📌 Tekmelere aldırmayan köpek kadının kolunu kopardı
📍 Afyonkarahisar'da iki kişinin tekme ve sandalyeli müdahalesine rağmen kontrol edilemeyen köpek, kadını kolları ve bacaklarından yaraladı.
▪ Zapt edilemeyen köpek, yaralı kadına zarar vermek için tesise girmeye çalıştı. Kurtulmayı başarınca kendisini yere bırakan kadının kolundan avuç içi kadar bir bölümün köpek tarafından koparıldığı görüldü.
🚨 Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan kadın, ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Afyonkarahisar'da kızıyla birlikte dinlenme tesisine gelen kadına saldıran başıboş köpek, kadının kolunu kopardı.
— İki kişinin tekme ve sandalyelerle vurmasına rağmen zapt edilemeyen köpek, yaralı kadına zarar vermek için tesise girmeye çalıştı.
Başıboş köpek, Afyon’da kızıyla birlikte dinlenme tesisine gelen 53 yaşındaki Feride Hozer’e saldırıp ağır yaraladı. Hastaneye kaldırılan kadının iki kolunun da kopma derecesinde parçalandığı görüldü. Kadın dernekleri ve it yemi lobisi her zamanki gibi üç maymunu oynuyor
Görüntü Afyon’dan!
Kadın perişan!
Belediyeler ‘mama ihaleleri’ nedeniyle köpekleri toplamazlar demiştim ve toplanmıyor!
“Büyük Türkiye mi? Daha it sorunu çözülmüyor” diyenlere cevap verilemiyor!
Valiler yurt genelinde harekete geçirilmezlerse, dip dalga sandığa vurur! @Akparti
❗ Sahipsiz köpek kolunu kopardı
💢 Sağlık ekiplerinin de tesise girmesine izin vermeyen köpek, yardıma gelen vatandaşların desteğiyle kontrol altına alındı.
https://t.co/J2wgPzcDOR
BERHAN ŞIMŞEK…
DÜN DE BIR BAŞKA TELEVIZYONDA AYNI LAFLARI SÖYLEMIŞ BUGÜN DE TV NET’DE SÖYLÜYOR…
100 TANE SORUŞTURMA VARMIŞ MELİH GÖKÇEK SORUŞTURULMAMIŞ…
KONUŞTUKLARIN DOĞRU OLDUĞUNU INSANLARA KABUL ETTIRMEK IÇIN MELIH GÖKÇEK’E ÇATMA ŞART MI?
BERHAN BENIM HAKKIMDA 100 TANE SORUŞTURMA VARSA BEN ŞEREFSIZLIĞI KABUL EDIYORUM… SEN BUNU ISPAT EDEMEZSEN ŞEREFSIZ HAYSIYETSIZ BIR YALANCI, MANSUR YAVAŞ’IN YALANININ KUYRUĞUNA TAKILAN BIR ADAM OLDUĞUNU KABUL EDER MISIN? HADI CEVAP BEKLIYORUM…
CEVAP VER KI TEFERRUATI YAZAYIM…
Niğde'de süs havuzuna düşen çocuk ağır engelli kalmış. Aile tazminat davası açmış. 60 yıllık bakım maliyeti olarak belediyenin aileye 1.6 milyon TL tazminat ödemesine hükmedilmiş.
Çocuk 7 sene sonra vefat edince erken öldü diye Danıştay kararı bozmuş, aileye faiziyle birlikte 3 milyon 300 bin TL borç çıkarmışlar. @abakingurlek
Kılıçdaroğlu, A.M Başarır'ın üstünü çizdi A.M Başarır ötmeye başladı...
A.M. Başarır:
"2020'de Veli Ağbaba'ya söyledim. 'Abi, Kılıçdaroğlu çok yalan söylüyor.' dedim."
Şule Aydın:
"Ama bu kadar yalancı birinin peşinden canhıraş koşmuş olmanız tuhaf değil mi?"
AVANTAJ BÜYÜRKEN VERGİ MATRAHLARI NEDEN KÜÇÜK KALDI?
Günlerdir belediyelerin kedi ve köpek yemi ihalelerini alan ancak devlete beyan ettikleri vergi matrahları ile aldıkları kamu ihaleleri arasında dikkat çekici farklar bulunan şirketleri inceliyorum. Bu şirketlerden biri de Avantaj Kurumsal Hizmetler Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi.
