SANDIKTA GÖRÜŞÜRÜZ!
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Buca Belediye Meclisi’nde yaşanan gelişmeler sonrasında yaptığı “sözde zafer” açıklamalarını hayretle izliyoruz.
Ortada ne Buca’ya kazandırılmış bir hizmet vardır ne çözüme kavuşmuş bir sorun ne de vatandaşın hayatına dokunan bir başarı hikâyesi. Buna rağmen büyük bir siyasi başarı elde edilmiş gibi yapılan açıklamalar, milletin aklıyla alay etmektir.
Bugün zafer naraları atanlar, önce kendi siyasi anlayışlarının demokrasiyle ne kadar bağdaştığını sorgulamalıdır. Meclis üyeleri üzerinde kurulduğu iddia edilen baskılar, kulislerde konuşulan siyasi yönlendirmeler ve kamuoyunda uzun süredir tartışılan yöntemler hakkında tek kelime etmeyenlerin demokrasi söylemleri inandırıcılıktan uzaktır.
Buca’nın gündemi koltuk hesapları değildir. Buca’nın gündemi trafik, altyapı, kentsel dönüşüm, temizlik ve yıllardır çözülemeyen sorunlardır. Ancak CHP yönetimi yine hizmet yerine algı operasyonlarını, çözüm yerine siyasi gösterileri tercih etmektedir.
Milletin verdiği yetkiyi bir güç gösterisine dönüştürmeye çalışanlar şunu iyi bilmelidir: Siyasi manevralarla elde edilen geçici sonuçlar, halkın vicdanında karşılık bulmaz. Kendilerini dokunulmaz görenler de, her fırsatta demokrasi dersi vermeye çalışanlar da günü geldiğinde milletin hakemliğinden kaçamayacaktır.
Bugün belediye meclislerinde çoğunluk hesapları yapanlar, yarın sandıkta milletin çoğunluğuyla karşılaşacaktır. Çünkü Bucalı hemşehrilerimiz kimin hizmet ürettiğini, kimin siyasi tiyatro sergilediğini çok iyi görmektedir.
Bizim için ölçü birkaç kişinin alkışı değil, milletin iradesidir. Bugün sözde zafer ilan edenlere buradan açıkça sesleniyoruz:
Kendinizi galip ilan etmekte acele etmeyin. Milletin hükmü henüz verilmedi. O gün geldiğinde siyasi hesapların değil, halkın iradesinin ne kadar güçlü olduğunu hep birlikte göreceğiz.
Unutmayın; meclis salonlarında kurduğunuz türlü türlü hesaplar olabilir ancak son hesabı millet sandıkta sorar.
SANDIKTA GÖRÜŞÜRÜZ!
Cihangir Sağır
AK Parti Buca İlçe Başkanı
İzmir siyaseti için ilklerin günü.
İlk defa Gündoğdu Meydanı'na çıkan bir sokakta yapılan bir mitinge İzmir olarak şahit olduk.
Mitingi yaptığınız yeri İzmirliler çok iyi bilir.
Normalde polis memurlarımızın Gündoğdu mitinglerine giriş için arama ve kontrol yaptığı sokakta toplanabildiniz.
Bari kabul edin, İzmirli hemşehrilerimizi kirli algılarınıza alet etmeyin.
İzmir, kavgalarınızın tarafı değil!
Biz kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız.
Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz.
Bizimle aynı yolda olan milyonlarla birlikte eğilmeden, bükülmeden, yılmadan ve yorulmadan yürümeye devam edeceğiz.
Sayın Özgür Özel; beni sarhoş kafayla ayar verdiğin o arkadaşlarınla sakın karıştırma!
Seçilmiş bir kadın başkanın yuvasına ve aile mahremiyetine fütursuzca dil uzatan, yol arkadaşlarına WhatsApp’tan galiz küfürler saydıran, Özkan Yalım'ın en yakın mesai arkadaşı sen; bize saygı ve ahlak dersi verecek en son kişisin!
