Gökyüzüne baktığında gördüğün her yıldız aslında kusursuz bir güç gösterisi değil, yavaş ilerleyen bir vedadır. Bir yıldız parladığı için varlığını korumaz; tam tersine, parlayabilmek için her saniye kendi kütlesinden vazgeçer. Çekirdeğinde gerçekleşen nükleer füzyon, maddeyi enerjiye dönüştürür. Biz o muhteşem ışığı hayranlıkla izlerken, yıldız sessizce kendinden eksiliyordur. Kozmosta ışık üretmek, aynı zamanda tükenmeye başlamaktır.
Sonra insan geliyor aklıma.
Çevresine umut veren, herkesin yükünü sırtlanan, sürekli üreten, girdiği her ortamı aydınlatan bazı insanlar da buna benzemiyor mu? Dışarıdan bakıldığında dimdik görünürler. Gülümserler. Dinlerler. Destek olurlar. Ama kimse o ışığın hangi bedelle üretildiğini görmez. Çünkü en parlak görünen insanların içinde bazen kimsenin fark etmediği sessiz bir eksilme başlar.
Belki de bu yüzden bazı yıldızlar ömürlerini kısa yaşar. Peki soru şu:
Bir başkasının karanlığını aydınlatmak uğruna her gün kendinden biraz daha vermek gerçekten en yüce şey midir?
Yoksa bazen kendi ışığını koruyabilmek de en az başkalarına ışık olmak kadar değerli midir?
Belki de evren bize başka bir şey fısıldıyordur.
Işık saçmak güzeldir.
Ama hiçbir yıldız, tamamen tükendikten sonra kimseyi aydınlatamaz.
Aşağıda gördüğünüz "Lider", Cumhurbaşkanı seçildikten 6 yıl sonra dünya çapında tarihin gördüğü en büyük ekonomik kriz yaşandı.
Yani (1929) Büyük Buhran.
Kriz Amerika ve Avrupa'da başladı...
Milyonlarca insan işsiz ve evsiz kaldı.
Almanlar bile ısınmak için karşılıksız bastıkları paraları yakmak zorunda kalmıştı. Sanayi ülkeleri, tarım ülkelerine muhtaç olmuştu...
Mustafa Kemal Atatürk ne mi yaptı?
682 nolu (1925) kanunla (682 Her Nevi Fidan ve Tohumların Meccanen Tevzi ve Devlet Uhdesinde Bulunan Arazinin Fidanlık İhdası İçin Ziraat Vekaletine ve İdarei Hususiyelere Bilabedel Teffizi Hakkında Kanun) vatanın, bir zamanlar padişahların kişisel malı olan tüm ekilebilr arazilerini, öküzüyle beraber çiftçiye bedava dağıttı.
Osmanlı döneminde ekenden ekmeyenden, evlenenden bekar kalandan ya da hayvanını kaybedenden bile vergi alınırdı...
Atatürk tüm bu lüzumsuz vergileri kaldırdı..
Ekildi, biçildi.
Verimli üretim için çağdaş tarım okulları açtı.
Okuma bilmeyeni millet mektebine çağırdı.
Bir an evvel okuma öğrenilsin diye yeni alfabeyi getirdi..
Sonunda Avrupa'ya döndü ve "Malımı alanın, malını alırım." dedi.
(Kliring Sistemi: Kliring, ülkeler arasındaki iki yanlı ticaret anlaşmalarının temelde malla ödemeyi öngören bir türü. Kliringde anlaşmalı ülkeler arasında ithalat ve ihracat işlemleri döviz kullanılmadan mahsup ve takas yoluyla ve kliring kurumları aracılığıyla gerçekleştirilir...)
Sanayi ülkelerine yüksek fiyattan tarım ürünü sattı.
Kazandığı her kuruş parayla da bir başka fabrika açtı.
Bir yandan da sanayiye yatırım yaptı.
"Atatürk hiç borç almadı." derler. Bu bilgi tam olarak gerçeği yansıtmıyor.
Doğrusu ise, Atatürk'e kimse borç vermek istememiştir.
Nitekim bulduğu parayla fabrika açıyordu.
Mesela Rusya'dan alınan borç ile Karabük Demir Çeliği açmıştır...
Bu "Yüce Adam"ın ülkesi, tarihin gördüğü en sert küresel buhrandan yara almadan çıktı.
Hem de iktisatçısı yokken !...
Okuma yazma bilmeyen çiftçisiyle yaptı bunu.
Bu başarıyı incelemek için İngiltere'den maliyeciler gelmiştir...
Çobandan pilot, kağnıdan uçak çıkaran " Adam"dır
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK !...
@GalatasaraySK Bunlarda utanma arlanma kalmamış, futbolun içine ettiniz, bu skandal maçtan sonra bile penaltımız verilmedi diye ağlayabiliyorlar. Çirkeflikte çığır açtılar.
🔴Cihat Yaycı Denizli’de konuştu: Bugünlerde birilerinin diline pelesenk olmuş bir söylem var: “Daha eşitlikçi, daha demokratik, daha özgürlükçü bir anayasa istiyoruz.”
Ama kimse sormuyor: Mevcut anayasada eşit olmayan ne var? Hangi madde özgürlüğü kısıtlıyor? Hangi hüküm demokrasiye aykırı?
📌Kimse sorgulamıyor. “Kısıtlayan madde hangisi? Ne eksikti? Ne değiştirmek gerekiyor?” diye düşünen ve soran yok.