Şirket 2019 yılında 250 BİN TL sermaye ile kuruluyor. Kuruluşundan sonraki yıllarda kamu ihalelerinde giderek büyüyen bir profil sergiliyor. EKAP kayıtlarına göre 2020 yılından 2026 yılına kadar imzaladığı ihale sözleşmelerinin toplam büyüklüğü yaklaşık 80 MİLYON TL'yi aşıyor. Bu rakamın yaklaşık 31 MİLYON TL'lik kısmı ise 2026 yılında Kahramanmaraş İli Sahipsiz Hayvanları Koruma Birliği tarafından gerçekleştirilen ve yaklaşık 825 TON kedi-köpek yemi tedarikini kapsayan devasa bir sözleşmeden oluşuyor.
Tam da bu noktada kamu adına sorulması gereken ilk soru ortaya çıkıyor. 80 MİLYON liralık kamu ihalesi alan bir şirketin vergi beyanları ne söylüyor?
Vergi levhasında görülen matrahlar incelendiğinde 2019 yılında 590 TL, 2020 yılı MATRAHSIZ, 2021 yılında yaklaşık 52 BİN TL, 2023 yılında yaklaşık 256 BİN TL, 2024 yılında yaklaşık 2 MİLYON TL ve 2025 yılında yaklaşık 2.2 MİLYON TL matrah beyan edildiği görülüyor. Elbette matrah ile ciro aynı şey değildir. Ancak kamu adına, "80 MİLYON TL'yi aşan kamu ihalesi hacmine ulaşan bir şirketin vergilendirilebilir kazancı neden yıllar boyunca bu seviyelerde kalmıştır?" sorusunun sorulması doğaldır.
Bu sorunun cevabını en iyi şekilde Vergi Denetim Kurulu, Gelir İdaresi Başkanlığı ve ilgili mali denetim birimleri verebilir.
Dikkat çeken ikinci husus ise şirketin faaliyet kodudur. Vergi kayıtlarında şirketin ana faaliyet kodu "823002 Kongre ve Ticari Gösteri Organizasyonu" olarak görünmektedir. Buna karşılık şirketin kamu ihalelerindeki görünürlüğü ağırlıklı olarak kedi ve köpek yemi tedariki alanındadır. Şirket sözleşmesinde yem faaliyetlerinin bulunması mümkündür. Ancak, "Şirketin fiili ve baskın faaliyeti hangisidir? Organizasyon işi mi, yoksa yem ticareti mi?" sorusu da cevaplanmalıdır.
Şirkete yönelik en dikkat çekici gelişmelerden biri de sermaye artırımlarıdır. 2021 yılında şirket sermayesini 250 BİN TL'den 1 MİLYON 100 BİN TL'ye yükseltiliyor. Daha da önemlisi, 2025 yılının sonunda şirket sermayesi bu kez 1 MİLYON 100 BİN TL'den 12 MİLYON TL'ye çıkarılıyor. Ticaret Sicili kayıtlarına göre artırılan 10 MİLYON 900 BİN TL'nin tamamı ortakların şirketten olan alacaklarından karşılanıyor.
İşte burada cevap bekleyen çok önemli bir soru daha ortaya çıkıyor. Şirket ortağının şirkette oluşan 10 MİLYON 900 BİN TL alacağı hangi ticari işlemlerden kaynaklanmıştır? Bu alacak hangi banka hareketleriyle desteklenmektedir? Hangi tarihlerde oluşmuştur? Hangi muhasebe kayıtlarıyla izlenmiştir?
Bu soruların sorulması şirketi suçlamak anlamına gelmez. Ancak ortada milyonlarca liralık bir ortak alacağı bulunduğu resmi ticaret sicili kayıtlarında yer alıyorsa, bu alacağın kaynağının da mali denetim açısından açıklanabilir olması gerekir.
Şirketin adres geçmişi de ayrıca dikkat çekicidir. Kocaeli'nde başlayan faaliyet süreci daha sonra İzmit'e, ardından 2025 yılında Adıyaman'ın Kahta ilçesine taşınıyor. Merkez naklinden yalnızca birkaç ay sonra ise 12 MİLYON TL'lik sermaye yapısına ulaşılıyor. Hemen ardından da şirket tarihinin en büyük kamu ihalelerinden biri geliyor. Bu zamanlama elbette tek başına herhangi bir usulsüzlük göstergesi değildir. Ancak denetim makamlarının dikkatini çekebilecek bir kronolojidir.