Senin İzmir’e gelişinle ilgili benim tek çekincem şu: İnşallah makam aracının arkasında o meşhur renkli valizlerle gelmemişsindir...
Kendi ellerinle aday gösterdiğin belediye başkanları tarafından tehdit edilerek hizaya getirilmeye fazlasıyla alışmışsın.
Her gün bir başkası tarafından şantaja uğruyorsun, çünkü sırtındaki o kirli bagaj çok ağır.
Kapalı kapılar ardında aldığın paraları ifşa etmekten bahsediyorlar.
Sen şimdiden CHP tarihine 'rüşvet toplayan, besleme bir Genel Başkan' olarak geçtin!
O şantajlar, o pazarlıklar sana işleyebilir ama senin kameralar önünde bana savurduğun kof tehditler bize vız gelir!
O kürsüde sen hamaset yaparken seni alkışlayan o belediye başkanlarına da sakın güvenme.
Çok yakında onların da tehditleri başlar...
Şimdi çık ve attığın o iftiraların tek birini ispatla!
İspatlayamıyorsan müfterisin.
Ben İzmir çocuğuyum!
Benim bu şehre olan sevdamı, İzmir’i 25 yıldır geriye götürenler asla anlayamaz.
Oylarınız İzmir’de yerlerde süründüğü ve 25 senelik o sahte tiyatronuzu nihayet bozduğumuz için kameralar karşısında böyle çaresizce ağlama.
İlk seçimde İzmir’i sizden kurtaracağız.
İzmir, sizden kurtulacağı o günü bekliyor!
AK Partili olmak demek, en önde kurallara ve nizama uymak demektir.
Kendine ayrıcalık aramak, milletten ayrışmak bizim siyasi duruşumuzla asla bağdaşmaz.
Parti Logomuzu kullanarak araç camlarına bırakılan kartlarla kendine imtiyaz yaratmaya çalışanların bu eylemlerini AK Parti olarak kınıyoruz.
Ve takipçisiyiz.
Milletimize rahatsızlık veren her konunun bizzat takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Lütfen bu yetkisiz ve haksız materyallere itibar etmeyiniz.
AĞZI BOZUK CEMİL TUGAY’A CEVABIMDIR!
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde şahsıma ve partimize yönelik sarf edilen, devlet adamlığı vakarından uzak, hezeyan dolu açıklamaları hayretle değil, bu şehir adına büyük bir utançla takip ettim.
Bu galiz ifadelere karşı onun seviyesine inmeden, o kibir dolu ve yalan söylemleri tek tek yanıtlıyorum:
1. "KÖTÜ HUY" ARAYAN KENDİ YÖNETİMİNE BAKSIN!
Öncelikle İzmir’de kaybedilen bir canın hesabını sorarken kimseden izin alacak değiliz. Şahsıma "kötü huylu" diyerek dil uzatan Tugay’a sormak gerekir:
Bizim "kötü huyumuz", evladını kaybeden acılı bir ailenin yanında durmak mıdır?
Yoksa sizin "iyi huyunuz"; İHMALLER ZİNCİRİYLE BİR CANIN GİTMESİNE NEDEN OLUP, SONRA O AİLENİN FERYADINI "ŞOV" OLARAK NİTELEMEK MİDİR?
2. ACININ İSTİSMARI DEĞİL, İHMALİN BELGESİ!
Biz o eve, sizin iğrenç bakış açınızla ifade ettiğiniz "kamera şovu" için değil; sahipsiz bıraktığınız bir ailenin feryadını duyurmak için gittik.
Siz koltuğunuzda "hassas konular" diyerek kelime oyunu yaparken, biz o insanların yüreğindeki yangını gördük. O iş kamyonunun "olmaması gereken yerde" ne işi vardı?
"TALİMAT YOK" diyerek sorumluluktan kaçamazsınız! EĞER TALİMATINIZIN OLMADIĞI YERDE İŞÇİNİZ CAN VERİYORSA, BU SİZİN YÖNETİMSEL ACZİYETİNİZİN EN BÜYÜK KANITIDIR!
