Dün bir akademisyen benimle tezi için görüşmek istedi. Tezi de tamamlayıcı sağlık sigortası bu doçent adayına ben de tek soru sordum özel hastaneler yasaya uysa veya uymazsa SGK yasadaki yaptırımları uygulasa tamamlayıcı sigortaya gerek kalırmı dedim cevabı hayır gerek kalmaz oldu.
Semi-detached houses in Kalamış, Kadıköy, İstanbul, before 1975
Photo from "Eski İstanbul Evleri ve Boğaziçi Yalıları," by Perihan Balcı
via KADIKÖY HAFIZASI PLATFORMU
Analize belli ölçüde katılıyorum ama bence eksik; çünkü ABD’yi tek bir aktör gibi ele alıyor. Oysa Trump ile Demokratların Orta Doğu vizyonları farklı olduğu gibi, Trump yönetiminin kendi içinde de bölgeye dair iki farklı yaklaşım var. Trump yönetiminin ortak hedefi; İsrail’in güvenliğini garanti altına alan, ABD’nin sürekli askeri müdahalesine ihtiyaç duymayan, Çin’in nüfuzuna girmeyecek ve Washington’a düşman rejimlerin kalmadığı yeni bir Orta Doğu güvenlik mimarisi kurmak. Ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda görüş ayrılıkları var.
İlk grup, Barrack’ın temsil ettiği ve Körfez elitleriyle yakın ticari bağları olan Ortadoğucu ekip. Bunlar kamuoyuyla uğraşmak yerine liderlerle çalışmayı tercih ediyor. Onların kurduladığı Ortadoğu'daki yeni düzenin temel sütunları: Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail. Türkiye güvenlik ayağı olarak Irak ve Suriye’de nüfuz sahibi olacak, istikrarsızlığı yönetecek, İran’ı dengeleyecek. Bunun için daha kişiselleşmiş, daha İslamcı ve ulus-devlet vurgusu daha zayıf yönetimlerle çalışmayı tercih ediyorlar. Suudiler finansman sağlayacak, Körfez’i kontrol edecek ve Mısır’ın çökmesini engelleyecek. İsrail ise bölgesel mimariye entegre olacak ve güvenliğini güvence altına alacak. Bu ekip Türkiye ile İsrail arasında normalleşme istiyor.
İkinci grup ise İsrail merkezli ekip. Bunlar Abraham Anlaşmaları üzerinden Körfez–İsrail entegrasyonunu derinleştirmek istiyor. İran’a karşı savaşı sürdürmek istiyorlar, ama zayıflamış İran'ın oluşturacağı boşluğun Türkiye tarafından doldurulmasını da istemiyorlar. Türkiye’nin fazla güçlenmesine çok şüpheyle yaklaşıyorlar.
Trump döneminde Türkiye politikasını anlamak için bu iki çizgi arasındaki mücadeleyi görmek gerekiyor. Türkiye ve Suriye konuları dışında ikinci grup daha etkili görünüyor. Ama bu iki konu başlığında Barrack üzerinden ilk grubun tercihleri öne çıkıyor. Trump, İsrail’e yakın ve İran rejiminden nefret ediyor; ama Türkiye'deki iktidarı kolay anlaşma yapılabilir olarak gördüğü için alan açıyor. Ankara da büyük ölçüde buna güvenerek iç siyasette baskıyı, Suriye'de de hareket alanını artırıyor.
Bu tavır ahlakçı mı 🫠
"Gelişmiş" ülkelerde sosyal öznelerin böyle durumlarda birbirini uyarması normal karşılanır da o yüzden sordum.
Uyarır ama, suçu suç işleyerek önlemeye/cezalandırmaya çalışmaz. Tr'de uyarmak risklidir; çünkü Tr'de sistem, günlük hayatı kolonize edememiştir.
@populicc Amerikada ÖMÜR GEDİK ibi kişilere "hayvan istifçisi" deniliyor. Bu kişiler için özel bir ekip var, Bunlar toplum içinde tespit ediliyor ve sahip oldukları hayvanlar ellerinden alınıyor, Ve bu kişilere zorunlu psikolojik tedavi yaptırılıyor.
Postürünüzü düzeltmek istiyorsunu ve nasıl başlarım diye düşünüyorsunuz. Basit bir postür düzeltme egzersizi gibi görünse de aslında hamlıktan ağrılardan kurtulmanın garantili yolu budur.
Gün içerisinde bilgisayar kullanımı, telefona bakmak için başımızın ve gövdemizin şekilsiz duruşu, yanlış duruş alışkanlıkları yıllar içerisinde kronik ağrılamıza sebebiyet verebiliyor.
Tek çözüm var egzersiz, egzersiz, egzersiz...
Tarihi Yarımada’ya 360 derece bakan Metrohan, yeni bir sergiye kapılarını açıyor.
“Bir Yaka, İki Hikâye: Süleymaniye ve Zeyrek, Dünya Mirası Alanlarında Yaşam” sergisi; Süleymaniye ve Zeyrek’in UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne taşınan ahşap konut mirasını, mahallelerin yaşayan hafızasını ve 50 yıllık belgeleme serüvenini bir araya getiriyor.
İBB ve Alman Arkeoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan sergi, iki tarihî alanın ortak hikâyesini “mirastan öğrenme” yaklaşımıyla yeniden okumaya davet ediyor.
🗓️ 21 Mayıs – 20 Eylül 2026
📍 Metrohan 3. Kat
⏰ 10.00 – 18.00 (Pazartesi hariç)
🎟️ Ücretsiz
14 yaşındaki kızı Işıl Öykü için adalet arayan baba Yunus Dinç, cinayetin üzerinin nasıl örtüldüğünü anlattı:
“Kızım Pendik sahil yolunda, yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yüksek hızla gelen aracın kırmızı ışıkta geçmesi sonucu bütün kemikleri kırılarak, bütün iç organları parçalanarak, kafatası çatlayarak olay yerinde öldürüldü.
Tüm şahitler araç sürücüsü kadın demesine rağmen bir erkek teslim oldu. 15 mobese kamerası 1 buçuk saat boyunca arızalıymış.
Bu erkeğin tuttuğu avukat, 3 günde 3 savcı değiştirtiyor. Yeni savcı 1 günde iddianameyi tamamlıyor. Ne tanık ne sanık ifadesi, ne de delil toplama ihtiyacı hissediyor.
14 yaşındaki çocuğun öldürüldüğü bir olayda 1 günde iddianame yazılıyor.
Hakim de bu iddianameyi onaylayıp kızımın katilini 4. günün öğleninde dışarı çıkarıyor. Tutuksuz yargılanıyor.
Biz buna kaza değil, cinayet diyoruz.”