Bir başka dikkat çeken nokta, 2026 yılında gerçekleştirilen 31 MİLYON TL'lik Kahramanmaraş ihalesidir. İhale dokümanı incelendiğinde ekonomik ve mali yeterlik kriteri aranmadığı, bilanço şartı bulunmadığı, ciro şartı istenmediği, teknik yeterlik şartı belirlenmediği ve iş deneyimi kriterine yer verilmediği görülmektedir. Yaklaşık 825 TONLUK yem tedarikini kapsayan bu büyüklükteki bir ihalede bu kriterlerin neden tercih edilmediği de ayrıca açıklanmaya muhtaçtır.
Devletin ilgili kurumlarına düşen görev, bu tür dosyalarda sadece ihale sürecinin mevzuata uygun olup olmadığına bakmak değildir. Aynı zamanda teslim edilen ürünlerin gerçekten teslim edilip edilmediğini, sözleşme miktarlarının sahadaki tüketimle uyumlu olup olmadığını, tedarik zincirinin nasıl işlediğini, şirketlerin mali kapasitelerinin aldıkları işlerle örtüşüp örtüşmediğini ve kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılıp kullanılmadığını da incelemektir.
Buradan MASAK'a, Vergi Denetim Kurulu'na, Gelir İdaresi Başkanlığı'na, Sayıştay'a ve Kamu İhale Kurumu'na açık bir çağrıda bulunuyorum. Milyonlarca liralık kedi ve köpek yemi ihaleleri yalnızca evrak üzerinden değil, mali hareketler, depo kayıtları, üretici firmalar, sevk irsaliyeleri, banka hareketleri ve fiili teslimatlar üzerinden de incelenmelidir.
Milyonlarca liralık mama ihaleleri alan şirketlerin "faaliyet profilleri, vergi beyanları, sermaye yapıları ve operasyonel kapasiteleri gerçekten birbirleriyle uyumlu mudur?" sorusunun cevabı, bu kurumların araştırmaları sonucu bulunacaktır.
Eğer uyumluysa bunu ortaya koymak da, eğer uyumsuzluk varsa bunun nedenlerini açıklığa kavuşturmak da devletin görevidir.
Başıboş hayvan seviciliği bir biyoterör ve 5. Kol faaliyetidir. İltisaklı olanlar, fon kaynakları ve militanları soruşturulmalıdır.
#kampüstebaşıboşrezaleti
Hele şunun havalarına, hele şunun girdiği dolaklara bak hele. Sanırsın atomu parçalıyor. Sosyal medya ünlümsülüğü mahvetti bu ergen yetişkinleri. Kasabanın şerifi mübarek.
Bugün gitsek Bahçelievler'de açık tatlı satan onlarca işletme buluruz. Dahası makamında ikram ettiği tatlıyı satan yer de muhtemelen tatlıyı açık satıyordur. Yine de yasa yasadır ve uygulanması iyidir.
Fakat anlıyoruz ki derdi o değil doktor Jivago'nun. Derdi, "Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarına uyacaksınız" cümlesindeki o çiğsi artizliği yapıp servis etmek. "Ayıp" diyecem de artık ayıp bilme yokuşunu çoktan aştılar.
TERBİYESİZ MUHTAR
Büyükçekmece Fatih Mahallesi Muhtarı Mustafa Terbiyeci (@terbiyeci2029) "sokakta başıboş it istemiyoruz." diyen vatandaşa "Adresini ver seni ekipler alsın..." diyerek yanıt verdi.
Terbiyesiz muhtar gelen tepkiler sonrası yanıtını silmek zorunda kaldı.
@gul_davut@BuyukcekmeceKym@aliikramtuna
Yuh ulan yuh iki belediye aldık diye Türkiye'ye esir mi aldınız
Üsküdar'da bir balik restorani, Kandilli Camii'nin hemen yanina içki masalari kurdu 😡😡😡😡
KAĞIT ÜZERİNDEKİ KÖPEK YEMİYLE KAPTAKİ KÖPEK YEMİ AYNI MI?
Günlerdir EKAP üzerinden kedi ve köpek yemi alımına yönelik sözleşmesi imzalanmış ihaleleri araştırıyorum ve şuan geldiğim noktada ister istemez bu ihalelerde ortaya çıkabilecek denetim risklerini ve mevcut kontrol mekanizmalarının yeterliliği noktasında bir uyarı yapma gereği duydum.