3. KÜFÜR SİZİN, ÇİLE İZMİRLİNİNDİR: BU REZALETİN ÖZETİDİR!
Cemil Tugay, meclis kürsüsünden savurduğunuz o iğrenç ifade, aslında içine düştüğünüz yönetim acziyetinin ve bastıramadığınız kibrinizin dışa vurumudur.
"BU MEMLEKETİN AĞZINA ETTİNİZ" DİYE BAĞIRIRKEN, ASLINDA 25 YILDIR BİR ARPA BOYU YOL ALDIRMADIĞINIZ, İHMAL VE BECERİKSİZLİĞE MAHKUM ETTİĞİNİZ İZMİR’İN İTİRAFINI MI YAPIYORSUNUZ?
* Körfez’i kokutan, denizi öldüren biz değiliz, sizsiniz!
* İzmir’i susuzluğa, çamur, çukur ve çöp dağlarına gömen biz değiliz, sizsiniz!
* Yolları köstebek yuvasına çeviren, ulaşımı çile haline getiren biz değiliz, sizsiniz!
Kendi işçisinin can güvenliğini bile sağlayamayan bu köhne zihniyetin ta kendisidir!
SAYIN TUGAY, ŞEHRİ YÖNETEMEDİĞİNİZ HER GÜNÜN HINCINI KÜFÜR SAVURARAK MI ÇIKARACAKSINIZ? BU MİLLET SİZE "KÜFÜR ET" DİYE DEĞİL, "HİZMET ET" DİYE O KOLTUĞU EMANET ETTİ.
4. MECLİS ÜYELERİNİ DİNLEMEMEK, HALKI DİNLEMEMEKTİR!
Meclis kürsüsünden "Bazı insanları dinlemek istemiyorum" diyerek sergilediğiniz tavır, kibrinizin vesikasıdır. Dinlemeye tahammül edemediğiniz o meclis üyeleri, halkın iradesiyle seçilmiş insanlardır.
ORASI SİZİN BABANIZIN ÇİFTLİĞİ DEĞİL, İZMİR’İN KARAR ORGANIDIR! ELEŞTİRİYE TAHAMMÜLÜNÜZ YOKSA, O KOLTUĞU MEŞGUL ETMEYECEKSİNİZ!
5. BELEDİYE SİZİN ŞAHSİ İŞLETMENİZ Mİ?
Bir de çıkmış Belediye Meclisi’nde "Hanginiz bu şehir için cebinden 5 kuruş harcadı?" diye sorma cesaretinde bulunuyorsunuz. Bu bir belediye başkanının düşebileceği en acı vizyonsuzluktur.
Bu şehir, sizin şahsi lütfunuzla veya birilerinin cebinden çıkaracağı harçlıkla değil; liyakatle, projeyle ve bütçe disipliniyle yönetilir.
SİZ BELEDİYEYİ İFLAS ETMİŞ BİR AİLE ŞİRKETİ GİBİ Mİ GÖRÜYORSUNUZ Kİ TOPU "ŞAHSİ PARAYA" GETİRİYORSUNUZ?
BAŞKALARININ CEBİNİN HESABINI TUTACAĞINIZA, MİLLETİN PARASINI NERELERE ÇARÇUR ETTİĞİNİZİN HESABINI VERİN!
6. SİZİ RAHATSIZ ETMEYE DEVAM EDEĞİZ!
Bizi "belediyeyi suçlayacak konu aramakla" ve "kameralarla gezmekle" itham etmişsiniz ya hani. Siz belli ki alışmışsınız; sahada olmayan, etliye sütlüye karışmayan, sadece koltuk dolduran vekillerinize...
ŞUNU İYİ BİLİN: BİZ SİZİN ALIŞTIĞINIZ O "MONŞER" VEKİLLERDEN OLMADIK, OLMAYACAĞIZ!
