmıyor, cezaevinden çıkacakları günü bekliyorlar; anneler ağlıyor, babalar ağlıyor, çocuklar ağlıyor, eşler ağlıyor. Maalesef böyle bir ortam içindeyiz.
Ben hukukçuyum. Hukuku ve adaleti önceleyenler, Anayasa Mahkemesi’nin ikinci defa verdiği Tayfun Kahraman kararınını birkez daha okusunlar ve adli yargılama da hak ihlalinin ne olduğunu görsünler.
Herhangi bir konu hakkında bir suç şüphesi ve kuvvetli delil bulunursa soruşturmalar yapılır, bunlara karşı değiliz. Ama soruşturmalar konusunda da hem Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki usullere riayet edilmeli hem de işin insani, vicdani ve hukuki boyutu hiçbir zaman ihmal edilmemelidir.
Başörtüleriyle devletin, milletin hizmetinde bakan olarak görev yapabilmelerine övündüğümüz insanların adlarının, bu büyük fon dolandırıcılığının ilk ortaya çıkan isimleri arasında olmasından duyduğum mahcubiyete karşı ifade ettiğim rahatsızlığımı; söylemediğim sözleri söylemişim gibi yazarak, ardından bunları paylaşarak düzenlediğiniz ucuz iftira kampanyanızı görüyorum.
Anlaşılan o ki sizin adınıza mahcup olmak da bizim hissemize düşüyor.
Allah kerimdir.
Nuh sûresi’nde “mağfiret dileyin ki sizin için yeni ırmaklar var etsin” kısmına dair nasıl oluyor ki diyordum, aylar karşıma çıkan bir videoda cevaplandım:
Gençlerin sesi olmak için buradayız.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı adı altında getirilen sistem, genç hukukçuların önüne yeni bir engel olarak çıkıyor. Yıllarca emek veren, hayal kuran, mücadele eden gençler mezun olduklarında bir sınav daha ile karşı karşıya bırakılıyor.
Biz buna sessiz kalmıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki sorun gençler değil, onları bu noktaya getiren sistemdir. Düşük geçiş oranlarıyla övünmek çözüm değildir. Gerçek çözüm; daha nitelikli, daha adil ve herkes için eşit bir eğitim sistemidir.
Anahtar Parti Gençlik Kolları olarak bizler, gençlerin hayallerinin ertelenmesine değil, desteklenmesine inanıyoruz.
Gençlerin önüne engel koyan değil, yol açan bir anlayışı savunuyoruz.
Adalet, daha mesleğe adım atmadan başlamalıdır.
#AnahtarGençlik #AnahtarParti #HMGS2026
🇹🇷 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
23 Nisan; bir milletin geleceğini çocuklarına emanet etme iradesidir.
Anahtar Parti Gençlik Kolları olarak; çocukların kendini güvende hissettiği, eşit imkanlara sahip olduğu ve geleceğe umutla bakabildiği bir Türkiye için buradayız!
Çünkü biliyoruz ki:
Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar. 🇹🇷
#23nisanulusalegemenlikveçocukbayramı
Gönüllere dokunan, samimiyeti esas alan siyaset anlayışımızla milletimizle güçlü bir bağ kuruyor; birlikle, adaletle ve umutla yarınların kapılarını aralıyoruz.
#GönüllerinAnahtarı
Okullardaki güvenlik sorunu artık sistemseldir.
Anahtar Gençlik olarak sorumluluğun da parçası olmaya hazırız.
Gençlerimizin güvenliği siyaset üstüdür; yetkilileri acilen kalıcı adımlar atmaya davet ediyoruz.
Aziz hatırasına özlem ve hürmetle Muhsin Başkan'a rahmet olsun.
#MuhsinYazıcıoğlu, makamlara, mevkilere bükülmemeyi ve "Doğrulukla kaybetmeyi göze almak..." ahlâkını bize öğreten, yegâne siyasi irademizdir.
Kabri nur, mekânı cennet, makamı âlî olsun.
Afet yönetiminde hız, hayati bir zorunluluktur.
Ve bu anlarda en büyük düşmanımız ise "belirsizliktir".
İşte bu yüzden Anahtar Parti Gençlik Kolları olarak biz de teknoloji ve veri gücüyle "kriz anını" değil, "süreci" yöneten profesyonel bir sistem olan Deprem Koordinasyon Sistemi'ni (DKS) geliştirdik.
Genel Merkez Gençlik Kollarımızın İl Gençlik Kolları Başkanlarımıza yönelik düzenlediği, eğitim ve motivasyon sunumları ile sportif faaliyetleri içeren Vizyon Kampı, Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun katılımlarıyla gerçekleştirildi.
@anahtargenclik@HatabayTR
Türk Gençliğinin tamamını ayırmadan, kayırmadan kendi gibi bilen ve kolektif şuurla hepsi için çalışmayı ödev addeden; ruhen, zihnen ve bedenen zinde bir gençlik Genel Başkanımız Sayın Yavuz AĞIRALİOĞLU’nun liderliğinde Türkiye’yi ayağa kaldıracak ve hak ettiği yere taşıyacak.
Gençlere ve gençliğe dair “içerden bakışımızı” aktarmaya çalışacağımız, @omerekinci moderasyonunda keyifli bir yayın olacağını ümit ediyorum, bekleriz…