Bu tespitlerimde anlatacağım hususlar herhangi bir kurum, şirket veya kişi hakkında ileri sürülmüş bir iddia niteliği taşımamaktadır. Amacım, sistemin teorik olarak hangi zayıf noktalar barındırabileceğini ortaya koymak ve kamu otoritelerinin dikkat etmesi gereken alanları göstermektir. Konunun daha somut anlaşılabilmesi için 2026 yılında gerçekleştirilen köpek yemi alımını kapsayan Konya Büyükşehir Belediyesi ihalesini örnek model olarak ele aldım.
Söz konusu ihalede 450 TON köpek yemi alımı gerçekleştirilmiş, yaklaşık maliyet 19 MİLYON 305 BİN TL olarak belirlenirken sözleşme 12 MİLYON 726 BİN TL bedelle sonuçlanmış. Yüklenici firma yaklaşık maliyetin %34 altında bir bedelle işi üstlenmiş. Kamu ihale mevzuatı açısından düşük teklif verilmesi tek başına hukuka aykırı değildir. Ancak bu durum doğal olarak, "Bu fiyatla gerçekten kaliteli mama tedarik etmek mümkün müdür? Üretici veya tedarikçi hangi maliyet yapısıyla çalışmaktadır? Şirket bu satıştan ne kadar kar elde etmektedir?" sorularını beraberinde getirir.
İhalenin dikkat çeken yönlerinden biri de ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin herhangi bir kriter öngörülmemiş olmasıdır. Bu durum mevzuat çerçevesinde mümkün olmakla birlikte, 450 TONLUK bir mal alımında kamu otoritelerinin ayrıca değerlendirmesi gereken bir risk alanı yaratmaktadır. Çünkü teorik olarak büyük üretim kapasitesine sahip bir firma ile sınırlı operasyonel kapasiteye sahip bir firma aynı ihalede yarışabilmektedir.
Asıl önemli soru ise teslimat aşamasında ortaya çıkmaktadır. 450 TON yem, 450.000 kilogram ürüne karşılık gelmektedir. Eğer ortalama bir köpeğin günlük tüketimi 400 gram olarak kabul edilirse bu miktar bir köpek için yaklaşık 1 MİLYON 125 BİN günlük besleme kapasitesi anlamına gelir. Başka bir hesapla, günde 6.250 köpeğin beslendiği varsayımında ihalede teslim olarak belirlenen 180 günlük sözleşme süresi boyunca bu miktarın tamamı tüketilebilir. Ancak burada kritik olan nokta, gerçekten kaç hayvanın beslendiğinin ve satın alınan yemlerin tamamının sahaya ulaşıp ulaşmadığının nasıl doğrulanacağıdır.
İhale dosyasında irsaliyeler, faturalar, muayene kabul tutanakları ve depo giriş kayıtları bulunabilir. Kağıt üzerinde her şey eksiksiz görünebilir. Ancak denetimin yalnızca evrak incelemesiyle sınırlı kalması halinde kamu idaresi gerçekte ne kadar yemin teslim edildiğini, ne kadarının depolandığını ve ne kadarının hayvanlar tarafından tüketildiğini kesin olarak ortaya koyamayabilir. Çünkü asfalt, araç veya bina gibi fiziksel olarak yıllarca yerinde duran bir ürünün aksine köpek yemi kısa süre içerisinde tüketilen bir maldır.
Bu nedenle Sayıştay, mülkiye müfettişleri, vergi müfettişleri ve diğer denetim birimlerinin yalnızca ihale dosyasını değil, tedarik zincirinin tamamını incelemesi gerekir. Örneğin yüklenici firmanın sözleşme süresi boyunca kaç ton yem satın aldığı veya ürettiği, üretici kayıtlarıyla doğrulanmalıdır. Sevkiyat yapan araçların GPS kayıtları, kantar fişleri, depo giriş çıkış kayıtları ve veterinerlik birimlerinin günlük tüketim raporları karşılaştırılmalıdır. İhale konusu miktar ile sahadaki hayvan popülasyonu arasında makul bir ilişki bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Aynı şekilde mali analiz de önem taşımaktadır. Kamu kurumlarından milyonlarca liralık iş alan şirketlerin yıllık mali tabloları, vergi matrahları, stok hareketleri ve faaliyet hacimleri incelenmelidir. Özellikle yüksek kamu cirosuna rağmen uzun yıllar boyunca düşük karlılık açıklayan veya sektör ortalamalarının altında vergi matrahı beyan eden şirketlerde detaylı risk analizi yapılmalıdır. Böyle bir durum tek başına usulsüzlük anlamına gelmez; ancak kamu kaynaklarının etkin kullanılıp kullanılmadığının anlaşılması için araştırılması gereken bir göstergedir.
