Staj sigortası emeklilikte başlangıç sayılmalı
"Staj ve çıraklık dönemlerinin emekliliğe esas sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi önemli bir adım olacaktır.
Genç yaşta çalışma hayatına atılan insanların haklı beklentileri karşılanmalıdır."
Şahzade Demir| Gaziantep Milletvekilimiz
BU NASIL SADECE EĞİTİM?
Çıraklık Sözleşmesi Kendi Gerçeğini Açıklıyor
Çırak ve stajyerler yıllardır “öğrenci” kabul ediliyor; işyerinde geçirdikleri süreler ise emekliliğe esas sigortalılık başlangıcında dikkate alınmıyor. Gerekçe hep aynı:
“Onlar çalışmadı, yalnızca eğitim aldı.”
Peki Millî Eğitim Bakanlığının çıraklık sözleşmesi gerçekten yalnızca bir eğitim ilişkisini mi düzenliyor?
Sözleşmenin hükümlerine baktığımızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Metin, çırağın işyerinde yalnızca meslek öğrenmesini değil; çalışmasını, iş düzenine uymasını, işe devam etmesini, üretim araçlarını kullanmasını ve işyerindeki tehlikelere maruz kalmasını düzenliyor.
Eğitim Alan Bir Öğrenci Neden Koruyucu Ekipmana İhtiyaç Duysun?
Sözleşmenin 4. maddesinde çırağa:
-İşe giriş sağlık muayenesi yapılacağı,
-Periyodik sağlık muayenelerinden geçirileceği,
-İşyerinin tehlike sınıfına göre iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verileceği,
-İşin gerektirdiği kişisel koruyucu donanımların sağlanacağı,
-Koruyucu donanımların kullanılmasının takip edileceği,
-İş kazası ve meslek hastalığı riskinden işverenin sorumlu olacağı
açıkça yazıyor.
Burada sorulması gereken soru çok basittir:
Sınıfta oturan, yalnızca ders dinleyen veya ustasını uzaktan izleyen bir öğrenciye neden baret, eldiven, koruyucu gözlük, maske, iş ayakkabısı ya da emniyet kemeri verilsin?
Neden işe giriş muayenesi yapılsın?
Neden işyerinin tehlike sınıfına göre özel eğitim alsın?
Neden iş kazası ve meslek hastalığı ihtimali sözleşmeyle düzenlensin?
Çünkü bu çocuk yalnızca sınıfta eğitim almıyor. Üretim alanına giriyor; makinelere, araçlara, elektrik sistemlerine, kimyasal maddelere, yüksekten düşme tehlikesine ve işyerinin diğer risklerine fiilen maruz kalıyor.
Koruyucu ekipman hükmü, çırağın işyerindeki tehlikeli üretim ortamının içinde bulunduğunun sözleşmedeki açık kabulüdür.
Elbette uygulamalı mesleki eğitim de koruyucu ekipman gerektirebilir. Ancak mesele yalnızca koruyucu ekipman değildir. Sözleşmenin diğer hükümleriyle birlikte okunduğunda ortaya açık bir çalışma düzeni çıkmaktadır.
Sözleşme “Çalıştırmak” Diyor
Sözleşmenin 9. maddesinde işverenin görevi şöyle tanımlanıyor:
“Çırağı mesleği ile ilgili işlerde çalıştırmak.”
Dikkat edelim: “İşi göstermek”, “uygulama yaptırmak” veya “gözlem yapmasını sağlamak” denilmiyor. Doğrudan “işlerde çalıştırmak” ifadesi kullanılıyor.
Başka maddelerde ise:
“İşine gitmemesi”,
“İşyerinde çalışmış çıraklar”,
“Farklı bir işyerinde çalıştığının tespit edilmesi”,
“Ustaların koyduğu iş düzeni”,
“İşe başlama saati”,
“İş bitiş saati”
ifadeleri yer alıyor.
Bunlar yalnızca okul ve eğitim kavramları değildir. Bunlar çalışma hayatının, iş organizasyonunun ve işverenin yönetim hakkının kavramlarıdır.
Haftada Bir Gün Eğitim, Diğer Günler Ne?
Sözleşmede teorik eğitim için haftada bir gün ücretli izin verileceği belirtiliyor.
Peki haftanın diğer günlerinde ne yapılıyor?
Çırak;
işyerine gidiyor, belirlenen saatte işe başlıyor, işverenin ve ustanın talimatlarına uyuyor, makine ve araçları kullanıyor, işyerinin üretim düzenine katılıyor, yaptığı iş nedeniyle tehlikeye maruz kalıyor ve bunun karşılığında ücret alıyor.
Üstelik işe gelmediğinde sözleşmesinin feshedilmesi dahi söz konusu olabiliyor.