📌Oysa bakın, Anayasa’nın 10. maddesi her şeyi apaçık söylüyor:
📌“Kanun önünde herkes eşittir.”
📌Daha ötesi var mı?
📌10.Madde açık: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep veya benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
📌Bundan daha demokratik, daha özgürlükçü, daha eşitlikçi bir hüküm yazılabilir mi?
📌Yine de bazıları “yetmez” diyor ama sormuyor: Ne eksik?
📌Sormak gerek. Çünkü soru sormadığınızda herkes size kumanda eder.
📌Biz soru sormalıyız. Soru.
Müslümanlar Cehennemi ibadet etmeyenlerin gideceği yer olarak zanneder ve ibadet etmeyenleri buraya doldururken, kendilerini cennete postalar
Oysa
Cehennem ibadet etmeyenlerin değil, zalimlerin, hırsızların, rüşvetçilerin, kamu hakkını yiyenlerin ve yolsuzluk yapanların yeridir
anayasa madde
42: “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez"
66: "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür"
hedefteler ki
üniter ve ulus devlet yapımıza sıra gelsin
📍 Çin zulmü kadar kapsamlı bir zulüm, Çin kadar zulmün serbest ve perdeli, Gizileyebildiği bir yer yok.
🔴 Anne kucağında olması gereken Uygur çocukların içler acısı halı !!!….
"Madde 3 – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı "İstiklal Marşı"dır.
Başkenti Ankara'dır."
13 Ekim "Ankara'nın Başkent Oluşu"
Yüce Türk Milleti'ne ve Cumhuriyetin başkentine kutlu olsun, sonsuz olsun🇹🇷
#BaşkentAnkara
Laik, demokratik, sosyal ve çağdaş bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, aydınlık Türkiye'nin simgesi, büyük devrimci ve düşünce insanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gerçekleştirdiği Türk Devrimi'yle bizlere aydınlık yarınların kapılarını açmıştır. O'nun yaktığı ışık, bugünlerde yaşadığımız ve tanık olduğumuz karanlık çabalara karşın hiçbir zaman sönmeyecektir. Türk ulusu, Ata’sından aldığı emanete mutlaka sahip çıkacaktır.
Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, aramızdan ayrılışının 87. yılında üzülerek görüyoruz ki, bu yıl da 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü, Milli Eğitim Bakanlığı’nca ara tatile denk getirilmiştir.
Atatürk Haftası’nın 10-16 Kasım tarihleri arasında olduğu herkesin bildiği bir gerçektir. Bu tarihlere ara tatilin denk getirilmesi, bir “tesadüf” olarak görülemez.
Bu uygulama, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin Atatürk’ü anma törenlerine ve etkinliklerine katılmasını engellemeye yönelik bir uygulamadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi, çocuklarımıza Cumhuriyet’in değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini öğretmek ve onları bu bilinçle yetiştirmektir.
Eğitim-İş olarak diyoruz ki:
Atatürk’ün ulusun kalbindeki yeri asla silinemez!
Onu anmak, onun mirasına sahip çıkmak yalnızca bir görev değil, aynı zamanda bu ülkeye borcumuzdur.
Bu nedenle, 10 Kasım’da “Unutmadık, Unutturmayacağız!” diyerek okullarımızda olacağız. Öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle, Atatürk’e yakışır bir şekilde saygı ve özlemle onu anacağız.
Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrımızdır:
• Cumhuriyet karşıtlığına hizmet eden uygulamalardan vaz geçilmelidir!
• Ara tatil tarihleri yeniden düzenlenmelidir!
• Atatürk Haftası, tüm okullarımızda öğrenci, öğretmen ve halkımızın katılımıyla ulusumuza ve tarihimize yakışır şekilde anılmalıdır!
Atatürk’ün mirasını korumak için, bizler buradayız ve daima burada olacağız.
Sen de imzanla destek ol, sesimizi çoğalt!
Hemen İmzala
https://t.co/vOZjZ0Xb4l
#MustafaKemalAtatürk #10Kasım #Atatürk #Türkiye
İtalya'nın 75'ten fazla kentinde, İsrail'in tamamen boykot edilmesi ve tüm bağların koparılması talebiyle ülke çapında genel grev düzenlendi.
▪️İtalya, Başbakanı Meloni'nin Filistin Devleti'ni tanımayı reddetmesinin ardından Filistin destekçisi kalabalıklar sokaklara indi.
▪️Milano, Napoli, Floransa ve Torino gibi büyük şehirlerin sokakları milyonlarca protestocuyla doldu.
▪️Ülkede ulaşım, eğitim, lojistik ve diğer sektörleri etkileyen ve çok sayıda işçi sendikasının katıldığı genel grev nedeniyle 24 saat boyunca felç oldu.
▪️Filistin yanlısı liman işçileri, İsrail'e silah gönderilmesini engellemek için önemli limanlara erişimi engelleyerek birçok bölgede lojistiğin durmasına yol açtı.
▪️Milano'da ise polisin merkez istasyon yakınlarında göstericilerle çatışması ve kalabalığı kontrol altına almak için göz yaşartıcı gaz kullanması sonucu sokaklarda kaos yaşandı.
Protestocular şunları talep etti:
1) Filistin Devleti'nin tanınması.
2) İsrail'e silah satışlarının durdurulması.
3) Netanyahu hükümetine yaptırımlar.
4) Gazze'deki soykırımın sona ermesi.