Konya'daki bu ihale özelinde sorulması gereken temel soru, "450 TON yemin tamamı gerçekten sözleşme hükümlerine uygun biçimde teslim edilmiş, depolanmış ve sahipsiz hayvanların beslenmesinde kullanılmış mıdır?" sorusudur. Bu sorunun cevabı yalnızca faturalarla değil, bağımsız ve çok katmanlı denetim mekanizmalarıyla verilebilir. Aksi halde kamu otoriteleri evrak üzerinde kusursuz görünen bir süreci denetlemiş olurken, sahadaki gerçek tabloyu tam olarak göremeyebilir.
Sahipsiz hayvanlara yönelik yem ihaleleri sosyal politika açısından gerekli olabilir veya olmayabilir, bu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak tam da tüketim sonrası fiziksel iz bırakmayan bir ürün olması nedeniyle bu alandaki denetim standartlarının diğer kamu alımlarından daha sıkı olması gerekir. Kamu yararını korumanın yolu, yalnızca ihale dosyasını incelemekten değil, satın alınan her kilogram yemin üretimden nihai tüketime kadar izlenebilir olmasını sağlamaktan geçmektedir.
Şayet "kara para" aklayacak veya naylon faturalar üzerinden Vergi Usul Kanununa muhalefet ederek zenginleşmeye çalışacak olsaydım, gireceğim iş kollarının başında kedi ve köpek yemi alımına yönelik belediyelerin çıkmış olduğu kamu ihalelerine katılacak bir şirket kurmak olurdu. Sonrasında izleyeceğim yol suçu özendirmek olacağı için o da bende saklı kalsın 🙃
BENDEN UYARMASI, BU TWITİ İSTER İHBAR KABUL EDİN İSTER ETMEYİN, SİZİN BİLECEĞİNİZ İŞ.
2025 Yılına ait EKAP'ta yayınlanan Köpek ve Kedi yemi ihalelerinden ulaşabildiklerimi tek tek inceledim. 2025 yılı içinde yapılan ihalelerde 8.967 TON Köpek ve Kedi yemi alınmış ve buna karşılık 256 MİLYON 87 BİN 470 TL'lik sözleşme yapılmış.
Bu ihalelerin 210 MİLYON TL'lik kısmı:
-A Z DESTEK HİZMETLERİ VE İHTİYAÇ ÜRÜNLERİ EĞİTİM TURİZM YEM SANAYİ TİCARED LİMİTED
-DOĞUŞ HAYVAN SAĞLIĞI ÜRÜNLERİ VE MADENCİLİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
-RİNGA BALIK VE YEM ÜRÜNLERİ LİMİTED ŞİRKETİ
-FUTPET EVCİL HAYVAN ÜRÜNLERİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
-DOĞUKAN SAYDAM
tarafından alınmış.
Toplam ihale bedelinin 210 MİLYON TL'lik kısmını alan bu firmaların 2025 yılına ait devlete beyan ettikleri Matrah ve Tahakkukları şu şekilde.
A Z DESTEK: 7 MİLYON 954 BİN 826 TL Matrah, 1 MİLYON 988 BİN 706 TL Tahakkuk
DOĞUŞ HAYVAN: 1 MİLYON 726 BİN 958 TL Matrah, 431 BİN 739 TL Tahakkuk
RİNGA BALIK: 806 BİN 209 TL Matrah, 201 BİN 552 TL Tahakkuk
FUTPET EVCİL: Matrahsız
DOĞUKAN SAYDAM: 1 MİLYON 669 BİN 459 TL Matrah, 489 BİN 310 TL Tahakkuk
İhaleleri alan bu 5 şirketin toplamda devlete beyan ettikleri Matrah, 12 MİLYON 157 BİN 452 TL, beyan ettikleri Tahakkuk ise 3 MİLYON 111 BİN 307 TL.
Burada önemli bir ayrıntı var. 2025 yılı içinde yapılan ihalelerle alınan 8.967 TON Köpek ve Kedi maması, yetişkin bir köpeğin gün aralığı olarak 300-400 gram yem tükettiğini varsaydığımızda sadece 61.000 ile 82.000 köpeğin 1 yıllık yem ihtiyacını karşılıyor.