İzmirli hemşehrilerimizden aldığımız yetkiyle; ihmal ettiğiniz her sokakta, mağdur ettiğiniz her hanede bizi görmeye devam edeceksiniz.
SİZİ RAHATSIZ ETMEYE, YALANLARINIZI VE BECERİKSİZLİĞİNİZİ YÜZÜNÜZE VURMAYA DEVAM EDECEĞİZ!
Siz aynaya baktığınızda "engellenen bir kahraman" görmek istiyor olabilirsiniz; ancak siz İzmir’in tarihine KAYBEDİLEN EN ACI 5 YIL olarak geçeceksiniz.
"Kütük değiliz" diyorsunuz ya; o halde önce varsa vicdanınızın sesini dinleyin, sonra İzmirlinin yüzüne bakın. TABİİ BAKACAK YÜZÜNÜZ KALDIYSA!
İzmir'in hayrına olan bir işte, birlikte iş yapabilme kültürü ile ortak hareket edilebilecekti.
Şehrin göbeğinden kaldırarak, yıktığımız Buca Cezaevi arazisinin, daha önce CHP'li Büyükşehir tarafından AVM ve ticaret alanı olarak yapılan planı en sonunda iptal edilebilecek, bu alan Buca'mıza ve İzmir'imize kazandırılabilecekti.
Ortak akıl ile yapılan çalışmayla, önce 12.01.2026 tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisi'nde olumlu görüş vererek yeni planları onayladınız.
Aynı planın alt ölçeklerini de 06.02.2026 tarihinde bu sefer Buca Belediye Meclisi'nde onayladınız.
Hatta kendi partinizden bir Milletvekili plana eleştiri getirdiğinde, "Ahkam kesmekle olmaz, 18 Milyar TL yükün altına belediyeyi sokamam" dediniz.
Şimdi ise, 10.04.2026 tarihinde kendinizin hazırlayıp kendinizin kabul ettiği planları iptal ettiniz.
Dün "evet", bugün "iptal"...
Yarın ne? Yazı tura mı!
Buca Cezaevi planları konusunda geçmişe gittiğimizde, komisyon ve meclislerde 3 yıl içerisinde 8 farklı oy kullanan CHP'li Belediye Meclis Üyeleri var. Bunlardan biri de Büyükşehir Belediye Başkanı!
3 yıl içerisinde aynı konu, aynı olay, 8 farklı oy!
Siyaseti geçtim, insanın biraz kendine öz saygısı olur.
Nereden baksan tutarsızlık.
Siz kendinize yakışanı yapın!
Biz de kendimize yakışanı yaparız!
Buca'da yeni bir Basmane Çukuru oluşturmanıza izin vermeyeceğiz.
Geçmişte AVM ve ticaret alanı olarak planladığınız bu arazideki "rantsal hayallerinizi" aynı eski Buca Cezaevi gibi yıkıp geçeceğiz.
Bakanlığımız, toplam 78 bin 208 metrekarelik Buca Cezaevi arazisinde; yeşil alanları, sosyal donatıları, yolları, okul alanları, otoparkları ve parklarıyla İzmir'imize değer katacak gerekli planlamaları yapar, yola kararlılıkla devam ederiz.
Aynı size rağmen yaptığımız Konak Tüneli, Göztepe Gürsel Aksel Stadyumu, Alsancak Stadyumu ve daha nice eser gibi...
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın son açıklamaları bardağı iyice taşırmıştır.
✅ Sayın Genel Sekreterimizi ve Sayın İl Başkanımızı araya koyarak randevular aldınız,
✅ Alınan randevular neticesinde, Sayın Bakanlarımızla çokça kez bir araya geldiniz,
✅ Yine Genel Sekreterimizle birlikte de Bakanlıklara ziyaretler gerçekleştirdiniz,
✅ Hem Bakanlarımıza, hem Genel Sekreterimize, hem de bizlere İzmir'in meselelerinde verilen destekler neticesinde defalarca teşekkürler ettiniz,
Kapalı kapılar ardında ifade ettiğiniz bu memnuniyeti ve minnettarlığı, kamuoyu önünde aynı açıklıkla tekrar etme cesareti gösterememenizi bir noktaya kadar anlayışla karşıladık.
