9 yıllık meslek hayatımda edindiğim en önemli ve hayat kurtarıcı 2 tecrübe:
-Hastaya ağrının zamanını ve şeklini şiddetini mutlaka sormak. İlk olan, şiddetli, anormal ağrıların hepsini tekrar sorgulayın.
-Hastaları taburcu ediyorsanız, uyarın: “Ağrıda değişiklik olmazsa, devam ederse, ağrı geçmezse ya da ağrı şiddetlenirse mutlaka tekrar acile hastaneye başvurun”.
Erkek dediğin;
- 200k maaşı olacak.
- Yabancı dil bilecek (en az 5 dil).
- Uzun boylu olacak (1.88).
- Evi olacak (üç katlı havuzlu).
- Özür dilemesini bilecek.
- Arabası olacak (Mercedes).
- Hiç sevgilisi olmamış olacak.
- Gamzeli olacak.
- Yakışıklı olacak.
- Çok konuşmayacak
>83 yaşında bir hastam, depresyondan dolayı bize yatmıştı. Çok şeker Alman bir amca. Mesai bitti eve gittim, yolun karşısında gülümseyerek Türkçe “iiii akşamlar” diye seslendi. Şaşırdım. Gülümsedim. Ertesi gün klinikte gördüm, bir şey sordu cevapladım yine gülümseyerek Türkçe “iii akşamlar” dedi, uzaklaştı. Masa tenisi oynamış, plank yapmış, kolu ağırmış bana göründü “sizi rahatsız etmek istemezdim ama hemşire yönlendirdi” dedi. Muayene ettim ayrılırken “Günaydın” dedi. O kadar şeker ki… 3 defa karşılaştım, üçünde de enerjimi, ruh halimi, enerjimi 1-2 kelime ile yükseltmişti. Demem o ki, basit bir selam, söz yanınızdaki insanı mutlu edebilir, aradaki bağları geliştirebilir.