Nisan 2026'da İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye'de sahipsiz sokak köpeği sayısı yaklaşık olarak 1 MİLYON 250 BİN. Yukarıda bilgilerini paylaştığım 2025 yılı içinde yapılan ve toplamda 256 MİLYON 87 BİN 470 TL karşılığında alınan 8.967 TON yem, yaklaşık olarak 1 MİLYON 250 BİN sahipsiz sokak köpeğinden 61.000 ile 82.000 tanesinin 1 yıllık tüketimine yetiyor. Geriye kalan yaklaşık 1 MİLYON 150 BİN sahipsiz köpeğin beslenmesini, Valilik, Kaymakamlık, İl Özel İdareleri, gönüllüler ve dernekler karşılıyor.
En uygun yem fiyatını kg olarak 25 TL kabul ettiğinizde yıllık toplam yem maliyeti 3.42 MİLYAR TL, kg fiyatını en yüksek olarak 40 TL kabul ettiğinizde de 5.48 MİLYAR TL tutuyor.
NOT: Şu şirketlerin ortaklarına, 1 ve 2. derece yakınlarının banka hesapları, taşınır ve taşınmazlarına ulaşma imkanım olsaydı yemin ederim hiç birine nefes aldırmazdım.
KEDİ VE KÖPEK YEMİ İHALELERİNDE DİKKAT ÇEKEN TABL0.
MİLYONLARCA LİRALIK KAMU ALIMLARI, DÜŞÜK VERGİ BEYANLARI VE CEVAP BEKLEYEN SORULAR.
Son iki yıl içerisinde çeşitli belediyeler tarafından gerçekleştirilen kedi ve köpek yemi ihalelerinde adı sıkça geçen Doğukan Saydam'ın faaliyet alanı, mali kapasitesi, vergi beyanları ve aldığı ihalelerin büyüklüğü birlikte değerlendirildiğinde cevaplanması gereken önemli sorular ortaya çıkıyor.
Vergi kayıtlarına göre Doğukan Saydam'ın ana faaliyet kodu 142904-eldiven, kemer, şal, papyon, kravat, saç filesi, kumaş mendil, atkı, fular ve benzeri giyim aksesuarları imalatı olarak görülüyor. İş yeri adresi ise Beylikdüzü Yakuplu Mahallesi'nde bulunuyor. Vergi levhasındaki beyanlara göre 2019 yılında 49 BİN 437 TL, 2020 yılında 123 BİN 420 TL, 2021 yılında 40 BİN 241 TL, (2022 yılı görünmediği için tespit edemedim) 2023 yılında 621 BİN TL, 2024 yılında 318 BİN TL, 2025 yılında ise 1 MİLYON 669 BİN TL gelir vergisi matrahı beyan edilmiş durumda. Buna karşılık aynı dönemde belediyelerden alınan kedi ve köpek yemi ihalelerinin toplam sözleşme bedeli 70 MİLYON liraya ulaşıyor.
Doğukan Saydam'ın sözleşmesini imzaladığı ihalelerden bazıları şu şekilde.
-Marmaris Belediyesi: 65 ton mama alımı, yaklaşık maliyet 2.987.600 TL, sözleşme bedeli 1.659.950 TL.
-Mersin Büyükşehir Belediyesi yaş mama kısmı: yaklaşık maliyet 8.340.300 TL, sözleşme bedeli 4.581.600 TL.
Mersin Büyükşehir Belediyesi kuru mama kısmı: yaklaşık maliyet 7.959.600 TL, sözleşme bedeli 4.539.200 TL.
-Cihanbeyli Belediyesi 100 ton köpek maması: yaklaşık maliyet 3.737.500 TL, sözleşme bedeli 2.135.000 TL.
-Çankaya Belediyesi yaklaşık 109 tonluk mama alımı: yaklaşık maliyet 4.868.250 TL, sözleşme bedeli 4.461.750 TL.
-Kaş Belediyesi mama alımı: yaklaşık maliyet 9.399.375 TL, sözleşme bedeli 6.777.000 TL.
-Manisa Büyükşehir Belediyesi mama alımı: yaklaşık maliyet 15.697.408 TL, sözleşme bedeli 11.131.000 TL.
Sadece bu örneklerin toplamı yaklaşık 35 MİLYON TL'nin üzerinde sözleşme bedeline ulaşıyor.
