Günlerdir beni “iftira atmakla”, “yalan söylemekle” suçlayan Melih Gökçek ve avanesi…
Belgeleri savcılığa sunacağımı anlayınca, TV100’de Sinan Burhan’a yaptıkları açıklamada; benim Onlar DOSYA programında ,Sözcü TV de anlattıklarımı ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdıklarımı harfiyen doğrulamışlar!
Hadi buyurun…
Yurt binasını da…
Vilbert’teki 8,5 milyon Euro’luk alışveriş merkezini de…
Lüksemburg’daki 180 milyon Euro’luk alışveriş merkezi pazarlığını da…
Harfiyen doğrulamışlar!
Günlerdir “yalan”, “iftira” dedikleri ne varsa, şimdi çıkıp kendi ağızlarıyla anlatıyorlar.
Daha durun…
Ben yeni başlıyorum.
İsparta’da şehit kardeşi 30 Ağustos törenlerinde Öcalan’ı protesto eden pankart açarak ve sarı torbayı sırtına bağlayarak protokolun önünden PKK’ya affa evet diyen milletvekillerini protesto ederek geçti. @zaferpartisi@zpgencresmi
Anıtkabir’deki 30 Ağustos töreninden çarpıcı görüntüler.
Atatürk’ün huzurunda İstiklal Marşı’nın okunduğu anlarda, 4’üncü Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Tümgeneral Emre Tayanç marşı gür bir sesle böyle söyledi.
“Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik”
-Yahya Kemal Beyatlı
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun
Melih Gökçek, belgeleriyle skandalı ortaya çıkaran Murat Ağırel’e saldırıyor. Almanya’da gayrimenkul aldıkları milyonlarca Euro’nun kaynağını açıklayamıyor. Oğluna TV kanalı, saray yavrusu binaları nasıl aldığını da açıklamıyor. Bu adam halen ‘utanmak’tan bahsedebiliyorsa bu ülkenin utancıdır.
Dünden beri bakıyorum, bir cinnet hâlindesiniz İ. Melih Gökçek Bey.
Durun, 6 yıldır yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı sıralayayım.
Trol saldırıları ✔️ Ev ve iş adresime linç kitapçıkları ⏳ Beyaz TV’de Onlar TV ve Murat Ağırel programı ⏳ …
Bu FETÖ mensubu hainleri siz iyi bilirsiniz. Oğlunuz bu hainlerin okulunda okudu, eşinizin adı bu hainlerin yetiştiği okulların tabelasında yer aldı. FETÖ’ye “parsel parsel” arazi veren, genel sekreteri FETÖ’cü olan, kapının önüne boş damacana gibi konulmuş belediye başkanı; FETÖ kumpasında yargılanmış bana “Sana FETÖ’cüler destek veriyor” martavalına sığınıyor. :)
Daha önce argümanınız PKK’ydı, sanırım “Terörsüz Türkiye” sürecinden mütevellit bugün DHKP-C olmuş. Yakında Guatemala’daki adı sanı bilinmeyen bir örgütün de beni gizliden desteklediğini iddia ederseniz…
Bırakın bu bıdı bıdıları.
Ben çok basit bir soru sordum:
Oğlunuzun ve onun eşinin 30 bin avro sermayeyle kurduğu şirket nasıl oldu da kısa sürede milyonlarca avroluk mal varlığına ulaştı?
Bu paranın kaynağı nedir?
Bu kadar basit.
Hodri meydan. Bekliyorum.
Ankara güven parkta, er gaziler eyleminde. Rahatsızlanıp hastaneye kaldırılan, ve vefaat eden. Bingöl 33 silahsız er olayında, sakatlanıp felç olan. Gazi Erdal Özdemir, memleketi Denizli'de Askeri törenle toprağa verildi..
Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum...
Söylenecek çok şey var 😔😔🇹🇷🇹🇷
İstanbul, Üsküdar’da bir bebeğin ve kadının bulunduğu aracı takip edip, saldıran ve hakaretler eden 2 insanımsı şahıs:
Diğer araçlar müdahale edince ve polis olunca kaçmışlar.
Bu gördükleriniz sadece kayda alınanlar. Her gün binlerce böyle şahıs birilerine saldırıyor.
Bunlar gibilerin olduğu yerde bu cezalar az bile.
İntihar etti diyip bize dayatan katillerle işbirliği içinde olan valinin görevden alınıp soruşturmaya alınması için daha ne olması gerek.
@abakingurlek@valiozanbalci75#RojinİçinAdalet
Henüz otopsi esnasında kardeşimin intihar ettiğini bize dayatan vali Google geçmişinde intihara meyilli olduğunu savunduğu aramaları biz kabul etmeyince kamuoyuna servis etmişti.
Bu gelişmeyle beraber Google aramalarının kendilerinin yaptığı apaçık ortaya çıkmıştır. İntihar süsü vermek için bu yola başvurup uzaktan Google hesabı üzerinden telefona müdahalede bulunmuşlar.
Sayın Adalet Bakanına Çağrımdır :
Devletin mevki ve makamını, gücünü kullanarak cinayetin üzerini kapatmaya çalışan şahıslar hakkında gerekli bütün soruşturma yapılmalıdır.