"İnsanlık halidir" dedik.
"Belki siyasi çevresine, kendi parti örgütüne karşı mahcup hissediyordur" dedik.
"Teşekküre de gerek yok, yeter ki İzmir kazansın" dedik.
Sonra çıkıp bir yayında "Gerçeklere ve siyasi nezakete yakışmayacak şekilde" Bakanlık randevularına yönelik asılsız açıklamalar yaptınız.
Bir yandan tekrar görüşebilmek için aracılar devreye sokup, bir yandan da bugün bu ifadeleri kullanmanızı kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Bugün de açıkça görülmüştür ki, mesele bir KİŞİLİK ve KARAKTER meselesidir.
Çok açık söylüyorum.
Bu şehirde seviyeyi düşüren, bulunduğu makamın itibarına gölge düşüren, kullandığı üslupla nezaket sınırlarını aşan biri varsa, o da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'dır.
Sadece siyasi rakiplerine değil, kendi milletvekillerine, eski-yeni belediye başkanlarına karşı dahi galiz ve yakışıksız ifadeler kullanmaktan çekinmeyen bir anlayışla karşı karşıyayız.
Havaalanında, şu an aktif bir belediye başkanına yönelik herkesin içerisinde ettiğiniz küfürler, kadın bir belediye başkanı ile basın üzerinden seviyesiz tartışmanız tüm kamuoyunun malumudur.
Üzülerek görüyoruz ki, devlet adabından, kamu ciddiyetinden ve temsil sorumluluğundan gereken dersi almamışsınız.
İzmir gibi zarafetiyle, kültürüyle ve siyasi olgunluğuyla öne çıkan bir şehre, böylesine nezaketsiz, böylesine ölçüsüz ve böylesine seviyesiz bir üslup asla yakışmamaktadır.
Anlaşılan odur ki amacı hizmet üretmek değil, gerilim üretmektir. Gerginlikten siyasi alan açmaya, kutuplaşmadan kişisel prim devşirmeye çalışmaktadır.
Ancak ne yaparsa yapsın, biz İzmir'i germeye yönelik bu siyasetin bir parçası olmayacağız.
Bizim derdimiz polemik değil, İzmir'dir.
Bizim önceliğimiz kavga değil, bu şehrin meselelerinin çözümüdür.
İzmir'imizi, Cemil Tugay'ın başarısızlıklarını perdelemek için yaptığı seviyesizliklere, kişisel hırslarına, sığ polemiklerine ve anlamsız tartışmalarına mahkum etmeyeceğiz.
Biz o gün AK Parti olarak itiraz etmeseydik bugün o bina zaten CHP tarafından özel bir vakfa peşkeş çekilmiş olacaktı.
Bugün provokasyon yaratmaya çalışan Cemil Tugay, o gün İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesiydi ve bu peşkeşe hiç itiraz etmedi. @drcemiltugay
Bugün provokasyon yaratmaya çalışan Ednan Arslan o gün de İzmir Milletvekiliydi ve bu peşkeşe hiç itiraz etmedi. @ednanarslanchp
Bugün provokasyon yaratmaya çalışan Deniz Yücel o gün CHP İl Başkanıydı ve bu peşkeşe hiç itiraz etmedi. @avdenizyucel
Sahi biz o gün mahkemeye başvurmasaydık, İstanbul'dan birinin o binaya konmasına göz mü yumacaktınız?
Eski DGM binasının tapusu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nündür.
Tahliye işlemini durdurmak için açtığınız dördüncü davada da talebiniz reddolmuştur.
Tahliye işlemine yönelik hukuki süreç sonlanmıştır.