Burada ilk dikkat çeken husus, birçok ihalede idarelerin ekonomik ve mali yeterlik kriteri aramaması. Mersin, Cihanbeyli ve Kaş örneklerinde ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin herhangi bir kriter belirlenmediği görülüyor. Böyle olunca teorik olarak üretici olmayan, deposu bulunmayan, lojistik altyapısı sınırlı olan veya farklı bir sektörde faaliyet gösteren bir kişi de gerekli belgeleri sunarak ihaleye katılabiliyor.
Ancak hukuken mümkün olan bir durumun fiilen nasıl gerçekleştirildiği ayrıca incelenmesi gereken bir konu. Çünkü kamu adına sorulması gereken, "Bir kişinin yıllık vergi matrahı geçmiş yıllarda 40 BİN, 49 BİN, 318 BİN TL ve son beyan olarak 1.6 MİLYON TL seviyesindeyken 70 MİLYON liralık mamayı hangi finansman modeliyle satın aldığı, hangi üreticilerden temin ettiği ve bu mal akışının nasıl gerçekleştiği denetlenmiş midir?" sorusudur.
Özellikle Mersin ihalesinde dikkat çeken başka bir nokta ortaya çıkıyor. Yaklaşık maliyet 8.34 MİLYON TL iken sözleşme 4.58 MİLYON TL'ye; yaklaşık maliyet 7.96 MİLYON TL iken sözleşme 4.53 MİLYON TL'ye sonuçlanıyor. Yaklaşık maliyetlere göre yüzde 40'ın üzerinde kırımlar söz konusu. Kamu açısından ilk bakışta bu durum tasarruf gibi görünse de beraberinde, "Bu fiyatlarla kaliteli ve teknik şartnameye uygun mama tedariki gerçekten mümkün müydü? Eğer mümkünse yaklaşık maliyetler neden bu kadar yüksek hesaplandı? Eğer mümkün değilse aşırı düşük teklif açıklamaları nasıl kabul edildi?" sorularını getiriyor.
Cihanbeyli ihalesinde de benzer tablo görülüyor. Yaklaşık maliyet 3 MİLYON 737 BİN 500 TL iken sözleşme 2 MİLYON 135 BİN TL'de kalıyor. Aradaki fark yaklaşık yüzde 43 seviyesinde. Bu durumda ihale komisyonunun aşırı düşük teklif sorgulaması yapıp yapmadığı, yaptıysa hangi belgelerle ikna olduğu ayrıca önem taşıyor.
Çankaya Belediyesi ihalesinde ise farklı bir durum var. Doküman indiren ve teklif vermeye çalışan çok sayıda firma bulunmasına rağmen geçerli kalan tek teklif Doğukan Saydam'a ait görünüyor. Sonuçta en yüksek teklif ile en düşük teklif aynı rakam olan 4 MİLYON 461 BİN 750 TL olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum doğrudan usulsüzlük anlamına gelmez; ancak rekabetin neden oluşmadığının sorgulanmasını gerektirir. Diğer tekliflerin hangi gerekçelerle geçersiz sayıldığı kamuoyu açısından önemli bir denetim başlığıdır.
Manisa Büyükşehir Belediyesi ihalesi ise ayrı bir öneme sahip. Çünkü burada diğer örneklerden farklı olarak iş deneyim belgesi, yetkili satıcılık veya imalatçılık belgeleri, katalog ve numune şartları bulunuyor. Buna rağmen ihaleyi yine Doğukan Saydam kazanıyor. Eğer Saydam üretici değilse hangi üreticinin yetkili satıcısı olarak ihaleye katıldı? Yetkili satıcılık ilişkisi hangi marka üzerinden kuruldu? Bu ilişkinin ticari hacmi nedir? Bu soruların cevapları ihale dosyasında mevcut olmalıdır.
İhalelere katılan firmalar incelendiğinde de dikkat çekici bir ağ ortaya çıkıyor. A Z Destek Hizmetleri, Doğuş Hayvan Sağlığı, Futpet, Ringa Balık ve Yem Ürünleri, Koçak Yem, Dinamik Veterinerlik, Yiğit Gıda, Kampetfood, Toros Gıda, Zaimoğlu Veterinerlik, Arma İlaç gibi şirketler birçok farklı belediye ihalesinde tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Bu durum tek başına olağan dışı değildir; sektörün dar olması nedeniyle aynı firmaların farklı ihalelerde rekabet etmesi beklenebilir. Ancak denetim açısından önemli olan husus, bu firmalar arasında ortaklık, temsilcilik, tedarik ilişkisi veya aynı üreticiden ürün temin edilip edilmediğinin araştırılmasıdır.