Bütün bunlara rağmen çocuğun yalnızca “öğrenci” olduğunu söylemek, sözleşmenin kendi hükümleriyle çelişmektedir.
Adına Değil, Yapılan İşe Bakılmalıdır
Bir ilişkinin gerçek niteliği yalnızca sözleşmenin başlığına bakılarak belirlenemez. Belgenin üzerine “çıraklık eğitimi” yazılması, işyerinde yapılan fiilî çalışmayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Asıl bakılması gereken şudur:
Çırağa gerçekten planlı ve denetlenebilir bir mesleki eğitim mi veriliyor, yoksa çırak işyerinin günlük üretiminde normal bir çalışanın yerine mi kullanılıyor?
Eğer çocuk:
-Sipariş yetiştiriyorsa,
-Seri üretime katılıyorsa,
-Sürekli ve tekrarlanan işleri yapıyorsa,
-İşyerindeki işçi açığını kapatıyorsa,
-Vardiya ve mesai düzenine tabi tutuluyorsa,
-Üretim hedeflerine göre çalıştırılıyorsa,
-Tehlikeli makine ve ekipmanları kullanıyorsa,
-İşverenin emir ve denetimi altında ekonomik değer üretiyorsa,
orada artık yalnızca eğitimden söz edilemez.
Eğitim geri planda, üretim ön plandaysa sarı çizgi aşılmıştır.
Risk Var, Kaza Var; Ama Emeklilik Hakkı Yok!
Sistem çırağı iş kazası geçirebilecek kadar çalışan kabul ediyor.
Meslek hastalığına yakalanabilecek kadar işyerinin içinde görüyor.
Koruyucu ekipman kullanacak kadar tehlikeye yaklaştırıyor.
İşe giriş ve çıkış saatlerine uyacak kadar çalışma düzenine bağlıyor.
Ücret ödenecek kadar emeğinden yararlanıyor.
Fakat sıra emekliliğe esas sigortalılık başlangıcına geldiğinde:
“Sen öğrenciydin, çalışmadın.”
diyor.
İşte asıl büyük çelişki budur.
Bir insan aynı faaliyet nedeniyle iş kazası geçirdiğinde çalışan gibi değerlendiriliyor; fakat emeklilik hakkı söz konusu olduğunda öğrenci sayılıyorsa burada hukuki, sosyal ve vicdani bir tutarsızlık vardır.
Sözleşme Gerçeği Saklamıyor
Çıraklık sözleşmesinin kendi hükümleri bir zincir oluşturuyor:
İşe giriş muayenesi, tehlike sınıfı, koruyucu ekipman, çalışma saatleri, ücret, devam zorunluluğu, işveren talimatı, üretim araçları, iş kazası ve meslek hastalığı…
Bu zincirin adı yalnızca eğitim değildir.
Bu, eğitimle birlikte yürütülen fiilî çalışmadır.
Hiç kimse çırağın mesleki eğitim almadığını söylemiyor. Söylediğimiz şudur: Eğitim ile fiilî çalışma aynı anda gerçekleşebilir. Çırak hem öğrenci olabilir hem de emeğiyle üretime katılabilir. Öğrenci statüsü, ortaya konulan emeği ve işyerinde geçen gerçek çalışma süresini yok saymanın gerekçesi olamaz.
Çocuklarımız işyerinin bütün tehlikelerine maruz bırakılıyor, üretimin içine sokuluyor ve kimi zaman bu işyerlerinde hayatlarını kaybediyor.
Madem risk gerçek,
madem iş kazası gerçek,
madem üretim gerçek,
madem emek gerçek;
o hâlde sigortalılık da gerçek kabul edilmelidir.
Eğitim geri planda, üretim ön plandaysa bunun adı yalnızca çıraklık eğitimi değildir.
Sözleşme gerçeği zaten yazmıştır: Bu çocuklar işyerinde çalıştırılmıştır.
Bir çırak işyerinde çalışırken iş kazası geçiriyorsa, o anda yaptığı şey eğitim mi, çalışma mı ?
Eğer çalışma ise sosyal güvenlik hakkı neden tam olmasın ?
Yargı Kararını Verdi TBMM
#StajyerçırağaTamGüvence
SGK SORMUŞ: “ADAY ÇIRAK NEDİR?”
SGK’YA CEVAPTIR:
Sizin mevzuattaki tanımınıza göre “öğrenci”; işyerindeki gerçeğe bakıldığında ise çoğu zaman ucuz iş gücü olarak kullanılan çocuktur!
Aday çırak; üretime sokulan, işverenin emir ve talimatlarıyla çalışan, tehlikeli işlerin ortasında bırakılan; iş kazası geçiren, uzvunu kaybeden, malul kalan, hatta hayatını kaybeden çocuktur.