Anayasamızın 138. Maddesinin son fıkrası gereğince "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
Haksız olduğunuzu söyleyen BİR değil, tam DÖRT AYRI MAHKEME KARARI var.
Hafta sonu yaptığınız açıklamada, sürenin pazartesi günü (bugün) dolduğunu ifade etmiştiniz.
Şimdi Fransa'dan tam aksi şekilde, bambaşka açıklamalarda bulunuyorsunuz.
Gerçi sizin günaşırı değişen, bu tip çelişkili açıklamalarınıza hepimiz alıştık.
Gerçek şudur.
İstanbul'daki bir özel vakıf üniversitesine devretmeye çalıştığınız, İzmir'e ait olan o bina bugün olması gerektiği gibi artık İzmirli hemşerilerimizin oldu.
Sürekli yalanlarınızın ortaya çıktığı, başarısızlıklarınızı ve beceriksizliklerinizi gizlemek için kullandığınız bu sahte gündemleri bırakın.
Her yıl merkezi bütçeden İzmir'imize aktarılan, 130 Milyar gibi devasa bir kaynak kullanıyorsunuz.
İzmir'in, hemşehrilerimizin gerçek sorunları ortada.
Trafiğe, bozuk yollara, musluktan akmayan suya, toplanmayan ve bertaraf edilemeyen çöplere ilişkin bir şeyler yapın, İzmir'in gerçek sorunlarına çözüm üretin!
Not: CHP'li Milletvekillerine;
1- İzmir'in malı İstanbul'da bir vakıf üniversitesine verilirken nerelerdeydiniz, niye sesiniz hiç çıkmadı?
2- Cemil Tugay'a güvenmeyin. Her gün değişen ve birbiriyle çelişen söylemleriyle sizi boşa düşürür.
Tarih: 25 Kasım 2021! 📄
CHP’li Belediye Başkanı imzasıyla İzmir’in öz kaynakları İstanbullu vakıflara altın tepside sunulurken dillerini yutanlar, bugün devletin kurumuna karşı sahte bir isyan başlatıp şov yapıyor!
Bugün orada polisimize zorluk çıkartan şahıslara soruyorum!
25 Kasım 2021'de kapalı kapılar ardında o peşkeş belgelerine imzalar atılırken neredeydiniz?
Sizin İzmir sevginiz hiçbir zaman olmadı, sadece maskeniz vardı!
O gün sus pus olan milletvekilleri ve CHP’li siyasiler; ne kadar iki yüzlüsünüz!
Siz bu güzel şehre karşı hep iki yüzlü oldunuz, kapalı kapılar ardındaki gerçek ajandanızı hiçbir zaman şeffaflıkla ortaya koyamadınız.
Bugün orada sahte kahramanlık yapması gerekenler siz değilsiniz!
Eğer 2021 yılında İzmir'in malları dağıtılırken bu peşkeşe itiraz edebilmiş omurgalı tek bir CHP’li yönetici varsa, İzmirliler olarak bizim muhatabımız ancak odur!
Gerisi sadece kötü bir tiyatrodur.
Bu mücadele nettir: Bu mücadele; İzmir’i gerçekten dert edinenler ile İzmir’i kendi çıkarlarına peşkeş çekenlerin mücadelesidir.
O hımbıl belediye başkanının inisiyatifine kalsaydı, buralar çoktan belli rantsal çevrelere teslim edilmişti.
İzmirli hemşehrilerim, gönlünüz ferah olsun.
Şehrimize yakışır, İzmirli gençlerimizin geleceğine armağan edeceğimiz muhteşem bir eser kazandıracağız.
Bize güvenin, İzmir'in enerjisini sömüren bu iki yüzlü sahtekarlara asla prim vermeyin.
İzmir sahipsiz değildir!