@abakingurlek
#RojinİçinAdalet
Müvekkilimiz Rojin Kabaiş’in 11 Eylül 2024 tarihindeki ameliyat kayıtları ile otopsi ATK raporlarının adli-tıbbi incelemesi, ölümün arkasındaki felaket gerçeği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur.
Müvekkilimizin 15 Ekim’de cansız bedeninin bulunmasının ardından yapılan otopside, midesinde ve iç organlarında Rocuronium, midesinde ise Ornidazole tespit edilmiştir.
Normal şartlarda vücutta parazit veya anaerob bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve cerrahi müdahaleler sonrası enfeksiyonu önlemek (profilaksi) amacıyla kullanılan bir antibiyotik olan Ornidazole’in ve ameliyathane dışında temini imkânsız, solunum kaslarını saniyeler içinde felç eden ölümcül kas gevşetici Rocuronium’un midede bulunması olayın seyrini netleştirmiştir.
Yarılanma ömrü sadece 30 ila 90 dakika olan Rocuronium’un 11 Eylül’deki ameliyattan haftalar sonra yapılan otopside taze halde çıkması biyokimyasal olarak imkânsızdır.
Bu adli veriler; müvekkilimizin 15 Ekim’de bulunmasından hemen önce, bu kimyasallara erişim yetkisi olan kişilerce mide yoluyla Ornidazole ve özellikle Rocuronium verilerek bayıltıldığını ve solunumu felç edilerek katledildiğini kanıtlamaktadır.
Türk askerlerinin şehit edildiği lanet olası ilk terör eylemini kutlayanlara halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten dava dahi açmayacaksınız fakat Türkiye Cımhuriyetini savunanlar en küçük bir sert eleştirilerinde tutuklanacak öyle mi? @zaferpartisi@zpgencresmi
2023’te rakibini PKK ile gizli iş birliği yapmakla suçla, “Bunları seçerseniz Apo’yu serbest bırakırlar” diyerek milleti korkut.
Aradan üç yıl geçsin…
Bugün, dün suçladıklarınla aynı süreçte buluşup PKK’lıları affetmek için yasal düzenleme yap.
Peki şimdi ne oldu ?
Dün söylediklerin mi yalandı, bugün yaptıkların mı?
Eğer bugün yaptığın doğruysa, 2023’te millete anlattıkların neydi?
Terörün bitmesini herkes ister. Benim itirazım buna değil.
Benim itirazım; “terörü bitiriyoruz” paketi ile sunulan ülkeyi bölünmenin eşiğine sürükleyen bir sinsi planın ilk adımının atılmasınadır.
Daha önce de “merak etmeyin, böyle olmayacak” denildi ve defalarca aldatıldınız.
“Hayır öyle değil” diyenlerin hepsi ileriyi göremeyen daha önce de defalarca aldatıldık diyenlerdir.
Devlet yönetiminde sizin saflığınızın bedelini millet ödemek zorunda değildir!
Bu ülke sizin deneme tahtanız, milletin iradesi de siyasi hesaplarınızın malzemesi değildir!
Ben barışa karşı değilim.
Terörün bitmesini, silahların susmasını, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesini istiyorum.
Ama barış istemek başka, AKP’nin getirdiği her düzenlemeye sorgusuz sualsiz “evet” demek başkadır.
Ben bu iktidara güvenmiyorum.
Çünkü bir taraftan “demokrasi ve toplumsal barış” diyorsunuz, diğer taraftan demokratik siyasetin alanını her geçen gün daraltıyorsunuz.
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi, kendisi cezaevinde.
Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor, görevlerinden uzaklaştırılıyor.
Muhalefet partilerinin yöneticileri hakkında soruşturmalar ve fezlekeler gündemden düşmüyor.
Meşru, demokratik ve silahsız siyaset yapan insanlar ceza hukukuyla karşı karşıya bırakılıyor.
AYM kararlarının gereği yerine getirilmiyor.
AİHM kararları uygulanmıyor.
Kayyum uygulaması devam ediyor.
Sonra aynı iktidar bize “demokrasi”, “hukuk” ve “toplumsal barış” diyor.
Ben de soruyorum:
Mevcut hukuku uygulamayan bir iktidarın yeni hukuk vaadine neden güvenelim?
Ayrıca bu çerçeve yasanın gelecekteki seçimlerin, Meclis aritmetiğinin veya başka siyasi hesapların aracı olmayacağının güvencesi nedir?
Ben AKP’nin siyasi hesabına ortak olmayacağım.
Çünkü kalıcı barış siyasi hesaplarla değil; hukukla, demokrasiyle, adaletle ve toplumsal güvenle kurulur.
Önce AYM kararlarını uygulayın.
Önce AİHM kararlarının gereğini yerine getirin.
Önce sandık iradesine saygı gösterin.
Önce iktidara da muhalefete de aynı hukuku uygulayın.
Sonra bize demokrasi ve hukuk devleti anlatın.
Benim tavrım çok açık:
Barışa EVET.
Terörün bitmesine EVET.
Silahların susmasına EVET.
Demokratik çözüme EVET.
Ama hukuksuzluğa HAYIR.
Çifte standarda HAYIR.
Barışın siyasi ve seçim hesaplarına alet edilmesine HAYIR.
Benim HAYIR oyum barışa değil, bu iktidarın güven vermeyen hukuk ve demokrasi anlayışınadır.
Bu nedenle bu hâliyle çerçeve yasaya oyum nettir:
HAYIR.