Eğitim adı altında üretimin içinde çalıştırılan; kimi zaman mesai saatleri dışında, hafta sonlarında, tatil ve resmî bayram günlerinde dahi işyerine gönderilen çocuktur.
İş kazası ve meslek hastalığı söz konusu olduğunda kısa vadeli sigorta kapsamında, SGK istatistiklerinde ve aktüeryal dengelerde aktif sigortalı; emeklilik hakkına gelince ise “öğrenci” denilerek sigorta başlangıcı geçersiz sayılan, emeklilikte bu çalışmaları gözükmeyen çocuktur.
Tanım paylaşmakla sosyal güvenlik sağlanmaz @sgksosyalmedya. Vefat eden ailelerin , uzvunu kaybeden veya malul kalan aday çırakların yanında sizleri göremeyen ve sosyal medyalarınızda yanında olmadığınız çocuktur.
Sonuçta;
SGK, bu çocukların 4/a kapsamında sigortalı sayıldığını tüm istatistiklerde kendisi açıklıyor.
Madem 4/a’lıdır,
madem kendisine sigorta sicil numarası verilmiştir, madem adına prim ödenmiş ve aktif sigortalı kabul edilmiştir;
o zaman, yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları bakımından neden yok sayılmaktadır?
Tavsiyemiz;
Bugüne kadar yanlarında olmadığını görüyoruz; hiç olmazsa geride kalan ailelerinin sesini duymalısınız, acılarını paylaşmalısınız ve tüm çırak ve stajyerlerin haklarını teslim etmelisiniz.
Çocukların emeğini istatistiklerinize yazıp geleceklerini görmezden gelmemelisiniz.
İşe gitmeden iş kazasında öldü öğrenci dediniz
1 ğün babası SGK yatırdı emekli dediniz
Avrupa ekonomisine katkıda bulunanı baş tacı yaptınız Türkiye ekonomisi ne katkı bulunana da öğrenci dediniz
@Akparti@MHP_Bilgi Erenler Yok Olmasın
Yargıda Başlangıç
#StajyerçıraklıkTBMMye
15 Yaşındaki MESEM'li Öğrenci Hayatını Kaybetti
Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde bir firmada stajyer olarak çalışan öğrenci Eren Gündoğdu, inşaatta kablo çektiği sırada elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.
Bu yıl tespit edebildiğimiz 51. çocuk işçi ölümü..
Eren Gündoğdu..
15 yaşında, elektrikçide çalışan MESEM'li stajyer öğrenci/işçi..
Tekirdağ Çerkezköy'de bir inşaatta kablo çekerken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.. #ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
Sayın Selçuk Türkoğlu’na geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz.
@YS_Turkoglu
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
Çırakların emeklilik hakkı meselesi
📌 Türkiye’de sosyal güvenlik hakkı ve emeklilik sistemi baştan aşağı sorunlu bir sistem.
📌 Çırakların durumu özellikle adaletsizlik içermektedir. Mevzuat gereği aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilerin uzun vadeli sigorta primleri ödenmediğinden, çıraklıkta geçen süreleri emekliliğe esas sigortalılık başlangıç tarihi sayılmamaktadır.
📌 Çıraklık yapan, çırakların çalıştığı iş yerinde çalışan, çırak çalıştıran herkesin tanık olduğu ve bildiği gibi tüm çıraklar ağırlıklı olarak üretime yönelik işlerde çalıştırılmaktadır. Bu nedenle uzun vadeli sigorta primleri de ödenmelidir.
📌 Ancak bu gerçeğe rağmen sigortalılık başlangıç tarihini dava yoluyla geriye çekmek, istisnai durumlar dışında, 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle mümkün olmamaktadır.
📌 Çıraklık yaptığı yerde sonradan sigortalı olarak çalışmaya devam eden ve fiilen eğitim görmeyip işçilik yapan, son işten çıkış tarihinden sonra 5 yıl geçmemiş olan kişilerin dava yoluyla emeklilik hakkına kavuşması için hukuk mücadelesine girişmesi doğru olacaktır. Bu kişiler istisnayı oluşturmaktadır.
📌 Milyonlarca kişinin yaşadığı haksızlığı giderecek olan yasal düzenlemedir. Fiili durum, yani çırakların, MESEM öğrencilerinin eğitim görmeyip doğrudan üretimde, üretime yardımcı işlerde çalıştığı dikkate alınarak 5510 sayılı Yasa’nın 5’inci maddesinin değiştirilmesi gerekir.
Yazının tamamı👇
Çırakların emeklilik hakkı meselesi
'milyonlarca kişinin yaşadığı haksızlığı giderecek olan yasal düzenlemedir. Fiili durum, yani çırakların, MESEM öğrencilerinin eğitim görmeyip doğrudan üretimde, üretime yardımcı işlerde çalıştığı dikkate alınarak 5510 sayılı Yasa’nın 5’inci maddesinin değiştirilmesi gerekir.'