İzmir’in hakkını, AK Parti kadroları var olduğu müddetçe bu sahtekarlara asla yedirmeyeceğiz! 🇹🇷👇
Zamanında yapılan yanlışlara karşı duruşumuz neyse, bugün de İzmir’in menfaatini koruma azmimiz aynıdır. 2021 yılında meclis grubumuzun şerh koyduğu, mülkiyet tartışmalarına zemin haz��rlayan hatalı adımların faturasını bugün İzmirli hemşehrilerimiz ödememelidir.
Tapusu da, ruhu da bu kente ait olan Meslek Fabrikası’nı, geçmişteki idari hataların ve bugünkü siyasi şovların malzemesi yaptırmayacağız. Kanun gereği İzmirlinin malı İzmir’de kalmıştır; asıl olan bu değerin polemiklerle değil, gerçek hizmetle anılmasıdır.
İzmir’in değerlerini korumak kadar, o değerleri hemşehrilerimizin en yüksek faydasına sunmak bizim sorumluluğumuzdur.
Tek önceliğimiz; İzmir’in hakkını yine İzmirliyle buluşturmaktır.
Fransa uçağından yalanlara devam ediliyor.
1-Eski DGM binasının tapusu, Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlıdır.
Aşağıda tapu kaydını da paylaşıyorum.
Türk Medeni Kanunu'na göre taşınmaz mülkiyeti, kural olarak tapu siciline yapılan tescil ile kazanılır.
Bu ilkenin doğal sonucu açıktır.
Tapu kimin adına kayıtlıysa, mülkiyet hakkı da ona aittir.
Dolayısıyla, "mülkiyet hakkı yüzde yüz belediyeye ait ve tapu belediyede" demek koca bir yalandır.
2-Bugün çıkıp, "bu binayı biz bu hale getirdik, masrafı belediyece yapıldı" demek gerçek dışıdır.
Eski DGM binasının, Meslek Fabrikası amacıyla gerçekleştirilen dönüşüm sürecinde, 2014 rakamlarıyla toplam 3 milyon 105 bin 970 liralık bir kaynak kullanılmıştır.
Bu bütçenin yüzde 75'lik kısmı, İzmir Valiliği-İzmir Kalkınma Ajansı tarafından karşılanmıştır.
Dönemin İzmir Valisi ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yaptıkları protokol ortadadır.
3- Eski DGM binası, çok değil 2021 yılında, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla İstanbul merkezli Adıgüzel Vakfı'na verilmiştir. Söz konusu meclisin üyeleri arasında şu anki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da bulunmaktadır.
Bu belediye meclisi kararı, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Özgür Hızal tarafından dava edilmiş ve mahkeme tarafından bu karar iptal edilmiştir. Ve İzmir'in malı İzmir'de kalmıştır. Mahkeme kararını aşağıda paylaşıyorum.
Sayın Tugay ve CHP İzmir Milletvekilleri'ne sormak lazım.
İzmir'in malı İstanbul'a verilmek istenirken nerelerdeydiniz!
4- Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce başlatılan tahliye işlemine yönelik, ikisi adli ikisi idari mahkeme olmak üzere belediyece dört dava açılmıştır. Açılan dört dava da tahliye işleminin durdurulmasına yönelik talep reddedilmiş ve tahliye sürecine yönelik hukuki süreç sonlanmıştır.
Bu konuda şu husus da çok önemlidir ve iyi bilinmelidir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, mazbut vakıfları yöneten, ecdat yadigarı tarihi eserleri koruyup yaşatan ve vakıf gelirlerini burs, yardım ve sosyal destek mekanizmaları aracılığıyla topluma aktaran köklü bir kamu kurumudur.
Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "milletin serveti" olarak nitelediği vakıf müessesesi, bu kurum eliyle yalnızca geçmişin mirasını korumakla kalmaz; aynı zamanda bugünün ihtiyaçlarına cevap veren, yarının toplumsal dayanışmasını inşa eden güçlü bir sosyal yapı olarak varlığını sürdürür.
İzmirli hemşehrilerimizin gönlü ferah, içi rahat olsun.