MASAK açısından incelenmesi gereken konu ise para hareketlerinin büyüklüğüdür. Vergi levhasında görülen matrah ile kamu ihalelerinden elde edilen ciro arasında belirgin bir fark bulunduğunda şu sorular ortaya çıkar.
-Milyonlarca liralık mama alımları hangi üreticilerden yapılmıştır?
-Ödemeler hangi banka hesaplarından gerçekleştirilmiştir?
-İhale bedelleri tahsil edildikten sonra para akışı hangi firmalara yönelmiştir?
-Mal hareketleri ile finansal hareketler birebir örtüşmekte midir?
-Ürünlerin satın alma faturaları ile teslim edilen miktarlar arasında tutarlılık var mıdır?
BDDK ve bankacılık denetimleri açısından ise şu hususlar önem taşır.
-İhalelerin finansmanı için kredi kullanılmış mıdır?
-Kullanıldıysa kredi limitleri ve firmanın mali kapasitesi arasında uyum var mıdır?
-Büyük tutarlı ticari hareketler ile vergi matrahları arasında açıklanabilir bir ilişki bulunmakta mıdır?
Kamu İhale Kurumu ve Sayıştay açısından ise cevaplanması gereken temel sorular şunlardır.
-Birçok ihalede neden ekonomik ve mali yeterlik kriteri aranmadı?
-Üretici olmayan veya farklı sektörde faaliyet gösteren isteklilerin tedarik kabiliyeti nasıl değerlendirildi?
-Aşırı düşük teklif açıklamaları hangi belgelerle kabul edildi?
-Teslim edilen mamalar için parti bazında laboratuvar analizleri yapıldı mı?
-Teslim edilen markalar ihale dosyasında sunulan markalarla aynı mıydı?
-Teslim edilen miktarlar ile faturalar ve depo giriş kayıtları birebir uyuşuyor mu?
-İhalelerde rekabetin gerçekten oluşup oluşmadığı ve geçersiz sayılan tekliflerin gerekçeleri bağımsız olarak incelendi mi?
Buradaki en önemli nokta, vergi levhasında görülen düşük matrah rakamları tek başına bir usulsüzlük kanıtı değildir. Bir kişi düşük kar marjıyla çok yüksek ciro yapabilir. Ancak faaliyet konusu giyim aksesuarları imalatı olarak görünen bir gerçek kişinin kısa süre içerisinde 70 MİLYON liralık hayvan yemi ihalesi alması; buna karşılık vergi kayıtlarında görece düşük matrahlar bulunması; birçok ihalede ekonomik ve mali yeterlik şartlarının aranmaması; bazı ihalelerde yaklaşık maliyetlere göre yüzde 40'ları aşan fiyat kırımları görülmesi ve aynı firma ağlarının sürekli karşımıza çıkması, kamu kaynaklarının kullanımı açısından detaylı inceleme yapılmasını gerektiren hususlar olarak öne çıkmaktadır.
Bu nedenle konu yalnızca "ihale kazanmış olmak" meselesi değil; tedarik zincirinin, finansman kaynaklarının, mal hareketlerinin, banka kayıtlarının, üretici-satıcı ilişkilerinin ve ihale komisyonlarının değerlendirme süreçlerinin birlikte incelenmesini gerektiren kapsamlı bir denetim konusu niteliği taşımaktadır.
Kamu adına cevap bekleyen soru ise oldukça basittir:
Milyonlarca liralık mama alımlarında ürün gerçekten kim tarafından üretilmiş, kim tarafından finanse edilmiş, hangi maliyetlerle tedarik edilmiş ve kamuya sunulan fiyatlar piyasa gerçekleriyle ne ölçüde örtüşmüştür?
Bu soruların cevabı ancak ihale dosyalarının, banka hareketlerinin, faturaların ve teslim kayıtlarının birlikte incelenmesiyle ortaya çıkabilir.
Görseldeki dükkan, "Isıtma-Soğutma Yedek Parçaları" satıyor. Bu dükkan aynı zamanda kamu ihalelerine girerek son 2 yılda 70 MİLYON TL'lik Kedi ve Köpek yemi ihalesi aldı. Almış olduğu 70 MİLYON TL'lik ihale karşılığında devlete ödeyeceği vergi olarak beyan ettiği tahakkuk meblağı 553 BİN 674 TL. Yarın detaylı bir şekilde paylaşacağım.