✒️ Ahmet Ergin (@avahmetergin) yazdı
https://t.co/4O7DRY6vEx
📢 İSPAT ATLASI'NDA ÖNCELİK ALMAK İÇİN YAZIN!
Çıraklık veya stajınızı nerede, hangi sektörde ve hangi işi yaparak geçirdiniz?
🏭 Fabrikada mı?
🏦 Bankada mı?
📊 Muhasebecide mi?
🔧 Tornacıda mı?
🚗 Oto tamircisinde mi?
✂️ Berber/kuaförde mi?
🏨 Otelde mi?
🏗️ İnşaatta mı?
Yoksa başka bir sektörde mi?
YORUMA SEKTÖRÜNÜZÜ VE YAPTIĞINIZ İŞİ YAZIN.
Elimizdeki 274 Yargıtay kararının sektörel dağılımını ayrıca çıkaracağız.
Sizlerden gelen bildirimler ise bize hangi sektörlere önce yoğunlaşmamız gerektiğini gösterecek.
Örneğin 50 tornacı, 40 berber, 30 muhasebe çalışanı bildirimde bulunursa, mağdur yoğunluğunun fazla olduğu alanları İSPAT ATLASI'NDA ÖNCELİKLİ çalışacağız.
Çünkü her sektörün “SARI ÇİZGİSİ” farklıdır:
Eğitim nerede bitti?
Fiilî çalışma ve üretim nerede başladı?
Bunu hangi delillerle ispatlayabilirsiniz?
ÇOĞUNLUKTAYSAN, ÖNCELİKLİ ÖĞREN!
Sektörünü yaz → Yoğunluğu görelim → Öncelik sırasını birlikte belirleyelim.
⚠️ T.C. kimlik numarası, SGK sicil numarası, telefon, adres gibi kişisel bilgilerinizi yazmayın.
99 sektörün İspat Atlası hazırlanacak.
En fazla bildirimin geldiği sektörler önce çalışılacak.
KISA BİR NOT 📌
Son günlerde yargıtay kararlarından sonra çok sayıda mesaj, yorum ve soru geliyor. Hepsini görüyorum ancak herkese tek tek cevap verebilmem maalesef mümkün değil.
Bu nedenle yanıt verirken hesabımı ve çalışmalarımızı düzenli takip eden gerçek mağdurlara öncelik vermeye çalışıyorum.
Burada özellikle bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek isterim:
AMAÇ TAKİPÇİ KASMAK DEĞİLDİR.
Takipçi sayısını artırmak gibi bir kaygım yok.
Mesele; iletişimin devamlılığını sağlayabilmek, daha önce kiminle ne konuştuğumuzu takip edebilmek ve gerçekten mağduriyet yaşayan kişilerle sağlıklı bir iletişim kurabilmektir.
Ayrıca mümkün olduğunca hesabın gerçek bir mağdura mı ait olduğunu, yoksa troll/sahte bir hesap mı olduğunu anlamaya çalışıyorum.
Çünkü çırak–staj yargı kararları, İspat Atlası ve diğer çalışmalarımız ciddi zaman ve emek gerektiriyor. Bu sınırlı zamanı mümkün olduğunca gerçekten bilgiye ve desteğe ihtiyacı olan insanlara ayırmak istiyorum.
Takip etmeyen hesaplarla iletişimin devamını ve önceki yazışmaları izlemek de güçleşiyor. Bu nedenle bu hesaplardan gelen her soruya cevap veremeyebilirim.
Lütfen bunu kişisel algılamayın.
Kimsenin beni takip etme mecburiyeti olmadığı gibi, benim de binlerce mesajın tamamına yetişebilmem mümkün değil.
Takipçi değil, sağlıklı iletişim;
sayı değil, gerçek mağdur;
gösteriş değil, sonuç peşindeyiz.
Anlayışınız için teşekkür ederim.
Mağduriyetleri gidermek için maliyet hesabı yapılmaz!
Yargıtay’ın kararı üzerine iş mahkemesinde başlatılan süreç, staj ve çıraklık sürelerinin iş girişi olarak sayılmasıyla sonuçlanmalıdır!
Mağduriyetin sebebi çalışanlar değil Çalışma Bakanlığı’dır.
@CirakStajFED@SamsunDernekCSM
#MahkemeStajyerçıraktanYanaYaSiz
Yargıtay emsal niteliğinde bir karara imza attı Çıraklık döneminde sadece getir-götür yapmyıp ustalarla birlikte fiilen üretimde çalışanların talepleri haklı buldu Mahkeme tanık ifadelriyle fiili çalışmyı tespit edrek sigortalık başlngıcını 18 yaşını doldrduğu tarih olrk belirldi