Burada, şehrimizin ruhuna yakışan; estetiğiyle, işleviyle ve vizyonuyla İzmir'imize değer katacak muhteşem bir eseri hep birlikte hayata geçireceğiz.
Gençlerimizin hayallerine alan açan, geleceğine yön veren, umutlarını büyüten bu eser; aynı zamanda yarınlara bırakacağımız güçlü bir iz olacaktır.
Mikrofonu görünce aslan kesilip 'korkulu rüyan olacağım, ipliğini pazara çıkaracağım' diye şov yapmak işin kolayı.
Benim veremeyecek tek bir hesabım yok.
Öyle uzaktan bağırarak kabadayılık olmaz.
Elinden geleni ardına koyan namerttir.
HODRİ MEYDAN!
Torbalı’da biriken yağmur suyunda aracında mahsur kalıp vefat eden Mehmet Ekinci’yi anarken İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Levent Yıldır söz hakkıma müdahale etti.
Ne kadar engel olmaya çalışırsanız çalışın; ihmallerinizin üstünü örtemeyeceksiniz!
Yağmur suyunu tahliye edemeyen, yolların bakımını yapamayan Torbalı Belediye Başkanı SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ!
Ben abartmadan söyleyim Sayın @eczozgurozel;
Maraş’ın yolları böbrek düşürüyorsa, İzmir’in yolları sabır taşı çatlatıyor.🤦🏼♀️
Hangisi daha tıbbi bir başarı, tartışılır.🤷🏼♀️
📍 İzmir
İzmir Kadın Kolları İl Danışma Meclisi Toplantımızda, davamızın İzmir’de her geçen gün daha da güçlendiğini bir kez daha gururla gördük.
AK Parti, özünde bir kadın hareketidir. 6 milyona yaklaşan üyesiyle dünyanın en büyük kadın teşkilatlarından birisi.
İzmir’i tanımayan, bu şehirle bağı olmayan siyaset mühendislerine karşı; İzmir’in iradesini, emekçinin hakkını ve milletimizin sesini savunmayı sürdüreceğiz. Bu şehri ihmale, beceriksizliğe ve ilgisizliğe teslim etmeyeceğiz.
İzmir Kadın Kollarımıza emekleri, inançları ve kararlılıkları için yürekten teşekkür ediyor; bu kutlu davada omuz omuza yürümekten onur duyuyoruz.
*CHP İŞTE BUDUR*
*“AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE”*
Buca Belediyesi iflasın eşiğine sürüklenmiş, emekçiler aylarca maaş alamamış, sokaklar çukur ve çöp yığınlarıyla yaşanamaz hale gelmişken; CHP’li Belediye Başkanı Görkem Duman’ın adeta Buca’lı halkıyla dalga geçer gibi Phuket’te tatil yapması artık bir skandal değil, ahlaki bir çöküştür.
Asıl vahim olan ise bu rezaleti savunmakla görevli CHP İzmir İl Başkanı @GucCagatay , “Tatile gitti diye tutuklasınlar mı?” diyerek halkın yaşadığı dramla alenen alay etmesidir. Bu sözler talihsiz değil, hadsizdir. Bu sözler espri değil, Bucalıya hakarettir.
Soruyoruz:
Maaşını alamadığı için evine ekmek götüremeyen işçiye mi “ironi” yapıyorsunuz?
Çöpten, çukurdan yürüyemeyen vatandaşa mı ��mizah” öğretiyorsunuz?
Ortada tatil değil, görev terk edilmiştir.
Ortada espri değil, sorumluluktan kaçış vardır.
Ortada yönetim değil, beceriksizlik ve umursamazlık vardır.
CHP’li belediyecilik Buca’da sadece sınıfta kalmamış, iflas bayrağını çekmiştir. Bugün Buca’da yaşanan tablo, CHP’nin yönetme kapasitesinin olmadığının en açık belgesidir.
Bucalılar sahipsiz değildir.
Bu rezalet normalleştirilemez.
Bu pişkinlik örtülemez.
Bu hesap mutlaka sorulur.